Dünyanın ilk ticari nükleer uydusu SpaceX ile yörüngeye fırlatıldı
Miami merkezli City Labs, trityum bazlı nükleer batarya taşıyan BOHR adlı CubeSat uydusunu SpaceX’in Falcon 9 roketiyle yörüngeye gönderdi. Proje, güneş ışığına bağımlı olmayan enerji sistemlerinin derin uzay ve uzun süreli uydu görevlerinde kullanılmasını hedefliyor.

Miami merkezli City Labs, nükleer enerjiyle çalışan BOHR adlı küçük uyduyu SpaceX’in Falcon 9 roketiyle yörüngeye gönderdi. Betavoltaic Orbital High-Reliability ifadesinin kısaltması olan BOHR, Transporter-17 ortak fırlatma görevi kapsamında uzaya taşındı. Şirket, projenin ticari bir CubeSat platformuna trityum bazlı nükleer batarya entegre edilen ilk örneklerden biri olduğunu açıkladı.
BOHR’un geliştirilmesindeki temel amaç, güneş ışığının yetersiz olduğu veya tamamen kesildiği uzay görevleri için uzun ömürlü bir enerji kaynağı oluşturmak. Alçak Dünya yörüngesindeki uyduların Dünya’nın gölgesine girmesi, Ay’ın sürekli karanlıkta kalan bölgelerinde görev yapması veya derin uzay rotalarında güneş ışığından uzaklaşması, güneş panellerinin enerji üretimini sınırlandırabiliyor. Kimyasal bataryaların kullanım süresi de uzun soluklu görevlerde önemli bir sorun oluşturuyor.

TRİTYUMDAN ELEKTRİK ÜRETİYOR
BOHR uydusunun ana yükünde City Labs tarafından geliştirilen NanoTritium adlı betavoltaik batarya sistemi bulunuyor. Sistem, trityum izotopunun doğal beta bozunması sırasında ortaya çıkan enerjiyi elektrik akımına dönüştürüyor. Geleneksel nükleer reaktörlerden farklı olarak hareketli parça veya sıvı elektrolit içermeyen batarya, düşük güç gerektiren sistemlere uzun süre kesintisiz enerji sağlamayı amaçlıyor.
Trityumun bozunması sonucunda kararlı ve radyoaktif olmayan helyum-3 izotopu ortaya çıkıyor. Şirket, bu yapının düşük radyasyon seviyelerinde çalıştığını ve yangın ile termal kaçış risklerini azaltacak biçimde tasarlandığını belirtiyor.
HİBRİT ENERJİ MİMARİSİ KULLANILDI
BOHR’un test görevinde nükleer batarya ile güneş enerjisi birlikte kullanılacak. NanoTritium sistemi, uydu üzerindeki ana deney yükünü bağımsız olarak besleyecek ve bataryanın uzay ortamındaki performansını ölçecek. Uydunun telemetri, haberleşme ve seyrüsefer gibi temel platform işlevleri ise standart güneş panelleri üzerinden yürütülecek.
Bu hibrit yapı sayesinde nükleer bataryanın gerçek uzay koşullarındaki dayanıklılığı, enerji üretim kapasitesi ve uzun süreli çalışma performansı değerlendirilecek. Elde edilen verilerin, gelecekteki uydu ve derin uzay görevlerinde kullanılacak güç sistemlerinin geliştirilmesine katkı sağlaması bekleniyor.

FAA’DEN NÜKLEER FIRLATMA ONAYI
Nükleer nitelikli bir yükün ticari bir rokete entegre edilmesi, kapsamlı güvenlik ve lisanslama süreçlerini beraberinde getirdi. BOHR görevi, ABD Ulusal Güvenlik Başkanlık Muhtırası-20 kapsamında yürütülen değerlendirmelerin ardından Federal Havacılık İdaresi’nden nükleer fırlatma onayı aldı.
Projenin güvenlik analizleri City Labs ekibinden Kevin Makinson liderliğinde hazırlandı. Analizler, Sandia Ulusal Laboratuvarları tarafından bağımsız olarak incelendi. Şirket, BOHR’un FAA onayıyla fırlatılan ilk özel sektör nükleer enerjili uydu görevlerinden biri olduğunu bildirdi.

GÜNEŞ IŞIĞINDAN BAĞIMSIZ GÖREVLER
Nükleer bataryalar, düşük enerji tüketen ancak yıllarca kesintisiz çalışması gereken uzay sistemleri için alternatif bir güç kaynağı olarak değerlendiriliyor. Bu tür sistemlerin, Ay’ın kalıcı olarak gölgede kalan kutup bölgelerinde, derin uzay sensörlerinde ve uzun süreli keşif görevlerinde kullanılması planlanıyor.
BOHR görevi; NASA, ABD Savunma Bakanlığı ve Hava Kuvvetleri Araştırma Laboratuvarı tarafından desteklenen çalışmalarla bağlantılı olarak yürütülüyor. Teknolojinin, NASA’nın Ay’da kalıcı ve sürdürülebilir bir insan varlığı kurmayı amaçlayan Artemis Programı kapsamındaki güç ihtiyacına da katkı sağlayabileceği belirtiliyor.

UZUN SÜRELİ UZAY SİSTEMLERİNE YÖNELİK
City Labs, yörünge testinin ardından NanoTritium teknolojisini uzun süreli otonom sensörler, erken uyarı sistemleri, iletişim ekipmanları ve derin uzay araçlarında kullanmayı hedefliyor. Güneş panellerinin yetersiz kaldığı koşullarda çalışabilecek kompakt güç kaynakları, özellikle bakım ve batarya değişiminin mümkün olmadığı görevlerde önem taşıyor.
BOHR’dan elde edilecek sonuçlar, trityum bazlı nükleer bataryaların ticari uydu platformlarında ne ölçüde uygulanabileceğini gösterecek. Görev aynı zamanda nükleer enerjili küçük uyduların güvenlik, lisanslama ve operasyon süreçleri açısından gelecekteki projelere örnek oluşturmayı amaçlıyor.
,








Yorum yazmak için giriş yapın.
Yorumlar yükleniyor…