Cuma7 Ağustos 202610:14İSTPİYASAAÇIK
GündemÖne çıkan

100 yıl sonra tarihi dönüş: Türkiye kerkük’te ilk kez üretici konuma geliyor

Türkiye, 1926 Ankara Anlaşması'ndan tam 100 yıl sonra Kerkük petrollerine ‘üretici’ sıfatıyla geri döndü. TPAO'nun, BP'nin Kerkük merkezli şirketine yüzde 15 ortak olmasıyla Türkiye, enerjide 'taşıyıcı' konumundan küresel 'üretici' ligine terfi ediyor. Sahadaki 3 milyar varillik hidrokarbon kapasitesinin yeniden canlandırılmasını öngören bu imza, sadece diplomatik masada değil, Türkiye'nin küresel enerji pastasındaki payında da yeni bir dönemin kapılarını açıyor.

Yayınlanma

Güncellenme

Paylaş
100 yıl sonra tarihi dönüş: Türkiye kerkük’te ilk kez üretici konuma geliyor

Türkiye, enerji arz güvenliğini sağlamak ve ‘enerji merkezi’ olma hedefini güçlendirmek için stratejik bir hamleye imza attı. Ankara’da Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde gerçekleşen ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar’ın refakat ettiği törenle Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO), BP Energy Company of Kirkuk Limited (BP ECKL) şirketinin yüzde 15 hissesini resmen satın aldı.

100 YIL SONRA GELEN STRATEJİK KAZANIM
Türkiye'nin bu dev ortaklığı, ekonomik olduğu kadar tarihi bir anlam da taşıyor. 1926 yılında imzalanan Ankara Anlaşması ile Kerkük ve Musul'u da içine alan bölgedeki haklarından feragat etmek durumunda kalan Türkiye; tam 100 yıl sonra aynı topraklara uluslararası bir enerji aktörü ve ‘üretici ortak’ sıfatıyla geri dönmüş oldu. Osmanlı döneminden kalan bu mirasa 100 yıl sonra doğrudan üretim bandında ortak olunması, Türk enerji tarihi açısından ‘büyük bir ahtın yerine getirilmesi’ olarak yorumlanıyor.

3 MİLYAR VARİL POTANSİYELE SAHİP
İmzalanan anlaşmayla birlikte Kerkük'te TPAO, BP ve ABD'li ConocoPhillips ortaklığında güçlü bir uluslararası konsorsiyum kuruldu. Proje; Irak’ın en önemli hidrokarbon üretim bölgelerinden olan Kerkük’teki Baba ve Avanah kubbeleri ile Bai Hassan, Jambur ve Khabbaz sahalarını kapsıyor.

Sözleşme alanının ilk aşamada 3 milyar varil petrol eşdeğerinin üzerinde hidrokarbon kaynağı barındırdığı değerlendiriliyor. Yıllardır savaşlar ve altyapı eksiklikleri nedeniyle kapasitesinin altında çalışan bu devasa havza, yeni konsorsiyumun teknolojik yatırımlarıyla rehabilite edilerek üretimi artırılacak.

'TARİHİ ADIM' VURGUSU
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi ile gerçekleştirdiği kritik görüşmenin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında bu anlaşmanın önemine dikkat çekti. Erdoğan, enerji işbirliğinde yeni bir dönemin kapılarını aralayan bu gelişmeyi değerlendirirken, “British Petroleum'un (BP) operatörlüğünü yürüttüğü Kerkük üretim sahasında Türkiye Petrollerine ortaklık verilmiştir. Bugün imzalanan anlaşma, enerji alanındaki ortaklık açısından tarihi bir adım olmuştur” ifadelerini kullandı. 

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar ise atılan imzanın TPAO'nun kurumsal vizyonu açısından önemine değinerek, “Bu proje, Türkiye Petrollerini günde 1 milyon varil petrol ve doğalgaz üretimi yapan bir şirket yapma yolundaki en önemli adımlarımızdan biri” dedi. Bu ortaklık sayesinde Türkiye sadece transit bir ülke olmaktan çıkıp, uluslararası enerji liginde rezerv geliştiren ve kaynakta üretim yapan bir konuma yükseldi.

TÜRKİYE ARTIK TAŞIYICI DEĞİL, KÜRESEL ÜRETİCİ LİGİNDE
Akdeniz Enerji ve İklim Örgütü Petrol ve Gaz Direktörü Sohbet Karbuz, TPAO'nun Kerkük'te attığı tarihi adımı İstanbul Ticaret'e değerlendirdi. TPAO'nun küresel bir enerji oyuncusu olma hedefi doğrultusunda stratejik hamleler yaptığını belirten Karbuz, “Türkiye'nin epey bir süredir TPAO'yu küresel bir enerji oyuncusu yapma hedefi mevcut. Bu amaçla yurt içinde Karadeniz doğalgazı ve Gabar petrolünün yanına yurt dışında tek başına veya dev şirketlerle stratejik ortaklıklar kurarak konumunu güçlendirecek hamleler yapıyor. Bunun örneklerini Azerbaycan, Libya, Somali, Pakistan, Irak ve Suriye gibi ülkelerde görüyoruz” dedi.

Karbuz, atılan imzanın Türkiye'yi enerji liginde taşıyıcı konumundan üretici konumuna taşıdığına dikkat çekerek, şunları söyledi: “TPAO'nun BP ve ConocoPhillips gibi küresel dev şirketlerle birlikte Kerkük'teki petrol sahalarını geliştirmek üzere kurulan konsorsiyuma yüzde 15 bir payla ortak olmasını bu çerçevede değerlendirmek gerekir. Yani Türkiye’nin sadece petrol ve gaz taşıyıcısı değil, petrol ve gaz üreticisi olarak da küresel enerji ligindeki konumunu pekiştirecek nitelikte. Diğer yandan buradan yapılacak üretim, TPAO’nun günlük 1 milyon varil petrol ve doğalgaz üretim kapasitesine sahip küresel bir enerji devi olma hedefine ulaşmasına katkı sağlayacaktır.” 

