Cumartesi17 Ekim 202615:24İSTPİYASAKAPALI

Türkiye jeotermal enerjide dünya dördüncüsü: COP31'de yeni fırsat

Türkiye'nin jeotermal enerji alanındaki deneyimi, Antalya'da düzenlenecek COP31'de uluslararası yatırımcıların ve politika yapıcıların gündemine taşınacak. Uluslararası Jeotermal Birliği Üst Yöneticisi Marit Brommer, Türkiye'nin jeotermal kurulu güçte Avrupa'da birinci, dünyada dördüncü olduğunu açıkladı.

İstanbul Ticaret Gazetesi

Yayınlanma

Paylaş
Türkiye jeotermal enerjide dünya dördüncüsü: COP31'de yeni fırsat

Türkiye'nin yenilenebilir enerji alanındaki birikimi, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı COP31'de uluslararası gündeme taşınmaya hazırlanıyor. Uluslararası Jeotermal Birliği Üst Yöneticisi Marit Brommer, Türkiye'nin jeotermal enerji kurulu gücünde dünyada dördüncü, Avrupa'da birinci sırada bulunduğunu belirterek Antalya'da düzenlenecek COP31'in önemli bir fırsat sunduğunu söyledi. Brommer, Türkiye'nin elektrik üretimi, bölgesel ısıtma, tarım ve sanayideki jeotermal uygulamalarının gelişmekte olan pazarlara örnek olabileceğini vurguladı.

TÜRKİYE'NİN JEOTERMAL ENERJİ DENEYİMİ COP31'DE GÜNDEME GELECEK

Türkiye'nin jeotermal enerji alanındaki uzmanlığı ve uygulama deneyimi, Antalya'nın ev sahipliğinde düzenlenecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı'nın 31'incisinde (COP31) uluslararası politika ve yatırım çevreleriyle buluşabilecek.

Uluslararası Jeotermal Birliği Üst Yöneticisi Marit Brommer, 17 Ekim Dünya Jeotermal Günü kapsamında yaptığı değerlendirmede Türkiye'nin küresel jeotermal enerji sektöründeki konumuna dikkat çekti.

Türkiye'nin yalnızca elektrik üretim kapasitesiyle değil, jeotermal kaynakları farklı ekonomik alanlarda kullanma deneyimiyle de öne çıktığını belirten Brommer, bu birikimin başka ülkeler için önemli örnekler sunduğunu ifade etti.

Brommer, COP31'in Türkiye'nin jeotermal uzmanlığını daha geniş uluslararası çevrelere taşıyabilecek bir platform olabileceğini söyledi.

TÜRKİYE JEOTERMAL KURULU GÜÇTE AVRUPA'DA BİRİNCİ

Uluslararası Jeotermal Birliği Üst Yöneticisi Marit Brommer, Türkiye'nin jeotermal enerji alanında dünyanın önde gelen ülkeleri arasında bulunduğunu açıkladı.

Brommer'ın paylaştığı bilgilere göre Türkiye, jeotermal enerji kurulu gücü bakımından dünyada dördüncü, Avrupa'da ise birinci sırada yer alıyor.

Türkiye'nin jeotermal kaynaklarını yalnızca elektrik üretiminde değil, farklı ekonomik faaliyetlerde de değerlendirmesi uluslararası alanda dikkat çekiyor.

Brommer, "Türkiye dünyanın önde gelen jeotermal ülkelerinden biri. Türkiye'yi özellikle ilgi çekici kılan, jeotermal uygulamalarının çeşitliliği." değerlendirmesinde bulundu.

JEOTERMAL ENERJİ ELEKTRİK ÜRETİMİNİN ÖTESİNE GEÇİYOR

Marit Brommer, jeotermal enerjinin küresel enerji dönüşümünde kendine özgü bir konuma sahip olduğunu belirtti.

Yerli, güvenilir ve sürdürülebilir bir enerji kaynağı olan jeotermalin enerji ithalatına bağımlılığın azaltılmasına da katkı sağlayabileceğini ifade etti.

Jeotermal kaynakların yalnızca elektrik üretiminde kullanılmadığını vurgulayan Brommer, şehirlerin ısıtılması ve soğutulması, endüstriyel süreçler ve tarımsal üretim gibi farklı alanlarda da önemli imkanlar sunduğunu anlattı.

Özellikle jeotermal seralar aracılığıyla gıda üretiminin desteklenebileceğine dikkat çekti.

Brommer, konuyla ilgili şu ifadeleri kullandı:

"Jeotermali yalnızca bir elektrik üretim teknolojisi olarak görmenin ötesine geçerek, bütün enerji sistemlerini, yerel ekonomileri ve toplulukları destekleyebilecek bir kaynak olarak değerlendirmeliyiz. Yer altı, bize olanakları sunar ancak bu olanakları kullanıp kullanmayacağımıza ve nasıl kullanacağımıza yer üstünde karar veririz."

JEOTERMAL ENERJİDE YATIRIM VE FİNANSMAN SORUNLARI ÖNE ÇIKIYOR

Jeotermal enerji kaynaklarının küresel ölçekte daha fazla kullanılabilmesi için yeni yatırımlara ve uygun düzenlemelere ihtiyaç duyuluyor.

