Enerji KİT’lerine yönetişim reformu
2027-2029 dönemini kapsayan Orta Vadeli Program’da kamu iktisadi teşebbüsleri için yeni bir yönetişim reformu öngörüldü. Reformla KİT’lerde hesap verebilirlik, şeffaflık, etkinlik ve verimliliğin artırılması, mali yapıların güçlendirilmesi hedefleniyor. Yeni dönemde özellikle enerji KİT’leri önceliklendirilecek. BOTAŞ, TPAO, EÜAŞ, TEİAŞ ve Eti Maden gibi Türkiye’nin stratejik enerji ve maden şirketlerinin daha güçlü kurumsal yapılarla bölgesel ve küresel oyunculara dönüşmesinin yolu açılacak.

Türkiye ekonomisinin 2027-2029 dönemindeki yol haritasını belirleyen Orta Vadeli Program’da enflasyon, büyüme ve bütçe hedeflerinin yanında kamu şirketlerinin geleceğini yakından ilgilendiren önemli bir reform başlığı da yer aldı. KİT yönetişim reformuyla kamu işletmelerinde klasik yönetim anlayışının değiştirilmesi, performans ve verimlilik odaklı yeni bir yapının oluşturulması hedeflenirken Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, özellikle enerji KİT’lerinin küresel ölçekte daha etkin şirketler haline getirilmesini istediklerini açıkladı.
OVP’de ortaya konulan bu hedef, Türkiye’nin enerji şirketlerinde son dönemde hız kazanan sınır ötesi yatırımlar ve uluslararası ortaklıklarla birlikte değerlendirildiğinde daha somut bir çerçeve kazanıyor. TPAO ile BOTAŞ’ın attığı adımlar, enerji KİT’lerinin yalnızca iç piyasanın ihtiyaçlarını karşılayan kuruluşlar olmaktan çıkarak kaynak, ticaret ve yatırım ayağında daha geniş bir coğrafyada faaliyet göstermeye başladığını ortaya koyuyor.
KİT’LERDE YENİ DÖNEM BAŞLIYOR
Programla kamu işletmeciliğinde hesap verebilirliğin güçlendirilmesi, şeffaflığın artırılması ve şirketlerin ticari hayatın gereklerine uygun şekilde faaliyet göstermesi amaçlanıyor. KİT’lerde kârlılık, etkinlik ve verimliliğin daha yüksek seviyelere çıkarılması da reformun temel hedefleri arasında bulunuyor. Yeni dönemde yalnızca şirketlerin faaliyet sonuçlarına değil, yönetim biçimlerine ve mali yapılarına da odaklanılması planlanıyor. Performansa dayalı ölçüm yöntemlerinin devreye alınmasıyla kamu işletmeleri ile yönetim kurullarının hesap verebilirliğinin artırılması öngörülüyor.
BOTAŞ, TPAO, EÜAŞ, TEİAŞ VE ETİ MADEN
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı bünyesindeki ilgili kuruluşlar arasında Elektrik Üretim A.Ş. (EÜAŞ), Türkiye Elektrik İletim A.Ş. (TEİAŞ), Türkiye Elektrik Dağıtım A.Ş. (TEDAŞ), Boru Hatları ile Petrol Taşıma A.Ş. (BOTAŞ), Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO), Türkiye Kömür İşletmeleri (TKİ), Türkiye Taşkömürü Kurumu (TTK), Eti Maden İşletmeleri ve TEMSAN bulunuyor. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar’ın daha önce enerji KİT’lerinin dönüşümüne ilişkin ortaya koyduğu çerçevede ise özellikle EÜAŞ, TEİAŞ, BOTAŞ, TPAO ve Eti Maden ön plana çıkmıştı. Bayraktar, bu beş şirketin toplam cirosunun 2023 itibarıyla yaklaşık 50 milyar dolar olduğunu belirterek, şirketlerin klasik kamu işletmeciliği anlayışından çıkarılması gerektiğini ifade etmiş, hedefi bu kuruluşları ‘bölgesel milli şampiyonlar’ haline getirmek olarak açıklamıştı.
