Para ve maliye politikaları kapsamında son dönemde atılan adımların etkisiyle Türk lirası (TL) varlıklara ilgi artarken, bu durum Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) uluslararası rezervlerine de "güçlü şekilde" yansıdı.


Geçen yıl gerçekleştirilen Cumhurbaşkanı ve 28. Dönem Milletvekili Genel Seçimi'nin ardından iş başına gelen ekonomi yönetiminin enflasyonla mücadele kapsamında başlattığı program, meyve vermeye devam ediyor.

 

Merkez Bankası rezervlerinden kredi risk primine, uluslararası yatırımcıların tahvil talebinden Türkiye'nin kredi notuna kadar birçok alanda önemli iyileşmeler gözleniyor.

 

Fiyat istikrarının sağlanması için çizilen yol haritası doğrultusunda atılan adımların ardından birçok alanda TL varlıklara yönelik ilgi pozitif yönde ivmelenirken, gelecek dönemde bu ilginin daha da iyileşmesi bekleniyor.

 

Enflasyonla mücadele kapsamında son 1 yılda 4.150 baz puanlık faiz artırımıyla birlikte Dr. Fatih Karahan başkanlığında TCMB'nin kullandığı etkili iletişim dili ve peş peşe gelen sadeleştirme adımları, hem yurt içinde hem de yurt dışında dikkatleri para politikasında atılan adımlara çekti.

 

Merkez Bankasının fiyat istikrarı konusundaki kararlılığını yansıtan bu adımlar, dezenflasyonist sürecin başlayacağına ilişkin beklentilerin güçlenmesini sağlarken TL varlıklara olan ilgiyi de pozitif etkiledi.

 

Son dönemde para ve maliye politikaları kapsamında atılan adımların etkisiyle TL'ye artan ilgi, TCMB uluslararası rezervlerine de "güçlü şekilde" yansıdı.

 

Yabancı kurumların son dönemde yayınladıkları raporlarda da TL varlıklara yönelik artan ilgi öne çıkıyor.

 

REZERVLERDEKİ İYİLEŞME HIZLANDI

 

Swap hariç net rezervler, 29 Mart 2024'te eksi 65 milyar dolar seviyesinde gerçekleşirken 17 Mayıs ile biten haftada eksi 13,7 milyar dolara çıktı. Bu durum, 47 gün gibi bir sürede swap hariç net rezervlerde 51 milyar doları aşan "çok güçlü bir iyileşme" olduğuna işaret etti.

 

Söz konusu dönemde brüt rezervler 123,1 milyar dolardan 139,1 milyar dolara yükselirken uzmanlar, TL'ye geçiş ve yabancı girişlerinde gözlenen olumlu seyrin uluslararası rezerv yükselişine destek vermeye devam edeceği görüşünde.

 

Öte yandan, Merkez Bankasının 30 Nisan'da 2 milyar 918 milyar dolarla günlük bazda döviz alımında "rekor" kırdığı görüldü.

 

Swap hariç net rezervlerdeki iyileşme, mart sonundaki yerel seçimlerden sonra hızlandı. Söz konusu gelişmede bir süredir dolar/TL'de öne çıkan "carry trade" fırsatı etkili olurken, Kur Korumalı Mevduat (KKM) büyüklüğü de zirvesinden neredeyse yüzde 50 gerileyerek 70 milyar dolar seviyesine indi.

 

TL VARLIKLARDA RİSK PRİMİ GERİLEMEYE DEVAM EDİYOR

 

Son dönemde ekonomi yönetiminin attığı adımlarla yaşanan olumlu süreç, not artırımlarını da beraberinde getirdi. Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Fitch Ratings ve Standard&Poor's (S&P), Türkiye'nin kredi notunu "B"den "B+"ya yükseltti.

 

Temmuzda Türkiye değerlendirmesi bulunan bir diğer kredi derecelendirme kuruluşu Moody's'in de Türkiye'nin kredi notunu yükseltmesi bekleniyor.

