Hurda stratejik hammadde yarışının merkezine yerleşti
Yeşil dönüşüm, yapay zekanın artırdığı enerji ihtiyacı ve elektrikli araç üretimindeki yükseliş, hurdayı küresel sanayi rekabetinin merkezine taşıdı. Cevherden üretime göre yüzde 95’e varan maliyet avantajı sağlayan hurda; alüminyum, bakır ve çelikte stratejik hammaddeye dönüştü.

ABD, Çin ve Avrupa Birliği hurdayı ülkede tutmak ve tedarik güvenliğini sağlamak için yeni adımlar atarken, Türkiye’nin de geç kalmadan kapsamlı bir hurda politikası oluşturması gerekiyor. Uzmanlara göre ihracatın dengelenmesi, ithalatın kolaylaştırılması ve yerli sanayinin korunması kritik önem taşıyor.
Avrupa Birliği tarafından Yeşil Mutabakat kapsamında hayata geçirilen ve 1 Ocak 2026 tarihi itibarıyla mali yükümlülükleri devreye giren Sınırda Karbon Mekanizması Düzenlemesi, yapay zeka kaynaklı artan enerji ihtiyacı ve elektrikli otomobillerin artması, küresel hurda rekabetini gün geçtikçe hareketlendiriyor. Cevherden üretime göre yüzde 95’e varan oranda maliyet avantajı sağlayan hurdadan üretim için ülkeler hurda politikasını yeniden şekillendiriyor. Çeşitli nedenlerle stratejik bir hammaddeye dönüşen hurda için Çin 2021 yılına kadar uyguladığı ithalat yasağını kaldırdı ve Çin Gümrük İdaresi verilerine göre geçtiğimiz yıl Çin’in hurda ithalatı bir önceki yıla göre yüzde 108 arttı. ABD de yüksek vergilerle hurdayı ülkede tutmaya çalışırken Avrupa Birliği hurdanın ihracatını önemli ölçüde kısıtlama hazırlığında. Konunun uzmanlarına göre Türkiye de geç kalmadan hurda için politika önlemlerini hayata geçirmeli.
HAMMADDEYE ULAŞIM ZORLAŞIYOR
Türkiye, özellikle alüminyum ve bakır için sektör talebini karşılayabilecek kadar hammaddeye sahip değil. Her iki sektörde de cevher üretimi kısıtlı olduğu için Türkiye’nin hurdadan üretimi şart olarak görünüyor. İstanbul Maden ve Metal İhracatçıları Birliği’nden alınan bilgilere göre Türkiye’de üretilen alüminyum sektör ihtiyacının yaklaşık yüzde 4’ünü, bakır ise yaklaşık ancak 20’sini karşılıyor ve kalan kısmın ithalat yolu ile temin edilmesi gerekiyor.
Son yıllarda yaşanan coğrafi gelişmeler ve ülkelerin korumacı ticaret politikalarının yansıması olarak hammaddeye ulaşım ise gittikçe zorlaşıyor. Konunun uzmanlarına göre Türkiye’nin bu süreçte ihracatı kısıtlayıp ithalat adımlarını da kolaylaştırarak hammaddeyi ülkede tutması gerekiyor.
KRİTİK BİR ENERJİ BANKASI
Alüminyum hurdanın önemi özellikle elektrikli araçların yaygınlaşmasıyla tüm dünyanın markajında yer alıyor. Enerji politikalarını yenilenebilir kaynaklara göre şekillendiren ülkeler için de alüminyumun önemi gün geçtikçe artıyor.
Alüminyum sonsuz kez geri dönüştürülebilir olması özelliğiyle de biliniyor. Avrupa Alüminyum Birliği verilerine göre tüm dünyada şu ana kadar üretilen alüminyumun yüzde 75’i hâlâ piyasada bulunuyor. Bu özelliği ile Birlik tarafından ‘kritik’ bir emtia olarak kabul edilen alüminyum için geçtiğimiz ocak ayında Avrupa Alüminyum Sektörü Eylem Planı açıklanmış ve planda şu ifadeler yer almıştı: “Alüminyum geri dönüştürülerek birincil üretim için gereken enerjinin sadece yüzde 5'ini kullanır; bu da hurdayı etkili bir şekilde Avrupa içinde tutulması gereken bir ‘enerji bankası’na dönüştürür. Çin'in devlet destekli kapasite fazlası gibi haksız uygulamalar, alüminyum endüstrisi için önemli bir tehdit oluşturmaktadır. Damping ve sistemik risklerle mücadele etmek için AB ticaret savunma araçlarının güçlendirilmesi ve gerektiğinde genişletilmesi esastır.”

