Pazar11 Ekim 202618:27İSTPİYASAKAPALI

Uzaydan gelen gizemli radyo sinyalinin sırrı çözülüyor: 63 ışık yılı uzaklıkta

Dünya'dan yaklaşık 63 ışık yılı uzaklıktaki Beta Pictoris b ötegezegeninden tespit edilen radyo sinyalleri bilim dünyasında heyecan yarattı. İstanbul Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hasan Hüseyin Esenoğlu, sinyallerin uzaylı mesajı değil, gezegenin güçlü manyetik alanından kaynaklanan doğal bir oluşum olabileceğini açıkladı.

İstanbul Ticaret Gazetesi

Yayınlanma

Paylaş
Uzaydan gelen gizemli radyo sinyalinin sırrı çözülüyor: 63 ışık yılı uzaklıkta

Dünya'dan yaklaşık 63 ışık yılı uzaklıktaki Beta Pictoris b ötegezegeninden tespit edilen radyo sinyalleri bilim dünyasında heyecan yarattı. İstanbul Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hasan Hüseyin Esenoğlu, sinyallerin uzaylı mesajı değil, gezegenin güçlü manyetik alanından kaynaklanan doğal bir oluşum olabileceğini açıkladı.

Uzayın derinliklerinden gelen radyo sinyalleri, Dünya dışı yaşam tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı. Güney Afrika'daki MeerKAT radyo teleskoplarıyla yaklaşık 63 ışık yılı uzaklıktaki Beta Pictoris b gezegeninin konumundan hızlı ve tekrarlayan radyo patlamaları tespit edildi. İstanbul Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hasan Hüseyin Esenoğlu, keşfin uzaylı yaşamına ilişkin bir kanıt oluşturmadığını, asıl öneminin uzak bir gezegenin manyetik alanının incelenmesine imkan sağlaması olduğunu belirtti.

63 IŞIK YILI UZAKLIKTAKİ GEZEGENDEN RADYO SİNYALİ TESPİT EDİLDİ

Bilim insanları, Güneş Sistemi dışında bulunan Beta Pictoris b adlı ötegezegenin konumundan gelen radyo sinyallerine ilişkin dikkat çekici bulgular elde etti.

Dünya'dan yaklaşık 63 ışık yılı uzaklıkta bulunan gezegen, Ressam (Pictor) Takımyıldızı yönünde yer alıyor.

Güney Afrika'daki MeerKAT radyo teleskop dizisi kullanılarak gerçekleştirilen gözlemlerde hızlı, tekrarlayan ve güçlü biçimde dairesel kutuplanmış radyo patlamaları tespit edildi.

Araştırmacılar, kısa süreli radyo patlamalarının yanı sıra sürekli bir radyo yayımı da belirledi.

Söz konusu gözlemler, yaklaşık 0,85 ila 3,5 gigahertz frekans aralığında gerçekleştirildi.

Elde edilen veriler, Güneş Sistemi dışındaki bir gezegenin manyetik alanının doğrudan incelenebilmesi açısından önemli bir araştırma fırsatı oluşturdu.

UZAYDAN GELEN SİNYALLER DÜNYA DIŞI YAŞAMIN KANITI MI?

Beta Pictoris b gezegeninden geldiği değerlendirilen radyo sinyalleri, Dünya dışında yaşam bulunup bulunmadığına ilişkin tartışmaları yeniden gündeme getirdi.

İstanbul Üniversitesi Astronomi ve Uzay Bilimleri Bölümü Astrofizik Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hasan Hüseyin Esenoğlu, söz konusu sinyallerin Dünya dışı yaşamla ilişkilendirilmesini destekleyen bilimsel bir kanıt bulunmadığını açıkladı.

Anadolu Ajansına değerlendirmelerde bulunan Esenoğlu, uzak bir gezegenden radyo sinyali alınmasının kamuoyunda farklı beklentilere yol açabileceğini ancak bilimsel bulguların doğal bir fiziksel sürece işaret ettiğini belirtti.

Esenoğlu, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

"Ötegezegenden gelen radyo sinyali, uzaylı mesajından çok manyetik alanın izini taşıyor. Dünya'dan yaklaşık 63 ışık yılı uzaklıktaki Beta Pictoris b ötegezegeninden tespit edilen radyo sinyallerinin Dünya dışı yaşamla ilişkilendirilmesi bilimsel açıdan mümkün değil. Söz konusu yayımı gezegenin güçlü manyetik alanı ve aurora oluşumuyla bağlantılı doğal bir süreç olarak değerlendiriyoruz."

