Orman yangınlarıyla mücadelede yapay zeka desteğiyle 400’den fazla değişken kullanılarak oluşturulan dinamik yangın riski haritalarıyla, orman yangınları önceden tahmin edilerek bu bölgelerde gerekli önlemlerin alınması sağlanıyor.


 

Tarım ve Orman Bakanlığına bağlı Orman Genel Müdürlüğünden (OGM) edindiği bilgiye göre, her yıl orman alanlarının yok olmasına yol açan yangınlarla mücadelede etkin ve verimli bir risk yönetimi stratejisi büyük önem taşıyor.

 

Özellikle 2021’deki büyük orman yangınlarının ardından yangınlarla mücadele için yapılan çalışmalar daha da ileri taşınarak, çözüm için kalıcı adımlar atılması için harekete geçildi.

 

Bu kapsamda, OGM ve özel sektör işbirliğiyle orman yangınlarının önceden tahmin edilebilmesini ve yangın bölgelerinde gerekli önlemlerin alınabilmesini sağlamayı hedefleyen dinamik “Yangın Risk Yönetimi Projesi” hayata geçirildi.

 

OGM’nin 2022 yılının ağustos ayında kullanmaya başladığı proje kapsamında, ilk etapta orman yangınlarının anatomisini anlamak ve veri temininin sağlanması üzerine çalışıldı.

 

Orman yangınlarını etkileyen ana faktörlerin belirlenmesi amacıyla literatür taramaları, küresel değerlendirmeler, akademisyenler ve ilgili makamlarla görüşmeler yapıldı.

 

Yangın riski tahmini için literatürdeki yapay zeka modelleri değerlendirildi ve model çalışmalarına başlandı. Geçmiş yangın verileri, yangını etkileyen dinamik ve statik faktörler gözetilerek farklı yapay zeka modelleri denendi.

 

VERİLERE GÖRE GÜNCELLENEREK DAHA DOĞRU TAHMİNLER SUNULUYOR

 

Projeyle, meteorolojik veriler, bitki örtüsü, topoğrafya, nüfus yoğunluğu, kara yolları, enerji nakil hatları ve geçmiş yangın verileri gibi 14 farklı veri setinden 400'den fazla değişken kullanılarak "yangın riski haritaları" oluşturuldu.

 

Geçmişteki yangınlar incelenirken lokasyon, tarih, alanın büyüklüğü, süre, kullanılan kaynaklar gibi veriler değerlendirildi. Meteorolojik verilerde, sıcaklık, nem, rüzgarın yönü ve hızı gibi faktörlere bakılırken, bölgenin bitki örtüsünde ağaçların türü, yaşı ve birbirine yakınlığı saptandı.

 

Proje kapsamında üç günlük yangın riski tahmini yapılarak, ilgili bölgelerde gerekli önlemlerin alınması için bilgi sağlanıyor. Yangın oluşmadan önce belirlenen bölgelerde önlem alınması mümkün hale gelirken, uygulamayla geçmiş yangınlar yüzde 80 doğrulukla tahmin edildi.

 

Yangın riski haritalama modelinin, değişen meteorolojik verilere göre günde iki kez güncellenmesiyle daha doğru ve güvenilir tahminler sunulmasına imkan sağlanıyor. Projenin ikinci aşamasında ise OGM kaynaklarının en uygun şekilde yangın bölgesine transferi için zaman ve yangın risk değerlerinin ön planda olduğu bir modele geçiliyor. Bu çerçevede yapılan etkili planlama sayesinde, yangın söndürme kaynaklarının en verimli şekilde kullanılması hedefleniyor. Yangın anında en hızlı şekilde, yeterli yangın söndürme kaynaklarının nereden yönlendirileceği, sistem tarafından OGM yetkililerine öneriliyor.

 

Türkiye'nin orman varlığının korunması için kritik rol oynayan projelerin sürekli geliştirilmesi ve güncellenmesiyle orman yangınlarına karşı etkin bir mücadele stratejisi oluşturulması için çalışmalar devam ediyor.

