Cuma21 Ağustos 202610:46İSTPİYASAAÇIK

Elektrikli araçlarda yeni nesil teminat

Türkiye’de elektrikli araçların sayısı hızla artarken, sigorta sektöründe risk, hasar ve fiyatlama modelleri yeniden şekilleniyor. Geleneksel kaskonun yanına batarya, şarj ünitesi, kablo, adaptör için teminatlar ve siber risklere yönelik yeni güvenceler eklenirken, uzman servis ve yüksek onarım maliyetleri, sektörün yeni risk hesabını oluşturuyor.

Yayınlanma

Paylaş
Elektrikli araçlarda yeni nesil teminat

Türkiye’de elektrikli otomobil sayısı hızla artıyor. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, 2020 yılında 2 bin 797 olan trafiğe kayıtlı elektrikli otomobil sayısı, 2026 Haziran sonu itibarıyla 445 bin 939’a ulaştı.

PAZAR PAYI YÜZDE 18’E ÇIKTI
Yeni otomobil satışlarında da elektrikli modellerin ağırlığı artıyor. Otomotiv Distribütörleri ve Mobilite Derneği (ODMD) verilerine göre, 2026’nın ilk altı ayında Türkiye’de 440 bin 234 otomobil satılırken, tam elektrikli otomobillerin toplam pazardaki payı yüzde 18 seviyesine ulaştı.

YENİ RİSK VE HASAR YAPISI
Otomotiv sektöründe hızlanan elektrikli dönüşüm, sigorta sektöründe de yeni bir dönemin kapısını aralıyor. Geleneksel kaskonun yanına, yüksek voltajlı batarya, elektrik motoru, güç elektroniği, batarya yönetim sistemi, sensörler, şarj ekipmanları ve yoğun elektronik-yazılım altyapısı gibi maliyetler de ekleniyor. Bu unsurlar sigortanın yapısını daha önemli hale getiriyor.
Türkiye Sigorta Birliği (TSB) Genel Sekreter Yardımcısı Ahmet Gökdağ, elektrikli araçların yaygınlaşmasının sigorta sektöründe yeni bir risk ve hasar yapısı oluşturduğuna dikkat çekti. Gökdağ, “Değişen yalnızca aracın motor teknolojisi değil; batarya, elektronik sistemler, yazılım ve şarj ekipmanları gibi unsurlar da sigortacılık açısından daha fazla önem kazanıyor” dedi.

ARAÇLARIN ÖZELLİĞİNE GÖRE DEĞİŞİYOR
Özellikle batarya ve yüksek teknolojili parçaların onarım maliyetleri ile bu araçların onarımı için gereken uzmanlığın, hasar süreçlerini doğrudan etkilediğini belirten Gökdağ, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu değişim, sigorta şirketlerinin hem ürünlerini hem de risk değerlendirme ve hasar yönetimi süreçlerini elektrikli araçların özelliklerine göre geliştirmesini gerektiriyor. Elektrikli araç parkı büyüdükçe ve hasar verisi arttıkça, risklerin daha sağlıklı ölçülmesi, fiyatlamanın daha isabetli yapılması ve bu araçlara yönelik sigorta çözümlerinin çeşitlenmesi bekleniyor.”

EKİPMANA GÖRE POLİÇE
Bununla birlikte elektrikli otomobillerde kaskonun genel yapısı geleneksel otomobillerde olduğu gibi işliyor. Yani elektrikli araçlarda da çarpma, çarpışma, devrilme, yanma ve hırsızlık gibi riskler kasko kapsamında güvence altına alınıyor. Ancak elektrikli araçların teknolojik yapısı yeni teminat ihtiyaçlarını da beraberinde getiriyor. Batarya, şarj kablosu ve adaptör ile duvar tipi şarj ünitesi gibi ekipmanlara yönelik güvenceler ürünlere göre poliçeye eklenebiliyor. Bazı poliçelerde şarjın yolda bitmesi durumunda yol yardım hizmetleri sunulurken, bazı ürünlerde bağlantılı araç teknolojilerine ilişkin siber riskler de güvence kapsamına alınıyor. Elektrikli araçlara özgü risklerin doğru tanımlanması ve teminat kapsamının buna göre belirlenmesi gerektiğini vurgulayan Gökdağ, “Sektörde bu alandaki veri ve deneyim arttıkça, ürünlerin ve teminat yapılarının da gelişmeye devam edeceğini düşünüyoruz” dedi.

SİBER RİSKLER POLİÇEYE GİRİYOR
Diğer yandan elektrikli otomobiller, geleneksel araçlardan farklı siber güvenlik risklerini de beraberinde getiriyor. Mesela Wi-Fi, Bluetooth veya mobil ağlar üzerinden sağlanan uzaktan erişim bağlantıları, kötü niyetli kişilerin araçlara sızmasına zemin hazırlayabiliyor. Ayrıca şarj istasyonları ve araçlardaki gelişmiş yazılım sistemleri; yetkisiz erişim, rota manipülasyonu, şarj ağı kesintileri ve veri hırsızlığı gibi ciddi siber tehditlere yol açabiliyor.

