Pazar18 Ekim 202611:20İSTPİYASAKAPALI

Aliya İzetbegoviç ölümünün 23. yılında anılıyor: Bosna'nın bağımsızlığına adanan bir ömür

Bosna Hersek'in ilk Cumhurbaşkanı Aliya İzetbegoviç, vefatının 23. yılında anılıyor. Eski Yugoslavya döneminde iki kez hapse giren, Bosna Hersek'in bağımsızlık mücadelesine liderlik eden ve "Bilge Kral" olarak tanınan İzetbegoviç, fikirleri ve siyasi mirasıyla hatırlanıyor.

İstanbul Ticaret Gazetesi

Yayınlanma

Paylaş
Aliya İzetbegoviç ölümünün 23. yılında anılıyor: Bosna'nın bağımsızlığına adanan bir ömür

Bosna Hersek'in bağımsızlık mücadelesinin simge ismi Aliya İzetbegoviç, 19 Ekim 2003'teki vefatının 23. yıl dönümünde anılıyor. Yugoslavya döneminde fikirleri nedeniyle iki kez hapse mahkum edilen, 1992-1995 Bosna Savaşı sırasında ülkesinin bağımsızlık mücadelesine öncülük eden İzetbegoviç, siyasi liderliğinin yanı sıra düşünür kimliğiyle de hafızalardaki yerini koruyor. Hayatını halkının özgürlüğüne adayan İzetbegoviç, arkasında bağımsız bir devlet ve önemli eserler bıraktı.

ALİYA İZETBEGOVİÇ KİMDİR, NEREDE VE NE ZAMAN DOĞDU?

Bosna Hersek'in ilk Cumhurbaşkanı Aliya İzetbegoviç, 1925 yılında Bosanski Samac şehrinde dünyaya geldi. Mustafa ve Hiba çiftinin beş çocuğundan biri olan İzetbegoviç, henüz 3 yaşındayken ailesiyle birlikte Saraybosna'ya taşındı.

Eğitim hayatını Saraybosna'da tamamlayan İzetbegoviç, gençlik yıllarından itibaren Müslüman Boşnakların karşı karşıya kaldığı ayrımcılığa karşı mücadele etmeye başladı.

Boşnak halkının dini ve milli bilincinin korunmasına büyük önem veren İzetbegoviç, ülkedeki Müslümanların diğer halklarla eşit haklara sahip olması gerektiğini savundu.

Gençlik döneminden itibaren sürdürdüğü bu mücadele, ilerleyen yıllarda siyasi ve düşünsel faaliyetlerinin temelini oluşturdu.

İKİNCİ DÜNYA SAVAŞI'NDA BOŞNAKLARIN YAŞADIĞI BASKILAR

İkinci Dünya Savaşı yıllarında Bosna Hersek, farklı siyasi ve askeri grupların uyguladığı ağır baskılara sahne oldu.

Hırvatistan'daki faşist Ustaşa rejimi, Bosna Hersek'i ilhak ederek "Bağımsız Hırvatistan Devleti"ni (NDH) kurdu. Rejim, Müslüman Boşnakları zorla "Hırvat" kimliği altında toplamaya çalıştı.

Kendi kimliklerinden vazgeçmeyen Boşnaklar, bu süreçte ağır baskı ve zulümle karşı karşıya kaldı.

Aynı dönemde Sırp milliyetçilerinin oluşturduğu Çetnik hareketi de "Sırp olmayan tüm halkları bu topraklardan temizleme" hedefi doğrultusunda Müslümanlara yönelik katliamlar gerçekleştirdi.

Bu gelişmeler, genç İzetbegoviç'in Boşnakların dini ve milli haklarını savunma mücadelesinde belirleyici oldu.

GENÇ MÜSLÜMANLAR HAREKETİYLE BAŞLAYAN MÜCADELE

Aliya İzetbegoviç, Yugoslavya döneminde Boşnak toplumunun dini ve milli bilincini güçlendirmeyi amaçlayan "Genç Müslümanlar" oluşumunun aktif isimleri arasında yer aldı.