17 Haziran 2024 Pazartesi

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Türkiye nüfusunun yüzde 86,5'inin internet, 67,4'ünün sosyal medya kullanıcısı ve yüzde 93,8'inin mobil bağlantı sahibi olduğunu bildirdi.






Uraloğlu, yaptığı yazılı açıklamada, her yıl dünya genelinde dijital verileri raporlayan We Are Social ve Meltwater kuruluşlarınca hazırlanan Dijital 2024 Global Genel Bakış ve Türkiye Raporu'nun nisan ayı verilerini değerlendirdi.


Dünya genelinde cep telefonu kullanım oranının 2024'te yüzde 69'u aştığını aktaran Uraloğlu, bu yıl itibarıyla dünya çapında 5,65 milyar insanın cep telefonu kullandığını ifade etti.


Uraloğlu, geçen yıl tekil mobil kullanıcı sayısının yüzde 2,4 artış göstererek 133 milyona ulaştığı bildirdi.


Dünya genelinde internet kullanımının büyük artış gösterdiğine işaret eden Uraloğlu, 2024'te dünya nüfusunun yüzde 67,1'inin yani 5,44 milyar insanın çevrim içi olduğunu belirtti.


Uraloğlu, küresel internet kullanıcı sayısının geçen yıla göre yüzde 3,4 arttığına dikkati çekti. Dünya çapında sosyal medya kullanıcı sayısının Kovid-19 salgınının başlangıcından bu yana yüzde 35'e yakın arttığını ve son 3 yılda 1 milyara yakın yeni kullanıcı geldiğini aktaran Uraloğlu, "Kullanıcı sayısındaki büyüme geçtiğimiz yıl önemli ölçüde yavaşlasa da halen artmaya devam ediyor. 2013 yılında 1,7 milyar, 2018'de 3,46 milyar olan kullanıcı sayısı nisanda bir önceki yıla göre yüzde 5,4 artışla 5,07 milyara ulaştı." değerlendirmesinde bulundu.



Türkiye'nin nüfusa göre interneti benimseme oranında yüzde 86,5'le 36. sırada bulunduğunu bildiren Uraloğlu, açıklamasını şöyle sürdürdü: "Ülkemiz internette geçirilen süreye bakıldığında, günde 7 saat 6 dakikayla dünyada 19. sırada yer alıyor. Nüfusumuzun yüzde 86,5'i internet, yüzde 67,4'ü sosyal medya kullanıcısıyken, yüzde 93,8'i mobil bağlantı sahibi. Rapora göre, hücresel mobil internet için ortalama indirme hızı 37,66 megabit, sabit internet ortalama indirme hızı da 41,90 megabit. Türkiye'de internet kullanımının başlıca nedenleri, bilgi bulmak, haber ve etkinliklerden haberdar olmak, bir şeyin nasıl yapılacağını araştırmak, ürün ve marka araştırması yapmak ile aile ve arkadaşlarla iletişimde kalmak olarak belirlendi."



Uraloğlu, Türkiye'de kullanıcı başına aylık sosyal medya kullanımında ilk sırayı 21 saat 24 dakika ile Instagram'ın, ikinci sırayı da 20 saat 54 dakika ile TikTok'un aldığını bildirerek, "Türkiye'de sosyal medya hesaplarından takip edilen profillerin başında arkadaşlar, aile ve tanıdığımız insanlar geliyor. Bunu, satın aldığımız ve satın almak istediğimiz markalar, televizyon şovları ya da kanallar ile eğlence içerikleri, fenomenler ve parodi hesaplar takip ediyor. Türkiye, dünyada sosyal medyada fenomenlerini takip etme oranında diğer ülkelere göre yüzde 11,7'yle 49. sırada bulunuyor." ifadesini kullandı.


