Çarşamba9 Eylül 202613:09İSTPİYASAAÇIK
GündemÖne çıkan

Karadeniz'de petrol sondajı başlıyor: Bakan Bayraktar o bölgeye işaret etti

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Karadeniz’deki mevcut doğal gaz üretim kapasitesini bu yıl iki, 2028'de ise dört katına çıkarma hedefleri doğrultusunda, derin deniz sondaj filosunun kapasitesinin artırıldığını ve Batı Karadeniz'de petrol arama hedefli yeni bir sondaj operasyonuna yakın zamanda başlanacağını açıkladı.

İstanbul Ticaret Gazetesi

Yayınlanma

Paylaş
Karadeniz'de petrol sondajı başlıyor: Bakan Bayraktar o bölgeye işaret etti

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Karadeniz’deki doğal gaz üretim kapasitesini bu yıl iki, 2028’de ise dört katına çıkarma hedefleriyle birlikte Batı Karadeniz'de petrol hedefli yeni bir sondaja başlanacağını açıkladı. Türkiye’nin enerji merkezli küresel vizyonu kapsamında ayrıca, Katar gazının boru hattı aracılığıyla Türkiye üzerinden Avrupa'ya ulaştırılmasına yönelik çalışmaların sürdüğünü vurguladı.

Bakan Bayraktar'ın açıklamalarından öne çıkan başlıklar şöyle:
COP31 çok büyük bir organizasyon ve çok önemli bir hedef için çalışan organizasyon. Küresel ısınma, iklim değişikliği ile mücadele aslında 1992’den itibaren çok daha kurumsal bir şekilde dünyanın BM çatısı altında uğraştığı bir konu. 1992’den bugüne gelene kadar yaklaşık 34 yıllık bir süreç yaşanmış. Bu süre içerisinde Kyoto anlaşmalarından Paris Anlaşması’na kadar geçen süreçler ve gelinen nokta itibarıyla Antalya, çok önemli bir zaman diliminde bu mücadele için ev sahipliği yapıyor. İklim değişikliği ile mücadelede altın yılları yaşıyoruz.

Küresel ısınmayı 1,5 derecede sınırlandırmak için dünyanın çok ciddi kararlar alması lazım. Her COP’ta farklı ülkelerin farklı hedefleri açıkladığı süreçleri yaşıyoruz ama özellikle İklim Değişikliği Başmüzakerecimiz ve Başkanımız, Çevre Bakanımız Murat Kurum’un vurguladığı gibi Türkiye’nin COP31’de vermek istediği mesaj artık taahhütten aksiyona geçelimdir. Artık aksiyon alalım ki bu emisyonları sonlandıralım ve küresel ısınma hedefini tutturalım.

En büyük baskı açıkçası zaman. İklim değişikliğiyle ilgili bir şeyler yapmak istiyorsak zaman geçiyor ve her yıl bizim emisyonlarımız artıyor. Tam tersine düşmesi gerekirken, dolayısıyla böyle bir süreçte COP31’e gidiyoruz. İklim diplomasisi açısından bence iki zorlukla karşı karşıyayız. Genel resimden bahsediyorum. Enerjiye biraz sonra geleceğim…

Küresel olarak iki önemli sıkıntıyla karşı karşıyayız. Çok büyük bir enerji krizi yaşıyoruz. Hürmüz, 100 doların üstüne çıkan petrol fiyatı gördük. 2026 yılı kömürümün tekrar arttığı bir yıl olarak dünyada yaşanıyor. Dolayısıyla öyle bir enerji krizi yaşarken, iklim gündemini önceliklendirmek ve iklim gündemiyle alakalı daha temiz, daha çevreci enerjiye sahip olalım demek, iklim diplomasisi açısından zor bir süreç.

İkinci zorluğu bana göre, çok önemli emisyon üreten ülkelerden bir tanesi ABD’nin öncelikleri arasında iklim müzakeresi veya iklim değişikliği yok. Dolayısıyla bu da işi zor kılan unsurlardan bir tanesi.

Tüm bunlara rağmen Antalya Zirvesi’nin başarılı olacağını düşünüyorum. Önemli kararlar alınacak. Çok iddialı bir şekilde ortaya koyduğumuz hedeflerden bir tanesi 2035’te yüzde 35 elektrikleşme hedefi. Bunu başarabilirsek bu çok önemli bir çıktı olur.

Türkiye çok önemli bir ev sahipliği yapacak. 100 bin insanı bekliyoruz bu konuda çalışan. Akademisyenler, 9-20 Kasım, tüm dünyanın gözü burada olacak. Türkiye açısından bu, “Taahhütten aksiyona geçme işinde Türkiye ne yapacak?” sorusunu bizim ortaya koymamız lazım. Bununla ilgili Enerji Bakanlığı olarak çok ciddi bir hazırlık yapıyoruz.

