Cuma3 Temmuz 202609:04İSTPİYASAKAPALI
SON DAKİKA
Altın ve gümüş fiyatlarında 15.30'dan sonra hızlı yükseliş: Nedeni belli olduNASA, yeni süper bilgisayarı Athena’yı devreye aldı: 20 petaflopsNe kadar emekli maaşı alırım? Tek tek hesaplandıBorsa İstanbul primli seyirdeFaraday Future’dan menzil uzatıcı hibrit şanzıman patentiNATO Genel Sekreteri Rutte'den Türkiye övgüsü: Devasa savunma sanayii avantajına sahipAB Yüksek Temsilcisi Kallas'tan Türkiye mesajı: Çok güçlü bir savunma sanayisi varBorsa İstanbul'dan açıklama: Açığa satış yasağı sona erdiKafe ve restoranlarda 'ayrıntılı menü' dönemi 1 Temmuz'da başlıyorPetrol fiyatları yükselişte: Hürmüz'de güvenlik endişeleri piyasaları etkilediAltın fiyatları yeniden geriledi: Piyasalarda petrol ve faiz freniTemmuz ayı emekli maaşı ve emekli zammı tablosu netleşiyor!

Bereketli hasat fiyat baskısını hafifletecek! Gıda enflasyonunda 7 puana kadar düşüş olabilir

Türkiye, son 66 yılın en yağışlı sezonlarından birini geçirirken tarımda rekolte beklentileri de güçlendi. Bazı ürünlerde yüzde 90’a varan üretim artışı öngörülürken, uzmanlar göre bu tablonun gıda enflasyonunu 3 ila 7 puan aşağı çekebileceğini söylüyor. Ancak etkinin kalıcı fiyat istikrarına dönüşmesi için soğuk zincir ve depolama yatırımlarının artırılması, aracı zincirin sadeleştirilmesi ve tarımsal girdi maliyetlerini düşürecek yapısal reformların hızlandırılması gerekiyor.

Yayınlanma

Paylaş
Bereketli hasat fiyat baskısını hafifletecek! Gıda enflasyonunda 7 puana kadar düşüş olabilir

Türkiye Meteoroloji Genel Müdürlüğü verilerine göre 1 Ekim 2025-31 Mayıs 2026 tarihleri arasında son 66 yılın en yüksek yağışlı dönemini yaşadı. Geçen yıla göre yüzde 75 oranında artan yağışlar pek çok üründe rekolte artışı beklentisini de beraberinde getirdi. Türkiye İstatistik Kurumu ‘Bitkisel Üretim Birinci Tahmini’ verilerine göre tahıllar ve diğer bitkisel ürünlerde yüzde 12.6, meyveler, içecek ve baharat bitkilerinde yüzde 57.8 artış bekleniyor.

Tarımdaki bereketli hasat yılı gözleri gıda enflasyonuna çevirirken, ekonomistler ve piyasa analistlerine göre 2026 yılı için gıda enflasyonu 3-5 puan aşağıda olacak. Tahıl fiyatlarında artış hızı yavaşlayacak, sebze meyvede yaz aylarında belirgin bir rahatlama olacak, yem fiyatları düşmese bile yatay seyredecek. Bu da et ve süt maliyet artışını yavaşlatacak. Rekolte artış rüzgarını avantaja çevirmek için ise bu bereketi doğru politika zinciri ile desteklemek gerekiyor. 

KİRAZ VE KAYISIDA REKOR ÜRETİM 
TÜİK’in tahminlerinin detaylarına göre toplam tahıl üretiminde 41.6 ton hedef öngörülüyor. Alt kırılımlarda ise buğdayda yüzde 26.7, arpada yüzde 50 üretim artışı bekleniyor. Geçen yıl ilkbahar donundan ağır darbe alan meyvecilikte yüzde 57.8’lik genel artış beklenmekle birlikte, özellikle kirazda yüzde 255.7, nektarinde yüzde 107.7, elmada yüzde 93.6, şeftalide yüzde 88.6 gibi olağanüstü rakamlar öngörülüyor. Hali hazırda kayısı hasadında ise hal esnafından alınan bilgilere göre yüzde 90’ı aşkın üretim artışı oldu. Antep fıstığında yüzde 113.6, cevizde yüzde 95.1, fındıkta yüzde 62.2, zeytinde yüzde 55.7 düzeyinde artış tahmin ediliyor. 

