Küresel rüzgar enerjisi kurulu gücü geçen yıl itibarıyla ilave edilen 78 gigavatla toplam 906 gigavata ulaşırken, bu yıl içinde bu kapasitenin 1 teravata seviyesine ulaşması bekleniyor.

 

Küresel Rüzgar Enerjisi Konseyi (GWEC) verilerine göre, 45 yıl önce Danimarka'da deneysel olarak başlatılan rüzgar enerjisi sektörü bugün küresel ölçekte elektrik üretiminde önemli paya sahip bulunuyor.

 

Geçen yıl küresel rüzgar kapasitesinin önceki yıla göre yüzde 9 artmasıyla kapasite 1 teravata yaklaşırken, kurulu güç artışındaki ivmenin devam etmesiyle 2023-2027 döneminde toplam 680 gigavatın daha küresel enerji sistemine dahil edileceği öngörülüyor. Tüm gelişmeler yardımıyla geçen yıl küresel rüzgar enerjisi kurulu gücüne ilave edilen 78 gigavatla toplam güç 906 gigavata ulaştı.

 

İklim değişikliği ile mücadele ve enerji güvenliğini artırma çalışmaları kapsamında enerji yoğun sektörlerde fosil yakıtlardan arınmak isteyen ülkelerin katkısıyla küresel rüzgar enerjisi kurulu kapasitesinin bu yıl 1 teravat seviyesine ulaşması bekleniyor.

 

Piyasa koşulları, yatırım ortamı, ülkelerin yenilenebilir enerji politikalarında attığı olumlu adımlarla 2 teravatlık kurulu güce 7 yıl sonra ulaşılabileceği öngörülürken, her yıl büyüme oranının ise ortalama yüzde 10 olacağı tahmin ediliyor.

 

Dünya genelinde rüzgar enerjisi kurulum artışında, ülkelerin yerli ve yenilenebilir enerji kaynak kullanımını artırması, enerji güvenliğini etkileyen jeopolitik endişeler, enflasyonla mücadele ve iklim değişikliği hedefleri etkili oluyor.

 

Rusya'nın Ukrayna'yı işgali sonrası enerji güvenliğini yerli kaynaklardan karşılamayı amaçlayan Avrupa ülkeleri, fosil yakıtların yerini yenilenebilir kaynaklarla değiştirmek için geçen yıldan bu yana çeşitli adımlar attı.

 

Kurulu kapasitede büyük artışlarının yaşandığı Çin'de ise yenilenebilir enerjinin rolünün artırılması hedeflenirken, rüzgar ve güneş yatırımları Çin'in bu amaca ulaşmada odaklandığı iki kaynak olarak öne çıkıyor.

 

ABD'de ise 10 yıllık ABD Enflasyonu Düşürme Yasası kapsamında yenilenebilir enerji kaynakları yatırımlarının artırılması hedefleniyor.

 

Ayrıca, iklim değişikliği ile mücadele kapsamında enerji altyapısı dahil ulaştırma ve üretim sektörlerini fosil yakıtlardan arındırmak isteyen ülkelerin rüzgar enerjisi kapasitesini artırma hedefleri de kurulumların artacağı öngörüsünü destekliyor.

31 Mayıs 2023 Çarşamba

Almanya otomotiv sektöründe, gerek ana sanayilerde gerekse tedarik sanayindeki önemli firmalarda kilit rollerde Türk yöneticiler var.


 

Taşıt Araçları Tedarik Sanayicileri Derneği (TAYSAD) Başkanı Albert Saydam, Türkiye-Almanya arasındaki köklü tarihi ilişkileri ve artarak gelişen ticaret hacmini kaleme aldı.

 

Türkiye ve Almanya arasındaki ilişkiler yumağını bir vücuda benzetirsek iki ülke arasındaki siyasi ve tarihi ilişkiler ana yani, atardamarları temsil eder. İki ülke arasındaki sanat ve ticari ilişkiler ise kılcal damarlardır. Atardamarlarda arada sırada sorun yaşansa da kılcal damarlar yeteri kadar gelişmişse, vücutta kriz yaşanmadan da sorunlar atlatılır; hatta eskisinden daha sağlıklı bir yapıya kavuşur. Son 25 yılda tüm dünyadaki baş döndürücü değişim hepimize gösterdi ki bu kılcal damarlar iki ülke arasındaki kalıcı huzuru sağlıyor.

 

KÖKLÜ TÜRK-ALMAN İLİŞKİLERİ

 

Avrupa Birliği (AB) üyesi ülkelerin Türkiye ile ilişkileri statü gereği AB başlığı altında değerlendirilse de konu Almanya olunca kesinlikle ayrı bir başlık açmak gerekir. Bu iki ülkenin 150 senelik köklü geçmişe sahip sanayi ve ticari ilişkileri ortak hedeflere ulaşma yolunda kesintisiz şekilde sürüyor ve katlanarak artıyor. 1980’lerden bu yana bir Türk girişimci için yurt dışına açılmak, Almanya’daki sektörel fuarlara katılım anlamına gelirken, kalite ve sevkiyat seviyesinin göstergesi ise Almanya’ya ihracat yapmaktır.

 

Her iki ülke de otomotiv sektöründe güçlü bir geçmişe sahip olmalarının yanı sıra endüstrideki teknolojik gelişmelerde de önemli roller üstlendiler. Türkiye, coğrafi konumu, işgücü potansiyeli, üretim altyapısı ve yaygın tedarikçi ağıyla otomotiv üretiminde önemli bir konuma sahipken; Almanya ise otomotiv endüstrisindeki yenilikçi yaklaşımı ve yüksek kaliteli ürünleriyle dünyanın önde gelen ülkelerinden biri konumundadır.