Uluslararası Jeotermal Birliği Üst Yöneticisi Brommer, jeotermal projelerin başlangıç aşamasında yüksek yatırım gereksinimi bulunduğunu belirtti.

Projelerin ekonomik ve toplumsal faydalarının uzun yıllara yayılmasına karşın ilk aşamada önemli miktarda kaynak ayrılması gerektiğini ifade etti.

Jeotermal arama faaliyetlerindeki risklerin ve uzun izin süreçlerinin yatırım kararlarını zorlaştırabildiğini söyledi.

Brommer'a göre bu sorunlar, jeolojik potansiyelin yüksek olduğu bölgelerde bile yatırımcıların projelere yönelmesini engelleyebiliyor.

JEOTERMAL YATIRIMLARI İÇİN ŞEFFAF LİSANSLAMA VE İSTİKRAR ÇAĞRISI

Marit Brommer, jeotermal enerji yatırımlarını geliştirmek için hükümetlerin üstlenebileceği sorumluluklara dikkat çekti.

Kaynak kullanım haklarının netleştirilmesi, şeffaf lisanslama süreçlerinin oluşturulması ve arama faaliyetlerindeki risklerin azaltılması gerektiğini belirtti.

Ayrıca uzun vadeli ve istikrarlı yatırım koşullarının sağlanmasının sektör açısından önem taşıdığını ifade etti.

Brommer, bu düzenlemelerin yatırımcıların jeotermal projelere yönelmesinde önemli rol oynayabileceğini vurguladı.

JEOTERMAL ENERJİDE KURUMSAL KAPASİTENİN GELİŞTİRİLMESİ GEREKİYOR

Jeotermal kaynakların ekonomik değere dönüştürülmesi için yalnızca teknik bilgi ve doğal potansiyelin yeterli olmadığını belirten Brommer, kurumsal hazırlığın da güçlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Ülkelerin jeotermal kaynakları anlayan düzenleyici kurumlara, projelerin risklerini değerlendirebilen finans kuruluşlarına ve enerji ile altyapı planlamasını koordine edebilen kamu otoritelerine ihtiyaç duyduğunu ifade etti.

Brommer, bilimsel bilgi birikiminin yatırım ve uygulama süreçlerine aktarılması gerektiğini vurgulayarak şunları söyledi:

"Bilimsel bilgiyi ve teknik uzmanlığı geliştirmek için onlarca yıl harcadık. Artık bu bilgiyi politikaya, yatırıma ve uygulamaya dönüştürme konusunda da aynı ölçüde etkili olmalıyız."

TÜRKİYE'NİN JEOTERMAL UYGULAMALARI KANADA'DA ÖRNEK GÖSTERİLDİ

Türkiye'nin jeotermal enerji alanındaki deneyimi, bu yıl Kanada'da düzenlenen Dünya Jeotermal Kongresi'nde de gündeme geldi.

Brommer, Türkiye'nin kongrede ülke güncellemesini sunduğunu belirterek jeotermal kaynakların farklı alanlarda kullanılmasının uluslararası katılımcılar açısından önem taşıdığını ifade etti.

Türkiye'nin elektrik üretiminin yanı sıra bölgesel ısıtma, tarım ve yerel ekonomik kalkınmada jeotermal kaynaklardan yararlanma deneyimi, Kanada gibi ülkeler için örnek olarak öne çıkarıldı.

Brommer, Türkiye'nin bu çeşitliliğiyle uluslararası jeotermal enerji alanında liderlik sergileyebileceğini söyledi.

TÜRKİYE'NİN JEOTERMAL TECRÜBESİ ORTA ASYA, BALKANLAR VE AFRİKA İÇİN ÖNEMLİ

Uluslararası Jeotermal Birliği Üst Yöneticisi Brommer, Türkiye'nin sektörde kazandığı deneyimin yeni gelişen jeotermal pazarlar açısından değer taşıdığını belirtti.

Türkiye'nin kaynak geliştirme, yatırım, düzenleme ve doğrudan kullanım alanlarındaki birikiminin Orta Asya, Balkanlar ve Afrika'daki ülkelere örnek olabileceğini ifade etti.

Brommer, Türkiye'nin uluslararası alandaki rolüne ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı:

"Türkiye'nin deneyimi, jeotermal kaynakların yalnızca elektrik üretimini değil, bölgesel ısıtmayı, tarımı ve yerel ekonomik kalkınmayı da destekleyebileceğini göstermesi bakımından Kanada gibi ülkeler için de örnek olarak öne çıkarıldı. Bence Türkiye'nin özellikle değerli bir uluslararası liderlik sergileyebileceği nokta burası. Türkiye yalnızca kurulu gücünü artırmakla kalmayıp jeotermal kaynakların ekonominin farklı sektörlerinde nasıl değer yaratabileceğini de gösterebilir. Türkiye'nin kaynak geliştirme, yatırım, düzenleme ve doğrudan kullanım uygulamalarındaki deneyimi Orta Asya, Balkanlar, Afrika ve diğer bölgelerde gelişmekte olan jeotermal pazarlar için değerli dersler sunuyor. Jeotermal alanda yeni nesil liderlik, yalnızca üretilen elektrik miktarıyla değil, uygulama çeşitliliği ve topluluklar için yaratılan değerle de ölçülecek."