DOÇ. DR. ESENOĞLU: RADYO SİNYALİ, RADYO MESAJI DEMEK DEĞİLDİR

Doç. Dr. Hasan Hüseyin Esenoğlu, radyo sinyallerinin uzaylılardan gönderilen mesajlar olarak yorumlanmaması gerektiğini vurguladı.

Gezegenlerin doğal süreçler sonucunda radyo dalgaları üretebildiğine dikkat çeken Esenoğlu, bu durumun Güneş Sistemi'nde de gözlemlendiğini söyledi.

"Burada kritik ayrım şu. Radyo sinyali, radyo mesajı demek değildir." ifadelerini kullanan Esenoğlu, özellikle Jüpiter gibi güçlü manyetik alanlara sahip gezegenlerin doğal radyo yayımı oluşturabildiğini belirtti.

Yüklü parçacıkların gezegenlerin manyetik alanlarıyla etkileşime girmesi sonucunda radyo dalgaları ortaya çıkabiliyor.

Bu nedenle uzak bir gök cisminden radyo sinyali tespit edilmesi, tek başına teknolojik bir uygarlığın veya canlı yaşamının bulunduğunu göstermiyor.

BETA PICTORIS B GEZEGENİNİN MANYETİK ALANI İNCELENİYOR

Beta Pictoris b'den geldiği değerlendirilen radyo sinyallerinin en önemli özelliği, gezegenin manyetik alanına ilişkin bilgi sağlayabilmesi.

Doç. Dr. Hasan Hüseyin Esenoğlu, tespit edilen yayımın güçlü manyetik alanlarla ilişkili doğal bir mekanizmadan kaynaklanabileceğini belirtti.

Araştırmacılar, sinyallerin siklotron maser mekanizması olarak bilinen fiziksel süreçle oluştuğunu değerlendiriyor.

Bu mekanizmada yüksek enerjili elektronların manyetik alanlarla etkileşimi sonucunda radyo dalgaları meydana geliyor.

Söz konusu süreç, gezegenlerin kutup bölgelerinde görülebilen aurora oluşumlarıyla bağlantılı olarak değerlendiriliyor.

Bu nedenle Beta Pictoris b'den tespit edilen sinyaller, gezegenin manyetik yapısının araştırılması açısından önemli veriler sunuyor.

GEZEGENİN MANYETİK ALANI EN AZ 1,25 KİLOGAUSS OLABİLİR

Doç. Dr. Hasan Hüseyin Esenoğlu, Beta Pictoris b'nin konumundan tespit edilen radyo yayımının frekanslarından hareketle gezegenin manyetik alan gücüne ilişkin tahmin yapılabildiğini açıkladı.

Gözlemlenen radyo yayımının oluştuğu bölgede manyetik alanın en az yaklaşık 1,25 kilogauss seviyesinde olabileceği değerlendiriliyor.

Bu tahmin, gezegenin manyetik alanı hakkında doğrudan gözlemsel bilgi elde edilmesi açısından önem taşıyor.

Manyetik alanlar, gezegenlerin atmosferlerinin yıldız rüzgarlarına karşı korunması, iç yapıları ve uzun dönemli evrimleri hakkında bilgi sağlayabiliyor.

Esenoğlu, söz konusu bulgunun uzak bir gezegenin fiziksel özelliklerini incelemek için yeni bir gözlem imkanı oluşturabileceğini belirtti.

ÖTEGEZEGENLERDE İLK KEZ AURORAL RADYO YAYIMI TESPİT EDİLMİŞ OLABİLİR

Beta Pictoris b'ye ilişkin araştırma, Güneş Sistemi dışındaki gezegenlerin incelenmesinde bilimsel bir ilke işaret ediyor olabilir.

Doç. Dr. Hasan Hüseyin Esenoğlu, elde edilen bulguların hakem değerlendirme sürecinden geçerek doğrulanması halinde önemli bir keşfin ortaya çıkabileceğini söyledi.

Araştırmanın doğrulanması durumunda, ilk kez bir ötegezegenden kaynaklandığı doğrudan belirlenen auroral radyo yayımı tespit edilmiş olacak.

Aurora olarak adlandırılan kutup ışıkları, yüklü parçacıkların gezegenlerin manyetik alanları ve atmosferleriyle etkileşimi sonucunda ortaya çıkabiliyor.

Bu olaylarla bağlantılı radyo yayımı da gezegenlerin manyetik özelliklerinin anlaşılmasında kullanılabiliyor.