Dünya genelinde her hafta çevrim içi satın alım yapan internet kullanıcılarının oranına bakıldığında, Türkiye'nin yüzde 64,6'le 3. sırada yer aldığını belirten Uraloğlu, şunları kaydetti: "Ücretsiz teslimat, kolay iade politikası, kuponlar ve indirimler, hızlı ve kolay ödeme ile müşteri yorumları gibi etkenler vatandaşların çevrim içi alışverişe yönelmesinde en önemli tercih sebepleri olarak karşımıza çıkıyor. Yeni marka, ürün ve hizmetleri keşfeden kullanıcılar incelendiğinde yüzde 36,8'inin sosyal medya reklamları aracılığıyla bu markaları keşfettiği belirlendi. Bu sıralamayı, arama motorları, televizyon ve uygulama reklamları ile marka veya ürünlerin internet siteleri takip etti."

12 Temmuz 2024 Cuma

TÜBİTAK Uzay Teknolojileri Araştırma Enstitüsü Müdürü Mehmet Nefes, "Türksat 6A ile Türkiye, kendi haberleşme uydusunu yapıp uzaya gönderebilen 11 ülke arasındaki yerini alacaktır" dedi.


 

TÜBİTAK Uzay Teknolojileri Araştırma Enstitüsü (TÜBİTAK UZAY) Müdürü Mehmet Nefes, Türkiye'de geliştirilen ilk yer sabit yörünge haberleşme uydusu olarak dışa bağımlılığı azaltan ve bu gece 00.20'de uzaya fırlatılacak olan Türksat 6A projesini ve Türkiye'nin uzay misyonunu değerlendirdi.

 

Soru: Türksat 6A projesi nasıl yürütüldü? Kimlerle çalışıldı?

 

Nefes: Türksat 6A Projesi, TÜBİTAK 1007 Kamu Kurumları Araştırma ve Geliştirme Projelerini Destekleme Programı kapsamında yürütüldü. Proje, TÜBİTAK ve Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı tarafından finanse edildi, Türksat AŞ ise son kullanıcı olarak yer aldı. Proje yönetiminde TÜBİTAK UZAY öncülüğünde, TUSAŞ, ASELSAN ve CTech gibi önemli kuruluşlar da yer aldı. Ayrıca, projenin gerektirdiği ekipmanların geliştirilmesi için birçok yerli firma ile işbirliği yapıldı.

 

Soru: Türksat 6A’nın teknik özellikleri neler? Uzaya fırlatılan diğer uydularımızdan farkı ne?

 

Nefes: Türksat 6A, 42 derece doğu boylamında görev yapacak ve yaklaşık 4,2 ton kütleye sahip ilk yerli haberleşme uydu platformudur. Hizmet ömrü yaklaşık 15 yıl olan bu uydu, 16 yıldan uzun yakıt ömrüne ve 22,5 yıl üzerinde bir tasarım ömrüne sahip, üzerinde 16 ana ve 4 yedek Ku-Bant aktarıcı bulunuyor ve 9,2 kilovata kadar güç üretebiliyor.

 

Türksat 6A'nın, BİLSAT, RASAT, GÖKTÜRK 2 ve İMECE gibi diğer milli uydulardan farkı, yer gözlem uydusu olmaması ve haberleşme ihtiyaçlarını karşılamasıdır. Türkiye, Türksat 1B ile kendi uydusundan haberleşme hizmetleri vermeye başladı, ardından Türksat 1C, 2A, 3A, 4A, 4B, 5A ve 5B gibi uydular devreye girdi. Ancak bu uydular yabancı yükleniciler tarafından yapılmıştı. Türksat 6A ise Türkiye'de geliştirilen ilk yer sabit yörünge haberleşme uydusu olarak dışa bağımlılığı azalttı.

 

Soru: Dünyada bugüne kadar kaç ülke kendi ürettiği uydusunu uzaya fırlattı? Türksat 6A'nın yerli ve milli oluşu dünya çapında ne ifade ediyor?