İzetbegoviç ve dava arkadaşları, Müslümanların ülkedeki diğer halklarla eşit haklara kavuşması için çalışmalar yürüttü.

Hareketin faaliyetleri yalnızca hak arayışıyla sınırlı kalmadı. Çetnikler ve Ustaşalar tarafından yıkılan evlerin ve camilerin yeniden inşa edilmesi için de çaba gösterildi.

İkinci Dünya Savaşı'nın ardından kurulan Yugoslavya Federal Halk Cumhuriyeti döneminde de Müslümanların karşılaştığı sorunları gündeme getirmeyi sürdürdü.

Ancak bu faaliyetleri nedeniyle 1946 yılında "Genç Müslümanlar" hareketinin diğer üyeleriyle birlikte gözaltına alındı.

Henüz 21 yaşındayken yargılanan İzetbegoviç, 3 yıl hapis cezasına mahkum edildi.

CEZAEVİNDEN ÇIKTIKTAN SONRA HUKUK EĞİTİMİ ALDI

İlk hapis cezasının ardından eğitim hayatına devam eden İzetbegoviç, önce ziraat fakültesine, ardından hukuk fakültesine gitti.

Hukuk eğitimini tamamlayarak mezun olan İzetbegoviç, düşünsel çalışmalarını ve insan hakları mücadelesini de sürdürdü.

1949 yılında Halida ile evlenen İzetbegoviç'in bu evlilikten Leyla, Sabina ve Bakir isimli üç çocuğu dünyaya geldi.

Josip Broz Tito yönetimindeki Yugoslavya'da düşüncelerini farklı yayın organları aracılığıyla kamuoyuyla paylaşmaya devam etti.

"Preporod", "Takvim" ve "Glasnik" gibi yayınlarda yazılar kaleme alan İzetbegoviç, çocuklarının isimlerinin baş harflerinden oluşturduğu "LSB" mahlasını kullandı.

İSLAM DEKLARASYONU VE DÜŞÜNCE DÜNYASINDAKİ ETKİSİ

Aliya İzetbegoviç'in düşünür kimliği, 1960'lı yıllarda kaleme aldığı eserlerle daha geniş çevrelere ulaştı.

Bu dönemde yazdığı "İslam Deklarasyonu", 1970 yılında okurlarla buluştu.

Eser, yayımlanmasının ardından kısa sürede İslam dünyasının farklı bölgelerinde ilgi gördü.

İzetbegoviç'in dini, siyasi ve toplumsal konulara ilişkin fikirlerini ortaya koyduğu çalışmalar, sonraki yıllarda Yugoslavya yönetimiyle yaşadığı sorunların da merkezinde yer aldı.

FİKİRLERİ NEDENİYLE 14 YIL HAPİS CEZASINA ÇARPTIRILDI

Yugoslavya lideri Josip Broz Tito'nun 1980 yılında hayatını kaybetmesinin ardından ülkede milliyetçi söylemler yeniden güç kazanmaya başladı.

1983 yılında "Doğu ve Batı Arasında İslam" adlı kitabının yayımlanmasına kısa süre kala İzetbegoviç ve 12 Müslüman aydın tutuklandı.

"Saraybosna Süreci" olarak bilinen davada İzetbegoviç, "ifade suçu" ve "örgüt kurarak düşmanca faaliyet yürütmek" suçlamalarıyla yargılandı.

Mahkeme, kararını İzetbegoviç'in "İslam Deklarasyonu" adlı eserinde dile getirdiği düşüncelere dayandırarak 14 yıl hapis cezası verdi.

İzetbegoviç, cezaevinde bulunduğu yıllarda düşünsel üretimini sürdürdü.

Bu dönemde "Özgürlüğe Kaçışım - Zindandan Notlar (1983-1988)" adlı eserini kaleme aldı.