 

Ülkenin kredi risk primindeki iyileşme de bu gelişmelerde önemli rol oynuyor. Son 1 yıllık dönemde Türkiye'nin 5 yıllık kredi risk primi (CDS), yaklaşık 450 baz puan gerileyerek 264 baz puanla son 4 yılın en düşük seviyesine indi. Böylece Türkiye ile gelişmekte olan ülkelerin CDS ortalaması arasındaki fark yaklaşık 105 baz puana geriledi.

 

Söz konusu fiyatlamalar TL varlıklara olan ilgiyi önemli oranda artırırken, yurt dışında yerleşik kişilerin 17 Mayıs haftasında Devlet İç Borçlanma Senedi (DİBS) stoku 8 milyar 191,1 milyon dolarla son 3 yılın zirvesine çıktı.

 

10 Mayıs haftasındaki 2 milyar 832,6 milyon dolarlık DİBS alımı da tarihteki en büyük ikinci ve son 11 yılın en yüksek alımına işaret etmişti.

 

ENFLASYON BEKLENTİLERİNDEKİ İYİLEŞME DİKKATİ ÇEKİYOR

 

Ekonomi yönetiminin attığı adımlar, ekonomide pek çok göstergede olumlu gelişmelerin yaşanmasını sağlıyor. 12 ay sonrası enflasyon beklentisi mayısta yüzde 33,2'ye inerken, gelecek yıl sonu enflasyon öngörüsü de yüzde 25,61'e geriledi. Mart ayı verilerine göre, yıllıklandırılmış cari açık 31,2 milyar dolara geriledi. Yıllıklandırılmış cari açıkta Mayıs 2023'ten bu yana gerçekleşen iyileşme yaklaşık 26 milyar dolar oldu.

23 Mayıs 2024 Perşembe

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, Türkiye'nin satın alma gücü paritesinde (SAGP) gelişmiş ülkelere yakınsama sürecine ilişkin, "Amacımız istikrar içinde kalkınmamızı sürdürmek ve yüzde 100 oranını aşmaktır" dedi.


 

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Türkiye'nin satın alma gücü paritesinde (SAGP) gelişmiş ülkelere yakınsama sürecini başarıyla sürdürdüğünü belirterek, "OECD ortalamasına yakınsama oranı 2002'deki yüzde 35 seviyesinden 2023'te yüzde 72 seviyesine yükselmiştir." ifadesini kullandı.

 

Yılmaz, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, SAGP'ın standart bir mal ve hizmet sepetinin farklı ülkelerdeki fiyat oranı olarak tanımlandığını anımsattı.

 

OECD, IMF ve Eurostat tanımlı üç farklı SAGP bulunduğuna işaret eden Yılmaz, şunları kaydetti: "Siyasi istikrarı yakalayan ülkemiz, 2002'den günümüze gelişmiş ülkelere yakınsama sürecini başarıyla sürdürmektedir. 2002'de 9 bin 279 dolar olan OECD tanımlı SAGP cinsinden kişi başına gelirimiz 2023'te 42 bin 529 dolar olarak gerçekleşmiştir. OECD ortalamasına yakınsama oranı 2002'deki yüzde 35 seviyesinden 2023'te yüzde 72 seviyesine yükselmiştir. 2002'de 7 bin 605 avro olan Eurostat tanımlı SAGP cinsinden kişi başına gelirimiz ise 2023'te 4 katına çıkarak 27 bin 600 avroya kadar yükselmiştir. AB ortalamasına yakınsama oranı 2002'de yüzde 38 iken 2023'te yakınsama oranı yüzde 73'e ulaşmıştır. Amacımız istikrar içinde kalkınmamızı sürdürmek ve yüzde 100 oranını aşmaktır. Dört yıllık seçimsiz dönemde sağlayacağımız dönüşümler bu amaca ulaşmamıza büyük katkı sağlayacaktır."

