tatil-sepeti

Galataport İstanbul Pazarlamadan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı (CMO) Mehmet Bali, Galataport İstanbul projesindeki son gelişmelere ilişkin açıklamalara bulundu.

Galataport İstanbul'un açık havada gezintiye çıkma, yeme-içme ve ferah bir alışveriş ortamı sunulacak bir mahalle konseptinde hizmet vereceğini dile getiren Bali, ağustos ayında kademeli olarak açılmaya başlayacaklarını söyledi.


Bali, "Bunun için çok heyecanlıyız. Ağustos ayı itibarıyla Karaköylüler başta olmak üzere tüm İstanbulluları ve Türkiye'den herkesi buraya bekliyoruz. Çünkü Türkiye için gerçekten önemli bir projeye burada imza atılıyor. Bunun için biz herkesi kucaklayan bir mahalle, tarihsellik, inovasyon ve estetiğin birleştiği bir mahalle olacak Galataport İstanbul." ifadelerini kullandı.


Galataport İstanbul projesinde kruvaziyer gemileri için oluşturulan terminalin de önemli bir rol oynadığına dikkati çeken Bali, "Tabii ki bir de kruvaziyer terminalimiz var. Bu sahilinde de 200 yıl sonra erişime açılmasını sağlayan aslında bizim 29 bin metrekarelik terminali yerin altına inşa etmemiz. Ve gerçekten de çok etkileyici bir operasyon ve burada 200 yıldır kimsenin erişememe sebebi de aslında gümrüklü alan olmasıydı." ifadelerini kullandı.


Bali, "Şimdi ise dünyada bir ilk olan kapak sistemimizle gemi yanaştığında bu kapaklarımızı kaldırarak geçici bir gümrüklü alan oluşturuyoruz ve kruvaziyer yolcularımız platformlarla aşağı inip bütün işlemlerini orada hallediyorlar. Gemi limanımızdan ayrıldığında ise o kapakları tekrar yere indiriyoruz ve insanlar orada yine boğaz havası ve açık havanın keyfini çıkarmaya devam ediyor. Burada eşsiz deneyimler kurguluyoruz mahallemiz ve misafirlerimiz için." diye konuştu.

"YILDA 1,5 MİLYON KRUVAZİYER YOLCUSU BEKLİYORUZ"

Galataport İstanbul'daki dükkan kiralamalarının hızlı şekilde ilerlediğini ve doluluğun yakalanmak üzere olduğunu dile getiren Bali, "Galataport İstanbul'un turizme de katkısı çok olacak. Biz yılda 1,5 milyon kruvaziyer yolcusu bekliyoruz. Kruvaziyer yolcuları diğer turistlere göre harcama gücü daha fazla olan bir kitle. Bunun için turizme de çok ciddi bir katkı yapacak Galataport İstanbul. Hem böyle bir terminal olması, hem böyle bir projenin olması, kültür sanata ve inovasyona bu kadar yatırım yapan bir projenin olması dünya çapında ses getirecek." dedi.

"REZERVASYON ALMAYA BAŞLADIK"

Bali, daha önce ilk geminin Galataport İstanbul terminaline nisan ayında yanaşmasının planlandığını ancak bunun salgın nedeniyle gerçekleşmediğini dile getirdi.

Rezervasyonların yeniden başladığını belirten Bali, "Kruvaziyer gemileri yolculuklarına başladıklarında biz de onları ağırlayacağız. Rezervasyonlarımız var şuan. Biz terminal olarak hazırız, operasyon merkezimiz de hazır. İlk geminin ağustos ayında 800 yolcusuyla Soçi’den gelmesi bekleniyor, buradan da Karadeniz’e devam edecek." bilgisini paylaştı.


53 FUTBOL SAHASINI KAPSAMINA DAHİL EDEBİLECEK BÜYÜKLÜKTE

Galataport İstanbul'dan edinilen bilgilere göre, toplam 1,7 milyar dolarlık bir yatırım bütçesine sahip projede süreç, 2013 yılında Doğuş Grubu’nun Özelleştirme İdaresi tarafından açılan Salıpazarı Liman İhalesi’ni kazanması ve Ocak 2014’te Bilgili Holding’e bağlı BLG Capital ile gerçekleştirdiği ortaklık ile başladı. Şubat 2014’te liman sahası devralındı ve faaliyetlere başlandı.

