ABD’de ticaret politikası, son yılların en büyük hukuki ve ekonomik tartışmalarından biriyle karşı karşıya. Donald Trump’ın küresel ölçekte uyguladığı gümrük tarifeleri, mahkeme kararlarıyla sarsılırken Washington’da ‘tarife çıkmazı’ tartışması devam ediyor.
ABD Yüksek Mahkemesi’nin verdiği kritik karar, Trump yönetiminin ticaret stratejisinin temel dayanaklarından birini ortadan kaldırdı. Ancak aynı zamanda yeni bir soruyu da gündeme getirdi: ABD’nin ticaret politikası bundan sonra nasıl şekillenecek?
YASAYA AYKIRI BULUNDU
ABD Yüksek Mahkemesi, 20 Şubat’ta verdiği kararda Trump yönetiminin Uluslararası Acil Ekonomik Güçler Yasası (IEEPA) kapsamında uyguladığı geniş kapsamlı gümrük tarifelerinin hukuka aykırı olduğuna hükmetti. Mahkeme, bu yasanın başkana doğrudan tarife koyma yetkisi vermediğini belirtti.
Kararda ayrıca, ABD Anayasası’nın vergilendirme ve gümrük vergisi koyma yetkisini açık biçimde Kongre’ye verdiği vurgulandı. Yargıçlar, başkanın bu yetkiyi tek taraflı olarak kullanamayacağına dikkat çekti.
Bu karar, Trump yönetiminin özellikle 2025’ten itibaren birçok ülkeye uyguladığı geniş kapsamlı tarifelerin hukuki temelini ortadan kaldırdı.
İADE SÜRECİNİN ÖNÜ AÇILDI
Yüksek Mahkeme kararının ardından ABD yönetimi iade sürecini geciktirmek için yeni bir girişimde bulundu. Adalet Bakanlığı, gümrük vergilerinin geri ödenmesinin son derece karmaşık olduğunu savunarak mahkemeden 90 günlük ek süre istedi.
Ancak ABD Federal Temyiz Mahkemesi bu talebi reddetti. Böylece ithalatçı şirketlerin açtığı davalar kapsamında tarifelerin geri ödenmesine yönelik sürecin başlamasının önü açıldı.
Uzmanlara göre bu karar, ABD tarihinde eşi benzeri görülmemiş büyüklükte bir iade tartışmasını gündeme getirebilir.
130 MİLYAR DOLARLIK TARİFE TARTIŞMASI
Trump yönetimi tarafından uygulanan tarifeler, son yıllarda ABD hazinesine ciddi gelir sağladı. Resmi verilere göre bu tarifelerden elde edilen gelir, 130 milyar doların üzerine çıktı.
Yüksek Mahkeme kararı sonrasında ise binlerce ithalatçı şirket bu ödemelerin geri verilmesi için dava açtı. Uluslararası Ticaret Mahkemesi’nde yaklaşık 2 bin dava açıldığı ve başvuruların hızla arttığı belirtiliyor.
Uzmanlar, dava süreçlerinin tamamlanması halinde ABD hükümetinin milyarlarca dolarlık geri ödeme ile karşı karşıya kalabileceğini ifade ediyor.
YENİ HAMLE YAPTI AMA
Mahkeme kararına rağmen Trump yönetimi korumacı ticaret politikasından geri adım atmış değil.
Kararın ardından Başkan Trump, bu kez 1974 Ticaret Yasası’nın 122. maddesine dayanarak tüm ülkelerden yapılan ithalata geçici olarak yüzde 10 gümrük vergisi getiren yeni bir kararname yayımladı.
Trump, daha sonra bu oranı yüzde 15’e yükselttiğini açıkladı. Ancak bu yeni düzenlemenin önemli bir sınırlaması var. Section 122 kapsamında uygulanan tarifeler en fazla 150 gün yürürlükte kalabiliyor.
Bu nedenle Trump yönetimi önümüzdeki aylarda yeni ticaret soruşturmaları başlatarak farklı yasal araçlarla tarifeleri kalıcı hale getirmeye çalışabilir.

KÜRESEL TİCARETTE BELİRSİZLİK ARTIYOR
Uzmanlara göre mahkeme kararları sadece ABD iç hukukunu değil, küresel ticaret dengelerini de etkiliyor.