 

İhracatımız 2023 yılında bir önceki yıla göre yüzde 12,3’lük bir artışla 3 milyar 966 milyon dolar seviyesinde gerçekleşti. Böylece Almanya, toplam sektör ihracatımızdan aldığı yüzde 13,6’lık payla Fransa’nın ardından 2’nci en büyük ihracat pazarımız oldu. 2024’ün ilk 3 ayında durum değişti; ilk 3 ayda Almanya’ya olan ihracatın artışıyla Almanya en büyük pazarımız durumuna geldi. Türkiye Almanya’ya parça ihraç ederken seneler içinde her iki yönde küçük oynamalar olmakla birlikte ihracata denk bir miktarda daha çok araç ithal ediliyor.

 

TÜRKİYE OTOMOTİV SANAYİ

 

Türkiye otomotiv sanayi, gerek Almanya gerekse tüm dünyada araç veya parça ihraç etmenin ötesinde, belli bir süredir hizmet de ihraç eder duruma geldi. Bu da oldukça önemli bir nokta, yani artık parça ve araç ihracatımızın yanında mühendislik hizmetlerimizi de ihraç ediyoruz. Mühendislik ihracatı kadar önemli bir başka konu da Almanya otomotiv firmalarına iş gücü de ihraç etmemiz. Almanya otomotiv sektöründe, gerek ana sanayilerde gerekse tedarik sanayindeki önemli firmalarda kilit rollerde Türk yöneticiler var. Bu insanlar Türkiye'de edindikleri tecrübelerle Almanya’da kilit rollerde yer alarak ülkemizin de bir bakıma elçiliğini sürdürüyorlar. Türk mühendis ve yöneticileri sadece Almanya’daki otomotiv firmalarında değil, gerek Alman otomotiv firmalarının farklı coğrafyalarındaki tesislerinde gerekse de küresel diğer otomotiv firmalarında önemli roller üstleniyor. Türk kültüründeki esnek çalışma ve problem çözme becerisi, Alman disipliniyle birleşerek önemli bir güce dönüşüyor.

 

Türkiye'nin otomotiv endüstrisi, son yıllarda hızla büyüdü ve uluslararası alanda önemli bir oyuncu haline geldi. Ülkenin stratejik konumu, güçlü tedarik zinciri altyapısı ve yetenekli işgücü, birçok uluslararası otomotiv üreticisinin Türkiye'yi üretim üssü olarak tercih etmesine olanak sağladı. Türkiye, Avrupa'nın en büyük 2. üreticisi konumundadır ve özellikle Alman otomotiv şirketleri, Türkiye'deki tesislerinde üretim yaparak Avrupa pazarına erişim sağlıyor. Bunun yanı sıra, Türk otomotiv tedarik sanayi firmaları da Almanya'nın otomotiv endüstrisi için önemli bir tedarikçi konumundadır.

 

Türkiye ve Almanya arasındaki otomotiv sektörlerinin ikili ilişkileri, karşılıklı bağımlılık ve ortak çıkarlar üzerine kuruludur. Her iki ülke de birbirinin pazarlarına erişim sağlayarak ve ortak projeler yürüterek avantaj elde ediyor. Örneğin, Türk otomotiv tedarik sanayi firmaları, Alman otomotiv şirketleri için önemli bir tedarikçi olmanın yanı sıra, Almanya'nın teknoloji ve mühendislik uzmanlığından faydalanarak ürün geliştirme süreçlerinde işbirliği yapıyor. Bunun yanı sıra Alman otomotiv devleri de Türkiye'deki üretim tesislerinde Avrupa pazarına yönelik araçlar üreterek rekabet avantajı elde ediyor. Türkiye, Alman otomotiv şirketleri için önemli bir üretim üssü olmasının yanı sıra Almanya'nın önde gelen otomotiv firmaları da Türkiye'deki pazar fırsatlarından faydalanıyor.

 

Her iki ülkenin otomotiv endüstrileri birbirlerine karşılıklı bağımlıdır ve ortak çıkarlar doğrultusunda işbirliğinin geliştirilmesi önemlidir.

 

Örneğin, teknolojik değişim ve dönüşüm süreçleri her iki ülkenin otomotiv endüstrisini etkileyerek yeni işbirliği alanları ortaya çıkarabilir. Bununla birlikte siyasi ve ekonomik faktörlerle teknolojik değişimler, bu ilişkileri etkileyebilecek potansiyel zorlukları da beraberinde getirebilir. Bu nedenle, her iki ülkenin mutlaka birlikte hareket edip iş hacmini artırarak otomotiv sektörleri arasındaki ilişkilerin sürdürülebilirliği ve güçlendirilmesi için sürekli olarak çaba sarf etmesi gerekiyor.

24 Nisan 2024 Çarşamba

İstanbul Havalimanı, 8-14 Nisan'da günlük ortalama 1428 uçuşla Avrupa'nın en yoğun havalimanı olarak kayıtlara geçti.






Avrupa Hava Seyrüsefer Güvenliği Teşkilatının (Eurocontrol) 8-14 Nisan dönemine ilişkin Avrupa Havacılık Raporu yayımlandı.


Rapora göre İstanbul Havalimanı, bu dönemde günlük ortalama 1428 uçuşla Avrupa'nın en yoğun havalimanları arasında ilk sırada yer aldı.


2023 yılının aynı dönemine göre uçuş sayısını yüzde 10 artıran İstanbul Havalimanı, yoğunluk bakımından dünya çapındaki en yoğun 10 havalimanından biri oldu.


İstanbul Havalimanı'nı günlük 1343 uçuşla Amsterdam Schiphol, 1311 uçuşla Londra Heathrow havalimanları izledi.

24 Nisan 2024 Çarşamba