JEOTERMAL ENERJİDE YENİ LİDERLİK ANLAYIŞI: SADECE ELEKTRİK ÜRETİMİ DEĞİL

Brommer, jeotermal enerji alanında ülkelerin başarısının yalnızca kurulu güç ya da üretilen elektrik miktarıyla değerlendirilmemesi gerektiğini vurguladı.

Jeotermal kaynakların ekonominin farklı sektörlerinde oluşturduğu değer ve yerel topluluklara sağladığı katkıların da önem taşıdığını belirtti.

Türkiye'nin bölgesel ısıtma, tarım ve farklı doğrudan kullanım uygulamalarındaki deneyiminin bu açıdan dikkat çektiğini ifade etti.

Brommer'a göre jeotermal enerjide yeni nesil uluslararası liderlik, enerji üretiminin yanı sıra uygulama çeşitliliği ve toplumsal fayda üzerinden şekillenecek.

COP31 ANTALYA'DA JEOTERMAL ENERJİYE YENİ YATIRIM FIRSATI SUNABİLİR

Türkiye'nin ev sahipliğinde Antalya'da düzenlenecek COP31, jeotermal enerjinin uluslararası iklim ve enerji politikalarında daha fazla gündeme gelmesi açısından önemli bir fırsat olarak değerlendiriliyor.

Marit Brommer, jeotermal enerjinin diğer yenilenebilir enerji kaynakları kadar görünür olmadığını ve küresel enerji tartışmalarında zaman zaman geri planda kalabildiğini söyledi.

COP31'in bu durumun değişmesine katkı sağlayabileceğini belirten Brommer, Türkiye'nin jeotermal uzmanlığının yatırımcılar ve politika yapıcılarla buluşturulabileceğine dikkat çekti.

Brommer, "Türkiye'nin ev sahipliğinde Antalya'da düzenlenecek COP31'i jeotermal alanındaki uzmanlığı daha geniş politika ve yatırım çevreleriyle buluşturmak için önemli bir fırsat olarak görüyoruz." dedi.

COP31'DE JEOTERMAL İÇİN SOMUT YATIRIM VE POLİTİKA ADIMLARI HEDEFLENİYOR

Uluslararası Jeotermal Birliği Üst Yöneticisi Brommer, COP31 kapsamında yapılacak görüşmelerin yalnızca hedeflerin belirlenmesiyle sınırlı kalmaması gerektiğini ifade etti.

Jeotermal enerji alanında somut çözümlerin geliştirilmesi için politika yapıcıları, düzenleyici kurumları, kalkınma bankalarını, yatırımcıları ve teknik uzmanları bir araya getirmenin önemini vurguladı.

Brommer, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

"Bunun için politika yapıcıları, düzenleyici kurumları, kalkınma bankalarını, yatırımcıları ve jeotermal uzmanlarını somut çözümler etrafında buluşturmak gerekiyor. Jeotermalin gelişimindeki bir sonraki aşamayı yalnızca jeolojik potansiyel belirlemeyecek. Belirleyici olan, bu potansiyeli sürdürülebilir yatırımlara, altyapıya ve toplumsal değere dönüştürmek için kolektif olarak göstereceğimiz başarı olacak."

Brommer'ın değerlendirmesine göre jeotermal enerjinin geleceğinde doğal kaynak potansiyelinin yanı sıra finansman, düzenleme, altyapı ve uygulama kapasitesi belirleyici olacak.

TÜRKİYE'NİN JEOTERMAL GÜCÜ KÜRESEL ENERJİ DÖNÜŞÜMÜNDE ÖNE ÇIKIYOR

Türkiye, jeotermal enerji kurulu gücünde Avrupa'da birinci ve dünyada dördüncü sıradaki konumuyla uluslararası jeotermal sektöründe önemli ülkeler arasında bulunuyor.

Elektrik üretimi, bölgesel ısıtma, tarımsal faaliyetler ve doğrudan kullanım uygulamalarında edinilen deneyim, Türkiye'nin jeotermal kaynaklardan farklı alanlarda yararlanabilmesini sağlıyor.

Uluslararası Jeotermal Birliği Üst Yöneticisi Marit Brommer, bu birikimin gelişmekte olan jeotermal pazarlar için değerli bir örnek oluşturduğunu belirtti.

Antalya'da düzenlenecek COP31'in Türkiye'nin jeotermal deneyimini uluslararası politika ve yatırım çevrelerine taşıma açısından önemli bir fırsat sunabileceğini ifade eden Brommer, jeotermal kaynakların sürdürülebilir yatırımlara ve toplumsal faydaya dönüştürülmesi gerektiğini vurguladı.

METE DİRİCE

METE DİRİCE

İstanbul Ticaret Gazetesi – Genel Yayın Yönetmeni