 

Nefes: Türksat 6A ile Türkiye, kendi haberleşme uydusunu yapıp uzaya gönderebilen 11 ülke arasındaki yerini alacaktır. Bu uydu, Avrupa, Kuzey Afrika ve Asya kıtasındaki geniş kapsama alanı ile çok sayıda kullanıcıya hizmet verebilecektir. Türksat 6A’nın yerli ve milli oluşu, Türkiye'yi sadece kendi haberleşme uydusunu yapan ülkeler arasına sokmakla kalmayıp, aynı zamanda uydu ve uydu kapsamında geliştirilen birçok ekipman ve alt sistemin ihracatını da mümkün kılacaktır.

 

Soru: Bu projenin Türkiye’nin uzay çalışmalarına katkısı nedir? Yerli ve milli Türksat 6A yeni bir dönemin başlangıcını mı temsil ediyor?

 

Nefes: Türksat 6A'nın yörüngede göreve başlaması ile birlikte, Türkiye’nin haberleşme uyduları alanındaki ihtiyacının önemli bir bölümü 15 yıl boyunca karşılanmış olacak ve gelecekteki talepler için yerli bir çözüm sunulacaktır. Ayrıca bu proje kapsamında yerli olarak geliştirilen ekipman ve alt sistemler, gelecekteki farklı uzay misyonlarında kullanılabilecektir. Proje, uzay alanında çalışan birçok kurumu bir araya getirerek, bu alanda yetişmiş bir insan gücü oluşturdu ve yerli firmalara yeni fırsatlar sağladı.

 

Türksat 6A ile Türkiye, uzay alanında rakiplerine karşı bir adım daha ilerledi ve seri üretim yapan uydu üreticileri ile benzer sürede ilk defa yerli olarak geliştirilmiş bir uydu üretti. Bu uydu, Türkiye’nin bugüne kadar ürettiği en yüksek değere sahip teknolojik üründür ve uzayda ulaştığımız en uzak nokta olan 35 bin 786 kilometrede faaliyet gösterecektir.

 

Soru: Türksat 6A dışında Türkiye'nin hangi alanlarda hangi uzay projeleri bulunuyor ve Türkiye'nin uzay misyonu nasıl bir yelpazeye yayılıyor?

 

Nefes: Türkiye’nin uzay projeleri 3 ana başlık altında toplanabilir: Yer gözlem uyduları, haberleşme uyduları ve derin uzay görevleri. Yerli olarak üretilen yer gözlem uydusu İMECE, 15 Nisan 2023 tarihinde fırlatıldı. Devam eden yer gözlem uydu projelerimiz arasında İMECE 2 ve İMECE 3, GÖKTÜRK 1 Yenileme ve GÖKTÜRK 3 bulunuyor. Türksat 6A haberleşme uydumuz ise 9 Temmuz 2024 tarihinde uzaya fırlatılacaktır.

 

Türkiye’nin ilk derin uzay görevi olarak başlatılan Ay Araştırma Projesi'nin tasarım çalışmaları devam ediyor. Bu proje ile Türkiye, Ay yörüngesine yerleşebilen sayılı ülkelerden (7 ülke) biri olmayı hedefliyor. Ay uydusundaki bilimsel görev yükleri ile Ay’daki suyun kaynağının ve yerel manyetik alan yapılarının keşfedilmesi hedefleniyor. Ayrıca milli imkanlarla geliştirilen Hibrit İtki Sistemi’nin uzayda ve Ay yörüngesinde ilk defa ateşlemesi gerçekleştirilecektir. Bu projeyle, milli geliştirilen ekipmanlara derin uzay tarihçesi kazandırılacak ve yeni Ay görevleri için kritik bilgi ve teknolojiler elde edilecektir.

 

TÜBİTAK Uzay Teknolojileri Araştırma Enstitüsü olarak, ülkemizin uydu ve gelecekteki uydu teknoloji ihtiyaçlarını karşılamak için hizmet vermeye hazırız. Sıradaki uyduyu biz yapalım.

08 Temmuz 2024 Pazartesi