Varlık Yönetim Şirketleri Sektör Temsil Kurulu Başkanı Ali Emre Ballı, sektörün 2023 sonunda 16 milyar 730 milyon liralık aktif büyüklüğe ulaştığını söyledi.


 

Varlık Yönetim Şirketleri Sektör Temsil Kurulu Başkanı Ali Emre Ballı, sektörün 2023 sonunda 16 milyar 730 milyon liralık aktif büyüklüğe ulaştığını, öz kaynaklarının 9 milyar lira civarında olduğunu belirterek, "Şubatta tasfiye olacak alacak tutarı, toplam kredilerin yüzde 1,8 ile 250 milyar lira seviyesinde ve mali kurumlarımız bu oranı rahatlıkla karşılayabilecek güçte." dedi.

 

Varlık Yönetim Şirketleri Sektör Temsil Kurulu Başkanı Ballı, varlık yönetim şirketlerinin, 2001 krizi sonucu finans sistemi içindeki tahsili gecikmiş alacaklara (TGA) çare olarak düşünüldüğünü ve ilk olarak 2004-2005 yıllarında Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) bünyesindeki TGA'ları satın aldığını söyledi.

 

Varlık yönetim şirketlerinin tahsil imkanı sınırlı, tahsili şüpheli ve zarar niteliğindeki kredileri devir alarak faaliyet gösterdiğini belirten Ballı, bankalara donuk alacakların yanı sıra canlı alacakları da devretme imkanı verildiğini hatırlattı.

 

Ballı, bankalarla varlık yönetim şirketleri arasındaki devir sürecinin ihale yöntemiyle yapıldığını, bu işlemin yönetmelikle belirlenen kurallar çerçevesinde yürütüldüğünü dile getirerek, şu bilgileri verdi: "Varlık yönetimi sektöründe yaygın olan iş modeli, TGA portföylerine yatırım ve bu portföylerden tahsilat olmak üzere iki ana evreden oluşuyor. Birinci evre kaynak kuruluşlar tarafından satışa sunulan TGA portföyleri için teklif edilecek bedeli belirlemek üzere değerleme yapılarak satın almanın gerçekleştirildiği yatırım aşaması, ikinci evre ise satın alınan portföylerdeki alacakların çözümlendiği tahsilat aşamasıdır."

 

Ballı, varlık yönetim şirketlerinin kurulmasıyla uzlaşmaya dayalı tahsilat yöntemlerinin ön plana çıktığını vurguladı.

 

Bu süreçle hem borçluların hem de kaynak kuruluşların özel koşullarını dikkate alacak muhataplar bulduklarını ifade eden Ballı, "Bu, her iki taraf için de artıları olan bir sistem. Şöyle düşünün, borcunuz var ve ödemekte zorluk yaşıyorsunuz. Varlık yönetim şirketleriyle ödeyebileceğiniz tutarı ve ödeme koşullarını elde edebilmiş oluyorsunuz. Varlık yönetim şirketlerinin gelir elde etmesi, yapacakları tahsilata bağlıdır ve tahsilat süresinin uzaması maliyetleri artıracağı için borçluya özel esnek ödeme planı hazırlamak suretiyle çözüm odaklı bir yol izlemek en doğru yaklaşımdır. Şirketler, müşterilerinin maddi olanaklarını da göz önünde bulundurarak, en makul ödeme planını sunup borcu çözüme ulaştırmayı hedeflemektedir." diye konuştu.

 

Ali Emre Ballı, varlık yönetim şirketlerinin kuruluşunu teşvik etme ve işlerinin devamlılığını sağlama amacıyla bazı vergi ve ödemelerden muaf tutulduklarını, bu durumun ise borçlulara ödeme avantajı sunduğuna dikkati çekti.

 

"TGA'LARI BİLANÇODAN ÇIKARAN BANKALAR DAHA SAĞLIKLI AKTİF YAPISINA SAHİP OLUYOR"

 

Varlık Yönetim Şirketleri Sektör Başkanı Ballı, TGA'ların banka ve banka dışı mali kurumların rasyolarını ve performanslarını olumsuz etkilediğini söyledi.

