Cuma28 Ağustos 202610:40İSTPİYASAAÇIK

İK’nın rotası yeteneğe dönüyor

Yapay zeka ve dijitalleşme, şirketlerin çalışan seçiminde teraziyi değiştiriyor. Diploma ve deneyim hâlâ önemli ancak artık tek başına yeterli görülmüyor. Yeni dönemde öne çıkan; mesleğini bilen, teknolojiyi kullanabilen, yeni beceriler kazanabilen ve değişen işlere hızla uyum sağlayabilen çalışanlar olacak. Bu değişim, insan kaynaklarının da klasik personel yönetiminden daha geniş bir yetenek ve beceri yönetimine doğru ilerlediğini gösteriyor.

Yayınlanma

Paylaş
İK’nın rotası yeteneğe dönüyor

İŞ dünyasında uzun yıllar boyunca denklem basitti. Bir pozisyon açılır, o pozisyonun istediği eğitim ve deneyime sahip aday aranırdı. Çalışanın kariyeri de büyük ölçüde unvanlar ve görev tanımları üzerinden ilerlerdi. Şimdi bu denklem değişiyor. Teknolojinin işin içine daha fazla girmesiyle şirketlerin ihtiyaç duyduğu becerilerin ömrü kısalıyor. Birkaç yıl önce aranmayan bir yetkinlik bugün vazgeçilmez hale gelebiliyor; eskiden önemli görülen bazı bilgiler ise kısa sürede eskiyebiliyor. Bu yüzden şirketler bir adayın yalnızca bugünkü işi yapıp yapamayacağına değil, yarının işine ne kadar hızlı uyum sağlayabileceğine de bakmaya başladı.

YETENEK AÇIĞI BÜYÜYOR

Türkiye’de işverenlerin yaşadığı en önemli sorunlardan biri, ihtiyaç duydukları nitelikte çalışanı bulabilmek. ManpowerGroup’un 2026 Yetenek Açığı Araştırması’na göre Türkiye’deki işverenlerin yüzde 78’i uygun yeteneğe ulaşmakta zorlanıyor. Küresel ortalama yüzde 72. En yüksek sıkıntı ticaret ve lojistikte yaşanıyor. Bu sektörlerde işverenlerin yüzde 89’u aradığı yeteneği bulmakta güçlük çekiyor. Marmara Bölgesi’nde ise bu oran yüzde 82’ye ulaşıyor. Şirketler bu açığı yalnızca yeni işe alımlarla kapatmaya çalışmıyor. Mevcut çalışanı eğitmek, ona yeni bir beceri kazandırmak ve farklı bir göreve hazırlamak giderek daha fazla başvurulan bir yol haline geliyor.

DİPLOMA TEK ÖLÇÜ DEĞİL

İşe alımda diploma önemini kaybetmiş değil. Ancak adayın hangi okuldan veya bölümden mezun olduğunun yanına, doğrudan yapabildiği işler de ekleniyor. OECD’nin 2026’da yayımladığı  A Skills-First Labour Market çalışması, beceri öncelikli işe alımın giderek daha fazla gündeme geldiğini ortaya koyuyor. Bu yaklaşımda iş ilanı hazırlanırken önce o iş için gerçekten gerekli beceriler belirleniyor. Adayın bu becerilere sahip olup olmadığı ise mülakat, test veya uygulamalı değerlendirmelerle ölçülüyor. Bu yöntem özellikle farklı alanlardan gelen çalışanlar için yeni kapılar açabilir. Belirli bir bölümden mezun olmadığı halde işi yapabilecek donanıma sahip bir aday, klasik eleme sisteminde kolaylıkla gözden kaçabiliyor. İşverenler de bunun farkında. Eğitim geçmişine bakmak kadar adayın elinden ne geldiğini ölçmeye çalışıyorlar.

HERKES YAZILIMCI OLMAYACAK

Dijital beceri denildiğinde ilk akla gelen meslekler bilişim ve yazılım olsa da değişim çok daha geniş bir alana yayılıyor. Muhasebeciden hukukçuya, satış uzmanından üretim çalışanına kadar birçok meslekte teknoloji işin bir parçası haline geldi. Muhasebecinin veriyi okuyabilmesi, satış personelinin dijital analiz araçlarından yararlanması, üretimde çalışan bir kişinin otomasyon sistemleriyle uyum içinde çalışması artık mesleğin dışındaki beceriler sayılmıyor. Yapay zeka da bu tabloya hızla ekleniyor. Türkiye’de bulunması zor teknik yetkinlikler arasında yapay zekâ okuryazarlığının da yer alması dikkat çekici. Buradaki mesele herkesin yapay zekâ uzmanı olması değil. Asıl değer, çalışanın kendi mesleğini yaparken bu araçlardan ne ölçüde yararlanabildiği ile anlaşılacak.  Bir hukukçunun hukuk bilgisinin, bir mühendisin mühendislik bilgisinin, bir finansçının finans bilgisinin yerini yapay zeka almayacak. Fakat mesleki bilgi ile yeni teknolojiyi bir araya getirebilen çalışan, aynı işi yalnızca geleneksel yöntemlerle yapan kişiden daha avantajlı hale gelebilir.