YAPAY ZEKA ALT YAPISI İÇİN
Küresel hurda pazarının bir diğer önemli oyuncusu bakır için de devletler politika adımlarını güncelliyor. Uluslararası Bakır Birliği verilerine göre tüm dünyada yapay zekaya bağlı olarak artan elektrik ihtiyacı bakıra talebin de yukarı yönlü hareket etmesine neden oluyor.
Küresel emtia piyasasında çeşitli kulislere konu olan bakır, geçtiğimiz kasım ayında ABD Jeolojik Araştırmalar Kurumu’nun Kritik Mineraller Listesi’ne eklendi. Yüzde yüz oranında geri dönüştürülebilen ve ilk üretime göre yüzde 85 enerji tasarrufu sağlayan hurda bakır piyasasına şu an ABD ve Çin hakim durumda.
Hurdadan bakır üretiminin 2027 yılında dünya genelinde cevherden bakır üretiminin yüzde 18’ini oluşturacağı öngörülüyor. Bu oranın alüminyum sektöründe ise toplam üretimin yüzde 30’una ulaşması bekleniyor.
DEMİR HURDASI DA ÖNEMLİ
Hurda yalnızca demir dışı metaller için önem arz etmiyor. Özellikle çelik üretimi için demir hurdasına olan talep de küresel piyasalarda çıkışını sürdürüyor. Çelik üretimi için kritik öneme sahip olan hurda fiyatları, Kardemir Mayıs 2026 tarihli rapora göre, 2024 yılı son çeyreğinden itibaren yükseliyor. Aynı rapora göre hurda fiyatı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 4 artarak ton başına 372 dolar oldu. Türkiye Çelik Üreticileri Derneği’nden alınan bilgilere göre Türk çelik sektörü yılın ilk dört ayında ham çelik üretiminde dünya ortalamasının üzerinde bir performans sergiledi. Ancak söz konusu dönemde AB kaynaklı kısıtlamalar sektörü olumsuz etkiledi.
Dernek görüşüne göre Türkiye’nin çelik için de hem AB kaynaklı kısıtlamalara hem de üçüncü ülkelerden gerçekleştirilen yoğun ithalata karşı korunması amacıyla ABD ve AB başta olmak üzere, birçok çelik üreticisi ülkede uygulanan ticaret politikası önlemlerine benzer şekilde politika adımlarını hızla atması gerekiyor.
KÜRESEL REKABETTE YENİ CEPHE
İstanbul Demir ve Demir Dışı Metaller İhracatçıları Birliği Alüminyum Komite Başkanı Ali Bakaner: Son yıllarda yaşanan coğrafi gelişmelerle ülkelerin korumacı ticaret politikalarının yansıması olarak hammadde fiyatları arttı. Hammaddeye ulaşım ise zorlaştı. Türkiye’de üretilen hammaddenin bu dönemde özellikle Avrupa bölgesine ihraç edildiğini gözlemliyoruz. Konut-yapı, elektrik-dağıtım, otomotiv ve enerji sektörü başta olmak üzere birçok sektöre girdi sağlayan alüminyum ve bakır sektörleri için hammadde temini kritik. Bu açıdan Türkiye’nin ürettiği, ithal ettiği hammadde ile birlikte hurdanın temini ve ülke içinde değerlendirilmesi büyük önem arz ediyor. Türkiye’nin sanayisini korumak ve üretim devamlılığını sağlamak için dışarıya bağımlı kritik sektörlerde hammaddenin korunması amacıyla adımlar atılmalı. Hurdanın yurt içinde korunması ve dışarıdan hurda ithalatının kolaylaştırılması gerekir. Türkiye toplam ihracatının yaklaşık yüzde 60’ını AB bölgesine yapıyor. Dolayısıyla AB’nin başta alüminyum ve çelik sektörleri olmak üzere Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması Kapsamında (SKDM) yaptığı düzenlemeler ihracatımızı doğrudan etkileyecek. AB Komisyonu, 2025 yılında ‘2030’a Hazırlık–Avrupa’nın Savunması İçin Yol Haritası’ bildirisini açıklayarak, Avrupa’nın savunma kapasitesi ve üretim güvenliğini sağlamak amacıyla yol haritası belirledi. Bu kapsamda başta çelik, alüminyum ve bakır olmak üzere üretim için kritik olarak kabul edilen metallerde aksiyon planı açıklandı. Plan; sektörler için güvenli ve düşük maliyetli enerji temin etmeyi, Sınırda Karbon Mekanizması Düzenlemesi’sini, Avrupa’nın endüstriyel kapasitesini artırmayı ve geri dönüşümü desteklemeyi içeriyor. Bu kapsamda metal hurdaların ihracatını ve ithalatını gözlemlemek için gümrük gözetim mekanizması kuruldu. İlk adım olarak alüminyum hurdasında 2026 yılında açıklanmak üzere ihracat kısıtlama kararlarının alındığı bildirildi.
Benzer şekilde Avrupalı bakır kullanıcı firmaları da bakır hurdası ihracatının kısıtlanması için komisyona talepte bulundu. ABD’nin Section 232 politikaları kapsamında çelik, alüminyum ve bakır için uyguladığı vergilerle birlikte sağlanan yüksek kârlılık ABD’ye hurda arzını artırdı, hurdadan üretim seviyesi yüzde 63’e çıktı. Türkiye’nin ise hurda ithalatı ve ihracatına dair doğrudan bir politika benimsemediği gözleniyor. Üretimin sürdürülebilirliği ve hammadde tedarikinin sağlanması için hurda politikasının kritik önemde olduğu görülüyor.









Yorum yazmak için giriş yapın.
Yorumlar yükleniyor…