Ancak Beta Pictoris b'ye ilişkin bulguların bilimsel açıdan kesinleşmesi için bağımsız gözlemler ve hakem değerlendirmesi önem taşıyor.

BETA PICTORIS B NASIL BİR GEZEGEN?

Beta Pictoris b, Güneş Sistemi dışında bulunan ve Dünya'dan yaklaşık 63 ışık yılı uzaklıkta yer alan bir ötegezegen olarak biliniyor.

Ressam Takımyıldızı yönündeki genç bir yıldız sisteminde bulunan gezegen, gaz devi sınıfında yer alıyor.

Doç. Dr. Hasan Hüseyin Esenoğlu, Beta Pictoris b'nin Jüpiter'den birkaç kat daha büyük bir gaz devi olduğunu belirtti.

Gezegenin özellikleri nedeniyle Dünya dışı yaşam arayışında ilk tercih edilecek gezegenlerden biri olmadığını ifade etti.

Beta Pictoris b'nin genç bir sistemde bulunması ve gaz devi yapısı, araştırmacıların özellikle manyetik alan ve gezegenlerin fiziksel evrimi üzerine yoğunlaşmasına neden oluyor.

DÜNYA DIŞINDA YAŞAM BULUNDU MU?

Doç. Dr. Hasan Hüseyin Esenoğlu, Dünya dışında yaşamın varlığının henüz bilimsel olarak doğrulanmadığını vurguladı.

NASA'nın da başka bir dünyada yaşamın varlığına ilişkin güvenilir ve doğrulanmış kanıtlara henüz ulaşılmadığını açıkladığını hatırlattı.

Bununla birlikte son 30 yılda gerçekleştirilen astronomi araştırmaları, Güneş Sistemi dışında çok sayıda gezegen bulunduğunu ortaya koydu.

Esenoğlu, 1990'ların başında Güneş Sistemi dışında doğrulanmış gezegen sayısının sıfır olduğunu, günümüzde ise 6 binden fazla ötegezegenin bilindiğini ifade etti.

Binlerce ötegezegen adayı da bilimsel gözlemlerle doğrulanmayı bekliyor.

Bilinen ötegezegenler arasında gaz devleri, Neptün benzeri gezegenler, süper dünyalar ve kayalık gezegenler bulunuyor.

6 BİNDEN FAZLA ÖTEGEZEGEN KEŞFEDİLDİ

Astronomi araştırmalarında son yıllarda elde edilen en önemli gelişmelerden biri, başka yıldızların çevresinde gezegenlerin yaygın olarak bulunduğunun anlaşılması oldu.

Doç. Dr. Hasan Hüseyin Esenoğlu, geçmişte başka yıldızların çevresinde gezegen bulunup bulunmadığının temel araştırma konularından biri olduğunu hatırlattı.

Günümüzde ise binlerce ötegezegenin keşfedilmiş olmasıyla bu sorunun yanıtlandığını belirtti.

Esenoğlu, "Gezegenler galaksimizde son derece yaygın. Asıl soru, bunlardan herhangi birinde yaşam bulunup bulunmadığıdır." ifadelerini kullandı.

Bilim insanları artık yalnızca ötegezegenlerin varlığını değil, atmosferlerini, yüzey koşullarını ve yaşam açısından elverişli ortamlara sahip olup olmadıklarını da araştırıyor.

YAŞANABİLİR BÖLGEDE BULUNMAK YAŞAM OLDUĞU ANLAMINA GELMİYOR

Dünya dışı yaşam arayışında bilim insanlarının değerlendirdiği önemli ölçütlerden biri, gezegenlerin yıldızlarına olan uzaklıkları.

Yaşanabilir bölge olarak adlandırılan alan, uygun atmosfer koşullarında bir gezegenin yüzeyinde sıvı su bulunmasına imkan sağlayabilecek uzaklık aralığını ifade ediyor.

Doç. Dr. Hasan Hüseyin Esenoğlu, bu bölgede bulunan gezegenlerin yaşam barındırma potansiyeli açısından araştırıldığını belirtti.

Ancak yaşanabilir bölgede bulunmanın, bir gezegende mutlaka yaşam olduğu anlamına gelmediğini vurguladı.

Bu durum yalnızca yaşam için elverişli koşulların oluşmasında gerekli olabilecek şartlardan birinin karşılanabileceğini gösteriyor.

Bir gezegenin yaşam barındırıp barındırmadığını değerlendirmek için atmosfer yapısı, kimyasal bileşimi ve diğer fiziksel özelliklerinin de incelenmesi gerekiyor.