BECERİLERİN ÖMRÜ KISALIYOR

Dünya Ekonomik Forumu’nun Future of Jobs araştırması da bu değişimin hızına işaret ediyor. İşverenlere göre çalışanların bugün kullandığı temel becerilerin yüzde 39’u 2030’a kadar değişecek. Yapay zeka ve büyük veri, teknoloji okuryazarlığı, siber güvenlik gibi alanların önemi artarken analitik düşünme, yaratıcı düşünme, esneklik ve öğrenme isteği de listenin üst sıralarında bulunuyor. Bu iki grubun aynı anda öne çıkması önemli. İş dünyası yalnızca teknoloji kullanmayı bilen çalışan aramıyor; öğrendiğini yorumlayabilen, karşılaştığı sorunu çözebilen ve gerektiğinde çalışma biçimini değiştirebilen insanlara da ihtiyaç duyuyor. Bu nedenle “dijital beceri” artık tek başına teknik bir konu değil. Mesleki yeterliliğin içinde yeni bir katman haline geliyor.

İK’NIN MASASINDAKİ YENİ SORULAR

İnsan kaynakları birimlerinin klasik görevleri ortadan kalkmayacak. İşe alım yapılacak, performans ölçülecek, eğitim programları hazırlanacak, özlük işleri yürütülecek. Fakat masaya yeni sorular geliyor. Şirket içinde hangi beceriler var? Hangi alanlarda açık bulunuyor? Mevcut çalışanlardan hangisi başka bir göreve hazırlanabilir? Yeni bir ihtiyaç çıktığında dışarıdan işe alım yapmak mı daha doğru, yoksa kurum içinden bir çalışanı geliştirmek mi? Bu soruların cevaplanması için şirketlerin çalışanlarını yalnızca unvanları üzerinden tanıması yeterli değil. Bir satış uzmanı veri analizinde güçlü olabilir, bir mühendis yöneticilik potansiyeli taşıyabilir, farklı bir görevde çalışan biri dijital dönüşüm sürecine beklenenden daha fazla katkı sağlayabilir. Kurum içinde bu becerileri görebilen şirketler, yeni ihtiyaçlara daha hızlı cevap verebilir.

CV’DEN BECERİYE YENİ DÖNEM

‘Yetenek kaynakları’ bugün insan kaynaklarının yerine geçmiş yerleşik bir bölüm adı değil. Ancak iş dünyasının kullandığı dilin değiştiği açık. Yetenek yönetimi, beceri bazlı işe alım, yeniden beceri kazandırma ve kurum içi yetenek hareketliliği daha sık konuşuluyor. İsmin değişip değişmeyeceğini zaman gösterecek. Fakat insan kaynaklarının baktığı yer değişiyor. Önümüzdeki yıllarda şirketler yalnızca “Kaç çalışanımız var?” sorusuna cevap aramayacak. Kimin ne bildiğini, hangi işi yapabileceğini, hangi beceriyi kazanabileceğini ve teknolojiyle nasıl çalıştığını da görmek isteyecek.

Diplomanın yanına beceri ekleniyor

İstanbul Ticaret Üniversitesi Kariyer Merkezi Müdürü Koray Uslu, işverenlerin yeni mezunlarda artık yalnızca diploma ve bölüm bilgisine bakmadığını, adayın bilgisini nasıl kullandığının ve çalışma hayatına ne ölçüde hazır olduğunun daha fazla önem kazandığını söyledi. Girişimcilik, iletişim, araştırma ve raporlama, takım çalışması, zaman ve stres yönetiminin yanı sıra teknolojik okuryazarlık, yapay zeka okuryazarlığı, veri analizi ve analitik düşünmenin de öne çıktığını belirtti. Gençlerin mezuniyet öncesinde kendilerine “Diğer adaylardan farkım ne?” sorusunu sorması gerektiğini vurgulayan Uslu, CV’de yer alan yetkinliklerin somut deneyimlerle desteklenmesi  gerektiğini kaydetti.

Yapay zeka insanın alternatifi değil

Uslu, “Buradaki mesele herkesin yapay zeka uzmanı olması değil; kendi mesleğinde bu teknolojiden nasıl yararlanacağını bilmesi. Yapay zekayı insanın alternatifi değil, yardımcısı olarak görmek gerek. Karar veren ve sorumluluğu üstlenen yine insan olmalı. Şirketler dışarıdan yeni yetenek aramak yerine mevcut çalışanlarının güçlü yönlerini keşfetmeye ve geliştirmeye daha fazla yönelecek. Geleceğin insan kaynakları yalnızca ‘Kimi işe alabiliriz?’ sorusuna değil, ‘Elimizdeki yetenekleri nasıl geliştirebiliriz?’ sorusuna da cevap vermek zorunda. Çalışanına yatırım yapan kurum, aslında kendi geleceğine yatırım yapar” dedi.

OSMAN KUVVET

OSMAN KUVVET

İstanbul Ticaret Gazetesi – Teknoloji Editörü