AB’yle sıra karşılıklı pazar açılımında
Türkiye’nin kamu alımları alanında gerçekleştirdiği düzenlemeler, AB ile şeffaflık, rekabet ve ayrımcılığın önlenmesi başlıklarında yeni bir uyum sürecinin başlamasını sağlayacak. AB’nin yıllık 2 trilyon Euro’luk kamu alımlarına erişim için ilk adım atıldı. İhalelere doğrudan teklif verilmesi için karşılıklı pazar açılımını düzenle-yecek hukuki çerçevenin oluşturulması gerekiyor.

TÜRKİYE, 31 Temmuz 2026 tarihli ve 33326 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 7590 sayılı Kanun ile yapılan değişikliklerle Avrupa Birliği’ne (AB) uyum sürecinde önemli bir adım attı. Bu değişiklikle ilk kez AB ile kamu alımlarında karşılıklılık (mütekabiliyet) ilkesi resmileşerek hayata geçirildi. 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’na eklenen Ek Madde 13 ile yerli istekliler ve yerli malı lehine tanınan bazı avantajların, Cumhurbaşkanı kararıyla ve mütekabiliyet esasına göre, AB üyesi ülkelerde yerleşik isteklilere ve AB menşeli mallara da kısmen veya tamamen tanınabilmesinin önü açıldı.
5. FASIL İÇİN ÖNEMLİ
Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne uyum süreci kapsamında kamu alımları alanında attığı adımlar, uzun yıllardır müzakere sürecinin en sorunlu başlıklarından biri olarak görülen ‘Fasıl 5: Kamu Alımları’ydı. AB, kamu alımları alanında aday ülkelerden şeffaflık, eşit muamele, serbest rekabet ve ayrımcılık yapılmaması ilkelerine uygun bir sistem kurulmasını bekliyor. AB mevzuatına göre ise kamu alımları sadece ihale süreçlerini değil, ihale şikayet mekanizmalarını, imtiyaz sözleşmelerini ve kamu-özel işbirliği modellerini de kapsıyor. Avrupa Komisyonu, Türkiye’den uzun süredir bu alanlardaki mevzuatını AB standartlarına yaklaştırmasını talep ediyor. Türkiye, son kararıyla hem AB’nin beklentisine olumlu yanıt verdi hem de AB standartlarına uyum iradesini göstermesi bakımından önemli bir sinyal göndermiş oldu. AB’nin tutumu ise müzakere sürecinde izleyeceği yolda ve Brüksel’in gelecek dönemde yayımlayacağı ilerleme raporlarında ortaya çıkacak. Kamu İhale Kurumu da son dönemde elektronik kamu alımlarına ilişkin uygulamaların çerçevesini genişletirken, EKAP altyapısının güçlendirilmesine yönelik çalışmaları hızlandırdı. Elektronik ortamda yürütülen ihaleler için bu düzenlemeler, şeffaflık ve izlenebilirlik açısından AB’nin beklentileriyle örtüşüyor.
İŞ DÜNYASINA NE GETİRECEK
4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’na eklenen Ek Madde 13 ile Cumhurbaşkanına; yerli isteklilere tanınan bazı avantajları, yerli malı lehine uygulanan bazı tercihleri, AB üyesi ülkelerde yerleşik şirketlere ve AB menşeli ürünlere de tanıyabilme yetkisi verildi. Bunun ülke bazında, ürün bazında, kısmen veya tamamen uygulanabileceği hükme bağlanmış oldu. Böylece AB şirketleri bazı kamu ihalelerinde Türk firmalarıyla daha eşit şartlarda yarışabilecek, AB menşeli ürünler yerli ürünlere karşı daha avantajlı konuma gelebilecek, Türkiye’nin kamu alımları pazarına erişim imkanları genişleyebilecek. En önemlisi, Türkiye ile AB arasında kamu alımlarında karşılıklı pazar açılımı müzakereleri için zemin oluşabilecek.
Özellikle kamu ihalelerinde aktif rol alan inşaat, enerji, ulaştırma, sağlık ve bilgi teknolojileri sektörlerinin düzenlemelerden doğrudan etkilenmesi bekleniyor. Elektronik ihale sistemlerinin yaygınlaşmasının KOBİ’lerin kamu alımlarına erişimini de kolaylaştırabileceği belirtiliyor. Avrupa Komisyonu’nun verilerine göre kamu alımları AB ekonomisinin yaklaşık yüzde 14’ünü oluşturuyor. Bu da yıllık yaklaşık 2 trilyon Euro’luk bir pazar anlamına geliyor. AB, kamu alımlarını artık sadece mal ve hizmet satın alma aracı değil, sanayi politikası ve rekabet gücü aracı olarak da kullanıyor. Ancak Türk firmalarının Avrupa’daki ihalelere doğrudan teklif verebilmesi için karşılıklı pazar açılımını düzenleyecek yeni bir hukuki çerçevenin oluşturulması gerekiyor. Bu sağlandığında AB ülkelerindeki merkezi yönetimler, belediyeler, ulaştırma, enerji, sağlık ve altyapı idarelerinin açtığı ihalelere teklif verebilmelerinin önü açılabilecek. Bu aşama ise ancak taraflar arasında gerekli hukuki ve teknik düzenlemelerin tamamlanması halinde mümkün olacak.
