Cuma24 Temmuz 202610:43İSTPİYASAAÇIK
EkonomiÖne çıkan

Ekonomide ‘Top 10’ için teknoloji bazlı dönüşüm

Dünyanın en büyük 10 ekonomisi arasına girme hedefini ilan eden Türkiye’nin, yüksek teknolojili ürün ihracatındaki payını yüzde 4 seviyesinden yüzde 17’ye çıkarması gerekiyor. Dönüşümün kümelenme, mesleki eğitim, dijitalleşme ve katma değerli üretimle hızlandırılması beklenirken, üretim kapasitesinin tasarım, mühendislik ve teknolojiyle daha etkili biçimde birleştirilmesi büyük önem arz ediyor.

Yayınlanma

Güncellenme

Paylaş
Ekonomide ‘Top 10’ için teknoloji bazlı dönüşüm

Küresel ticaret ve ekonomi dengelerini etkileyen gelişmeler hız kazanırken, Türkiye dünyanın en büyük 10 ekonomisi arasına girme hedefi doğrultusunda yeni adımlar atıyor. Türkiye, Gayrisafi Yurt İçi Hasılaya göre yapılan nominal GSYİH sıralamasında 17’nci, Satın Alma Gücü Paritesine (SAGP) göre yapılan sıralamada ise 11’inci basamakta bulunuyor.
Uluslararası Para Fonu verilerine göre nominal GSYİH hesabında ABD’nin gerisinde bulunan Çin, satın alma gücü hesabında dünyanın en büyük ekonomisi. Türkiye ise bu sıralamada ilk 10’un hemen eşiğinde kendine yer buldu. SAGP’ye göre Çin’in ekonomik büyüklüğü 44.3 trilyon dolar, ABD’nin büyüklüğü 32.38 trilyon dolar seviyesinde. Türkiye ise 4.72 trilyon dolarlık büyüklüğe sahip Birleşik Krallık’ın ardından 4.03 trilyon dolar ile 11’inci sırada.

YÜKSEK TEKNOLOJİLİ ÜRÜNDE HEDEF
İlk 10’daki petrol ve doğalgaz zengini Rusya ile Brezilya dışında kalan ülkeler, ileri teknoloji üretimi ve güçlü finansal yapılarıyla küresel ekonominin üst sıralarında bulunuyor.

Türkiye’nin de küresel ekonomideki payını büyütebilmesi için teknolojiye ve yüksek katma değerli üretime daha fazla ağırlık vermesi gerekiyor.

Bugüne kadar yüzde 3-4 aralığında sıkışan yüksek teknolojili ürün ihracatının, savunma ve havacılık sanayinde gerçekleştirilen dönüşüme benzer şekilde diğer sektörlerde de artırılması hedefleniyor.

Türkiye, 12. Kalkınma Planı ile 2053 yılında dünyanın en büyük 10 ekonomisinden biri olma hedefini açıkladı. Planda ayrıca yüksek teknolojili ürünlerin toplam ihracat içindeki payının yüzde 17’ye çıkarılması hedefi de yer aldı.
Sanayide ve üretimde düşük katma değerli yapıdan uzaklaşmak isteyen Türkiye açısından değişen küresel şartların yeni fırsatlar oluşturduğu belirtiliyor. Üretim kapasitesinin tasarım, mühendislik ve teknolojiyle daha etkili biçimde birleştirilmesi, ekonomide gerekli dönüşümün sağlanabileceği temel ihtiyaç olarak görülüyor.

SAVUNMA YATIRIMLARI FIRSAT SUNACAK
Avrupa’nın yeni bir güvenlik mimarisi oluşturma kararı, savunma ve güvenlik yatırımlarının artırılmasını gündeme getirirken, bu sürecin Türkiye açısından yeni üretim ve ihracat imkanları oluşturabileceği değerlendiriliyor. Çin’e olan bağımlılığını azaltmak isteyen Avrupa’nın yakın tedarik kapsamında Türkiye ile bağlantılarını artırması, Türk sanayisinin küresel tedarik zincirlerindeki konumunu güçlendirebilir.