1988 yılında ilan edilen af kapsamında serbest bırakılan İzetbegoviç, yeniden özgürlüğüne kavuştu.

DEMOKRATİK EYLEM PARTİSİNİ KURARAK SİYASETE GİRDİ

Aliya İzetbegoviç, cezaevinden çıktıktan sonra Bosna Hersek'in siyasi geleceğinde belirleyici olacak adımlar attı.

1990 yılında kurulan Demokratik Eylem Partisinin (SDA) ilk genel başkanı seçildi.

SDA, ilerleyen yıllarda Bosna Hersek'in en büyük Boşnak siyasi partisi haline geldi ve günümüzde de bu konumunu koruyor.

İzetbegoviç, aynı dönemde eski Yugoslavya'yı oluşturan altı sosyalist cumhuriyetten biri olan Bosna Hersek'in başkanlık görevini üstlendi.

Ancak Yugoslavya'nın dağılma sürecine girmesiyle ülkedeki siyasi gelişmeler kısa sürede bağımsızlık mücadelesine dönüştü.

BOSNA HERSEK'İN BAĞIMSIZLIK MÜCADELESİ NASIL BAŞLADI?

1990'lı yılların başında Yugoslavya'nın dağılma süreci, bölgedeki cumhuriyetlerde siyasi ve askeri çatışmaları beraberinde getirdi.

Yugoslav Halk Ordusu (JNA), 1991 yılında Slovenya'da çatışmaları kışkırttı. Kısa süre sonra Hırvatistan'da da silahlı çatışmalar başladı.

Aynı yıl yaşanan olaylar, Bosna Hersek'in Ravno ve Popovo köylerine kadar yayıldı.

Yugoslavya'nın çözülmesiyle Bosna Hersek'in bağımsızlığı da ülkenin temel siyasi gündemlerinden biri haline geldi.

Bosnalı Sırp siyasetçi Radovan Karadzic, bağımsızlık girişimlerine karşı çıkarak savaş yaşanması durumunda ülkedeki Müslümanların yok olacağını öne sürdü.

Karadzic, ilerleyen yıllarda Bosna Savaşı sırasında işlediği suçlar nedeniyle müebbet hapis cezasına mahkum edildi ve savaş suçlusu olarak tarihe geçti.

1992 REFERANDUMUNDA BAĞIMSIZLIĞA YÜZDE 99,7 DESTEK

Bosna Hersek'in geleceğini belirleyen tarihi bağımsızlık referandumu, 29 Şubat-1 Mart 1992 tarihlerinde düzenlendi.

Bosnalı Sırpların büyük bölümü referandumu boykot ederken sandığa giden seçmenlerin yüzde 99,7'si bağımsızlık yönünde "Evet" oyu kullandı.

Referandumun ardından Yugoslav Halk Ordusu ve silahlandırdığı Sırp paramiliter güçler, Bosna Hersek'in farklı şehirlerinde saldırılar gerçekleştirmeye başladı.

Katliamların başlaması üzerine Aliya İzetbegoviç, tüm Bosnalılara saldırılara karşı direnme çağrısında bulundu.

İzetbegoviç'in liderliğinde bağımsızlık yanlısı güçler, ülkenin toprak bütünlüğünü ve bağımsızlığını savunmak için mücadeleye başladı.

BOSNA SAVAŞI'NDA 3,5 YIL SÜREN AĞIR MÜCADELE

Bosna Hersek'te başlayan savaş, sivillerin hedef alındığı ağır saldırılar ve kitlesel katliamlarla devam etti.

"Müslümanları yok etme" tehdidinde bulunan Sırp paramiliter gruplar, kadınlar ve çocuklar dahil olmak üzere sivillere yönelik büyük katliamlar gerçekleştirdi.

Saldırılar sonucunda çok sayıda insan yaşadığı topraklardan sürüldü. Kadınlar cinsel şiddete maruz kaldı, İslam'a ve Müslümanlara ait yapılar yıkıldı.