MADE IN EUROPE’A ETKİSİ
İkv Başkanı Ayhan Zeytinoğlu, AB’nin hazırladığı Sanayi Hızlandırıcı Yasası kapsamında Gümrük Birliği sayesinde Türkiye’de üretilen bazı parça ve bileşenlerin ‘Made in Europe’ kapsamında değerlendirilebildiğini belirterek, “Bu durum özellikle otomotiv, çelik, alüminyum ve net sıfır teknolojileri alanlarında Türk üreticileri açısından önemli bir avantaj yaratıyor. Ancak bu avantaj, Türk firmalarının AB kamu ihalelerine doğrudan katılım hakkı elde ettiği anlamına gelmiyor” dedi. Zeytinoğlu, Gümrük Birliği sayesinde Türkiye’de üretilen bazı ürün ve bileşenlerin AB’nin ‘Made in Europe’ yaklaşımından yararlanabildiğine işaret ederek, “Türk ürünlerinin Avrupa tedarik zincirlerine entegrasyonu açısından önemli bir fırsat söz konusu. Ancak mevcut düzenlemeler Türk şirketlerinin AB kamu ihalelerine doğrudan erişimini henüz garanti etmiyor. Bu konunun önümüzdeki dönemde netleştirilmesi gerekiyor” diye konuştu.
ANKARA’NIN BEKLENTİSİ
Türkiye tarafı son dönemde AB ile ilişkilerde daha somut adımlar beklediğini açıkça dile getiriyor. Dışişleri Bakanlığı, Avrupa Komisyonu’nun 2024 Türkiye Raporu sonrasında yaptığı açıklamada, Türkiye-AB ilişkilerinin önündeki siyasi engellerin kaldırılması, yapısal diyalog mekanizmalarının yeniden canlandırılması ve ekonomik işbirliğinin geliştirilmesi beklentisini ortaya koydu. İş dünyasına göre kamu alımları alanında atılan adımların kısa vadede müzakere sürecini doğrudan değiştirmesi beklenmese de Türkiye’nin AB standartlarına uyum iradesini göstermesi bakımından önemli bir sinyal niteliği taşıyor. Reformların kalıcı etkisi ise uygulamanın başarısı ve Brüksel’in gelecek dönemde yayımlayacağı ilerleme raporlarında ortaya çıkacak.

Türk firmalarının doğrudan katılım koşulları netleşmeli
İktisadi Kalkınma Vakfı (İKV) Başkanı Ayhan Zeytinoğlu, Kamu İhale Kanunu’na eklenen mütekabiliyet hükmünün Türkiye’nin AB kamu alımları piyasasına erişim hedefi açısından önemli bir adım olduğunu belirterek, düzenlemenin tek başına yeterli olmayacağını vurguladı. Zeytinoğlu’na göre asıl belirleyici süreç bundan sonra başlayacak.
Ayhan Zeytinoğlu, AB’nin halen hazırlık aşamasında bulunan Sanayi Hızlandırıcı Yasası ile kamu alımları direktiflerinde yapılacak değişikliklerin yakından takip edilmesi gerektiğini belirterek, Türkiye’nin kamu alımlarında karşılıklılık ilkesini mevzuata taşımasının Brüksel’e verilen önemli bir mesaj niteliği taşıdığını vurguladı. Zeytinoğlu, ancak ilerleyen aşamalarda mevzuatın daha net ve bağlayıcı hükümlerle güçlendirilmesinin gündeme gelebileceğini söyledi.
Zeytinoğlu, önümüzdeki süreçte atılması gereken adımları şöyle özetledi:
- Türk firmalarının AB kamu ihalelerine doğrudan katılım koşulları netleştirilmeli.
- Kamu İhale Kanunu’ndaki mütekabiliyet hükmünün uygulama çerçevesi güçlendirilmeli ve daha açık hale getirilmeli.
- Kamu alımlarının mevcut Gümrük Birliği kapsamında yer almaması nedeniyle Türkiye ile AB arasında bu alana ilişkin özel bir düzenleme veya anlaşma zemini oluşturulmalı.
- 2019’dan bu yana toplanmayan Türkiye-AB Ortaklık Konseyi yeniden işler hale getirilerek kamu alımları konusunda karar üretebilmeli.
- Türkiye-AB Yüksek Düzeyli Ticaret Diyaloğu mekanizmaları daha aktif kullanılmalı ve teknik müzakereler hızlandırılmalı.
Zeytinoğlu ayrıca, kamu alımları alanındaki son düzenlemenin Gümrük Birliği’nin modernizasyonu açısından olumlu bir işaret olduğunu, ancak yeni nesil bir Gümrük Birliği’nin yalnızca kamu alımlarını değil; hizmetler, tarım, yatırımların korunması, dijital ticaret, fikri mülkiyet ve sürdürülebilirlik gibi çok daha geniş bir çerçeveyi kapsadığını hatırlattı.
AB’nin dört temel beklentisi
- Daha fazla şeffaflık
- Daha güçlü rekabet
- Ayrımcı uygulamaların azaltılması
- Elektronik ihale sistemlerinin yaygınlaşması
Türkiye’nin beklentileri
- Gümrük Birliği’nin güncellenmesi
- Ekonomik işbirliğinin artırılması
- Yüksek düzeyli diyalog mekanizmalarının yeniden başlaması
- Yatırım ortamının güçlenmesi