"DOĞALGAZ TÜRKİYE İÇİN OLMAZSA OLMAZ"
Doğalgaz Türkiye ekonomisi için çok önemli bir yakıt çünkü biz doğal gazı hem evlerimizde kullanıyoruz hem de ortaya koyduğumuz, Cumhurbaşkanımızın 2002’den bugüne kadar… Aslında bu, iklim politikamızın da bir yansıması. Doğalgaz demek, daha az emisyon ile daha çevreci, temiz bir yakıtın şehirlerimizde kullanılması gerek. Türkiye’nin hava kalitesi 2000’lere, 90’lara göre çok daha iyi bir seviyede. Bunu tüm şehir ve ilçelerimizde, OSB bölgelerimizde, neredeyse köylerimizde… Cumartesi Hakkari’deydik. Hakkari’de doğal gazın gitmediği 3 ilçe kaldı. Oraları 2027 programına aldık. Konutlarımızda yoğun olarak kullandığımız, iklimle alakalı önemli hedeflerimizi oluşturan bir yakıt. Sanayimizin çok ciddi ihtiyacı var. Elektrik üretiminde de kullanıyoruz. Doğalgaz Türkiye için olmazsa olmaz bir yakıt. Doğalgaz konusunda büyük oranda dışa bağımlıydık. Dolayısıyla biz doğalgazla alakalı kapsamlı, bütüncül bir strateji ile özellikle 2016 yılından sonra Milli Enerji ve Maden Politikası’nda bir taraftan aramaya odaklandık. Bahsettiğiniz Karadeniz gazı o stratejinin bir sonucudur.

Biz 2016’dan sonra Kuzey Amerika kaynaklı önemli bir LNG bolluğunun geldiğini gördük. Geleceğini gördük ve bununla alakalı altyapımızı geliştirmeye başladık. Gazlaştırma tesisi kapasitemizi 5 kat artırdık. Hedeflimizde Türkiye’nin gazlaştırma günlük kapasitesini 200 milyon metreküpe çıkarmak var.

"KARADENİZ GAZINDA ÜRETİM KAPASİTESİNİ BU SENE 2 KATINA ÇIKARIYORUZ"
Boru hatları, komşularımızla olan bağlantıları artırmayı hedefliyoruz. Burada, geçtiğimiz yıl mesela önemliydi. Nahçıvan’a Türkiye üzerinden doğalgaz hattı bağladık. Suriye’ye ağustos ayı itibarıyla 1 senesi doldu, doğal gaz hattını bağladık ve Suriye’ye ihracatımız devam ediyor. Avrupa’ya ihracatımız var. Dolayısıyla Türkiye bir taraftan giriş kaynaklarını farklılaştırarak, farklı ülkelerden farklı ve bol miktarda doğal gazı getiriyoruz. Bir taraftan bunun ihraç alternatiflerini geliştiriyoruz. Karadeniz gazı, dediğim gibi, en önemli projemiz. Orada bu sene kritik bir yıl. İnşallah bu yıl bitmeden üretimi 2 katına çıkarıyoruz. Var olan rezervin üretimini, 4 milyon haneye yetecek doğalgazı 8 milyon eve yetecek hale getiriyoruz. 2028’de bu hedefi 4 katına çıkarıyoruz ve toplamda Türkiye yılda 16-17 milyar metreküp, yani bizim neredeyse Rusya’dan aldığımız gaz kadar, 20-22 milyar metreküplerde alıyoruz. Onun yüzde 80’i kadar gazı kendi sahamızda, Karadeniz’de üretir hale geleceğiz 2028 yılında.

Bağlantısallığı artırmaya çalışıyoruz. Katar’a diyoruz ki doğal gazın alternatif bir çıkış güzergâhını boru hattıyla, Türkiye üzerinden Türkiye ve Avrupa’ya gaz götürecek şekilde bağlayalım.

KARADENİZ'DE PETROL ARAMALARI YAKINDA
"Şimdi petrol, doğalgaz arama işinde bir taraftan bulduğumuz rezervlerin üretime geçmesiyle alakalı bir süreç yaşıyoruz. Gemilerimiz yoğun bir şekilde buna çalışıyorlar. Bir taraftan da şimdi 6’ya çıkardık biliyorsunuz, derin deniz sondaj filomuzu, gemi sayımızı. Bunların bir tanesi Somali’de şu anda çalışıyor. Bir diğeri de Karadeniz’de bu üretim geliştirme programının yanı sıra yeni sahalar, Batı Karadeniz ve Orta Karadeniz’de ve Doğu Karadeniz’de tespit ettiğimiz sahalarda yeni sondajlar yapıyor. Dolayısıyla bir taraftan da mevcut rezervlerimize yeni rezerv katmaya çalışıyoruz. Hem doğalgazda hem de olursa tabii…

Önümüzdeki günlerde petrol hedefli, ümit ediyorum öyle olur, bir sondaja başlayacağız. Biraz uzun sürecek, zor bir sondaj ama Batı Karadeniz’de petrol hedefli bir sondaja yakın zamanda başlayacağız.

