Hazine ve Maliye Bakanı Şimşek, "Şimdi bir yıllık geçiş dönemindeyiz ve dezenflasyon süreci artık başlamış durumda. Önümüzdeki 3 yıl boyunca enflasyonu düşürmeye devam edeceğiz." dedi.


Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın himayesinde Arap Bankalar Birliği tarafından İstanbul'da düzenlenen Uluslararası Arap Bankacılık Zirvesi'ne katıldı.

 

Türkiye'deki yatırım fırsatlarına değinen Şimşek, Arap dünyası ekonomisiyle Türk ekonomisi arasında işbirliği kurulabilecek alanlar hakkında değerlendirmelerde bulundu.

 

İki bölge arasındaki fırsatlara işaret eden, aradaki siyasi ilişkilerin de çok iyi seviyede olduğunu belirten Şimşek, Arap dünyası ve Türkiye'nin birbirini tamamladığı çok sayıda alan bulunduğunu dile getirdi.

 

Şimşek, sözlerini şöyle sürdürdü.

 

"İki bölge arasındaki tamamlayıcılığı kullanarak yatırım ve ticaret açısından fayda sağlayacak projelere odaklanabiliriz. Türkiye ile Arap dünyası arasında serbest ticaret anlaşmaları imzalayarak mevcut potansiyeli çok daha ileri seviyeye taşıyabiliriz. Turizm, inşaat ve savunma sanayisi alanında ortaklıklar geliştirebiliriz. Türkiye ve Arap dünyasının turizm sezonu tam örtüşmüyor, burada iki tarafın birbirini tamamladığını görüyoruz. Aynı zamanda üçüncü ülkelerde yapacağımız ortak projeler ya da işbirliği çalışmaları da büyük bir potansiyeline sahip. Afrika, Orta Asya ya da ve dünyanın herhangi bir yerinde iki bölgenin şirketleri ortak projelere girişebilir ve ortak değerler yaratabilir."

 

TÜRKİYE, TURİZMDE ARAP DÜNYASINA YARDIMCI OLABİLİR

 

Bakan Şimşek, serbest ticaret anlaşmalarından neden korkulmaması gerektiğini aktarabilmek adına Harvard Üniversitesi'nde yapılan çalışmanın sonuçlarını paylaşarak, Türkiye'nin AB ile arasındaki Gümrük Birliği anlaşmasını kullanarak imalat sanayisini nasıl geliştirdiğini ve genişlettiğini anlattı.

 

Şimşek, "Dolayısıyla Arap dünyası da serbest ticaret anlaşmaları imzalamaktan korkmamalı ve getirdiği fırsatlardan yararlanmalı." dedi.

 

Turizm alanında Türkiye'nin Arap dünyasına yardımcı olabileceğini vurgulayan Şimşek, bu alanda Türkiye'nin çok başarılı olduğunu belirtti.

 

SON 50 YILDA TÜRK MÜTEAHHİTLER 136 ÜLKEDE YARIM TRİLYON DOLARLIK PROJE GERÇEKLEŞTİRDİ

 

Hazine ve Maliye Bakanı Şimşek, Türkiye'nin inşaat sektöründeki gücünden bahsederek, Türk müteahhitlerin proje hacmi ve küresel inşaat liginde faaliyet gösteren müteahhit sayısı bakımından Çin'den sonra geldiğini kaydetti.

 

Son 50 yılda Türk müteahhitlerin 136 ülkede yarım trilyon dolarlık proje gerçekleştirdiğini belirten Şimşek, "Bu alanda birlikte çalışabiliriz. Sadece kendi bölgemizde değil, aynı zamanda üçüncü ülkelerde de ortak inşaat projelerine girişebiliriz. Umuyoruz ki çatışmalar sona erecek ve çatışmalar sona erdikten sonra Ukrayna'da ve diğer ülkelerde yeniden yapılanma ihtiyacı ortaya çıkacak. Neden bu ihtiyacı birlikte karşılamayalım?" ifadelerini kullandı.

