12 bin yıllık ıza buğdayında ekim alanı 250 dönüme çıkarıldı: Desteklerle geleceğe taşınıyor
Bolu’da “buğdayın atası” kabul edilen ve 12 bin yıldır genetiğini koruduğu belirtilen ıza buğdayının üretimi desteklerle yaygınlaştırılıyor. Bu yıl 250 dönüme çıkarılan ekim alanından 55 ton ürün bekleniyor.

Bolu’nun Mengen ilçesinde yürütülen “Tohum Ambarı” projesi kapsamında ıza buğdayının üretim alanı 140 dönümden 250 dönüme çıkarıldı. Çiftçilere ücretsiz tohum desteği sağlanan projede gelecek yıl 500 dönüm ekim alanına ulaşılması hedefleniyor. Kimyasal tarım ilacı kullanılmadan yetiştirilebilen ıza buğdayı, besin değerleri ve gastronomideki kullanım potansiyeliyle de öne çıkıyor.
12 BİN YILLIK IZA BUĞDAYI GELECEĞE TAŞINIYOR
Bolu’da “buğdayın atası” kabul edilen ıza buğdayının üretiminin yaygınlaştırılması için çalışmalar sürdürülüyor.
Yaklaşık 12 bin yıldır genetiğini koruduğu belirtilen kadim buğday türünün gelecek nesillere aktarılması amacıyla üreticilere destek sağlanıyor.
ÜCRETSİZ TOHUM DESTEĞİ VERİLDİ
Mengen ilçesinde yürütülen “Tohum Ambarı” projesi kapsamında yetiştirilen ıza buğdayının üretiminin artırılması amacıyla çiftçilere ücretsiz tohum dağıtıldı.
Üreticilerin projeye dahil edilmesiyle ekim alanlarında önemli artış sağlandı.
EKİM ALANI 140 DÖNÜMDEN 250 DÖNÜME ÇIKTI
Iza buğdayının üretim alanı bu yıl 140 dönümden 250 dönüme yükseltildi.
Artan üretim alanlarında hasat mesaisi de başladı.
BU YIL 55 TON ÜRÜN BEKLENİYOR
Bu yılki hasattan yaklaşık 55 ton ıza buğdayı elde edilmesi bekleniyor.
Üretim alanının gelecek yıl daha da artırılması planlanıyor.
HEDEF 500 DÖNÜM EKİM ALANI
Proje kapsamında ıza buğdayının ekim alanının gelecek yıl 500 dönüme çıkarılması hedefleniyor.
Böylece doğal üretim yöntemleri kullanılarak hem üretimin artırılması hem de kadim tohum varlığının korunması amaçlanıyor.
“İLK KÜLTÜRE ALINAN BUĞDAY TÜRLERİNDEN”
“Tohum Ambarı” kurucusu ve Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi Mengen Meslek Yüksekokulu Aşçılık Programı Öğretim Görevlisi Berker Çiftçi, ıza buğdayının tarihine ilişkin bilgi verdi.
Çiftçi, ilk kültüre alınan buğday türü olarak bilinen ızanın yaklaşık 12 bin yıllık geçmişe sahip olduğunun arkeolojik bulgularla ortaya konulduğunu söyledi.
BESİN DEĞERLERİYLE DE ÖNE ÇIKIYOR
Iza buğdayının besin değerleri bakımından dikkat çektiğini belirten Çiftçi, düşük glisemik indeks, düşük gluten oranı ve 14 kromozomlu yapıya sahip olduğunu ifade etti.
Çiftçi, söz konusu özelliklerin ıza buğdayını günümüzün sağlıklı beslenme anlayışı açısından önemli tahıllardan biri haline getirdiğini söyledi.
KİMYASAL TARIM İLACI KULLANILMADAN ÜRETİLEBİLİYOR
Iza buğdayının hastalıklara karşı dayanıklı bir yapıya sahip olduğunu belirten Çiftçi, bu nedenle kimyasal tarım ilacı kullanılmadan yetiştirilebildiğini kaydetti.
Çiftçi, “Düşük glisemik indekse sahip olması, 14 kromozomlu yapısı ve düşük gluten oranıyla günümüzün sağlıklı beslenme anlayışına uygun önemli tahıllardan biri. Aynı zamanda hastalıklara karşı dayanıklı yapısıyla kimyasal tarım ilacı kullanılmadan üretilebiliyor.” dedi.
PROJE YAKLAŞIK 4 YILDIR SÜRÜYOR
Çiftçi, “Tohum Ambarı” projesi kapsamında yaklaşık 4 yıldır ıza buğdayı üretimi gerçekleştirdiklerini belirtti.
Ücretsiz tohum desteği verilen çiftçilerin de üretime katılmasıyla projenin daha geniş alanlara yayıldığını ifade etti.
ÜRETİCİLERDEN TEK ŞART: KİMYASAL İLAÇ KULLANMAMAK
Tohum verilen üreticilerden temel beklentilerinin kimyasal tarım ilacı kullanılmaması olduğunu belirten Çiftçi, geleneksel tarım yöntemlerini esas aldıklarını söyledi.