Toplama kamplarına kapatılan siviller ise ağır işkencelerle karşı karşıya kaldı.

Ülkenin bağımsızlığını savunan güçler, kuzey ve doğuda Sırp birlikleriyle, güney ve batıda ise Hırvat güçleriyle savaştı.

Bosna Hersek'in başkenti Saraybosna, yaklaşık 3,5 yıl boyunca kuşatma altında tutuldu.

Sırp güçleri, Saraybosna'nın yanı sıra Prijedor, Bijelina, Zvornik, Visegrad, Srebrenitsa ve Foca başta olmak üzere birçok şehirde büyük katliamlar ve soykırımlar gerçekleştirdi.

İzetbegoviç, bu zorlu dönemde Bosna Hersek'in bağımsızlığını savunan siyasi lider olarak mücadelenin başında yer aldı.

DAYTON BARIŞ ANTLAŞMASI İLE SAVAŞ SONA ERDİ

Bosna Hersek'te yaklaşık 3,5 yıl süren savaş, 1995 yılında imzalanan Dayton Barış Antlaşması ile sona erdi.

Savaş boyunca yaklaşık 200 bin kişi hayatını kaybederken 1 milyondan fazla insan yaşadığı toprakları terk etmek zorunda kaldı.

Dayton Barış Antlaşması, Bosna Hersek'in siyasi ve idari yapısını da yeniden şekillendirdi.

Antlaşmayla ülke, Bosna Hersek Federasyonu ve Sırp Cumhuriyeti olmak üzere iki entite ile Brcko Özerk Bölgesi'nden oluşan bir yapıya kavuştu.

Bosna Hersek Federasyonu ise kendi içerisinde 10 kantona ayrıldı.

İzetbegoviç, bağımsız Bosna Hersek'in ilk Cumhurbaşkanı olarak savaş sonrasında oluşturulan yeni siyasi yapıda da görev aldı.

Devlet Başkanlığı Konseyinin ilk başkanı olarak ülkenin yönetiminde liderliğini sürdürdü.

TARİHE GEÇEN SÖZÜ: BU, ADİL BİR BARIŞ DEĞİL FAKAT...

Dayton Barış Antlaşması, Bosna Hersek'teki savaşı sona erdirmesine rağmen İzetbegoviç'in değerlendirmelerinde anlaşmanın adalet boyutu da önemli yer tuttu.

İzetbegoviç, savaşın sona ermesini sağlayan anlaşmaya ilişkin şu ifadeyi kullandı:

"Bu, adil bir barış değil fakat savaşın devam etmesinden daha iyidir."

Bu söz, Bosna Hersek'in bağımsızlık mücadelesi ve savaşın ardından oluşan siyasi düzenle ilgili en çok hatırlanan ifadelerden biri oldu.

SAĞLIK SORUNLARI NEDENİYLE 2000 YILINDA GÖREVİNDEN AYRILDI

Aliya İzetbegoviç, uzun yıllar sürdürdüğü siyasi mücadelenin ardından sağlık sorunları nedeniyle 2000 yılında kendi isteğiyle görevinden ayrıldı.

2001 yılında düzenlenen parti kongresinde ise yeniden aday olmayacağını duyurdu.

Siyasi hayatı boyunca Bosna Hersek'in özgürlüğünü ve bağımsızlığını savunan İzetbegoviç, geride uluslararası alanda tanınan ve egemenliğini kazanmış bir devlet bıraktı.

ALİYA İZETBEGOVİÇ NE ZAMAN VE NEDEN HAYATINI KAYBETTİ?

Bosna Hersek'in ilk Cumhurbaşkanı Aliya İzetbegoviç, 19 Ekim 2003 tarihinde hayatını kaybetti.

