Cuma10 Temmuz 202612:22İSTPİYASAAÇIK
AHMET EMRE BİLGİLİ
AHMET EMRE BİLGİLİ

15 Temmuz 10. yılında, biz neredeyiz?

00:00 / 00:00

15 Temmuz FETÖ darbe girişiminin 10. yılındayız. Bu yıl dönümünü ve yaşanılanları hatırlamak mı, unutmak mı gerekir? Biz yaşayanlar unutmuyoruz, daha doğrusu unutamıyoruz.

Şehitlerimiz, gazilerimiz ve hatıralarımız unutturmamak için kafidir aslında. Çünkü bu darbe girişimi sadece bir iktidara değil, bizatihi devletin, milletin kendisine yapıldı. Devlet de toplum da biziz. Uzun yılların hazırlığı olarak devleti ele geçiremeyen ve kendi üzerine gelineceğini anlayan şer güç FETÖ zaten hazırlığı mevcut olan darbe girişimini başlatalı tam 10 yıl oldu. 

Bu 10 yılda elebaşı öldü ve artık onun için hesap vaktidir. Fakat geride kalanlar büyük ölçüde eldeki devasa rant yüzünden bir arada olmaya devam ediyor. Tabii ki bundan ne kadar kaçsalar da devletin bir gün yakalarına yapışacağını biliyorlar. Bu sebeple de birbirlerini kollama çabasındalar. Bu yüzden kolayını seçip sürekli dijitalden saldırıyorlar. 

Şimdi asıl düşünmemiz gereken husus; kamuoyu 10. yılda FETÖ’yü nasıl hatırlıyor? Veya bunun da ötesinde yeni jenerasyonun algısı nedir? Zira bu husus mücadelenin devamlılığı açısından son derece önemlidir. Biz biliyoruz ki FETÖ, yüzyıllık Cumhuriyet döneminin düşman safındaki en tehlikeli örgütüdür. Zira yurt dışı bağlantıları olan ve doğrudan devleti ele geçirme üzerine kurulmuş eli kanlı bir örgüttür. Üstelik de bunu acımasızca ve maneviyat üzerinde yapar, adına da hizmet hareketi der. Her tarafı çelişkilerle dolu.

Örgütün bütün insan kaynağı inşası eğitim üzerinden olmuştur. En önem verdikleri husus ise; zeki çocuklar üzerinden kurdukları devşirme sistemidir. Devşirme deyince Devlet-i Âliyye’nin dünyaca ünlü Enderun Mektebi aklımıza gelmesin. Onunla asla kıyas kabul etmez bilirsiniz. Çünkü birinde devlete adam yetiştirmek var, diğerinde ise devleti yıkmak, kendi düzenini kurmak için devşirme var. Yetiştirdiklerini de soyunu, köklerini unutmuş, bilincini yitirmiş yani mankurtlaştırmak suretiyle üstün zekayı öldürüp emir eri haline getirdiler. Böylece memleketin seçkin insan kaynağını da heba etmiş oldular. Bu da bir başka türden vatan hainliğidir.

Şimdi bu yaşanmışlıklardan 10 yıl sonra geldiğimiz nokta nedir? Bugün 15-20 yaşları arasındaki gençler o günleri nasıl hatırlıyor? 15 Temmuz algısı nedir? Çıkarılan bir ders var mı? Siyaset kurumu bu minvalde yani hafızayı canlı tutmak için neler yaptı? Yıllık anma toplantıları nasıl ritüelleşti?  Hafızayı yaşatma adına ne türden işlev görüyor? 

Bu sorulardan kastımız; yeni kuşaklara bu hafızanın nakledilmiş olması gerektiğidir. Koca bir 10 yılı bu açıdan değerlendirdiğimizde kalıcı bir şey yapamamış isek bir yerde yanlışımız vardır. Çanakkale’yi türküleriyle, hatıratıyla, anlatılarıyla, sinemasıyla, yayınları ve müzeleri ile gelecek kuşaklara başarı ile aktarıyorsak 15 Temmuz’u da başarabilmeliyiz.

Elbette önem ve büyüklük olarak kıyaslama yapmıyoruz fakat 15 Temmuz da mini bir Çanakkale sayılır. Bu kez düşman kendi içimizden peydahladılar, hem de dini bir cemaat görünümünde, tam da aldatıcı yerden. Ama her ikisinin de hedefi aynı; devleti zayıf düşürerek çökertmek ve ele geçirmek. Devlet yoksa zaten toprak da millet de mahzun kalır.

Bu sebeplerle 15 Temmuz’un ana fikri ile yaşatılması ve her türlü vatana kastedenlere karşı uyanık olma gerekliliğimizin canlı tutulması elzemdir. Bunun da özü eğitim ve okullardan geçer. Halkın direniş kültürü başlı başına ele alınması gereken bir konudur. Burada siyasetten çok sosyolojiyi dikkate almak gerekir. Zira yaşatacak olan odur; siyaset iradedir sosyoloji-kültür devamlılıktır. Çanakkale nasıl yaşıyorsa 15 Temmuz da yaşar. Doğru bir siyaset yaklaşımı ortaya koyabilirsek tabii ki, değilse unutulup gider. 

Şimdi bilmemiz gereken; 15 Temmuz sadece o günden ibaret değildir, bir sürecin son günüdür. Bu sebeple Fetövari örgütlerin bizim toplumumuzda asla yeşermemesi gerekir. Tedbirler de bunun için olmalıdır. Bu ülke, eğitim üzerinden vatan-millet sevgisi etrafında ve kimseyi ötekileştirmeden tüm gençlerine sahip çıkabilir, çıkmalıdır da. FETÖ artıklarını zemin bulamayacakları için çökertecek olan da budur. 10. yılda yeni bir Yenikapı buluşmasını başarmalıyız.

YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI

Tüm Yazıları >