Çiftçi, ıza buğdayının doğal yapısıyla kendisini koruyabilen güçlü bir tür olduğunu ifade etti.
“BİLİMSEL VERİLERİ ÜRETİME YANSITIYORUZ”
Organik gübre kullanımı konusunda akademik çalışmalar yürüttüklerini belirten Çiftçi, elde edilen bilimsel sonuçların üretim süreçlerinde değerlendirildiğini kaydetti.
Çiftçi, “Bu buğday doğal yapısıyla kendini koruyabilen güçlü tür. Biz de geleneksel tarım yöntemlerini esas alıyoruz. Organik gübre kullanımıyla ilgili akademik çalışmalar yürütüyor, elde edilen bilimsel verileri üretime yansıtmaya çalışıyoruz.” diye konuştu.
GASTRONOMİDE GENİŞ KULLANIM POTANSİYELİ
Iza buğdayının yalnızca tarımsal açıdan değil, gastronomi açısından da önemli bir potansiyele sahip olduğunu belirten Çiftçi, bu alanda çeşitli çalışmalar yürüttüklerini söyledi.
Uzun yıllardır bulgur olarak tüketilen ve hayvan yemi olarak da değerlendirilen ıza buğdayının çok daha geniş kullanım alanlarına sahip olduğunun akademik çalışmalarla görüldüğünü ifade etti.
EKMEKTEN MAKARNAYA ÇOK SAYIDA ÜRÜN ÜRETİLDİ
Iza buğdayından elde edilen unla farklı ürünler hazırlandığını belirten Çiftçi, ekmek, simit, açma, poğaça, bisküvi, erişte ve makarna gibi ürünlerin denendiğini aktardı.
Ayrıca Japon, İtalyan ve Meksika mutfağından bazı yiyeceklerin de ıza buğdayı unuyla hazırlandığını belirtti.
“GASTRONOMİ AÇISINDAN SON DERECE DEĞERLİ”
Yapılan denemelerde başarılı sonuçlar elde ettiklerini belirten Çiftçi, bazı ürünlerde geliştirilmesi gereken noktalar bulunduğunu söyledi.
Çiftçi, “Bazı ürünlerde geliştirilmesi gereken yönler olsa da elde ettiğimiz sonuçlar oldukça başarılı. Bu buğday gastronomi açısından son derece değerli bir ham madde.” dedi.
MENGEN’İN AŞÇILIK KÜLTÜRÜYLE BULUŞTU
Mengen’in aşçılık kültürüyle özdeşleşmiş bir ilçe olduğuna işaret eden Çiftçi, kadim bir buğday türünün burada yeniden üretime kazandırılmasının ayrı bir anlam taşıdığını ifade etti.
Projenin gastronomi ile yerel tarımı bir araya getiren bir yönünün bulunduğunu belirtti.
DAHA FAZLA ÜRETİCİYLE ÇALIŞILACAK
Gelecek yıl daha geniş alanlarda ekim yapmayı planladıklarını söyleyen Çiftçi, üretici sayısının da artırılacağını kaydetti.
Çiftçi, “Daha fazla üreticiyle hareket ederek hem yerel kalkınmaya katkı sunmak hem de bu değerli tohumu daha geniş kitlelerle buluşturmak istiyoruz.” ifadesini kullandı.
700’ÜN ÜZERİNDE YEREL TOHUM KORUNUYOR
“Tohum Ambarı” projesi yalnızca ıza buğdayıyla sınırlı değil.
Çiftçi, proje kapsamında 700’ün üzerinde yerel tohumun koruma altında bulunduğunu belirtti.
TOHUMLAR UYGUN BÖLGELERDE YENİDEN ÜRETİLİYOR
Koruma altındaki tohumların iklim ve coğrafi şartlara uygun bölgelerde yeniden üretildiğini aktaran Çiftçi, her yıl belirli sayıda üreticiye ücretsiz tohum dağıtıldığını söyledi.
Üreticiler tarafından çoğaltılan tohumlar daha sonra yeniden tohum ambarına kazandırılıyor.
ÇOCUKLARA EKOLOJİK OKURYAZARLIK EĞİTİMİ
Proje kapsamında çocuklara yönelik ekolojik okuryazarlık eğitimleri de düzenleniyor.
Bu eğitimlerde toprağın, tohumun ve üretimin önemi anlatılıyor.
“TOHUM GEÇMİŞTEN GELECEĞE TAŞINAN KÜLTÜREL MİRAS”
Çiftçi, tohumların yalnızca tarımsal üretimin bir parçası olarak görülmemesi gerektiğini vurguladı.
“Tohum sadece tarım ürünü değil, geçmişten geleceğe taşınan kültürel miras, sağlıklı yaşamın ve yerel üretimin temelidir. Biz de bu mirası koruyarak gelecek nesillere aktarmaya çalışıyoruz.” diye konuştu.