Yapay zeka çağında hukuk kalkanı gerek
Yapay zeka çağında deepfake videolar, ses klonlama, kişisel verilerin kullanımı ve çocukların yapay zeka ile ilişkisi yeni risk alanları oluşturuyor. Bu nedenle Avrupa Birliği yeni şeffaflık kuralları getirdi. Türkiye’de ise mevcut hukuk kuralları, TBMM’deki kanun teklifleri ve 2026-2030 Yapay Zeka Eylem Planı üzerinden yeni hukuki düzenlemelerin sınırları tartışılıyor.

YAPAY zeka günlük hayatın parçasına dönüşürken hukukun karşısına da yeni sorular çıkarıyor. Bir kişinin hiç söylemediği sözlerin kendi sesiyle söylenmiş gibi üretilmesi, yüzünün başka bir görüntüye yerleştirilmesi, özel bilgilerinin bir yapay zeka hizmetine aktarılması ya da telif hakkına tabi eserlerin model eğitiminde kullanılması; kişilik hakları, kişisel verilerin korunması, telif, tazminat ve ceza hukuku bakımından sonuç doğurabiliyor. Teknolojinin yaygınlaşmasıyla zarar, isnat, ispat ve sorumluluk zinciri de hukuk gündemine giriyor. Çocukların sohbet tabanlı sistemlerle kurduğu yakın ilişki ise veri güvenliği ve yaşa uygun kullanım sorununu öne çıkarıyor.
AB’DE ŞEFFAFLIK DÖNEMİ
Avrupa Birliği (AB), Yapay Zeka Yasası’nın 50. maddesindeki şeffaflık yükümlülüklerini 2 Ağustos 2026’da uygulamaya başladı. Avrupa Komisyonu’nun rehberine göre doğrudan insanlarla etkileşime giren sistemlerde kullanıcıların karşılarında bir yapay zeka bulunduğu konusunda bilgilendirilmesi gerekiyor. Yapay olarak oluşturulan ya da değiştirilen ses, görüntü, video ve metin çıktılarının makina tarafından okunabilir işaretlerle tespit edilebilir hale getirilmesi de yeni kurallar arasında. Buna göre, deepfake görüntü, ses ve videolarda içeriğin yapay olarak üretildiğinin veya değiştirildiğinin açıklanması gerekiyor. Ayrıca, 2 Ağustos 2026’dan önce piyasaya sunulan sistemler içinde makina tarafından okunabilir işaretleme yükümlülüğüne uyum için 2 Aralık 2026’ya kadar geçiş süresi tanındı. Böylece görünür açıklama ile teknik izlenebilirlik aynı düzenlemenin temelini oluşturacak.
DEEPFAKE VE KİŞİSEL VERİ KANUNU
Kişisel Verileri Koruma Kurumu’nun Deepfake Bilgi Notu ise teknolojinin kişisel veriler bakımından doğurabileceği tehditleri, tespit yöntemlerini ve alınabilecek önlemleri ele alıyor. Kurumun ‘Yapay Zeka Alanında Kişisel Verilerin Korunmasına Dair Tavsiyeler’ dokümanı da geliştirici, üretici, servis sağlayıcı ve karar alıcılara 6698 sayılı Kanun ve ikincil mevzuatla uyumlu hareket edilmesi için önemli bir rehber niteliğinde. Buna göre, bir fotoğrafın, videonun ya da ses kaydının internette bulunması, o verinin her amaçla kullanılabileceği sonucunu doğurmuyor. Kaynak, kullanım amacı ve hukuki işleme şartı somut olayda ayrıca inceleniyor. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı da geçen ay çocukların güvenliğinin dijital sistemlere en baştan yerleştirilmesi gerektiğini açıkladı. Bakanlık; algoritmalar, öneri sistemleri, yaş doğrulama araçları ve tasarım tercihlerinin çocukların dijital deneyimini doğrudan etkilediğini, güvenliğin ürünün kuruluş aşamasından itibaren ele alınması gerektiğini vurguladı.