Şehrin merkezinde, Boğaz kenarında toplam 400 bin metrekarelik bir alana yayılan Galataport İstanbul projesi, 53 adet futbol sahasını kapsamına dahil edebilecek büyüklükte bir alanda inşa ediliyor.

200 YILDIR HALKIN ERİŞİMİNE KAPALI OLAN SAHİL ŞERİDİ ERİŞİME AÇILDI

Şehrin tarihi limanı Galataport İstanbul projesiyle dünya standartlarında bir kruvaziyer limanına ve yeni bir destinasyona dönüştü, 200 yıldır halkın erişimine kapalı olan bu sahil şeridi halkın erişimine açıldı.

Galataport İstanbul engelli dostu ve düşük katlı yapıları ile mahalle konseptinde tasarlanmış, bölgenin tarihi dokusuyla uyum içinde bir mimariye sahip olmasıyla dikkati çekiyor. Yatay mimari anlayışı ve konsept genelinde yüksek oranda açık alana sahip proje kapsamında, restoran ve kafeler başta olmak üzere konsept dahilindeki tüm alanlarda da benzer bir tasarım yaklaşımı kurgulandı.


Galataport İstanbul ziyaretçilerine "nefes alan", sağlıklı ve güvenli bir kültür sanat, çalışma, alışveriş ve yeme içme deneyimi sunuyor. Proje, İstanbulluların ve şehrin ziyaretçilerinin aileleriyle, sevdikleriyle tüm günlerini geçirebilecekleri, yeni anılar oluşturacakları bir yer olarak öne çıkıyor. Proje sahasında yaklaşık 250 adet perakende ve yeme-içme noktası bulunuyor.


Proje aşamasındayken bile dünyadaki benzer projeler için bir ilham kaynağı haline gelen Galataport İstanbul, dünyada ilk kez hayata geçirilen ve özel bir kapak sistemi ile yerin altında kurgulanan terminale ev sahipliği yapıyor. Bu inovasyon sayesinde yaklaşık 200 yıldır erişime kapalı olan Karaköy’ün sahil şeridi, şehrin en özel yürüyüş rotalarından biri olarak halkın erişimine açıldı.

08 Temmuz 2021 Perşembe

Etiketler : Gündem

Hazine ve Maliye Bakanı Şimşek, yalan haberlerle kasıtlı şekilde gündem oluşturulmaya çalışıldığını ifade ederek, "Dedikodulara itibar etmeyiniz. Cumhurbaşkanımızın tam destek verdiği programımızı daha da güçlendireceğiz. Hedeflere ulaştığımızda vatandaşlarımızın refahı kalıcı olarak artacak" dedi.


 

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, "Bir süredir yalan haberlerle kasıtlı bir şekilde gündem oluşturulmaya çalışılıyor. Vatandaşlarımızdan istirhamım; üretilen dedikodulara itibar etmeyiniz ve politikalarımız ile ilgili bizden duymadığınız hiçbir haber veya söylentiye lütfen inanmayınız." diye konuştu.

 

Sosyal medya hesabı X'ten açıklamalarda bulunan Bakan Şimşek şu ifadeleri kullandı:

 

"PROGRAMIMIZI DAHA DA GÜÇLENDİRECEĞİZ"

 

Bir süredir yalan haberlerle kasıtlı bir şekilde gündem oluşturulmaya çalışılıyor. 

 

Bizim derdimiz memlekete hizmet, gündemimiz yoğun. Bu zor coğrafyada ülkemizin sorunlarını çözmek, potansiyelini ve performansını artırmak için yapacak çok işimiz var.  

 

Enflasyonu düşürmek, cari açığı azaltmak, bütçe disiplini tesis etmek ve yapısal sorunları çözmek konusunda kararlıyız.   

 

Cumhurbaşkanımızın başından beri tam destek verdiği programımızı daha da güçlendireceğiz. 

 

Programımız hedeflerine ulaştığında, vatandaşlarımızın refahı da kalıcı olarak artacaktır.

 

Vatandaşlarımızdan istirhamım; üretilen dedikodulara itibar etmeyiniz ve politikalarımız ile ilgili bizden duymadığınız hiçbir haber veya söylentiye lütfen inanmayınız.