MEKANİZMA İŞLEMEYE BAŞLADI 
Arz şokunun pozitif yönde gerçekleşmesi kısa vadede özellikle taze meyve sebze ve hububat türevi ürünlerde fiyat baskısını hafifletmeye başladı. Konunun uzmanlarınca Mayıs 2026’da gıda ve alkolsüz içeceklerle aylık bazda 0.48’lik bir düşüşün yaşanması, mekanizmanın işlemeye başladığının erken sinyali olarak yorumlanıyor. Ancak orta vadede rekolte artış etkisinin yavaşlayacağı öngörülüyor. Bunun nedeni olarak da depolama kapasitesinin sınırlı olması, ürünlerin çoğunun kısa sürede piyasaya girmesi, kur ve enerji maliyetlerinin hâlâ belirleyici unsur olarak kabul edilmesi olarak sıralanıyor. 

DOĞRU POLİTİKA ZİNCİRİ KRİTİK
Türkiye bereketli hasat beklentisi ile önemli bir avantajı ele geçirdi. Bu avantajı dengeli piyasa verilerine çevirmek ve gıda enflasyon hızını yavaşlatmak yerine düşürmek için doğru politika setine ihtiyaç duyuluyor.
Konunun uzmanlarına göre gıda fiyatlarının yüzde 60’tan fazlası tarla dışı maliyetlerden kaynaklandığı için politika stratejisi olarak; su ve toprak yönetiminin verimli yapılması, girdi maliyetlerinin düşürülmesi soğuk zincir ve depolama kapasitesinin artırılması, sözleşmeli üretimin kapsamının genişletilmesi ve piyasa yapısının sadeleştirilmesi, işleme sanayisinin güçlendirilmesi ve tarımsal ithalat stratejisi izlenmesi sıralanıyor. 

VERİ TEMELLİ PLANLAMA KALICI İSTİKRARI SAĞLAR
Prof. Dr. Nevzat Artık-Ankara Üniversitesi Gıda Güvenliği Enstitüsü Müdürü: Bu yıl Türkiye’nin gerçekten yağışı bol, barajları dolduran, toprak nemini artıran bir sezon geçirdiğini düşünürsek, tarımsal üretimde ciddi bir rekolte artışı potansiyeli var. Fakat bunun gıda enflasyonunu ne ölçüde sınırlayacağı, tamamen otomatik bir ilişki değil. Türkiye’nin tarım-gıda fiyat dinamikleri, sadece üretim miktarına değil; lojistik, girdi maliyetleri, döviz kuru ve piyasa yapısına da bağlı. Şu an tablo gıda enflasyonunu aşağı çeken bir etki oluşturacak gibi görünüyor. Ekonomistler ve piyasa analistlerine göre rekolte artışı enflasyonu 3-5 puan aşağı çekebilir. Türkiye’de gıda enflasyonunun yaklaşık yüzde 60–70’i tarla çıkış fiyatından kaynaklanmıyor. Döviz kuru, nakliye maliyetleri, arazı zinciri, depolama ve soğuk zincir kayıpları ve kira işçilik maliyetleri en büyük etkiye sahip. Bu nedenle rekolte artışı enflasyonu düşürmez ama yükseliş hızını belirgin şekilde yavaşlatabilir. Kısa vadede güzel bir tablo ile karşı karşıyayız ama uzun vadede yağışların kalıcı etkisi yok. Beklentilerimiz; 3-5 puanlık enflasyona frenleyici etki, tahıl ve sebze-meyvede geçici rahatlama, et/süt maliyet artışında yavaşlama, ancak kur ve girdi maliyetlerinin hâlâ baskın olmaya devam etmesi yönünde. Bu olumlu tablo; girdi maliyetlerinin düşürülmesi, soğuk zincire önem verilmesi, sözleşmeli üretimin kapsamının genişletilmesi ve veri temelli planlama ile birleştiğinde kalıcı fiyat istikrarı sağlar. Bu şekilde gıda enflasyonu 3-7 puan daha düşük bir patikaya oturabilir. 