Bağlantılı araç teknolojilerinin yaygınlaşmasıyla birlikte yazılım ve siber risklerin daha fazla önem kazandığını dile getiren Gökdağ, şöyle konuştu: “Batarya, elektrikli aracın en önemli ve maliyetli bileşenlerinden biri. Bunun yanında yüksek voltajlı sistemler, güç elektroniği, sensörler ve diğer elektronik aksamın zarar görmesi, hasarın boyutunu ve onarım maliyetini etkileyebiliyor. Onarımın özel teknik bilgi, ekipman ve uygun servis altyapısı gerektirmesi de hasar süreçlerinde önem taşıyor. Şarj kablosu, adaptör ve şarj ünitesi gibi ekipmanların zarar görmesi ile şarj sırasında ortaya çıkabilecek elektriksel riskler de elek- trikli araçlara özgü değerlendirilmesi gereken konular arasında. Bağlantılı araç teknoloji- lerinin yaygınlaşmasıyla birlikte yazılım ve siber riskler de daha fazla önem kazanıyor.”

TEMİNAT VE HASAR YAPISI FAKLILAŞIYOR
Bu risklerin özellikle kasko tarafında teminat ve hasar yönetimi açısından farklılaşmayı beraberinde getirdiğini söyleyen Gökdağ, “Trafik sigortasında ise temel koruma üçüncü şahısların mal ve canlarında meydana gelen zararları kapsadığı için teminat yapısında elektrikli araçlara özgü ayrı bir teminat yapısı bulunmuyor. Ancak elektrikli araçların yaygınlaşmasıyla birlikte hasar yapısı ve maliyetlerindeki gelişmeler de sektör tarafından yakından takip ediliyor. Hasar niteliğinde bariz bir değişiklik olması durumunda teminat yapısında da mevzuat kapsamında yeni tasarımlar söz konusu olabilir” dedi.

SEKTÖRDE GEREKLİ ADIMLAR ATILIYOR
Bununla birlikte elektrikli otomobiller sigortacılık sektöründe yalnızca yeni bir araç türü olarak değil, farklı hasar ve maliyet yapısına sahip otomobiller olarak ele alınıyor. Quick Sigorta Genel Müdürü Eyüp Özsoy, elektrikli araçların yaygınlaşmasıyla birlikte sigorta sektöründe uzun süre devam eden bir dönüşümün söz konusu olduğunu ve sektörün bu doğrultuda gerekli aksiyonları aldığını söyledi.

KÜÇÜK DARBE BÜYÜK HASAR
Elektrikli araç kaskosunda en önemli risklerden birinin hasar şiddeti olduğuna dikkat çeken Özsoy, tek bir hasarın maliyetinin yüksek seviyelere ulaşabileceğini belirtti. Bataryanın, aracın en pahalı parçalarından biri olduğunu vurgulayan Özsoy, şunları söyledi: “Kaskoda en önemli risklerden biri hasar şiddeti, diğer bir ifadeyle tek bir hasarın maliyetinin yüksek olabilmesidir. Bazı kazalarda dışarıdan küçük görünen bir darbe dahi batarya muhafazasının veya yüksek voltaj sisteminin detaylı olarak kontrol edilmesini gerektirir. Bir diğer önemli konu ise onarım altyapısı ve parça maliyetleri. Elektrikli araçlarda her servisin yüksek voltaj sistemlerine müdahale edememesi, özel ekipman ve eğitim gereksinimi hasar maliyetlerini yükseltiyor. Batarya değişimi gereken durumlarda parça tedarik süresinin uzaması da ikame araç ve hasar dosyası maliyetlerini artırıyor.”

AZAMİ PRİMDE YÜZDE 10 İNDİRİM
Elektrikli araçlarda kasko ile zorunlu trafik sigortasının teminat ve fiyatlama yapısı birbirinden ayrışıyor. Bu konuda Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu (SEDDK) yetkilileri, İstanbul Ticaret Gazetesi için önemli bilgiler paylaştı. SEDDK’dan verilen bilgiye göre trafik sigortasında 2017 yılından bu yana azami prim uygulaması bulunuyor. Ayrıca Mayıs 2023’ten itibaren elektrikli araçların azami primlerinde diğer yakıt türündeki araçlara kıyasla yüzde 10 indirim uygulanıyor. SEDDK yetkilileri, belirlenen tutarların azami primleri ifade ettiğini vurgulayarak, sigorta şirketlerinin söz konusu tutarların altında prim belirlemesinin mümkün olduğunu belirtti.

BARIŞ CABACI

BARIŞ CABACI

İstanbul Ticaret Gazetesi – Ekonomi Editörü