DÜNYAYA GAZ ARZINA KATKI SAĞLAYACAK ADIM
Bütün bunlar bölgesel ama küresel etkisi olan projeler. Bugün Katar doğalgazının, Katar LNG’sinin dünya piyasalarına, özellikle onların hedef piyasası Doğu Asya, yani Kore-Japonya-Çin. O havzaya hitap eden bir tedarik kaynağı Katar LNG’si. Oraya gidemiyor olması, dünyada şu anda pandemi sonrasında en yüksek doğal gaz fiyatlarını Avrupa’da görmeye başladık.

Küresel etkisi olan bir konudan bahsediyoruz. Bizim geliştirmeyi düşündüğümüz, Katar gazını Türkiye üzerinden Türkiye ve Avrupa’nın bir kısmına götürme projesi, dünyada gaz arzına önemli bir şekilde katkı sağlayacak konulardan bir tanesi. Dolayısıyla fiyatlarda herkesin rahatlayacağı bir durum.

Bütün bunlar bölgesel ama küresel etkisi olan projeler. Bugün Katar doğalgazının, Katar LNG’sinin dünya piyasalarına, özellikle onların hedef piyasası Doğu Asya, yani Kore-Japonya-Çin. O havzaya hitap eden bir tedarik kaynağı Katar LNG’si. Oraya gidemiyor olması, dünyada şu anda pandemi sonrasında en yüksek doğal gaz fiyatlarını Avrupa’da görmeye başladık.

Küresel etkisi olan bir konudan bahsediyoruz. Bizim geliştirmeyi düşündüğümüz, Katar gazını Türkiye üzerinden Türkiye ve Avrupa’nın bir kısmına götürme projesi, dünyada gaz arzına önemli bir şekilde katkı sağlayacak konulardan bir tanesi. Dolayısıyla fiyatlarda herkesin rahatlayacağı bir durum.

TÜRKİYE'DEN AVRUPA'YA GÜNDE 2,5 MİLYON VARİL PETROL SEVKİYATI HEDEFİ
Kuveyt’ten de bahsetmek lazım. Kuveyt de Hürmüz’de bir anlamda kilitlenmiş durumda. Kuveyt’in günde ürettiği 2 milyon varil, Irak’ta 4 milyon. Irak Başbakanı buraya geldiğinde, biz bunu 6-7 milyon varile ulaştırmak istediğini söylediği noktada, Körfez ülkeleri için, Suriye de olabilir, Türkiye’de zaten altyapımız hazır. Bu üretimin, Irak özelinde söyleyeyim, Irak’ın 3 milyon, Kuveyt’in 2 milyon varilini alsanız, bunun bir kısmının, Hürmüz’ün sonsuza kadar kapalı olmayacağı bir dünyayı düşünürsek, yüzde 50’sini biz hedefleyelim. 5 milyon varilin yarısı, 2,5 milyon varil rahatlıkla Türkiye üzerinden Avrupa’ya gidebilir.

'ORTA ASYA ELEKTRLİĞİNİ KOMŞULARA TAŞIMA HEDEFİ'
Elektrikte çeşitlendirme stratejisini elektrik için de söylüyoruz. Azerbaycan-Gürcistan üzerinden Türkiye’ye bir proje, hatta onu Azerbaycan’ın doğusuna da geçirerek Orta Asya Türk Cumhuriyetleri’ni de işin içine katarak oradan üretilecek elektriği bu bölgeye getirmeyi hedefliyoruz. Bağlantısallık anlamında biz tüm komşularımızla, Bulgaristan ve Yunanistan dahil olmak üzere, buralarla bağlantı kapasitemizi artırma hedefindeyiz. Çünkü dünyada elektrik talebinin çok yoğun bir şekilde artacağı döneme doğru gidiyoruz. Bunu Türkiye için de söylüyoruz. Belli faktörler var, elektrik talebini artıran. Şehirleşme artıyor. Zaten bir büyüme var. Bir taraftan da yeni alanlar, yapay zeka, elektrikli araçlar, soğutma kaynaklı çok büyük bir elektrik talebi Türkiye’de geliyor. Belki önümüzdeki süreçte, bizim program ve planlarımızda var, deniz suyunu arıtmayla alakalı bir elektrik talebi Türkiye’de öngörüyoruz. Su elde etmek için deniz suyu kullanma. Yine iş COP ve iklim değişikliğiyle mücadeleye geliyor. Tüm bunları koyduğumuzda muazzam bir elektrik talebi var. Bunu üretmemiz gerekiyor. Bir taraftan da bu elektriğin farklı yerlerde üretilmesi, orada daha çok olan elektriğin ihtiyaç olan yerlere gelmesi için bu bağlantı hatlarına ihtiyaç var. Sadece elektrik iletim tarafında 2035’e kadar 30 milyon dolarlık yatırıma ihtiyaç var.