UZAYDA YAŞAMIN İZLERİ HANGİ MOLEKÜLLERDE ARANIYOR?

Bilim insanları, Dünya dışı yaşam araştırmalarında ötegezegenlerin atmosferlerindeki bazı molekülleri de inceliyor.

Bu kapsamda oksijen, metan ve farklı kimyasal bileşiklerin varlığı araştırılıyor.

Belirli moleküllerin bir arada bulunması, bazı koşullarda biyolojik süreçlerle ilişkili olabilecek işaretler arasında değerlendirilebiliyor.

Ancak Doç. Dr. Hasan Hüseyin Esenoğlu, bu moleküllerin biyolojik olmayan jeolojik ve atmosferik süreçlerle de oluşabileceğine dikkat çekti.

Bu nedenle tek bir molekülün tespit edilmesi, Dünya dışı yaşamın varlığını kanıtlamıyor.

Araştırmacılar, olası biyoişaretleri gezegenin genel çevresel ve kimyasal koşullarıyla birlikte değerlendiriyor.

ÇANAKKALE METEORİTİ DE YAŞAM ARAŞTIRMALARI KAPSAMINDA İNCELENDİ

Doç. Dr. Hasan Hüseyin Esenoğlu, Dünya dışı yaşam arayışının yalnızca uzak gezegenlerin gözlemlenmesiyle sınırlı olmadığını belirtti.

Uzaydan Dünya'ya ulaşan meteoritlerin de laboratuvar ortamında incelendiğini aktardı.

Bu kapsamda İstanbul Üniversitesinde Çanakkale meteoritine ilişkin gerçekleştirilen bilimsel araştırmayı hatırlattı.

Araştırmada meteorit içerisinde olivin, enstatit, piroksen ve plajiyoklaz gibi mineraller belirlendi.

Kızılötesi spektrum incelemelerinde alifatik hidrokarbonlara işaret eden bantlar da tespit edildi.

Ancak 2012 tarihli araştırmada bu yapıların meteoritin özgün bileşimine mi ait olduğu yoksa Dünya'ya düştükten sonra meydana gelen kirlenmeden mi kaynaklandığı kesin biçimde belirlenemedi.

Bu nedenle elde edilen bulgular, Dünya dışı yaşamın kanıtı olarak değerlendirilmedi.

RADYO SİNYALLERİ YENİDEN GÖZLEMLENECEK Mİ?

Beta Pictoris b gezegeninden geldiği değerlendirilen radyo sinyallerinin doğrulanmasına yönelik çalışmalar devam ediyor.

Doç. Dr. Hasan Hüseyin Esenoğlu, sinyallerin yeniden gözlemlenip gözlemlenemediğinin ve bağımsız teleskopların aynı sonuçları verip vermediğinin araştırıldığını söyledi.

Bağımsız gözlemler, tespit edilen radyo yayımının gerçekten gezegenden kaynaklanıp kaynaklanmadığının değerlendirilmesinde önem taşıyor.

Araştırmanın hakem değerlendirmesinden geçmesi de bilimsel bulguların doğrulanması açısından gerekli aşamalar arasında bulunuyor.

Söz konusu keşfin doğrulanması halinde astronomlar, uzak gezegenlerin manyetik alanlarını incelemek için yeni bir gözlem yönteminden yararlanabilecek.

UZAYLI MESAJI DEĞİL, YENİ BİR BİLİMSEL KEŞİF OLABİLİR

Doç. Dr. Hasan Hüseyin Esenoğlu, Beta Pictoris b'den gelen sinyallerin bilimsel öneminin Dünya dışı yaşamla ilişkilendirilmeden değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

Gezegenlerin manyetik alanlarının doğrudan incelenebilmesinin astronomi için yeni fırsatlar oluşturabileceğine dikkat çekti.

Esenoğlu, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:

"Bir uzaylı mesajı bulmadık. Fakat ilk kez başka bir gezegenin manyetik dünyasını doğrudan dinlemeye başlamış olabiliriz. Bu da küçümsenecek bir keşif değildir. Evrende yalnız olup olmadığımız sorusu hala cevapsız. Bilimin bugün söyleyebildiği en sağlam cümle belki de şudur: Dünya dışında yaşam bulmuş değiliz fakat artık onu nerede ve nasıl aramamız gerektiğini geçmişte hiç olmadığı kadar iyi biliyoruz."

 

METE DİRİCE

METE DİRİCE

İstanbul Ticaret Gazetesi – Genel Yayın Yönetmeni