23 Eylül 2024 Pazartesi

Etiketler : Hazine Maliye Bakanlığı Mehmet Şimşek

Bu yıl üç büyük uluslararası kredi derecelendirme kuruluşundan not artırımı alan tek ülke olan Türkiye'nin, S&P Global Ratings'ten kasımdaki değerlendirmede yeni bir not artışı daha alması bekleniyor.


 

Türkiye'nin makroekonomi politikalarındaki değişimin ardından, Fitch Ratings, Moody's ve S&P Global Ratings, ülkenin uzun vadeli yabancı para cinsinden kredi notunu yükseltti. Fitch Türkiye'nin notu son değerlendirmesinde "BB-"ye, Moody's iki basamak artışla "B3"ten "B1"e ve S&P Global Ratings de "B"den "B+"ya yükseltti.

 

Söz konusu kuruluşlardan S&P Global Ratings'in, 1 Kasım'da Türkiye'ye ilişkin bu yılki ikinci değerlendirmesini açıklaması bekleniyor.

 

S&P Global Ratings Kıdemli Direktörü Frank Gill, Türkiye ekonomisindeki gelişmeler ve 1 Kasım'daki değerlendirmeye ilişkin AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türkiye ekonomisinde politika değişikliğinin ardından başta dış göstergeler olmak üzere bazı kredi derecelendirme ölçütlerinin iyileştiğini ve bunlar arasında en önemlilerinden birinin net döviz rezervlerindeki artış olduğunu dile getirdi.

 

Cari açığın da çok hızlı şekilde daraldığını ve bu yıl için cari açığın gayrisafi yurtiçi hasılanın (GSYH) yüzde 1'inin biraz üzerinde seyretmesini beklediklerini ifade eden Gill, Brent petrol fiyatlarının düşmeye devam etmesinin, cari açıktaki daralmaya katkı sunduğunu aktardı.

 

Gill, Türkiye'nin net altın ithalatındaki düşüşün de cari açığın azalmasına olumlu yansıdığını ve bunun çok önemli bir gelişme olduğunu belirterek, net altın ithalatının azalmasının yanı sıra Türk lirası mevduat faizlerinin yüzde 60'lara yaklaştığı göz önünde bulundurulduğunda, altın gibi riskten korunma ürünlerinin hane halkı ve firmalar için daha az cazip hale geldiğini anlattı.

 

Kredi notu kararlarında net rezerv seviyeleri ve cari açıktaki pozitif eğilim başta olmak üzere birçok göstergeyi dikkate aldıklarını vurgulayan Gill, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Bizim için önemli sorulardan biri Türkiye'de kamu maliyesinin yönünün ne olacağı. Enflasyonu tek haneli rakamlara indirmek için yetkililerin tüketici talebini azaltması gerekiyor, bu da daha düşük büyüme anlamına gelir ve daha düşük büyüme genellikle daha zayıf mali sonuçlara yol açabilir. Bahsettiğim gibi not kararı için gözden geçirilecek birçok gösterge var. Türkiye'deki ekonomi politikası değişiminin bir yıllık bir düzeltme değil, ekonomiyi enflasyondan arındırmak için çok yıllık bir süreç olduğu göz önüne alındığında, kendimize Türk hükümetinin önümüzdeki birkaç yıl boyunca politikaya bağlı kalıp kalmayacağını sormak zorundayız. Bizim temel tahminimiz, bağlı kalacakları yönünde. Bunu bir yıldan fazladır sürdürüyorlar ve ancak ana senaryomuza ilişkin 'tasarruf yorgunluğu' riskleri de mevcut. Pozitif bir görünüme sahip olduğunda, (Türkiye için kasımda) not artışı mümkün. Net rezervlerdeki iyileşme ve cari açığın hızlı şekilde daralması çok önemli. Not artışı kararı büyük ölçüde bu iki faktöre bağlı diyebiliriz. Ayrıca, Türkiye'nin enerji ve altın ithalatındaki gerileme de çok önemli gelişme. Bu arada, not kararı için Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının (TCMB) faiz politikasına da bakacağız."

 

YIL SONU ENFLASYON BEKLENTİSİ YÜZDE 43, 2025 İÇİN YÜZDE 23

 

Frank Gill, Türkiye'ye ilişkin enflasyon beklentilerini de paylaşarak, Türkiye'de yıllık manşet enflasyonun yüzde 52 ile hala oldukça yüksek seviyede bulunduğunu ve enflasyonu düşürmenin zaman aldığını vurguladı.