Kerkük'teki petrol ortaklığının, 28 Temmuz 2026 tarihindeki Ankara görüşmelerinde ele alınan Kalkınma Yolu Projesi ile birbirini tamamladığını vurgulayan Karbuz, “İki proje aslında birbirini tamamlayan, üretim ve lojistik mantığıyla kurgulanmış bir strateji. Ancak Kalkınma Yolu projesi daha uzun vadeli ve göreceli olarak daha az somut bir projedir. Halbuki Irak’taki sahalarda TPAO çok daha kısa bir sürede gelir sağlamaya başlayacaktır” şeklinde konuştu.

Sahadaki ortaklığın doğrudan Türkiye'ye petrol akışı anlamına gelmediğinin altını çizen Karbuz, sözleşmenin mülkiyet ve ticari detaylarına ilişkin şu kritik bilgileri paylaştı: “TPAO’nun Kerkük sahalarında pay sahibi olması, üretilen petrolün Türkiye’ye akacağı anlamına gelmiyor. Çünkü karar verici ne Türkiye ne de BP ECKL ortakları. Petrolün nereye gideceğine Irak hükümeti ve ilgili kurumları karar verir. Ortaklık, klasik anlamda petrolün mülkiyetini paylaşma modeli değil, geliştirme ve üretim sözleşmesi. Söz konusu sahalar Irak devletinin mülkiyetinde. Pazarlama hakkı Irak’a ait. Dolayısıyla konsorsiyum yeniden geliştirme, rehabilitasyon, üretim artışı ve teknik destek sağlıyor. Bunun karşılığında üretim artışından varil başına ücret alacak. Yani üretim ne kadar artarsa, varil başına alınacak ücret o kadar büyüyecek ve alınan ücret ortaklar arasında hisse oranına göre paylaşılacak. Ancak, Irak-Ceyhan petrol boru hattı konusunda yapılan 1 sene süreli anlaşma eğer uzun vadeli yeni bir anlaşmaya dönerse, bu yeni anlaşmada üretilecek petrolün bir kısmı veya tamamı Irak-Ceyhan hattına sevk edilebilir. Bunun miktarı muhtemelen Irak hükümetinin Suriye üzerinden ne kadar petrol taşıyacağına da bağlı olacak.”

Bölgedeki mevcut üretim ve rezerv potansiyelini de değerlendiren Sohbet Karbuz, “Mevcut üretimin günlük 300 bin varil civarında olduğu tahmin ediliyor. Üretimin büyük kısmı şu an Irak’taki rafinerilere gittiğinden ihracat sınırlı. İlk aşamada üretimin günlük 100 bin varil civarında artırılacağı belirtiliyor. Bazı kaynaklara göre uzun vadede üretim hedefinin günlük 600 bin varili aşabileceği kaydediliyor. BP’nin basın bültenleri ve onaylı sözleşmeye göre kapsamdaki sahalarda 3 milyar varilden fazla çıkarılabilir petrol ve gaz kaynağından bahsediliyor. Ancak civardaki muhtemel potansiyel ile birlikte bu rakamın 20 milyar petrol ve gaz eşdeğerine ulaşabileceği kaydediliyor. Bunu ancak zaman gösterecek” diye konuştu. 

BU ANLAŞMA TÜRKİYE İÇİN NEDEN ÖNEMLİ?
Kerkük’te üretici ortaklık: 
TPAO, yüzde 15 hisseyle Kerkük sahalarının geliştirilmesine doğrudan ortak oluyor.

Büyük rezerv potansiyeli: Sahalarda ilk aşamada 3 milyar varil petrol eşdeğerinin üzerinde kaynak bulunduğu tahmin ediliyor.

Küresel şirketlerle işbirliği: TPAO, BP ve ConocoPhillips ile aynı konsorsiyumda yer alacak.

Teknik deneyim kazanımı: Ortaklık, TPAO’nun saha geliştirme, üretim artırma ve ileri petrol teknolojilerindeki tecrübesini güçlendirecek.

Yeni gelir imkânı: Üretimin artması halinde TPAO, ortaklık payı oranında proje gelirlerinden yararlanabilecek.

Enerji arz güvenliği: Türkiye, yakın coğrafyadaki büyük bir petrol sahasında pay sahibi olarak tedarik kaynaklarını çeşitlendirecek.

Kerkük-Ceyhan hattı güçlenebilir: Üretimin artması, petrolün Türkiye üzerinden dünya pazarlarına taşınma ihtimalini yükseltebilir.

Ceyhan’a stratejik katkı: Boru hattı, liman, depolama ve transit faaliyetlerinde yeni hareketlilik oluşabilir.

Türkiye-Irak işbirliği derinleşiyor: İlişkiler, petrol ticaretinden ortak yatırım ve üretim modeline taşınıyor.

Yeni projelerin önü açılabilir: Petrolün yanı sıra doğalgaz, elektrik, boru hatları ve Kalkınma Yolu projeleri desteklenebilir.

Türkiye’nin bölgesel ağırlığı artabilir: Ankara, Kerkük’te ekonomik ve diplomatik açıdan daha etkin bir aktör haline gelebilir.

TPAO için büyüme eşiği: Yatırım, şirketin günlük 1 milyon varil petrol ve doğalgaz üretimi hedefinin önemli adımlarından biri olacak.

YAŞAR KAYA

YAŞAR KAYA

İstanbul Ticaret Gazetesi – Haber Müdürü