 

Sorunlu kredi yönetiminin özel bir uzmanlık gerektirdiğine işaret eden Ballı, şöyle devam etti: "Bankalarımız özel uzmanlık gerektiren bu alan yerine asli konuları olan bankacılık faaliyetlerine odaklandıklarında verimlilikleri artıyor. Tahsili gecikmiş alacakların yönetimi için ayırmak zorunda kalacakları personel, sistem altyapısı, süreç yönetimi, şikayet yönetimi ve bütçe gibi maliyet kalemlerinden tasarruf sağlamanın yanında bu kredilerin satışı ile ciddi bir kaynak girişi sağlamış oluyorlar. TGA'ları bilançodan çıkaran bankalar, daha sağlıklı aktif yapıya sahip olarak, ilave kredi verme kapasitelerini artırıyor, sermaye yeterlilik rasyolarını yükseltiyor, fonlama maliyetlerini de düşürme imkanına kavuşuyor. Sonuçta da yatırımcılar ve analistler tarafından daha olumlu değerlendirmelerle karşılaşıyorlar. Diğer taraftan TGA'ların yine finansal sistem içerisinde ve regüle kurumlar tarafından güven içerisinde çözüme kavuşturulmasıyla müşteri memnuniyeti de sağlanmış oluyor."

 

"2023'TE 14 MİLYAR LİRALIK TAHSİLİ GECİKMİŞ ALACAK DEVİR ALINDI"

 

Ballı, sektörün 2023 sonunda 16 milyar 730 milyon liralık aktif büyüklüğe ulaştığını ve öz kaynaklarının 9 milyar lira civarında olduğunu söyledi.

 

Devraldıkları tahsili gecikmiş alacaklar hakkında da bilgi veren Ballı, 2021'de 5,7 milyar, 2022'de 12 milyar, 2023'te ise 14 milyar liralık anapara tutarlı TGA'nın satın alındığını ifade etti.

 

Son 3 yıllık rakamları değerlendiren Ballı, şunları kaydetti: "Her yıl artan kredi genişlemesine paralel olarak tahsili gecikmiş alacak portföyünde de bir artış trendi görüyoruz. Burada asıl dikkat çekmek istediğimiz konu; ihale bedellerindeki artış. Önceki yıllarda yüzde 15-20 bandındaki ihale bedellerinin, geçen yıl yüzde 50 oranlarına kadar yükselmiş olmasından endişe duyuyoruz. Maliyetlerdeki bu artışı, borçlularımıza sunacağımız alternatif tekliflerin önündeki en büyük engel olarak görüyoruz. Enflasyonist dönemlerde borç ödeme performansının artmasıyla sunduğumuz teklif ve taksitlendirme imkanlarını değerlendiren pek çok borçlumuz sorununu çözüme kavuşturdu. Bunun devamlılığı maliyetlerin makul seviyelerde bulunmasına bağlı."

 

"2. ÇEYREKTE TAKİP ORANLARININ YÜKSELECEĞİNİ DÜŞÜNÜYORUZ"

 

Ballı, banka ve banka dışı mali kuruluşların verdiği kredi hacminin şubatta 13 trilyon 260 milyar liraya ulaştığını belirtti.

 

Aynı dönemde tasfiye olacak alacak tutarının yüzde 1,8 ile 250 milyar lira seviyesinde bulunduğunu ve mali kurumların bu oranları rahatlıkla karşılayabilecek güçte olduğunu dile getiren Ballı, "Yılın 2. çeyreğinde ekonomimizdeki yavaşlama ve sıkılaşmaya paralel olarak takip oranlarının da biraz yükselebileceğini düşünüyoruz. Bireysel krediler ve kredi kartlarının yanı sıra inşaat, toptan ve perakende sektörünü yakından takip ediyoruz." diye konuştu.

