Türk savunma sanayii, 2025 yılını önemli başarılarla kapatırken, yıl boyunca yapılan üst düzey yabancı temaslar da dikkat çekti. Geçtiğimiz yılın ortasında Japonya Savunma Bakanı ve beraberindeki heyetin Ankara’ya gelerek kritik görüşmeler gerçekleştirmesi, bu temasların en dikkat çekici örneklerinden biri oldu.
2026 BÜTÇESİNDE KIYI GÖZETLEME ÖNCELİĞİ
Japon Hükümeti, 2026 mali yılı için savunma harcamalarına daha fazla bütçe ayıracağını duyurdu. Bütçe görüşmelerinde öne çıkan başlıklardan biri, ilk etapta ihtiyaç duyulan kritik ürün ve sistemlerin yurt dışından temin edileceği yönündeki vurgu oldu. Bu yaklaşım, özellikle kıyı savunma sistemleri başta olmak üzere bazı platformların tedarikinde Türkiye ile Japonya’nın birlikte hareket edebileceği yorumlarını güçlendirdi.

JAPON HEYETİ TÜRK SAVUNMA ÜRÜNLERİNİ İNCELEDİ
Japonya Savunma Bakanı’nın başkanlık ettiği bir heyet, geçtiğimiz aylarda Türkiye’ye gelerek bazı Türk savunma sanayii ürünlerini yakından inceledi. Bu ziyaret, iki ülke arasında savunma alanındaki temasların somutlaştığı adımlardan biri olarak değerlendirildi.
JAPONYA NEDEN TÜRKİYE’YE YÖNELİYOR
Savunma Sanayii Uzmanı Yusuf Akbaba, Japonya’nın bu yöndeki adımlarının arkasında artan Çin tehdidinin bulunduğunu belirtiyor. Japonya’nın bir okyanus ülkesi olduğuna dikkat çeken Akbaba, kıyı güvenliğinin Tokyo için hayati önemde görüldüğünü ifade ediyor.
Akbaba, Japonya’nın yeni bütçeyle birlikte düşman hedeflerini uzaktan vurabilecek uzun menzilli füze tedariki için de adım atacağını anımsatarak, İkinci Dünya Savaşı sonrası benimsediği yalnızca savunma amaçlı güç kullanımı yaklaşımının geride bırakıldığını vurguluyor. Japonya’nın çok hızlı bir silahlanma sürecine girdiğini ve farklı tehdit algılarına karşı kısa sürede yeni bir düzene geçmek istediğini dile getiriyor.

TÜRK SİHA’LARI GÜNDEMDE
Geçmiş yıllarda Japonya’nın Bayraktar TB-2’ye ilgi duyduğu ancak somut bir alım kararının çıkmadığı biliniyor. Ancak değişen küresel güvenlik ortamı, Japonya için yeni alımları yeniden gündeme taşıdı. Füzeler, kıyı savunma sistemleri, insanlı ve insansız hava araçları ile denizaltılar bu kapsamda öne çıkan başlıklar arasında yer alıyor.
Yusuf Akbaba, halihazırda bir Türk firmasının Japonya’ya Bulutaltı İHA ihraç ettiğini belirterek, yakın dönemde farklı Türk SİHA’larının da Japonya yolcusu olabileceğini ifade ediyor. Akbaba’ya göre Japonya, yalnızca kıyı savunması için 640 milyon dolar ayırmış durumda ve bu rakamın artması ihtimali bulunuyor. Tokyo yönetimi, 2028’e kadar gözetleme ve savunma amaçlı İHA’lar ile deniz üstü ve denizaltı araçlarını devreye almayı planlıyor.
TB-3, KIZILELMA VE ANKA-3 VURGUSU
Akbaba, Bayraktar TB-3’ün bu noktada öne çıkan platformlardan biri olduğunu belirterek, gemiden iniş-kalkış kabiliyetinin Türk mühendisler tarafından başarıyla hayata geçirildiğine dikkat çekiyor. Japonya’nın helikopter gemisinden uçak gemisine dönüştürmek istediği iki platformdan TB-3 kaldırılabileceğini ve bunun geniş bir alanda uzun süreli keşif, istihbarat ve gözetleme imkânı sağlayacağını ifade ediyor.
Kamuoyunda sıkça gündeme gelen “Gölge Filo” tartışmalarının Çin için de geçerli olduğunu belirten Akbaba, Japonya’nın bu nedenle 7 gün 24 saat kesintisiz gözetleme ihtiyacı duyduğunu ve Türk SİHA’larının bu noktada öne çıktığını söylüyor.
SİSTEM ENTEGRASYONU VE SAHİL-NET DETAYI
Bir alanı gözetlemenin yalnızca kuşbakışı görüntü elde etmekten ibaret olmadığını vurgulayan Akbaba, elde edilen bilgilerin anlık olarak diğer unsurlara aktarılmasının kritik olduğuna işaret ediyor. Türk SİHA’larının hem kendi aralarında hem de diğer platformlarla anlık haberleşme kabiliyetine sahip olduğunu belirtiyor.
Akbaba ayrıca, Türkiye’nin bu amaçla geliştirdiği HAVELSAN imzalı Sahil-Net projesine dikkat çekerek, kıyıdaki radarların birbiriyle entegre çalıştığını ve Japonya’nın bu tür sistemler için de Ankara ile iş birliğine yönelebileceğini dile getiriyor. Yeni nesil insansız platformlar KIZILELMA ve ANKA-3’ün de Japonya’nın radarında olduğunu ifade ediyor.

ANKARA-TOKYO HATTINDA STRATEJİK FIRSAT
“Dünyanın teknoloji lideri Japonya neden Türk SİHA’sı alsın” şeklindeki yaklaşımlara da değinen Akbaba, Türkiye’nin insansız hava araçları teknolojisinde dünyanın en gelişmiş ilk 3 ülkesi arasında yer aldığını vurguluyor. Halihazırda çalışan 7 büyük SİHA projesinin ciddi uçuş saatlerine ve geniş bir tehdit kütüphanesine sahip olduğunu belirtiyor.
Japonya’nın uzun yıllar sonra ilk kez kendi toprakları dışında askeri üs kurduğunu, yeniden uçak gemisine sahip olduğunu ve gelişmiş saldırı füzeleri istediğini hatırlatan Akbaba, Tokyo yönetiminin kendi kabuğunu kırmaya hazırlandığını söylüyor. Bu süreçte Türkiye’nin önemli bir partner olabileceğini ve Türk savunma sanayiinin Ankara-Tokyo ilişkilerinde başrole geçebileceğini ifade ediyor.