DİJİTAL VE YEŞİL İKİZ DÖNÜŞÜM
Ekonomi planlarına yansıyan eylem hedeflerine ve uzmanların görüşlerine göre kritik ve ileri teknoloji hamlelerinin dijital ve yeşil dönüşümün birlikte yürütülmesiyle gerçekleştirilebileceği belirtiliyor. Enerji verimliliği, düşük karbonlu üretim, dijital takip sistemleri, otomasyon ve veri temelli üretim modellerinin birlikte kullanılması, şirketlerin hem maliyetlerini azaltacak hem de uluslararası rekabet gücünü artıracak.

AĞIRLIKLAR YÜKSEK KATMA DEĞERE KAYDIRILACAK
Hükümetin ekonomi planlarında ve iş dünyası temsilcilerinin açıklamalarında öne çıkan konular, Türkiye’nin sektörel yapısında kapsamlı bir dönüşüme ihtiyaç bulunduğunu gösteriyor.

Türkiye’nin küresel ölçekte ilk 10 ekonomi arasına girebilmesi için kritik teknolojik atılımları gerçekleştirmesi ve ekonomideki sektörel ağırlıkları yüksek katma değerli alanlara kaydırması gerekiyor. Gelişme hızı sınırlı ve katma değeri düşük sektörlerin ekonomideki ağırlığının azaltılması, yüksek teknolojili ürünlerin ve küresel markaların payının artırılması gerektiğine işaret ediliyor.

* Yarı iletken ve çip üretimi: Mikroçip ve yarı iletken bileşenlerin tasarımı ile üretimine yönelik yatırımların artırılması gerekiyor.

* Biyoteknoloji, ilaç ve sağlık: Yerli ilaç ve tıbbi cihazın yanı sıra sanayide biyoteknolojik ürünlerin payının artırılması, hem ithalatın azaltılması hem de yüksek değerli ihracatın büyütülmesi açısından önem taşıyor.

*  Endüstriyel otomasyon: Endüstriyel otomasyon cihazlarının, hassas işleme makinalarının ve enerji verimli üretim sistemlerinin geliştirilmesi öncelikli konular arasında yer alıyor.

*  Modern makina sanayi: Makina sanayinin yazılım, sensör teknolojileri, robotik sistemler ve yapay zekayla birleştirilmesi, üretimde katma değeri artıracak en önemli alanlardan.

* Enerjide kaynak çeşitlendirme: Türkiye’nin enerjide bağımsızlık hedefi, sanayide teknolojik dönüşümün önemli bileşenlerinden birini oluşturuyor. Yurt içinde, Mavi Vatan’da ve farklı ülkelerde yürütülen enerji projeleri, sanayi üretimine dayalı siparişlerde Türkiye’nin elini güçlendirecek.

* Karbon emisyonunun azaltılması: Sanayide karbon salımının azaltılması ve enerji verimliliği yatırımlarının artırılması, hem kriterlere uyumu hem sipariş- lerde rekabet avantajını getirecek.

* Yapay zeka desteğiyle üretim hızı: KOBİ’lerin üretim süreçlerini hızlandırması ve hataları azaltması için yapay zeka, otomasyon, akıllı lojistik ağları ve nesnelerin interneti teknolojilerini daha yaygın biçimde entegre etmesi gerekiyor.

BİRİKİMLER SİVİL ALANLARA
Savunma sanayinde yakalanan yüksek yerlilik oranları ve teknolojik birikim lojistik, haberleşme, elektronik, ulaşım ve siber güvenlik gibi sivil alanlara aktarılacak.

Savunma sanayinde geliştirilen teknolojilerin diğer sektörlere taşınmasıyla ihracat gelirleri daha yüksek hacimlere ulaşacak.

Üretim hatlarında yeniden yapılanma, enerjide bağımsızlık hamleleri ile dijital ve yeşil ikiz dönüşüm sayesinde Türkiye gerçek ekonomik potansiyelini harekete geçirecek.

KOBİ’LER İÇİN DÖRT BAŞLIK
Ekonomide hızlı çıkışı güçleştiren fason üretimin azaltılması, yüksek teknolojili ürünlerin üretilmesi ve cari açığı besleyen ithal nihai ürünlerin yerli ürünle ikame edilmesi gerekiyor. Yerli üretimin teknolojik uzmanlaşmayla artırılması için KOBİ’lerin mevcut iş modellerini dönüştürmesi önem taşıyor. Bu dönüşümde şu dört başlık öne çıkıyor:

1- ORTAKLIK KÜLTÜRÜ VE KÜMELENME
KOBİ’lerin tek başına ve dağınık çalışmaları yerine yüksek katma değerli üretim için güçlerini birleştirmesi gerekiyor. Firmaların ortak konsorsiyumlar ve bölgesel sanayi kümeleri kurarak tek bir büyük sistem tedarikçisi gibi hareket etmeyi öğrenmesi, büyük ölçekli ve teknoloji yoğun projelerde yer alma imkanlarını artırabilir.