Analistler, Trump yönetiminin uyguladığı tarifelerin iptal edilmesinin kısa vadede bazı ticaret engellerini azaltabileceğini, ancak belirsizliğin devam ettiğini belirtiyor.
Bazı ekonomistler ise sorunun sadece tarifeler olmadığını vurguluyor. Sık değişen ticaret politikalarının yatırım kararlarını zorlaştırdığı ve küresel tedarik zincirlerinde ciddi dalgalanmalara yol açtığı ifade ediliyor.
ABD’de özellikle ithalatçı şirketler ve lojistik sektöründe faaliyet gösteren firmalar, politikaların sık değişmesi nedeniyle ciddi maliyetlerle karşı karşıya kalabileceklerini belirtiyor.

MASADAKİ OLASI SENARYOLAR
Trump’ın tarife politikası konusunda Washington’da üç temel senaryo tartışılıyor.
Birinci senaryo, mahkemelerin nihai kararlarının ardından ABD hükümetinin milyarlarca dolarlık tarife gelirini geri ödemesi. Bu durum federal bütçe üzerinde ciddi bir yük yaratabilir.
İkinci senaryo, Kongre’nin devreye girerek yeni bir ticaret yasası çıkarması ve başkanın tarife yetkisini yeniden tanımlaması. Bu adım, Trump yönetiminin politikalarını hukuki açıdan güçlendirebilir.
Üçüncü senaryo ise Trump yönetiminin farklı ticaret yasalarını kullanarak tarifeleri fiilen sürdürmesi. ABD’de ulusal güvenlik veya haksız ticaret uygulamaları gerekçesiyle tarifelerin yeniden artırılması ihtimali de masada bulunuyor.
WASHINGTON YENİ BİR TİCARET STRATEJİSİ ARIYOR
ABD’de yaşanan tarife tartışması sadece bir mahkeme kararı meselesi değil. Bu süreç aynı zamanda Washington’da başkanlık yetkileri ile Kongre’nin ticaret üzerindeki rolü arasında yeni bir güç tartışmasını da gündeme getirdi.
Yüksek Mahkeme kararı, başkanın ticaret politikalarında sınırsız yetkiye sahip olmadığını ortaya koyarken, Trump yönetimi farklı yasal yollarla tarifeleri sürdürmeye çalışıyor.
Sonuç olarak ABD, hem iç hukukta hem de küresel ticaret sisteminde yeni bir döneme giriyor. Tarife savaşlarının nasıl şekilleneceği ise Washington’da alınacak siyasi ve hukuki kararlara bağlı olacak.
TARİFE POLİTİKASI BİR NEVİ SANDIKTA SINANACAK
ABD’de 2026 ara seçimleri 3 Kasım 2026 Salı günü yapılacak. ABD federal yasasına göre seçimler her çift sayılı yılda kasım ayının ilk pazartesisinden sonraki salı günü gerçekleştiriliyor. Bu nedenle tüm eyaletlerde aynı gün sandık kurulacak.
Seçimlerde Temsilciler Meclisi’ndeki tüm 435 sandalye ile Senato’daki 33 normal ve 2 özel seçim olmak üzere toplam 35 sandalye yenilenecek. Bunun yanı sıra birçok eyalette valilikler, eyalet meclisleri ve yerel yönetim görevleri dahil 40 binden fazla pozisyon için de oy kullanılacak. Seçimlerin ardından oluşacak yeni Kongre, 3 Ocak 2027’de başlayacak 120. Kongre döneminde görev yapacak.
Seçime yaklaşık sekiz ay kaldı ve Cumhuriyetçiler hem Senato’da hem Temsilciler Meclisi’nde çoğunluğu elinde bulunduruyor. Ancak ABD siyasi tarihinde başkanın partisinin ara seçimlerde sandalye kaybetmesi oldukça yaygın bir durum; son 22 ara seçimin 20’sinde bu tablo yaşandı. Bu nedenle 2026 seçimleri Donald Trump yönetiminin son iki yılı açısından kritik görülüyor. Eğer Cumhuriyetçiler Kongre’de çoğunluğu kaybederse, Trump’ın ticaret savaşlarını tırmandıran tarife politikaları başta olmak üzere birçok ekonomi adımı daha sıkı denetim ve soruşturmalarla karşı karşıya kalabilir. Ön seçim süreci ise eyaletlere göre mart başından eylül ortasına kadar devam edecek.