 

Başta savunma sanayisi olmak üzere belli sektörlerde Türkiye'nin kendini çok geliştirdiğine dikkati çeken Şimşek, barış ve refah içinde bir bölge için bu alanda da yatırımların yapılmaya devam edeceğini söyledi.

 

2024'TE ANA TİCARET ORTAKLARIMIZDA BİR İYİLEŞME BEKLİYORUZ

 

Küresel ekonomi görünümde istikrarlı ama yavaş bir büyüme olduğunu, bu yıl Türkiye'nin ana ticaret ortaklarında bir iyileşme beklediklerini bildiren Şimşek, "Küresel dezenflasyon başladı. Önümüzdeki dönemde küresel finansal koşullar biraz daha esnek olacak. Emtia fiyatları istikrarlı şekilde devam ediyor. ABD ve Çin arasındaki rekabet, ticarette bölünmelere neden oluyor. Piyasalar jeopolitik gerilimlere bir şekilde kulaklarını kapatmış durumda." diye konuştu.

 

Şimşek, Türkiye'nin ekonomi politikalarındaki önceliklerin ilişkin şunları kaydetti:

 

"Türkiye'nin politika önceliklerine bakacak olursak; fiyat istikrarını devam ettirmek, kamu maliyesi pozisyonumuzu güçlendirmek, cari açığı daraltmak ve yapısal dönüşümü hızlandırmak. Bunun için bazı politikalarımız var. Enflasyon yüksek ama düşecek, bunun için bir dezenflasyon programı geliştirdik. Şimdi bir yıllık geçiş dönemindeyiz ve dezenflasyon süreci başlamış durumda. Tabii ki uzun bir süreç. Önümüzdeki 3 yıl boyunca enflasyonu düşürmeye devam edeceğiz."

 

PARASAL POLİTİKAMIZ İSTİKRARLI ŞEKİLDE UYGULANMAYA DEVAM EDİYOR

 

Bakan Şimşek, para politikasının istikrarlı şekilde uygulanmaya devam ettiğini, geçen yıl deprem nedeniyle büyük bütçe açığı verilmesine karşın, deprem haricinde bütçe açığının aynı büyüklükte olmadığını aktardı.

 

Bütçe açığının GSYİH'ye oranını yüzde 3'ün altına düşüreceklerini ifade eden Şimşek, sözlerini şöyle sürdürdü:

 

"Kamu borcunun GSYİH'ye oranı geçen sene yüzde 29,5'ti, bunu biraz daha düşük tutmaya devam edeceğiz ki sanayide dönüşüme ve yeşil dönüşüme kaynak ayırabilelim. Bu sene cari açığın GSYİH'ye oranının yaklaşık yüzde 2,5 olmasını bekliyoruz, bu da rezerv birikiminin tetikleyicisi olacak. Asıl vermek istediğim mesaj; programımız çalışıyor. Program sağlam politikalar ve yapısal reformların birleşimi sayesinde çalışıyor. Ortaya çıkan bu ortamla birlikte portföy tercihleri Türk varlıklarının lehine olacak, reel kurda istikrar olacak ve dezenflasyon süreci güçlenecek. Büyümeyi sürdürülebilir hale getirmeye çalışıyoruz, daha dengeli bir büyüme sağlamaya çalışıyoruz. Piyasalar da bunu fark etti, son 1 senede Türkiye'nin risk primi 439 baz puan düştü, risk algısı ile ilgili çok güçlü bir iyileşme var."

 

Şimşek, büyüme kompozisyonunun ilerlemeye devam ettiğini, net ihracatın buna büyük katkı sağladığını ve cari açığın daraldığını belirterek, "Yıllıklandırılmış açık 57 milyar dolardan mart ayında 30 milyar dolara düştü, düşmeye de devam edecek. Portföy akımlarında, Türkiye pozitif anlamda ayrışıyor. Kur Korumalı Mevduat'tan (KKM) çıkışlar olmaya başladı, TL mevduatlarda artış var, güven artıyor." değerlendirmesini yaptı.