2- BEŞERİ SERMAYENİN EĞİTİMİ
Eğitim sisteminin yeşil dönüşüm, yapay zeka, siber güvenlik, veri mühendisliği ve ileri otomasyon teknisyenliği gibi ihtiyaçlara göre yeniden düzenlenmesi gerekiyor. Sanayinin ihtiyaç duyduğu nitelikli işgücünün yetiştirilmesi, teknolojik dönüşümün sürdürülebilir hale gelmesi açısından kritik önem taşıyor.

3- AKILLI İŞLETMELERİN YERİ
Düşük katma değerli fason üretim yapan işletmelerin dijitalleşmesi ve üretim yapılarını dönüştürmesi gerekiyor. Fabrikalara entegre edilecek akıllı sensörler, nesnelerin interneti cihazları ve yapay zeka destekli üretim sistemleri sayesinde fire oranları minimuma inebilecek. İşletmeler ucuz işgücüne bel bağlamayacak.

4- YATAY KAYDIRMA VE NİŞ ÜRETİM
KOBİ’lerin üretim tecrübelerini kullanarak yüksek katma değerli yakın sektörlere geçmesi öneriliyor. Fason tekstil üretimi yapan firmaların teknik tekstil, medikal tekstil, savunma ve otomotive yönelik üretime yönelmesi bu dönüşüme örnek. Sektörler kompozit malzeme araştırma ve geliştirme faaliyetleriyle desteklenebilir. Böylece düşük katma değerli ürünlerin ekonomideki yoğunluğu azaltılabilir ve yüksek katma değerli ürünlerin payı artırılabilir.

CARİ AÇIK, KUR VE VERİMLİLİK SORUNU
TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Salih Fatih Özatay, pazar ve gelir akışında sorun yaşayan firmalar açısından döviz kurundaki değişimlerin kalıcı bir çözüm oluşturmayacağına dikkat çekti. Yüksek teknolojili üretim ihtiyacını değerlendiren Prof. Dr. Özatay, şunları söyledi: “Cari açığı azaltmanın bir yolu parayı değersizleştirip kuru yükseltmektir. Ancak bu durum maliyetlere ve fiyatlara yansıyarak birkaç ay içinde enflasyonu artırır. Bu nedenle uzun vadede asıl çıkar yol, fiyat oynamalarına dayanmadan, daha verimli ve yüksek teknolojiyle ucuza üretim yapabilmektir.”

AVDAGİÇ: İTHALATTA DA HEDEF KOYMALIYIZ
İstanbul Ticaret Odası Başkanı Şekib Avdagiç, sanayinin milli gelir içinde 2021’de yüzde 25.5 olan payının 2026’da yüzde 17.7’ye indiğine işaret ederek, “Sanayimizi yeniden büyütecek şekilde ekonomi programını revize etmemiz gerektiğini düşünüyoruz” dedi. “Dış ticaret açığını küçültmek zorundayız” diyen Avdagiç, “Türkiye olarak ithalat hedefi de koymalıyız. Bizim, ihracat için hedeflerimiz var ama ithalat için koyduğumuz bir hedef yok. İthal ettiğimiz ürünlerin bir kısmını nasıl yurt içinde üretiriz de ithalatımızı aşağıya doğru çekeriz, bu yaklaşımı önceleyen bir süreci gündeme getirmemiz gerekiyor” diye konuştu. 2024 yılından bu yana yatırım malı ithalatının, tüketim malı ithalatının gerisinde kaldığını belirten Avdagiç, “Türkiye tüketimle büyüyen bir ülke olmamalı. Mutlaka üretimle büyüyen bir ülke olmak zorunda. Bizim uzun vadede mutlaka yatırımla, sanayi ile ve ihracatla büyümeyi muhafaza ediyor olabilmemiz lazım” dedi.

YAŞAR KAYA

YAŞAR KAYA

İstanbul Ticaret Gazetesi – Haber Müdürü

Yorumlar

Yorum yazmak için .

Yorumlar yükleniyor…