Cuma30 Ekim 202610:05İSTPİYASAAÇIK
FinansÖne çıkan

Altın ’Şahin Fed’ ile baskılandı: 2027 senaryoları yeniden şekillendi

Altın fiyatları ABD-İran geriliminin enerji maliyetlerini yükseltmesi ve Fed'in faizi daha uzun süre yüksek tutacağına ilişkin beklentilerle 2026 genelinde baskı altında kaldı. Fiyatlar savaştan bu yana yüzde 25 gerilerken altın, yatırımcının merakla beklediği tepki çıkışını bir türlü yakalayamadı. Altında düşüşün sona erdiği ve yeni yükselişin başladığı senaryoda üç kritik dönem öne çıkıyor.

Yayınlanma

Güncellenme

Paylaş
Altın ’Şahin Fed’ ile baskılandı: 2027 senaryoları yeniden şekillendi

Jeopolitik kriz dönemlerinde yatırımcıların güvenli liman olarak yöneldiği altın, 2026'da bu kez alışılmış piyasa refleksinin tersine hareket etti. ABD ile İran arasındaki savaşın uzaması, Orta Doğu'daki enerji arzına ilişkin endişeleri artırırken, petrol fiyatlarında sert yükselişleri beraberinde getirdi. Enerji maliyetlerinin yukarı yönlü seyri yalnızca üretim ve taşımacılığı değil, küresel enflasyon beklentilerini de etkiledi. Böylece savaşın oluşturduğu güvenli liman talebi, fiyatları yukarı taşımakta tek başına yeterli olmadı. Altın piyasasında jeopolitik riskten çok, bu riskin para politikasını nasıl şekillendireceği ön plana çıktı.

ALTINI ŞAHİN FED ÇARPTI
Bu tablonun merkezinde ABD Merkez Bankası'nın (Fed) enflasyonla mücadelesi bulunuyor. Petrol kaynaklı maliyet baskısı, Fed'in faizleri daha uzun süre yüksek tutabileceği ve yeni faiz artırımlarına gidebileceği beklentisini güçlendirdi. Eylül ayında yeniden faiz artırımına başlayan Fed'in aralık ayında da sıkılaşmaya devam edebileceği senaryosu, yatırımcıların pozisyonlarını yeniden değerlendirmesine yol açtı. 

Faizlerin yüksek kalması, getirisi bulunmayan altının cazibesini azaltırken, dolar cinsinden fiyatlanan değerli metalin yükseliş denemelerini sınırladı.

ABD tahvil piyasasındaki hareketlilik de altın üzerindeki baskıyı derinleştirdi. Özellikle uzun vadeli tahvil getirilerinin yükselmesi, yatırımcılar açısından faiz getirisi sağlayan varlıkları daha çekici hale getirdi. Dolar endeksindeki güçlenme ise diğer para birimleriyle altın alan yatırımcıların maliyetini artırdı. Nominal faizlerden enflasyon beklentilerinin arındırılmasıyla hesaplanan reel faizlerdeki yükseliş, ons altının fiyatlamasında belirleyici başlıklardan biri oldu. Böylece petrol, faiz, dolar ve tahvil cephesinde birbirini besleyen gelişmeler, altının beklenen toparlanmayı gerçekleştirmesini zorlaştırdı.

Piyasaların önündeki soru artık yalnızca altındaki düşüşün nerede duracağı değil, yükselişi başlatacak koşulların ne zaman oluşacağı. ABD'de 3 Kasım'da yapılacak Kongre ara seçimlerinin siyasi dengelere etkisi, aralık ayında Fed'den gelecek mesajlar ve 2027'nin ilk aylarındaki faiz beklentileri yakından izleniyor. Analistler, yükselişin kalıcı hale gelmesi için reel faizlerin zirveyi geride bıraktığına ilişkin işaretlerin önem taşıdığına dikkat çekiyor. Farklı vadelerde öne çıkan fiyat seviyeleri ve üç aşamalı takvim, sarı metalin yeni yol haritasını oluşturuyor.

3 KASIM SEÇİMLERİ ÖNEMLİ
ABD'nin 10 ve 30 yıllık tahvil getirilerindeki yükselişin doları güçlendirerek altın üzerinde baskı oluşturduğunu söyleyen Altın ve Para Piyasaları Uzmanı ve İMKUSAD Başkan Yardımcısı Mehmet Ali Yıldırımtürk, 3 Kasım'daki ABD Kongre ara seçimlerinin piyasalar açısından önemine işaret etti. Seçim sonuçlarının Donald Trump'ın siyasi hareket alanını etkileyebileceğini belirten Yıldırımtürk, “Seçimde Trump'ın oyları düşerse ilk dönemindeki gibi rahat hareket edemeyecek. Bu süreçte Çin ile ABD arasındaki ticaret savaşlarının devam etmesini bekliyorum. Altının yönünü ise daha çok Fed'den gelecek faiz beklentileri belirleyecek” dedi.

Yılın son bölümünde fiyatların yeniden yukarı yönlü hareket edebileceğini dile getiren Yıldırımtürk, seçim sonuçlarıyla Fed beklentilerinin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Yıldırımtürk, “Sene sonuna doğru seçim ve Fed beklentilerini de hesaba katarak altın fiyatlarının tekrar yönünü yukarı çevireceğini düşünüyorum. ABD seçimi sonrası fiyatlarda daha fazla düşüş olmaz, ancak yön yukarı dönebilir” değerlendirmesinde bulundu.