SAHADAN GELECEK SİNYALLER ÖNEMLİ 
Prof. Dr. Zeki Bayramoğlu-Selçuk Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarım Ekonomisi Anabilim Dalı Başkanı: 2026 sezonunda uzun yıllar ortalamasının belirgin biçimde üzerinde gerçekleşen yağışlar, iki yıllık şiddetli kuraklığın ardından tarımsal üretimde tarihi bir toparlanmaya vesile oldu. Ancak bu durumun sürdürülebilir bir fiyat istikrarına dönüşüp dönüşemeyeceği, yalnızca tarladan değil, tedarik zincirinin tamamından gelecek sinyallere bağlı. Bu artış enflasyona ne yönde etki eder?   Tek bir veriyle açıklamak mümkün değil. Rekolte–fiyat ilişkisinin doğrusal işlemediğini vurgulamak gerekir. Fiyat geçişkenliği olarak adlandırılan olgu üretim artışının nihai tüketici fiyatına yansımasının; girdi, aracılık maliyetleri ve beklenti enflasyonu sonucu olduğunu gösteriyor. Beklentim şu:  2026 hasat dönemi, gıda enflasyonunda yılın ikinci yarısında anlamlı ama sınırlı düzeyde bir dezenflasyonist etki üretebilir. Bu etki geçici ve seçici olacak. Hububat ve yağ bitkilerinde belirgin, taze sebzede sınırlı, işlenmiş gıdada ise oldukça gecikmeli hissedilecektir. Üstelik enerji ve döviz kuru kaynaklı maliyet kanallarındaki olası bir bozulma, rekoltenin sağladığı kazanımı hızla nötrleyebilir. 2026 sezonu, Türkiye tarımı için onarıcı bir yıl olma potansiyeli taşıyor. Ancak rekoltedeki rekor artışın gıda enflasyonunu kalıcı biçimde düşürmesi, kendiliğinden gerçekleşecek bir piyasa organizasyonu değil. Bunun için tarladan başlayıp halden lojistiğe, depodan rafa kadar uzanan zincirin her halkasında eş zamanlı politika müdahaleleri gerek. Evet, bol yağış bir lütuftur. Bu lütfu kalıcı refaha çevirmek, ekonominin de en az toprağın kendisi kadar verimli işlemesine bağlı. Asıl sınav, 2026 hasadını rekor bir hasat olmaktan çıkarıp, 2027 ve sonrasının fiyat istikrarına temel olacak yapısal bir dönüşüm hikâyesine dönüştürmektir.

ÜRETİCİYİ KÜSTÜRMEYELİM  
Yüksel Tavşan-Türkiye Halciler Federasyonu Başkanı: Bu yıl yağışların bol olması pek çok üründe geçen yıla göre yüzde 90’lara varan üretim artışını da beraberinde getirdi. İki aydan bu yana yeşil sebzelerde uygun fiyatlarla piyasada ürün bulmak mümkündü. Şimdi bu durumu meyvelerde de görüyoruz. Özellikle kayısı ve kiraz çok düşük fiyatlarla alıcıya ulaşıyor. Sadece toplama maliyeti 40 lira olan kirazın 100 liradan alıcı bulması gerçekten piyasanın ne kadar düşük fiyatla meyveye ulaştığının göstergesi. Domates, patates, soğan ve limonda piyasada çok ciddi bir bereket gözlemliyoruz. Bu, tüketici açısından çok güzel. Gıda enflasyonu aşağı yönlü seyrediyor. Ancak üretici açısından izlenecek politika çok önemli. Çünkü bazen üretici kâr etmediği ürünü ekmekten vazgeçebiliyor. Bu verimi devam ettirmek için üreticinin de küsmesinin önüne geçilmesi gerekiyor. Bu yılın veriminin nasıl sürdürülebilir olacağı tamamen izlenecek politika ile belirlenecek.

BARIŞ CABACI

BARIŞ CABACI

İstanbul Ticaret Gazetesi – Ekonomi Editörü

Yorumlar

Yorum yazmak için .

Yorumlar yükleniyor…