Sağlık sorunları nedeniyle siyasi görevlerinden ayrılan İzetbegoviç, vefatından kısa süre önce o dönemde başbakanlık görevini yürüten Recep Tayyip Erdoğan ile de bir araya geldi.

İzetbegoviç, ölümünden önce "şehitlerin arasında mütevazı bir mezara defnedilmek istediğini" belirterek vasiyetini dile getirdi.

Vasiyeti doğrultusunda düzenlenen cenaze törenine farklı ülkelerden 150 binden fazla kişi katıldı.

İzetbegoviç, Saraybosna'daki Kovaçi Şehitliği'nde toprağa verildi.

19 Ekim 2003'te vefat eden Bosna Hersek'in bağımsızlık lideri, 2026 yılında ölümünün 23. yıl dönümünde anılıyor.

BİLGE KRAL'IN ESERLERİ VE DÜŞÜNCE MİRASI

Aliya İzetbegoviç, siyasi liderliğinin yanı sıra kaleme aldığı eserlerle de tanınan bir düşünürdü.

İnsan hakları, özgürlük, inanç ve toplumsal meseleler üzerine ortaya koyduğu fikirleri, kitapları aracılığıyla geniş kitlelere ulaştı.

Hayatı boyunca yazdığı eserler arasında şunlar yer aldı:

  • Doğu ve Batı Arasında İslam

  • İslam Deklarasyonu

  • Özgürlüğe Kaçışım

  • Tarihe Tanıklığım

  • Köle Olmayacağız

İzetbegoviç'in eserleri, düşünce dünyasının ve özgürlük mücadelesinin gelecek kuşaklara aktarılmasında önemli bir miras oluşturdu.

FİLİSTİN DAVASINA VERDİĞİ DESTEK VE YASİR ARAFAT'A MEKTUBU

Aliya İzetbegoviç, Bosna Hersek'in bağımsızlık mücadelesinin yanı sıra Filistin davasına yönelik duyarlılığıyla da öne çıktı.

İzetbegoviç, 13 Kasım 1995 tarihinde ABD'nin Dayton kentinden dönemin Filistin Devlet Başkanı Yasir Arafat'a bir mektup gönderdi.

Filistin halkının uzun yıllardır sürdürdüğü mücadeleye değindiği mektubunda, halkın kararlılığına ve siyasi liderliğinin hedeflerine dikkat çekti.

İzetbegoviç, Arafat'a hitaben kaleme aldığı mektupta şu ifadeleri kullandı:

"Yıllardır süren mücadelenizde halkınız azim gösterdi ve siyasi liderliğiniz, ulusal hedefler konusunda net bir vizyona sahip. Filistin'in en iyi evlatlarının bu erdemleri, Allah'ın yardımıyla meyve verecektir."

BAĞIMSIZLIK MÜCADELESİYLE BOSNA HERSEK'İN HAFIZASINDA YAŞIYOR

Eski Yugoslavya döneminde iki kez hapse mahkum edilen, fikirlerinden vazgeçmeyen ve Bosna Hersek'in bağımsızlığı için yürütülen mücadeleye liderlik eden Aliya İzetbegoviç, ülkesinin yakın tarihinde önemli bir yere sahip.

Genç Müslümanlar hareketindeki çalışmalarından Bosna Savaşı yıllarındaki siyasi liderliğine kadar uzanan yaşamı, Boşnak halkının hak ve özgürlük mücadelesiyle iç içe geçti.

1995 yılında Dayton Barış Antlaşması ile sona eren savaşın ardından bağımsız Bosna Hersek'in siyasi yapılanmasında da görev üstlendi.

19 Ekim 2003'te yaşamını yitiren İzetbegoviç, vefatının 23. yılında düşünceleri, eserleri, ahlaki duruşu ve Bosna Hersek'in bağımsızlığı için verdiği mücadeleyle anılmaya devam ediyor.

METE DİRİCE

METE DİRİCE

İstanbul Ticaret Gazetesi – Genel Yayın Yönetmeni