 

KREDİ DERECELENDİRME KURULUŞLARININ TÜRKİYE'YE YÖNELİK BEKLENTİLERİ OLUMLU

 

Mehmet Şimşek, kredi derecelendirme kuruluşlarının Türkiye'ye yönelik beklentilerinin olumlu olduğunu belirterek, Türkiye'ye neden yatırım yapılması gerektiğine ilişkin bilgi verdi.

 

Türkiye'nin yapısal problemlerini çözmeye başladığını vurgulayan Şimşek, yapısal olarak Türkiye'nin gerçekten büyük, çalışma çağındaki nüfus, güçlü iç pazar ve büyüme dinamikleri sayesinde cazip bir pazar olarak öne çıktığını söyledi.

 

Şimşek, Orta Vadeli Program'ın (OVP) en önemli sac ayaklarından birinin yapısal dönüşüm olduğunu, refahın sağlamlaştırılması için üretkenliği artırmak gerektiğini sözlerine ekledi.

 

Konuşmasının ardından bir gazetecinin "Bugün basında 'uzun vadede doları dalgalanmaya bırakacağız' ifadeniz yer aldı. Bu konuda ne söylemek istersiniz?" sorusuna Şimşek, "Zaten bırakıyoruz, orada bir sorun yok." karşılığını verdi.

23 Mayıs 2024 Perşembe

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, Türkiye'nin satın alma gücü paritesinde (SAGP) gelişmiş ülkelere yakınsama sürecine ilişkin, "Amacımız istikrar içinde kalkınmamızı sürdürmek ve yüzde 100 oranını aşmaktır" dedi.


 

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Türkiye'nin satın alma gücü paritesinde (SAGP) gelişmiş ülkelere yakınsama sürecini başarıyla sürdürdüğünü belirterek, "OECD ortalamasına yakınsama oranı 2002'deki yüzde 35 seviyesinden 2023'te yüzde 72 seviyesine yükselmiştir." ifadesini kullandı.

 

Yılmaz, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, SAGP'ın standart bir mal ve hizmet sepetinin farklı ülkelerdeki fiyat oranı olarak tanımlandığını anımsattı.

 

OECD, IMF ve Eurostat tanımlı üç farklı SAGP bulunduğuna işaret eden Yılmaz, şunları kaydetti: "Siyasi istikrarı yakalayan ülkemiz, 2002'den günümüze gelişmiş ülkelere yakınsama sürecini başarıyla sürdürmektedir. 2002'de 9 bin 279 dolar olan OECD tanımlı SAGP cinsinden kişi başına gelirimiz 2023'te 42 bin 529 dolar olarak gerçekleşmiştir. OECD ortalamasına yakınsama oranı 2002'deki yüzde 35 seviyesinden 2023'te yüzde 72 seviyesine yükselmiştir. 2002'de 7 bin 605 avro olan Eurostat tanımlı SAGP cinsinden kişi başına gelirimiz ise 2023'te 4 katına çıkarak 27 bin 600 avroya kadar yükselmiştir. AB ortalamasına yakınsama oranı 2002'de yüzde 38 iken 2023'te yakınsama oranı yüzde 73'e ulaşmıştır. Amacımız istikrar içinde kalkınmamızı sürdürmek ve yüzde 100 oranını aşmaktır. Dört yıllık seçimsiz dönemde sağlayacağımız dönüşümler bu amaca ulaşmamıza büyük katkı sağlayacaktır."

23 Haziran 2024 Pazar

Türkiye'de çeşitli şehirlerde rekor sıcaklıkların yaşandığı haziran ayında orman yangını sayısı da geçen yıla göre yaklaşık 5 kat arttı.


