Cuma28 Ağustos 202610:10İSTPİYASAAÇIK

Avrupa ekonomisi susuz kaldı

Avrupa’da El Nino’nun tetiklediği aşırı sıcaklar ve kuraklık, çevresel krizin ötesine geçerek ekonomiyi de baskılıyor. Tarımdan sanayiye, lojistikten enerjiye uzanan kayıpların kısa vadede 50 milyar avroyu, toplamda ise 180 milyar avroyu aşabileceği hesaplanıyor. Nehirlerdeki düşük su seviyeleri lojistiği, tedarik zincirini, enerji üretimini sekteye uğratırken, gıda arzı ve enflasyon üzerindeki riskler de artıyor.

Yayınlanma

Paylaş
Avrupa ekonomisi susuz kaldı

Avrupa kıtası, El Nino hava olayının etkisiyle tetiklenen aşırı sıcaklıklar ve tarihin en şiddetli kuraklık dalgalarından biriyle sarsılırken, bu yıkıcı iklim şartlarının faturası yalnızca çevresel bir felaket olmaktan çıkarak devasa bir ekonomik etki sarmalına dönüştü. İklim değişikliğinin kıta genelinde yarattığı bu olağanüstü hava olayları; tarımdan sanayiye, ulaştırmadan enerjiye kadar tüm temel ekonomik faaliyetleri etkiliyor. Uzmanların ve uluslararası finans kuruluşlarının verileri, kuraklık ve sıcak hava dalgalarının ekonomik maliyetinin kısa vadede 50 milyar avroyu aşacağını, toplamda ise 180 milyar avroya kadar ulaşabileceğini gösteriyor. 

Bu arada sadece Almanya’da sıcaklığa bağlı 10 binden fazla can kaybı bildirilmesi felaketin insani boyutunu gösterirken, Avrupa genelinde orman yangınları nedeniyle 530 bin hektardan fazla alanın zarar gördüğü ve yangınların 19 milyar avroluk ilave bir ekonomik kayıp yarattığı tahmin ediliyor.  

BÜYÜME BEKLENTİLERİ DEĞİŞTİ
Hollanda merkezli Triodos Bank ve Zürih Sigorta gibi saygın finans kurumlarının hazırladığı son raporlar, Avrupa ekonomisindeki hasarın boyutlarını gözler önüne seriyor. Triodos Bank’ın ‘Sıcak Yaz Ekonomisi’ adlı özel analizine göre, yaz aylarındaki aşırı sıcaklığın gıda, enerji, ulaştırma ve iş gücü verimliliği üzerindeki toplam etkisinin Avrupa Birliği gayrisafi yurt içi hasılasının yüzde 1’ine denk gelen yaklaşık 180 milyar avroya ulaşacağı hesaplanıyor. Avrupa Komisyonu, bu yıl AB ekonomisi için yüzde 1.1 oranında bir büyüme öngörüyordu. Ancak iklim felaketinin yol açtığı bu devasa kayıp, söz konusu büyüme beklentisini aşağı çekti. Sıcaklıkların özellikle 30 derecenin üzerine çıkmasıyla açık havada, inşaat ve tarım gibi fiziksel güç gerektiren sektörlerde iş gücü verimliliğinin hızla düşmesi, toplam gayrisafi yurt içi hasılada yalnızca bu iş gücü kanalı üzerinden yüzde 0.6’lık ağır bir daralmaya yol açması bekleniyor. Fransa ekonomisinin aşırı sıcaklar nedeniyle büyümesinden 1.4 puan kaybedebileceği tahmini ve İspanya, İtalya, Belçika gibi ülkelerin üretim tarafında ciddi hasar görmesinin, Avrupa Merkez Bankası’nın enflasyonla mücadelesini ve devletlerin vergi geliri hedeflerini de zora sokacağı öngörülüyor. Üretimdeki kayıplar sebebiyle yıllık vergi gelirlerindeki düşüşlerin Fransa’da yüzde 1.8, İspanya ve İtalya’da ise yüzde 1.3 seviyelerine ulaşacağı tahmin ediliyor.

TEDARİK ZİNCİRİ DE ETKİLENDİ
Kuraklığın en somut ve hızlı ekonomik sonuçları, Avrupa sanayisinin can damarı olan iç su yollarında görülüyor. Ticaret koridorları olan Ren ve Tuna nehirlerinde su seviyeleri tarihin en düşük noktalarına geriledi. Almanya’nın sanayi kalbi olan Ruhr bölgesini Kuzey Denizi’ndeki Rotterdam Limanı’na bağlayan 1233 kilometrelik Ren Nehri’nde, su seviyesinin tek haneli değerlere inmesi ticari taşımacılığı durma noktasına getirdi. Kiel Dünya Ekonomisi Enstitüsü verilerine göre, nehirde 30 gün boyunca düşük su seviyesi görülmesi iç su yolu taşımacılığını yaklaşık dörtte bir oranında azaltırken, Almanya’nın sanayi üretimini doğrudan yüzde 1 oranında düşürüyor. 

Kuraklık sebebiyle yaşanan lojistik tıkanmanın, üçüncü çeyrekte Almanya’nın gayrisafi yurt içi hasılasında yüzde 0.2-0.4 arasında bir düşüşe yol açması bekleniyor. Yük gemilerinin karaya oturmamak için taşıma kapasitelerinin yalnızca yüzde 30’uyla çalışmak zorunda kalması, işletmecileri aynı yükü aktarabilmek için haftada yaklaşık 100 ilave mavna kullanmaya itiyor. Bu durum, Rotterdam Limanı’ndan iç kesimlere kimyasal ürün, petrol, kömür ve diğer temel malların akışını yavaşlatırken, lojistik maliyetlerini ve üretim giderlerini artırıyor.