4.125-4.400 DOLAR ÖNEMLİ DİRENÇ
Ons altında 4 bin 125 doların önemli bir direnç olduğunu ifade eden Altın ve Para Piyasaları Uzmanı ve İMKUSAD Başkan Yardımcısı Mehmet Ali Yıldırımtürk, “Burası geçilirse 4 bin 200-4 bin 220 ve 4 bin 400 dolar önemli direnç seviyeleri. Burayı da geçerse 4 bin 500 dolar direnci kritik. Yılsonu 5 bin dolar seviyeleri konuşuluyor. Ocak ayının ilk haftalarında bu seviyeler görülebilir” dedi.

DAR BANTTA GEZİNİYOR
Finans Analisti İslam Memiş de altındaki yön arayışını petrol fiyatları ve savaşın seyrine bağladı. Yüksek enerji maliyetlerinin enflasyonu tetikleyerek değerli metal üzerinde baskı oluşturduğunu belirten Memiş, siyasi açıklamaların da fiyatlamaları etkilediğini söyledi. Memiş, “Altın bir taraftan baskılanırken, diğer taraftan Trump'ın İran'da savaşın biteceği ve petrol fiyatlarının düşeceği yönündeki açıklamaları geliyor. Burada piyasa manipüle edildiği için altın kendine yön belirleyemiyor, dar bant aralığında geziniyor” diye konuştu.

Orta ve uzun vadede yükseliş beklentisini koruduğunu belirten Memiş, iki farklı senaryoya işaret etti. Memiş, “Şu anda 3 bin 850-4 bin 150 dolar aralığını teknik olarak kısa vadede takip ediyorum. Eğer savaş biterse bu sefer 4 bin 600 dolar yukarı yönlü kırılır ve yükseliş eskisi gibi devam eder. Savaşın devamı ve petrolün yükselişi halinde altın tekrar baskı altında kalır” dedi.

2027'DE 5 HANELİ RAKAMLAR MÜMKÜN MÜ?
Finans Analisti İslam Memiş, 2027 genelinde gram altında beş haneli rakamların görülebileceğini öngördü. Ons altında ise Ocak 2026'da test edilen 5 bin dolar ve üzerindeki seviyelere yeniden ulaşılabileceğini tahmin etti. Yatırımcıların kısa vadeli dalgalanmalar yerine yıllık perspektifle strateji belirlemesi gerektiğini söyleyen Memiş, “2026, yatırımcının mevcut parasını koruma yılıydı. 2027'de de yine paradan para kazanma dönemi olmayacaktır” diyerek, sözlerini noktaladı.

3 AŞAMALI TAKVİM
Ahlatcı Yatırım Kıdemli Araştırma Uzmanı Ali Emre Yıldırım ise altındaki kalıcı toparlanmanın hangi koşullarda başlayabileceğini faiz ve fon hareketleri üzerinden değerlendirdi. Altının faiz getirisi olmayan bir varlık olduğuna dikkat çeken Yıldırım, fiyatı belirleyen temel değişkenin reel faizler olduğunu vurguladı. ABD 10 yıllık reel tahvil faizinin ekim başında yüzde 2.95'e ulaşarak 2008'den bu yana en yüksek seviyeyi test ettiğini hatırlatan Yıldırım, “Altın, reel faizlerin düştüğü ya da düşeceğinin fiyatlandığı dönemlerde yükselir” dedi.

Yükseliş açısından kritik anın Fed'in ilk faiz indirimi değil, son faiz artırımının fiyatlandığı dönem olduğunu belirten Yıldırım, yıl sonundan 2027'nin ikinci çeyreğine uzanan üç aşamalı bir takvim ortaya koydu. Bu takvime göre piyasaların önce sıkılaşmanın sonuna ilişkin sinyal alması, ardından reel faizlerde geri çekilmeyi görmesi ve son aşamada yatırım talebinin güçlenmesi gerekiyor.

İlk aşama-aralık toplantısı: Piyasa Fed'den faiz artışı bekliyor, ancak belirleyici unsur kararın kendisinden çok, karara eşlik edecek mesaj olacak. Fed'in nokta grafiğinde 2027 için tek faiz artırımı öngörülmesi ve karar metninde ‘ilave sıkılaşma’ ifadesinin yumuşaması halinde, reel faizlerin zirveye ulaştığı algısı oluşmaya başlayabilir.

İkinci aşama-ocak ve mart toplantıları: Fed'in verdiği mesaj 2027'de ilave faiz artırımı olmayacağı yönündeyken vadeli piyasalar ilk çeyrekte bir artırım daha bekliyor. Piyasa beklentilerinin Fed'in öngörüsüne yaklaşmasıyla 10 yıllık reel faiz yüzde 2.95'lik zirvesinden geri çekilebilir. Bu durumda altında dip oluşumunun yıl sonu ile mart ayı arasına denk gelmesi beklenebilir.

Üçüncü aşama-ikinci çeyrek: Fed'in son faiz artırımı geride kaldığında, reel faizlerdeki düşüşle birlikte altına dayalı borsa yatırım fonları (ETF) ve makro fonların pozisyonlanması değişebilir. Merkez bankalarının altın alımlarıyla oluşturduğu tabana yatırım fonlarından gelen yeni talebin eklenmesi, fiyatlarda kalıcı yükseliş hareketinin başlamasını sağlayabilir.

YAŞAR KAYA

YAŞAR KAYA

İstanbul Ticaret Gazetesi – Haber Müdürü