2025, küresel emtia piyasaları açısından özellikle değerli metallerde olağanüstü bir yükseliş yılı olarak geride kaldı. Artan jeopolitik gerilimler, merkez bankalarının rezerv çeşitlendirme hamleleri ve yatırım fonlarının kıymetli metallere yönelmesi, altın ve gümüşü tarihi zirvelere taşıdı. Güvenli liman talebinin güçlenmesiyle birlikte bu iki metal yalnızca fiyat artışlarıyla değil, işlem hacimlerindeki belirgin genişlemeyle de dikkat çekti. Uzmanlara göre 2025’te atılan bu güçlü adımlar, 2026’ya devreden bir ivme yaratarak emtia piyasalarında orta ve uzun vadede değerli metallerin ağırlığının daha da artacağı bir dönemin kapısını araladı.
Küresel finansal sistem, yeni bir denge arayışına girmiş durumda. Bu belirsizlik ortamında yatırımcılar, enflasyona karşı koruma sağlayan ve uzun vadeli stratejik değer sunan varlıklara yöneliyor. Emtia piyasalarında dengelerin yeniden kurulduğu bu süreçte yerli ve yabancı analistlere göre; yalnızca altın ve gümüş değil, sanayi metallerinin lokomotifi bakır ve platin için de 2026, yükselişin devam edebileceği bir yıl olarak görülüyor.
YENİ YILA GÜÇLÜ MİRAS
Geride bıraktığımız 2025 yılı, bu dört metalin her biri için ralli dönemi oldu. Güvenli liman arayışının zirve yaptığı yılda altın, yüzde 64'ü aşan kazancıyla 1979'dan bu yana en güçlü yıllık performansını sergileyerek ons başına 4 bin 549 dolarla tarihi rekorunu tazeledi. Ancak asıl sürprizi, hem endüstriyel hem de yatırım talebiyle çift kanatlı bir ralli yaşayan gümüş yaptı.
Yüzde 150'ye yakın rekor bir artışla altını açık ara geride bırakan gümüş, ons başına 84 doları aşarak tüm zamanların zirvesini gördü. Sanayi cephesinde ise arz sıkıntılarının damga vurduğu bakır, yüzde 43'ü aşan kazançla son 16 yılın en iyi performansını kaydetti.
Otomotiv ve hidrojen sektörlerindeki beklentilerle yeniden radara giren platin de yüzde 160'a yakın bir değer artışıyla 1987'den bu yana en yüksek seviyesine ulaştı.
FAİZ İNDİRİMİ VE GÜVENLİ LİMAN TALEBİ
Altın, 2026'ya da güçlü bir beklentiyle giriyor. Rallinin arkasındaki ana motor, Fed'in bu yıl en az iki faiz indirimine gideceği yönündeki piyasa konsensüsü. Faiz oranlarının düşmesi, faiz getirisi olmayan altını yatırımcılar için daha cazip hale getiriyor. Zayıflayan dolar da altını diğer para birimlerini kullanan alıcılar için ucuzlatarak talebi destekliyor.
Yatırım bankası UBS, altın için 2026 hedefini ons başına 5 bin dolara yükseltirken, HSBC de ilk yarıda bu seviyelerin görülebileceğini öngörüyor. Uzmanlara göre, makroekonomik beklentilerin yanı sıra jeopolitik riskler de altını desteklemeye devam edecek.
İran'daki iç karışıklık, Rusya-Ukrayna savaşının belirsizliği ve ABD'nin Venezuela ile Grönland üzerindeki politikaları gibi gelişmeler, küresel belirsizliği artırarak altına olan ‘güvenli liman’ talebini canlı tutuyor. Metals Focus gibi kuruluşlar, merkez bankalarının dolardan uzaklaşma eğilimi ve süregelen jeopolitik riskleri gerekçe göstererek 2026'da 5 bin doların üzerinin test edilebileceğini belirtiyor.
Ancak uzmanlar, 2025’te hızlı yükseliş kaydeden sarı metalin zaman zaman sert dalgalanmalar yaşayabileceği yönünde yatırımcıları uyarıyor.
GÜMÜŞ MÜ ALTIN MI?
Getiride 2025'in yıldızı olan ve yüzde 150'ye yakın kazançla altını geride bırakan gümüş, 2026'da da ‘çift karakterli’ yapısıyla öne çıkıyor. Bir yandan altın gibi güvenli liman talebinden ve zayıf dolardan destek bulan gümüş, diğer yandan yeşil enerji dönüşümünün vazgeçilmez bir sanayi metali olmasıyla talebini katlıyor.