ENERJİ KESİNTİLERİ
Tedarik zincirindeki büyük kırılma Orta ve Doğu Avrupa’nın ana arteri olan 2 bin 857 kilometre uzunluğundaki Tuna Nehri’nde de alarm verici seviyelere ulaştı. Romanya’da Tuna’nın debisi saniyede 1400 metreküpe kadar düşerek, neredeyse üçte bir seviyesine indi. Nehir sularını reaktörlerini soğutmak için kullanan dev nükleer santraller üretim kapasitelerini mecburen düşürmek veya şalter indirmek zorunda kaldı. Macaristan’ın elektrik ihtiyacının yüzde 40’ını tek başına karşılayan Paks Nükleer Santrali’nde normalde 2000 megavat seviyesindeki üretim, su seviyelerinin tehlikeli boyuta inmesiyle 240 megavata kadar düşürüldü. Bulgaristan’daki Kozloduy Nükleer Santrali kriz gözetimi altında tutulurken, Sırbistan’daki Djerdap hidroelektrik santrallerinde kapasite yüzde 20’lere kadar düştü. Fransa’da Fransız enerji devi EDF de yükselen su sıcaklıkları yüzünden nükleer üretimini kısmak zorunda kaldığını ve kazançlarında yüzde 10’luk sert bir düşüş beklediğini duyurdu.

SANAYİ ÜRETİMİNDE KESİNTİLER VE MALİYET ARTIŞI
Avrupa genelinde derinleşen lojistik ve enerji sorunları, sanayi şirketlerini üretim tarafında zorunlu ve radikal kararlar almaya mecbur bıraktı. Alman kimya sektörü devi Covestro, Ren Nehri’ndeki düşük su seviyelerinin yarattığı tedarik sorunları sebebiyle bazı petrokimya ürünlerinde mücbir sebep ilan ederek teslimatların yapılamayabileceğini müşterilerine resmen bildirdi. 

Diğer yandan Sırbistan’da yaşanan düşük su seviyesi, ağustos ayında ithal edilmesi planlanan 39 bin ton dizelin nehir yoluyla taşınmasını riske atınca hükümet rafineri üretimini iç kaynaklardan artırma ve alternatif olarak demiryollarını devreye sokma kararı aldı. Nehir taşımacılığındaki fiziksel kısıtlamalar, Romanya üzerinden Köstence limanına tahıl taşıma maliyetlerini ton başına 11 avrodan bir anda 18-20 avro seviyelerine kadar fırlattı. Capital Economics Başekonomisti Neil Shearing, Ren Nehri’ndeki ulaştırma sorununun Almanya ekonomisinin büyüklüğü dikkate alındığında Avro Bölgesi gayrisafi yurt içi hasılasını geçici olarak yüzde 0,1 ila yüzde 0,2 oranında doğrudan aşağı çekeceğini öngördü. Kırılan tedarik zincirlerinin üretim maliyetlerini daha da artırarak şirket bilançolarını yıpratabileceği, Avrupa çapında kar marjlarını düşürebileceği ve yeni sermaye yatırımlarını baskılayabileceği öngörülüyor.

TARIMDA BÜYÜK KAYIPLAR VE GIDA ENFLASYONU RİSKİ
Avrupa’da El Nino hava olayının ve kuraklığın yıkıcı etkisini en acı şekilde hisseden sektörlerin başında hiç şüphesiz tarım geliyor. AB Copernicus İklim Değişikliği Servisi’nin yayımladığı verilere göre, haziran ve temmuz ayları Batı Avrupa bölgesinde 21.62 derecelik ortalama ile tarihteki en sıcak dönem olarak kayıtlara geçti. Avrupa genelinde; mısır, ayçiçeği gibi stratejik tarımsal ürünlerde verim kayıpları şimdiden yüzde 6-7 seviyelerine dayandı. Avrupa’nın en önemli pirinç üretim merkezlerinden olan İtalya’nın Po Vadisi ve Vercelli bölgesinde, sulama sularının tarlalara ulaşamaması nedeniyle devasa pirinç alanları tamamen kurudu ve birçok çiftlik dönemsel üretiminin yarısından fazlasını kalıcı olarak kaybetti. 

Varlık yönetim şirketi Schroders’in Küresel Ekonomi Başkanı David Rees, El Nino hava olayının sebep olduğu bu kuraklığın gelecek yıl Avrupa genelinde beklenen gıda enflasyonu dalgasının temel tetikleyicisi olacağını vurguladı.  Küresel gıda, tarım ve hayvancılık sektörlerine odaklanan yatırımcı ağı FAIRR’ın analizine göre de kronik su stresi, dünyadaki en büyük 18 hayvancılık şirketine yükselen yem fiyatları ve su ikamesi maliyetleri üzerinden yıllık ortalama 6,4 milyar dolarlık gizli bir maliyet yaratacak. Gıda fiyatlarında yaşanabilecek yukarı yönlü bu şiddetli kırılmanın, Avrupa Merkez Bankası’nı faiz oranlarını çok daha uzun süre yüksek seviyelerde tutmaya zorlayabileceği ifade ediliyor.