 

Çok yüksek kalmaya devam eden hizmet enflasyonuna karşın gıda enflasyonunun hafiflediğini aktaran Gill, "Enflasyonu düşürmek muhtemelen birkaç yıl alacak. Bu nedenle Türkiye'de enflasyonun 2027'ye kadar tek haneli rakamlara düşeceğini öngörmüyoruz. Kademeli bir dezenflasyon süreci bekliyoruz. Bu yıl sonu için enflasyon öngörümüz yüzde 43, 2025 sonu için yüzde 23 ve 2026 sonu için yüzde 10 seviyesinde. 2027 sonunda enflasyonun yüzde 10'un altına gerileyeceğini öngörüyoruz." ifadesini kullandı.

 

Gill, yavaş gerçekleşmesi beklenen dezenflasyon sürecinin önemli bir ayağının Türk lirasının dolar ve avro karşısında "çok az değer kaybetmesinin sürdürülmesi" olduğunu belirterek, "Gelecek yıl Türk lirasının enflasyonun altında değer kaybedeceğini düşünüyoruz." dedi.

 

TCMB, KASIMDA "TEMKİNLİ GEVŞEME" BAŞLATABİLİR

 

TCMB'nin para politikası kararlarını yakından izlediklerini söyleyen Gill, manşet enflasyonun yüzde 50'nin üzerinde olduğu düşünüldüğünde, Bankanın para politikasını çok erken gevşetmesinin bir risk olduğunu dile getirdi.

 

Gill, "Bizim temel senaryomuz Merkez Bankasının yılın son çeyreğinde çok temkinli şekilde faiz indirimine başlayabileceği yönünde. Bu muhtemelen kasımda olabilir ancak buradaki 'temkinli yaklaşımı' vurgulamak gerek." değerlendirmesinde bulundu.

 

TCMB'nin politika faizinin bu yıl sonunda manşet enflasyonun üzerinde olacağını öngördüklerini ifade eden Gill, "Enflasyonun yıl sonunda yüzde 42-43 seviyesinde olacağını düşünüyoruz. Bu nedenle politika faizinin kesinlikle yüzde 45'in altına inmesini beklemiyoruz." diye konuştu.

 

Gill, özellikle 2025'in mali konsolidasyon açısından önemli olduğunu ve Orta Vadeli Program'da iddialı mali sıkılaşma tedbirlerinin bulunduğunu vurgulayarak, "Mali sıkılaşmanın büyük bir kısmı 2025'te devreye girecek. Bu nedenle ilk olarak iddialı mali hedefler ve ayrıca talepteki yavaşlama nedeniyle 2025 biraz zor olabilir. Bu yüzden, önümüzdeki yıl politika yapıcıların yeniden dengeleme programına bağlı kalıp kalmayacaklarının gerçekten test edilebileceğini düşünüyoruz." görüşünü paylaştı.

 

"RESESYON ÖNGÖRMÜYORUZ"

 

Gill, Türkiye'de tüketici talebinin yavaşlamaya başladığını belirterek, "Bu yıl yüzde 3,6 ekonomik büyüme bekliyoruz, büyümenin gelecek yıl yüzde 2 seviyesine gerileyeceğini tahmin ediyoruz. Ancak biz Türkiye'de bir resesyon beklemiyoruz. 2025'teki yavaşlamanın ardından, 2026'da yüzde 3'e ulaşan bir toparlanma öngörüyoruz. Türkiye ekonomisinde 2019'daki gibi keskin bir yavaşlama olabilir ancak herhangi bir takvim yılı için negatif bir büyüme beklemiyoruz." öngörüsünü dile getirdi.

 

Türkiye'nin oldukça güçlü, çeşitli ve açık bir ekonomisi olduğunu kaydeden Gill, özel sektörün dirençli olduğunu belirtti.

 

Gill, Türkiye'nin Avrupa Birliği ile Gümrük Birliği anlaşmasının birçok avantaj sağladığına işaret ederek, "Türkiye, özellikle ekonomik açıklık açısından diğer gelişmekte olan ülkeler olan Arjantin ve hatta Brezilya'nın sahip olmadığı avantajlara sahip, özellikle ekonomik açıklık noktasında. Bu da iç talep zayıfsa şirketlerin ihracata odaklanabileceği anlamına geliyor." dedi.

23 Eylül 2024 Pazartesi

Etiketler : NotArtışı derecelendirme kredi