 

Ballı, yaptıkları işin sosyal boyutunu da göz önünde bulundurduklarını vurgulayarak, sözlerini şöyle tamamladı: "Ülkemizde 6 Şubat'ta yaşanan elim deprem felaketi sonrası sektörümüzün bölge ve bölge halkına yönelik ciddi yardımları oldu. Zor zamanlar için güzel bir birliktelik örneği gösterdik. Bugün hala daha, portföyümüzün yaklaşık yüzde 18'ini oluşturan bu bölgeye yönelik yardımlarımız ve desteklerimiz devam etmektedir."

15 Mayıs 2024 Çarşamba

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, çok uluslu şirketlerden asgari kurumlar vergisi alınması için dünya genelinde çalışma yürütüldüğünü söyledi.


 

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, hazırlıkları yürütülen asgari kurumlar vergisi uygulamasına ilişkin değerlendirmede bulundu.

 

Asgari kurumlar vergisinin tüm ülkelerin gündeminde olduğuna işaret eden Şimşek, asgari kurumlar vergisini yasalaştırmayan ülkelerin vergileme hakkını başka ülkeye bırakmış olacağını söyledi.

 

Şimşek, 2021 yılında OECD'nin organizasyonu kapsamında dünyada yaklaşık 140 ülkenin küresel asgari kurumlar vergisi konusunda mutabık kaldığına dikkati çekerek, "Alınan mutabakat kararıyla yıllık konsolide hasılatı 750 milyon avro eşiğini aşan çok uluslu şirketlerin düşük vergileme yapılan ülkelerdeki şube, iştirak ve iş yerlerinin asgari yüzde 15 kurumlar vergisine tabi tutulması öngörüldü. Bu kapsamda başta Avrupa Birliği (AB) ülkeleri olmak üzere 30'dan fazla ülke 2024 yılı kazançlarına uygulanmak üzere asgari kurumlar vergisi uygulamasını yasalaştırdı." diye konuştu.

 

Diğer ülkelerde de yasalaştırma çalışmalarının devam ettiğini dile getiren Şimşek, uygulamanın detaylarına ilişkin şu bilgiyi verdi: "Çok uluslu şirketlerin faaliyette bulunduğu ülkede ödediği kurumlar vergisi yükü yüzde 15'ten aşağıda ise asgari kurumlar vergisi uygulamasını yasalaştıran ülkeler, ilgili ülkenin almadığı vergi farkını alabilecek. Fark vergi alma hakkı öncelikle şirketin faaliyette bulunduğu ülkede. Bu ülkede asgari kurumlar vergisi uygulaması yoksa şirketin ana merkezinin olduğu ülke bu vergiyi alabiliyor. Burada da asgari kurumlar vergisi uygulaması yoksa aynı gruba dahil şirketlerin bulunduğu üçüncü ülke tarafından bu vergi alınabilecek. Kurulan model, çok uluslu şirketlerin kazançlarının her hal ve takdirde yüzde 15 vergi yükü taşımasını amaçlıyor."

 

"VERGİLEME HAKKINDAN VAZGEÇMEMEK İÇİN UYGULANMASI GEREKİYOR"

 

Şimşek, asgari kurumlar vergisi uygulamasına geçmeyen ülkelerin vergileme haklarını bir başka ülkeye devretmiş olması nedeniyle diğer ülkelerin bu konuda yasama çalışmalarına hız verdiğini belirterek, "Ülkemizde de çok uluslu şirketler faaliyette bulunuyor. Türkiye'de faaliyette bulunan çok uluslu şirketlerden asgari kurumlar vergisi alınması yönünde düzenleme yapılması kaçınılmaz. Aksi halde ülkemizin almadığı vergi bir başka ülke tarafından alınacak." ifadelerini kullandı.

 

Vergileme hakkından vazgeçmemek için Türkiye'de de asgari kurumlar vergisi uygulanması gerektiğini vurgulayan Şimşek, çok uluslu şirketlere yönelik bu uygulamanın getirilmesi yönünde çalışmalar yapıldığını ve hazırlıkların son aşamaya geldiğini bildirdi.