 

Avrupa Birliği'nin (AB) Copernicus uydu izleme sistemiyle yapılan ölçümlere göre, tüm dünyada mart, nisan ve mayıs aylarının en sıcak aylar olmasıyla birlikte, 2024 ilkbaharı tarihe "tüm zamanların en sıcak ilkbaharı" olarak geçti. Türkiye'de de sıcak geçen kış ve ilkbaharın ardından haziran ayında birçok kentte hava sıcaklığı 40 dereceyi aştı, bazı şehirlerde rekor sıcaklık değerleri kaydedildi.

 

Yüksek sıcaklık yangın riskini de artırdı. Orman altı bitki örtüsünün daha erken kuruması alevlerin daha etkili olmasına neden oldu. Orman yangını sezonunun başladığı 1 Haziran'dan bu yana birçok kentte çok sayıda yangın çıktı.

 

Orman Genel Müdürlüğünden alınan verilerine göre, Türkiye'de geçen yıl 1-21 Haziran döneminde 84 orman yangını çıkarken, bu yılın aynı döneminde yaklaşık 5 kat artışla 399 yangın kayıtlara geçti. Geçen yıl bu dönemde yangınlardan 41 hektar, bu yıl ise 2 bin 548 hektar ormanlık alan zarar gördü.

 

1-21 Haziran döneminde geçen yıl orman dışı 155 yerde yangın çıktı, bu yıl ise 551 orman dışı noktada yangın yaşandı.

 

"HAZİRANDA TEMMUZ VE AĞUSTOS SICAKLIĞI YAŞANDI"

 

Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Murat Türkeş, Türkiye'de özellikle Çanakkale'den başlayarak Adana yöresine kadar uzanan, yangın tehlikesinin ve sıklığının yüksek olduğu bir yangın coğrafyası bulunduğunu söyledi.

 

Yangınların normalde yılın en sıcak olduğu 10 Temmuz - 20 Ağustos arasında sıklaştığını anlatan Türkeş, son dönemlerde sıcak hava dalgasının mayıs ve eylülü de içine alacak şekilde genişlediğini belirtti.

 

Prof. Dr. Türkeş, haziranda temmuz ve ağustos sıcaklıklarının yaşandığını dile getirerek, "Bunlar insan kaynaklı iklim değişikliğinin, küresel ısınmanın giderek hızlandığını ve daha fazla etkili olduğunu bize gösteriyor." dedi.

 

"YAKIT DEPOSU HALİNE GELİYOR"

 

Sıcaklığın orman yangınları açısından olumsuzluk oluşturduğuna dikkati çeken Türkeş, şunları kaydetti: "Giderek daha sıcak bir dünya, yağış rejiminin değişmesi, aynı şekilde giderek daha sıcak bir Türkiye, yazı kurak ve çok sıcak Akdeniz ikliminin egemen olduğu coğrafyanın genişleme eğilimi içinde olması, hava sıcaklıklarının giderek daha yüksek olması, ardışık sıcak hava dalgalarının sıklığının, süresinin, şiddetinin artması yaz kuraklığıyla da birleştiği zaman bütün bitki örtüsü, ormanlar, makiler, tarım alanları, meralar patlamaya hazır, büyük yangınlara elverişli yakıt deposu haline geliyor. Bugünlerde bu etkiyi haziranda görmeye başladık. Türkiye'de, yüksek yangın tehlikesini yaratan hava koşulları iklim değişikliğiyle birleştiğinde orman yangınları daha sık, daha büyük olma eğilimi içine giriyor."

 

Prof. Dr. Türkeş, orman yangınlarına karşı geleneksel kriz tabanlı yangın yönetiminden risk tabanlı proaktif ve bütüncül yangın yönetimi döngüsüne geçilmesinin önemine işaret etti.

22 Haziran 2024 Cumartesi