YÖNETİM KURULLARININ PERFORMANSI ÖLÇÜLECEK
KİT reformunun en dikkat çekici unsurlarından biri, şirket yönetimlerinin performansının daha sistematik biçimde takip edilmesi olacak. OVP çerçevesinde performansa dayalı ölçüm yöntemleri kullanılarak hem kamu işletmelerinin hem de yönetim kurullarının hesap verebilirliğinin artırılması planlanıyor. Farklı sta- tüler altında faaliyet gösteren kamu işletmelerinin daha etkin şekilde izlenmesi, KİT’lerin muhasebe sistemlerinin geliştirilmesi ve mali yapılarının güçlendirilmesi de reform kapsamında atılması planlanan adımlar arasında yer alıyor.
DAHA TİCARİ BİR YAPI
Yeni yönetişim modelinin dikkat çeken diğer ayağını KİT’lerin ‘ticari hayatın gerektirdiği şekilde’ faaliyet göstermesi hedefi oluşturuyor. Bu yaklaşım, özellikle yüksek yatırım ihtiyacının bulunduğu petrol, doğalgaz, elektrik ve madenci- lik sektörlerinde faaliyet gösteren kamu şirketleri bakımından önem taşıyor. Enerji KİT’lerinin daha etkin yatırım yapabilen, mali yapısını güçlendiren, performans kriterleriyle yönetilen ve uluslararası pazarlarda daha aktif şirketler haline getirilmesi, Türkiye’nin enerji alanındaki stratejik hedefleriyle de örtüşüyor.
KERKÜK MODELİ YENİ COĞRAFYALARA TAŞINABİLİR
TPAO’nun Kerkük hamlesinin kaynağa ortak olma, BOTAŞ’ın Balkanlar’daki faaliyetlerinin ise bölgesel pazarda büyüme stratejisinin örneğini oluşturduğunu belirten Altuğ Karataş, Türkiye’nin artık yalnızca Irak petrolünün kendi topraklarından geçtiği bir ülke olmak yerine, üretimin gerçekleştiği sahada da ekonomik ortak konumuna geldiğini söyledi. BOTAŞ’ın Bulgaristan ve Balkanlar üzerinden geliştirdiği gaz ticaretinin ise Türkiye’nin boru hatları, LNG terminalleri ve doğalgaz depolama kapasitesini bölgesel ekonomik güce dönüştürdüğünü kaydeden Karataş, Somali ve Libya’daki petrol ve doğalgaz aramaları ile Afrika’daki maden çalışmalarının da bu sürecin diğer parçaları olduğunu ifade etti. Karataş, “TPAO kaynağa gidiyor, BOTAŞ pazara gidiyor, Türkiye’nin enerji diplomasisi ise her ikisinin önünü açıyor” dedi. Kerkük’te uygulanan ortaklık modelinin farklı coğrafyalarda da kullanılabileceğine dikkat çeken Karataş, gelecekte Türk kamu şirketi, küresel enerji şirketi ve ev sahibi ülkenin birlikte yer aldığı yapıların Irak’ın başka sahalarında, Afrika’da veya Orta Asya’da daha fazla görülebileceğini söyledi.
HEDEF FİYATTA DA SÖZ SAHİBİ OLMAK
Türkiye’nin enerji merkezi olma hedefinin yalnızca ülke üzerinden geçen boru hatlarıyla açıklanamayacağını vurgulayan Karataş, kaynak üretiminden depolamaya ve ticarete uzanan bütün değer zincirinde etkin olunması gerektiğinin altını çizdi. Karadeniz’de doğalgaz ve Gabar’da petrol üretiminin yanı sıra nükleer enerji, güneş ve rüzgar yatırımları ile elektrik depolama sistemlerinin geliştiğini belirten Karataş, LNG terminalleri ve doğalgaz depolarının da arz güvenliğini güçlendirdiğini dile getirdi. Karataş, Türkiye sınırlarının dışındaki ikinci ayağı ise şöyle özetledi: “TPAO’nun petrol ve doğalgaz sahalarına, madencilik şirketlerinin kritik madenlere ortak olması; BOTAŞ’ın enerjiyi taşıması, depolaması ve ticaretini yapması; EPİAŞ’ın ise bölgesel ticaret ve fiyatlama kapasitesini geliştirmesi.”