SORUMLULUK KİME AİT?
İstanbul Ticaret Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ticaret Hukuku Anabilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Muhammed Fatih Cengil, yeni teknolojiler karşısında ilk başvuru noktasının yürürlükteki hukuk olduğunu söyledi. Dr. Cengil, konuyla ilgili şu bilgiyi verdi: “Yeni bir teknoloji ortaya çıktığında bununla bağlantılı hukuki sorunlara meri hukukta yanıt aramak bir hukukçunun en temel görevi ve meziyetidir. Mevcut hukukun cevap veremediği hususlarda da olması gereken hukuk bakımından değerlendirme yapmak gerekir. Özel hukukta en güç alanlardan biri de davranışın kime isnat edileceği olduğu konusu. Hukuken sonuç doğuran karar teknik olarak yapay zeka sistemi tarafından üretildiğinde, sistemin davranışının onu kullanan kişiye, sağlayıcıya veya başka bir iktisadi aktöre hangi şartlarla isnat edileceği açıklığa kavuşturulmalı.” Dr. Cengil, teknik sistemlerde hatanın nerede doğduğunu tespit ve ispat etmenin güçleşebileceğini, sorumluluk paylaşımının her somut olayda ayrı kurulacağını kaydetti.
HUKUKİ KİŞİLİĞİ YOK
Yapay zekanın Türk hukukunda bağımsız bir hukuki kişiliğe sahip olmadığını vurgulayan Dr. Cengil, sorumluluğun sistemi kullanan, yöneten veya hizmete sunan aktörler bakımından ele alınacağını belirterek, yapay zekanın 7223 sayılı Ürün Güvenliği ve Teknik Düzenlemeler Kanunu kapsamında ürün sayılıp sayılamayacağının da incelenmesi gerektiğini söyledi. “Esasen yapay zekanın yakıtı da veridir” diyen Dr. Cengil, kişisel verilerin işlenmesi, kullanılması, paylaşılması ve yayılmasının medeni hukuk ile veri koruma hukuku bakımından sonuç doğurabileceğini belirtti. Cengil, başkasına ait görüntü veya sesin izinsiz ve olumsuz biçimde kullanılmasının kişiliğin korunmasına ilişkin hükümleri ve olayın koşullarına göre maddi ya da manevi tazminat taleplerini gündeme getirebileceğini söyledi. Sorumluluk, adillik, güvenilirlik, şeffaflık ve insan denetimini temel etik başlıklar arasında sıralayan Cengil, mesleki karar verme sorumluluğunun tamamen sisteme bırakılmasının meslek etiği açısından da sorun doğurabileceğini kaydetti. Çocukların yapay zeka kullanımına yasaklayıcı bir yaklaşım yerine yaş ve kullanım biçimine göre koruma öneren Cengil, “Yapay zeka kullanımının küçükler için tamamen yasaklanması çağın gerisinde bir toplumun oluşmasına sebebiyet verecektir. Daha ziyade yapay zekanın küçüklere olumsuz yansımalarını engelleyecek şekilde kullanımına imkan tanınabilir” dedi. Hassas veriler için filtreleme, yaş gruplarına göre farklı erişim esasları ve doğru kullanım eğitiminin uygulanabilecek araçlar arasında bulunduğunu ifade etti.

FARKLI ÖNLEMLER ALINACAK
İstanbul Teknik Üniversitesi İşletme Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Adnan Veysel Ertemel de deepfake ve ses klonlamaya karşı tek bir tespit aracının yeterli olmayacağını belirtti. Ertemel, içeriğin kaynağını ve geçirdiği değişiklikleri doğrulamaya yarayan standartlar, yapay içeriklerin işaretlenmesi ve hassas işlemlerde bağımsız bir kanaldan kimlik doğrulamanın birlikte kullanılmasını önerdi. “Bir yöneticinin sesini duymak, para transferi talimatının gerçekliğini kabul etmek için yeterli olmamalı” diyen Ertemel, vatandaş ve işletmelerin sahte içeriği hızla bildirebildiği, delillerin korunabildiği ve zarara müdahale edilebildiği açık süreçler kurulmasını istedi. Ertemel, içeriği üreten, hizmeti sağlayan ve dağıtan aktörlerin sorumluluk alanlarının da belirginleştirilmesi gerektiğini söyledi ve düzenlemelerin teknoloji girişimleri üzerindeki maliyetinin de hesaba katılması gerektiğini belirtti. Belirsiz ve ağır uyum maliyetlerinin küçük girişimlerin pazara girişini zorlaştırabileceğini vurgulayan Ertemel, “Reklam metni hazırlayan bir araçla çocuklara psikolojik tavsiye veren bir sistem aynı düzeyde denetlenmemeli” dedi. Yükümlülüklerin kullanım alanı ve doğurabileceği zararla orantılı kurulmasını isteyen Ertemel, girişimlere sade uyum rehberleri, ortak test imkanları ve gözetim altında deneme alanları sunulabileceğini söyledi.

Türkiye’de kanun hazırlıkları
Türkiye’de yapay zeka kaynaklı uyuşmazlıklar kişisel verilerin korunması, medeni hukuk, borçlar hukuku, ceza hukuku, internet yayınları ve telif mevzuatı üzerinden değerlendiriliyor. Bunun yanında TBMM’de doğrudan bu alana yönelik düzenlemeler öngören yasa teklifleri de gündemde. 3 Aralık 2025’te sunulan teklif, yapay zeka araçlarıyla üretilen sahte içeriklere bunların yapay zeka ürünü olduğunu gösteren işaret, logo veya yazılı ibare eklenmesini amaçlıyor. 8 Ocak 2026 tarihli teklif ise yapay zeka ile üretilmiş sesli, yazılı veya görüntülü iletilerin kişinin izni olmadan paylaşılması halinde, paylaşımı sağlayan platforma bir önceki yıl cirosunun yüzde 5’i oranında idari para cezası verilmesini öngörüyor. Her iki teklif de Meclis Komisyonu’nda değerlendirilme aşamasında. 8 Nisan 2026 tarihli teklif ise Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nda yapay zeka çağının telif ihtiyaçlarına yönelik değişiklikler öngörüyor. 2 Ekim’de sunulan Dijital Telif Hakları Kanun Teklifi ile Dijital Ortamda Çocuk ve Gençlerin Korunmasına Dair Kanun Teklifi de komisyonda görüşülecek.
Öte yandan, Türkiye Yapay Zeka Eylem Planı (2026-2030) ise 18 Ağustos 2026 tarihli ve 33344 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanlığı Genelgesiyle yürürlüğe girdi. Bu plan, güvenilir bir ekosistem kurulmasını, yapay zekanın kamu ve özel sektörde yaygınlaşmasını, veri ve hesaplama altyapısının güçlendirilmesini hedefliyor.

Yorum yazmak için giriş yapın.
Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yazın.