 

Türkiye'de faaliyette bulunan uluslararası sermayeli şirket sayısının yaklaşık 80 bin civarında olduğunu ve bunlardan ana işletmesi yurt dışında olan 2 bin 134 işletmenin bulunduğunu aktaran Şimşek, şunları kaydetti: "Ülkemize yatırım yapan çok uluslu şirketlerin sadece yüzde 2,5 gibi bir kısmı 750 milyon avro eşiğini aşmakta olup, bunların kazanmış oldukları vergi teşviklerinin nasıl korunabileceği, farklı alanlarda nasıl değerlendirilebileceği konusunda alternatif modeller üzerinde de çalışılıyor. Bakanlık olarak Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile sıkı bir çalışma yürüterek ülkemize yatırım yapılmasını teşvik etmeye devam edecek alternatifler geliştiriyoruz."

28 Mayıs 2024 Salı

Türkiye’de enflasyonist ortamda parasının değerini korumak isteyen yatırımcı, borsaya yöneliyor. Bu yöneliş borsada rekor rakamların görülmesine neden olurken, özellikle yeni yatırımcı için finansal veri sağlayıcılar ön palana çıkıyor. TradingView de 15 farklı grafikle yatırımcıya opsiyon sunuyor.


 

Türkiye’de sermaye piyasalarına olan ilgi her geçen gün artıyor. Bunda özellikle son yıllarda enflasyonist ortamın etkisiyle tasarruf eğilimleri artan vatandaşların Borsa İstanbul’a yönelmesinin etkisi büyük. Öyle ki Borsa İstanbul, 2022'de dünyanın en fazla kazandıran borsası oldu.

 

YATIRIMCI SAYISI 9 MİLYONA YAKLAŞTI

 

Her yaştan ve eğitim seviyesinden insanın özellikle pandemiden sonra yoğun ilgi gösterdiği Borsa İstanbul’da yatırımcı sayısı 9 milyona yaklaştı. Yatırımcı sayısındaki artışta borsanın pozitif performansı etkili olurken, yeni halka arzlar da yatırımcı girişini hızlandırıyor. 2020 Ocak ayında 1 milyon 232 bin olan yatırımcı sayısı, 25 Mayıs 2024’te yüzde 600’e yakın artarak 8.6 milyona kadar yükseldi. Pay senedi toplam portföy değeri de geçen yıla oranla 3 kata yakın artarak 14.4 trilyon TL oldu.

 

GENÇLERİN İLGİSİ ARTIYOR

 

Türkiye genelinde 24 yaş altı genç yatırımcı sayısı geçen yıl aynı döneme göre yüzde 128 artarak 1 milyon üzerine yükseldi ve yaş grupları içinde en yüksek oranda büyümeyi yakaladı. 25-34 yaş arası yatırımcılar da yüzde 72 büyüyerek 2.2 milyona ulaştı ve en yüksek büyüyen ikinci yaş grubu oldu.

 

Borsaya olan ilgi, özellikle yeni yatırımcıyı, bu alanda bilgi paylaşan hızlı ve erişelebilir hizmet sağlayıcı arayışına yöneltti. Bu platformlardan biri olan TradingView, bugün 60 milyondan fazla işlemci ve yatırımcı tarafından küresel piyasalardaki fırsatları tespit etmek için kullanılıyor.

 

15 FARKLI GRAFİK TÜRÜ 

 

Chicago’da doğan ve bugün pek çok ülkede hizmet veren TradingView, küresel fırsatları 15 farklı grafik türü ile sunuyor. Platformda 1 milyarın üzerinde perakende yatırım hesabı bulunuyor. Sadece Çin’de TradingView kullanan 500 milyon yatırım hesabı ve 100 milyon aktif yatırımcı mevcutken, ABD’de 150 milyon kişinin bu platformda yatırımı mevcut.

 

Türkiye’de ise TradingView platformunu kullanan sayısı 53 bine ulaştı. Türkiye’deki kullanıcılar açısından en popüler sohbet odası ise Forex piyasaları.

28 Mayıs 2024 Salı