OVP’de enerji KİT’leri için ortaya konulan yönetişim reformunun yalnızca idari bir düzenleme olarak değerlendirilmemesi gerektiğini ifade eden Karataş, bu hedefin Milli Enerji ve Maden Politikasının ekonomik ve kurumsal olarak yeni bir aşamaya taşınması anlamına geldiğini kaydetti.
4 ADIMDA REFORMUN ŞİFRESİ
Enerji Verimliliği Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Altuğ Karataş, enerji KİT’lerinin küresel ölçekte daha etkin hale gelebilmesi için yönetişim reformunda öne çıkan dört önceliği şöyle sıraladı:
1. HIZLI KARAR MEKANİZMASI: Enerji ve madencilik piyasalarında fırsatlar kısa sürede ortaya çıkıyor. Petrol ve doğalgaz sahalarına ortaklık, LNG kontratları veya yurt dışı şirket alımlarında bürokratik süreçlerin kısaltılması gerekiyor.
2. OPERASYONEL VE FİNANSAL ESNEKLİK: Kamu mülkiyeti, şeffaflık ve denetim korunurken enerji KİT’lerinin yatırım kararlarında daha esnek hareket edebilmesi ve uluslararası finansmana daha hızlı erişebilmesi önem taşıyor.
3. YENİ PERFORMANS KRİTERLERİ: Enerji KİT’lerinin başarısının yalnızca yıllık bütçelerle değil; yurt dışı üretim, rezerv büyüklüğü, uluslararası gelir, kârlılık, yatırım getirisi ve Türkiye’ye sağlanan stratejik değerle ölçülmesi öneriliyor.
4. NİTELİKLİ İNSAN KAYNAĞI: Petrol mühendisleri, jeologlar, LNG traderları, enerji finansmanı ve maden uzmanlarını bünyede tutabilecek rekabetçi ücret, performans ve kariyer sistemlerinin kurulması, reformun önemli ayaklarından biri olarak gösteriliyor.
DEVLETİN GÜCÜYLE ŞİRKET REFLEKSİ BULUŞMALI
Enerji Verimliliği Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Altuğ Karataş, enerji diplomasisinin Türkiye açısından önemli bir avantaj sağladığını vurguladı. Siyasi ve diplomatik ilişkilerin enerji şirketlerine yeni coğrafyalarda faaliyet alanları açabildiğine dikkat çeken Karataş, “Devletin diplomatik gücü ile küresel şirket refleksini aynı stratejide buluşturmalıyız” dedi. Güçlü siyasi iradenin uluslararası pazarlarda yeni kapılar açabileceğini belirten Karataş, profesyonel yönetilen enerji şirketlerinin ise bu fırsatları yatırım, üretim ve ekonomik değere dönüştürmesi gerektiğini söyledi.
CARİ AÇIĞI AZALTMAYA KATKI SAĞLAYACAK
Enerji KİT’lerinin küreselleşmesinin ekonomik etkisinin yalnızca şirketlerin büyümesiyle sınırlı kalmayacağını vurgulayan Karataş, “Türkiye’nin kendi topraklarında ürettiği veya Türk şirketlerinin yurt dışında ortak olduğu sahalardan elde ettiği her ilave varil petrol ve her metreküp doğalgaz, Türkiye’nin enerji ithalat faturasını ve cari açığını azaltabilecek bir ekonomik değer anlamına geliyor” dedi. Enerji politikası ile ekonomi politikasının artık birbirinden ayrı düşünülemeyeceğini kaydeden Karataş, enerji ithalatındaki azalmanın döviz ihtiyacını ve maliyet baskısını düşüreceğini, enerji maliyetlerindeki öngörülebilirliğin de enflasyonla mücadeleyi destekleyeceğini aktardı. Güvenli ve rekabetçi enerji arzının sanayinin üretim ve ihracat kapasitesine sağlayacağı katkıya da işaret eden Karataş, enerji politikasında atılan bir adımın artık doğrudan cari açık, enflasyon, sanayi üretimi, ihracat ve ekonomik büyüme üzerinde karşılığı olduğunu söyledi.
