Salı15 Eylül 202619:59İSTPİYASAKAPALI

Bir araştırmaya göre insanlar sohbet robotlarına karşı gerçek hisler besliyor

Oslo Üniversitesi’nde yürütülen doktora çalışması, kullanıcıların sosyal yapay zeka sohbet robotlarıyla insan ilişkilerine benzer duygusal bağlar kurabildiğini ortaya koydu. Araştırma, bu etkileşimin ruh sağlığı hizmetleri, veri gizliliği ve kullanıcı davranışları üzerindeki etkilerine de dikkat çekiyor.

İstanbul Ticaret Gazetesi

Yayınlanma

Paylaş
Bir araştırmaya göre insanlar sohbet robotlarına karşı gerçek hisler besliyor

Oslo Üniversitesi Psikoloji Bölümü’nde Marita Skjuve tarafından hazırlanan ve Kraliyet Altın Madalyası’na layık görülen doktora tezi, Replika gibi sosyal yapay zeka uygulamalarıylakullanıcılar arasında gelişen ilişkileri inceledi. Çalışma, başlangıçta teknolojik merakla başlayan etkileşimlerin zaman içinde kişisel finans, travmalar ve mahrem konuların paylaşılmasına kadar ilerleyebildiğini gösteriyor. Kullanıcıların anonim ve yargılayıcı olmayan bir ortam olarak gördükleri bu sistemlerle kurduğu bağlar, sosyal yapay zekanın yalnızca bir teknoloji ürünü değil, yeni bir dijital hizmet alanı olarak da değerlendirilmesine yol açıyor.

DUYGUSAL BAĞLAR

Araştırmaya göre bazı kullanıcılar, sosyal yapay zeka sohbet robotlarıyla geleneksel insan ilişkilerine benzer derinlikte duygusal bağ kurabiliyor. Sürekli erişilebilir olmaları ve kullanıcıyı yargılamadan yanıt vermeleri, bu platformların tercih edilmesinde etkili oluyor. Bu ilişki biçimi, yapay zeka sağlayıcıları açısından kullanıcıların platformda daha uzun süre kalmasını ve hizmete bağlılığını artırabilecek bir unsur olarak öne çıkıyor. Ancak ilişkinin algoritmik bir sistemle kurulması, uygulamanın yanıt vermemesi, davranışının değişmesi ya da ilişkinin kullanıcı tarafından reddedilme şeklinde algılanması halinde psikolojik sorunlara da yol açabiliyor.

MAHREM VERİLER

Sosyal yapay zeka platformlarında kullanıcıların paylaştığı kişisel bilgiler, teknolojinin bir başka tartışma alanını oluşturuyor. Finansal durumdan travmalara ve özel yaşama kadar uzanan hassas veriler, platformların elinde geniş bir davranışsal veri havuzu meydana getiriyor. Mektup arkadaşlığı gibi eski metin tabanlı iletişim biçimlerinin gelişmiş dil modelleriyle yeni bir yapıya kavuşması, bu bilgilerin nasıl saklandığı ve hangi amaçlarla işlendiği sorularını da beraberinde getiriyor. Özellikle kullanıcıların en kırılgan dönemlerinde paylaştıkları verilerin hedefli pazarlama ve stratejik analiz süreçlerinde kullanılabilmesi ihtimali, veri gizliliği ve etik denetim tartışmalarını güçlendiriyor.

HİZMET TERCİHLERİ

Saniyenin kesirleri içinde yanıt verebilen sohbet robotlarının yaygınlaşması, geleneksel ruh sağlığı destek hizmetlerinde de yeni bir tablo ortaya çıkarıyor. Norveç’in en büyük ruh sağlığı yardım hattı Mental Helse’nin gençlere yönelik canlı sohbet hizmetlerindeki kullanım oranlarının düşmesi, yardım arayan bazı kullanıcıların daha hızlı ve düşük eşikli dijital seçeneklere yöneldiğini gösteriyor. İnsan merkezli hizmetlerin üretken yapay zeka sistemleriyle doğrudan değiştirilmesini henüz güvenli bulmayan kuruluşlar, mevcut destek modellerini korurken ChatGPT ve Claude gibi dil modellerinin yardım arama davranışlarını nasıl etkilediğini araştıran yeni çalışmalar da yürütüyor.

ÇOCUK VE ERGENLER

Sosyal yapay zeka uygulamalarının çocuklar ve ergenler üzerindeki etkisi, araştırmacıların üzerinde özellikle durduğu alanlardan biri. Bu yaş grubunda bağımlılık riskinin artabileceği ve yapay zeka sistemlerinin kriz anlarında yeterli desteği sağlayamayabileceği endişesi, daha uzun vadeli güvenlik değerlendirmelerini gerekli hale getiriyor. Teknolojinin hızlı gelişmesi, akademik araştırmaların ve yasal düzenlemelerin uygulamaların gerisinde kalması riskini de beraberinde getiriyor. Bu nedenle uzmanlar, ruh sağlığı hizmetlerinde sosyal yapay zeka kullanımına ilişkin yeni uygulamaların araştırma sonuçlarına dayandırılması gerektiğini savunuyor.

ARAŞTIRMA ODAKLI

Sosyal yapay zekanın ruh sağlığı ve dijital etkileşim alanındaki kullanımı genişlerken, kamu kurumları ve özel şirketler açısından temel başlıklardan biri teknolojinin hangi koşullarda güvenli biçimde hizmetlere entegre edilebileceği oluyor. Kullanıcıların yapay zeka sistemleriyle kurduğu güçlü duygusal bağlar, bu uygulamaların yalnızca teknik performans üzerinden değerlendirilmesini zorlaştırıyor. Araştırmalar; veri gizliliği, bağımlılık riski, kriz durumlarındaki yetersizlikler ve insan ilişkilerinin yerini alma ihtimali gibi unsurların da birlikte ele alınması gerektiğine işaret ediyor. Bu nedenle gelecekteki kamu ve özel sektör uygulamalarında araştırma verilerine dayalı entegrasyon ve risk yönetimi, sosyal yapay zekanın kullanım alanlarının belirlenmesinde temel ölçütlerden biri olarak öne çıkıyor.

OSMAN KUVVET

OSMAN KUVVET

İstanbul Ticaret Gazetesi – Teknoloji Editörü