23 Haziran 2024 Pazar

Türkiye'de çeşitli şehirlerde rekor sıcaklıkların yaşandığı haziran ayında orman yangını sayısı da geçen yıla göre yaklaşık 5 kat arttı.


 

Avrupa Birliği'nin (AB) Copernicus uydu izleme sistemiyle yapılan ölçümlere göre, tüm dünyada mart, nisan ve mayıs aylarının en sıcak aylar olmasıyla birlikte, 2024 ilkbaharı tarihe "tüm zamanların en sıcak ilkbaharı" olarak geçti. Türkiye'de de sıcak geçen kış ve ilkbaharın ardından haziran ayında birçok kentte hava sıcaklığı 40 dereceyi aştı, bazı şehirlerde rekor sıcaklık değerleri kaydedildi.

 

Yüksek sıcaklık yangın riskini de artırdı. Orman altı bitki örtüsünün daha erken kuruması alevlerin daha etkili olmasına neden oldu. Orman yangını sezonunun başladığı 1 Haziran'dan bu yana birçok kentte çok sayıda yangın çıktı.

 

Orman Genel Müdürlüğünden alınan verilerine göre, Türkiye'de geçen yıl 1-21 Haziran döneminde 84 orman yangını çıkarken, bu yılın aynı döneminde yaklaşık 5 kat artışla 399 yangın kayıtlara geçti. Geçen yıl bu dönemde yangınlardan 41 hektar, bu yıl ise 2 bin 548 hektar ormanlık alan zarar gördü.

 

1-21 Haziran döneminde geçen yıl orman dışı 155 yerde yangın çıktı, bu yıl ise 551 orman dışı noktada yangın yaşandı.

 

"HAZİRANDA TEMMUZ VE AĞUSTOS SICAKLIĞI YAŞANDI"

 

Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Murat Türkeş, Türkiye'de özellikle Çanakkale'den başlayarak Adana yöresine kadar uzanan, yangın tehlikesinin ve sıklığının yüksek olduğu bir yangın coğrafyası bulunduğunu söyledi.

 

Yangınların normalde yılın en sıcak olduğu 10 Temmuz - 20 Ağustos arasında sıklaştığını anlatan Türkeş, son dönemlerde sıcak hava dalgasının mayıs ve eylülü de içine alacak şekilde genişlediğini belirtti.

 

Prof. Dr. Türkeş, haziranda temmuz ve ağustos sıcaklıklarının yaşandığını dile getirerek, "Bunlar insan kaynaklı iklim değişikliğinin, küresel ısınmanın giderek hızlandığını ve daha fazla etkili olduğunu bize gösteriyor." dedi.

 

"YAKIT DEPOSU HALİNE GELİYOR"

 

Sıcaklığın orman yangınları açısından olumsuzluk oluşturduğuna dikkati çeken Türkeş, şunları kaydetti: "Giderek daha sıcak bir dünya, yağış rejiminin değişmesi, aynı şekilde giderek daha sıcak bir Türkiye, yazı kurak ve çok sıcak Akdeniz ikliminin egemen olduğu coğrafyanın genişleme eğilimi içinde olması, hava sıcaklıklarının giderek daha yüksek olması, ardışık sıcak hava dalgalarının sıklığının, süresinin, şiddetinin artması yaz kuraklığıyla da birleştiği zaman bütün bitki örtüsü, ormanlar, makiler, tarım alanları, meralar patlamaya hazır, büyük yangınlara elverişli yakıt deposu haline geliyor. Bugünlerde bu etkiyi haziranda görmeye başladık. Türkiye'de, yüksek yangın tehlikesini yaratan hava koşulları iklim değişikliğiyle birleştiğinde orman yangınları daha sık, daha büyük olma eğilimi içine giriyor."

 

Prof. Dr. Türkeş, orman yangınlarına karşı geleneksel kriz tabanlı yangın yönetiminden risk tabanlı proaktif ve bütüncül yangın yönetimi döngüsüne geçilmesinin önemine işaret etti.

22 Haziran 2024 Cumartesi