Güneş panelleri, elektrikli araçlar ve 5G teknolojisi gibi alanlarda artan kullanım, gümüşe yönelik endüstriyel talebi rekor seviyelere taşıyor. HSBC, bu dinamikleri göz önüne alarak 2026 yılı için ortalama gümüş fiyatı tahminini ons başına 68.25 dolara yükseltti. Ancak Goldman Sachs gibi bazı kurumlar, azalan stoklar ve ani yatırımcı akışlarının piyasada ‘sıkışma koşulları’ yarattığına dikkat çekerek, sert fiyat dalgalanmalarının devam edebileceği ve yatırımcıların temkinli olması gerektiği uyarısında bulunuyor. Buna rağmen genel kanı, gümüşün hem endüstriyel hem de yatırım talebiyle 2026'da da güçlü performansını sürdüreceği yönünde.
BAKIR:’YENİ PETROL’
‘Yeni petrol’ olarak anılan bakır, 2026'da küresel arz sıkıntılarının en çok hissedileceği metal olarak görülüyor. Elektrikli araçlar, yenilenebilir enerji altyapısı ve yapay zeka veri merkezleri gibi elektrifikasyonun temelini oluşturan her alanda kritik rol oynayan bakırda, talep hızla artarken arz aynı hızda yanıt veremiyor.
Şili ve Peru gibi büyük üretici ülkelerdeki madenlerde yaşanan grevler, su kıtlığı ve politik belirsizlikler üretimi baskılarken, yeni maden yatırımlarının devreye girmesi yıllar alıyor. China Securities Co. analistleri, 2026'da küresel bakır piyasasında 100 bin tondan fazla arz açığı oluşmasını bekliyor. Bu beklenti, Citi gibi dev bankaların kısa vadeli fiyat hedefini ton başına 14 bin dolara yükseltmesine neden oldu.
ABD'nin olası yeni tarifelerine karşı stok yapma eğilimi de kısa vadede fiyatları destekleyen bir diğer unsur. Analistler, bakırın 2026'da arz-talep dengesizliği nedeniyle en istikrarlı yükseliş potansiyeline sahip temel metallerden biri olduğu konusunda birleşiyor.
OTOMOTİV VE HİDROJEN DEVRİMİNİN GÖZDESİ: PLATİN
Otomotiv sektöründeki katalitik konvertörlerde kullanılan ve bu nedenle uzun süredir dizel motorların geleceğiyle ilgili endişelerden baskılanan platin, yeni bir hikaye yazmaya hazırlanıyor. Bir yanda, Avrupa Birliği'nin içten yanmalı motor yasağını gevşetme sinyalleri mevcut talebi korurken; diğer yanda yeşil hidrojen ekonomisinin yükselişi, platin için yepyeni ve devasa bir talep alanı yaratıyor.
Platin, suyun elektroliziyle yeşil hidrojen üretiminde ve yakıt hücrelerinde kritik bir katalizör olarak kullanılıyor. Bank of America, bu dinamikleri ve fiziksel piyasadaki sıkılığı gerekçe göstererek 2026 yılı ortalama platin fiyatı tahminini ons başına 2 bin 450 dolara yükseltti. Arz tarafında ise Güney Afrika ve Rusya'daki üretim sorunları fiyatları desteklemeye devam ediyor. Uzmanlara göre platin, orta ve uzun vadede hem geleneksel otomotivden hem de geleceğin hidrojen teknolojisinden gelen çift yönlü taleple yükselişini sürdürebilir.
METALLERİ DESTEKLEYEN ORTAK DİNAMİKLER
Uzmanlar, bu dört metalin 2025’te öne çıkmasını sağlayan ortak faktörlere dikkat çekiyor:
- Trump döneminde jeopolitik belirsizliklerin kalıcı hale gelmesi
- Fed'in faiz indirim döngüsüne girmesi beklentisi
- Enerji dönüşümü ve altyapı yatırımları
- Arz tarafındaki yapısal kısıtlar
Bu unsurlar, 4 emtiayı yalnızca kısa vadeli bir yatırım aracı olmaktan çıkararak stratejik bir varlık sınıfına dönüştürüyor.
‘OYNAKLIK’ RİSKLERİ GÖZ ARDI EDİLMEMELİ
Her ne kadar genel tablo pozitif olsa da uzmanlar, 2026’da emtia piyasalarında yüksek oynaklık riskine de dikkat çekiyor. Küresel büyümede sert bir yavaşlama, beklenmedik para politikası adımları veya finansal piyasalarda yaşanabilecek dalgalanmalar, metal fiyatlarında kısa vadeli düzeltmelere yol açabilir.
Ancak orta ve uzun vadeli projeksiyonlarda, altın, gümüş, bakır ve platin için iyimser beklentiler korunuyor.
2026 METALLER YILI OLABİLİR Mİ?
Piyasa aktörlerinin büyük bölümü, 2026’nın emtia piyasalarında özellikle metallerin öne çıkacağı yönünde görüş bildirdi.
Tüm bu dinamikler, değerli 4 metalin 2026’da yatırımcıların en çok takip ettiği varlıklar arasında yer alabileceğine işaret ediyor.