tatil-sepeti

Dünya Bankası, Küresel Ekonomik Beklentiler Raporu'nun Ocak 2022 sayısını yayımladı.

Küresel ekonomik büyümenin 2023 sonuna kadar yavaşlamaya devam edeceği belirtilen raporda, Kovid-19 varyantlarının yayılması, enflasyon, borç ve eşitsizliğin, belirsizliği yoğunlaştırdığı aktarıldı.

Raporda, 2021'deki güçlü toparlanmanın ardından küresel ekonominin Kovid-19 varyantlarının yol açtığı yeni tehditler ile enflasyon, borç ve gelir eşitsizliğindeki artış ortamında yükselen ve gelişmekte olan ekonomilerdeki toparlanmayı tehlikeye atabilecek belirgin bir yavaşlama sürecine girdiği ifade edildi.

Dünya Bankasının raporunda, küresel büyüme hızının ivme kaybederek 2021'deki yüzde 5,5 seviyesinden, 2022'de yüzde 4,1'e ve 2023'te yüzde 3,2'ye inmesinin beklendiği kaydedildi.

Dünya Bankası, Haziran 2021'de yayımladığı raporunda, küresel ekonominin 2021'de yüzde 5,7, 2022'de yüzde 4,3 ve 2023'te yüzde 3,1 büyüyeceğini öngörmüştü.

SALGIN YAKIN VADEDE EKONOMİK AKTİVİTEYİ BOZMAYA DEVAM EDECEK


Kovid-19 salgınında Omicron varyantının hızla yayılmasının salgının yakın vadede ekonomik aktiviteyi bozmaya devam edeceğini gösterdiğine işaret edilen raporda, ABD ve Çin dahil olmak üzere büyük ekonomilerde kaydedilen belirgin yavaşlamanın yükselen ve gelişmekte olan ekonomilerde dış talebi baskılayacağı ifade edildi.

Raporda, yavaşlamanın gelişmiş ekonomiler ile yükselen ve gelişmekte olan ekonomilerin büyüme oranları arasındaki farkın açıldığı bir döneme denk geleceği belirtilerek, gelişmiş ekonomilerde 2021 yılı için yüzde 5 olarak öngörülen büyüme oranının 2022'de yüzde 3,8'e ve 2023'te yüzde 2,3'e düşmesinin beklendiği kaydedildi.

Raporda, yükselen ve gelişmekte olan ekonomilerde de 2021'de yüzde 6,3 olan büyüme hızının 2022'de yüzde 4,6'ya ve 2023'te yüzde 4,4'e düşmesinin öngörüldüğü bildirildi.

ENFLASYON 2008'DEN BU YANA EN YÜKSEK ORANLARDA SEYREDİYOR


Gelecek yıl itibarıyla tüm gelişmiş ekonomilerin hasılalarını tam olarak geri kazanmış olacağı ancak yükselen ve gelişmekte olan ekonomilerdeki hasılanın salgın öncesi seviyelerin yüzde 4 altında kalacağı aktarılan raporda, kırılgan ve çatışmalardan etkilenen ekonomilerin ise hasılasının salgın öncesi seviyelerin yüzde 7,5 altında olacağı ifade edildi.

Özellikle düşük gelirli işçileri sert bir şekilde etkileyen enflasyon artışının para politikasını da kısıtladığına dikkat çekilen raporda, küresel olarak ve gelişmiş ekonomiler arasında, enflasyonun 2008'den bu yana en yüksek oranlarda seyrettiği belirtildi.

Raporda, yükselen piyasalarda ve gelişmekte olan ekonomilerde de enflasyonun 2011'den bu yana en yüksek orana ulaştığı aktarıldı.

ABD VE AVRO BÖLGESİ'NİN BÜYÜME TAHMİNLERİ AŞAĞI YÖNLÜ REVİZE EDİLDİ


Gelişmiş ülkeler grubunda yer alan ABD ekonomisinin 2021'de yüzde 5,6 büyüdüğünün tahmin edildiği kaydedilen raporda, ülke ekonomisinin 2022'de yüzde 3,7 ve 2023'de yüzde 2,6 büyüyeceği öngörüldü.

ABD ekonomisinin daha önce açıklanan tahminlerde 2021'de yüzde 6,8, 2022'de yüzde 4,2 ve 2023'te yüzde 2,3 büyüyeceği öngörülmüştü.

Raporda, Avro Bölgesi ekonomisinin ise 2021'de yüzde 5,2 büyüdüğü tahmin edilirken, 2022'de yüzde 4,2 ve 2023'te yüzde 2,1 büyüyeceği aktarıldı.

Bankanın Haziran 2021'de açıklanan beklentilerinde, Avro Bölgesi ekonomisinin 2021'de yüzde 4,2, 2022'de yüzde 4,4 ve 2023'te yüzde 2,4 büyüyeceği tahminine yer verilmişti.

ÇİN EKONOMİSİ İÇİN 2022'DE YÜZDE 5,1'LİK BÜYÜME TAHMİNİ


Raporda, gelişmekte olan ülkeler arasında yer alan Çin ekonomisinin ise 2021'de yüzde 8 büyüdüğü tahmin edilirken, 2022'de yüzde 5,1 ve 2023'te yüzde 5,3 büyümesinin beklendiği kaydedildi.

Çin ekonomisinin daha önce açıklanan tahminlerinde 2021'de yüzde 8,5, 2022'de yüzde 5,4 ve 2023'te yüzde 5,3 büyüyeceği öngörülmüştü.

Türkiye ekonomisine ilişkin beklentilere de yer verilen raporda, ülke ekonomisinin 2021 için büyüme tahminin yüzde 9,5, 2022 için yüzde 2 ve 2023 için yüzde 3 olduğu bildirildi.

Dünya Bankası, Haziran 2021'de yayımladığı raporda, Türkiye ekonomisinin 2021'de yüzde 5, 2022'de yüzde 4,5 ve 2023'te yüzde 4,5 büyüyeceği tahmininde bulunmuştu.

Banka, Ekim 2021'de ise tahminlerinde güncellemeye giderek, Türkiye'nin 2021'de yüzde 8,5, 2022'de yüzde 3 ve 2023'te yüzde 4 büyüyeceğini öngörmüştü.

12 Ocak 2022 Çarşamba

Etiketler : Gündem

Hazine ve Maliye Bakanı Şimşek, yalan haberlerle kasıtlı şekilde gündem oluşturulmaya çalışıldığını ifade ederek, "Dedikodulara itibar etmeyiniz. Cumhurbaşkanımızın tam destek verdiği programımızı daha da güçlendireceğiz. Hedeflere ulaştığımızda vatandaşlarımızın refahı kalıcı olarak artacak" dedi.


 

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, "Bir süredir yalan haberlerle kasıtlı bir şekilde gündem oluşturulmaya çalışılıyor. Vatandaşlarımızdan istirhamım; üretilen dedikodulara itibar etmeyiniz ve politikalarımız ile ilgili bizden duymadığınız hiçbir haber veya söylentiye lütfen inanmayınız." diye konuştu.

 

Sosyal medya hesabı X'ten açıklamalarda bulunan Bakan Şimşek şu ifadeleri kullandı:

 

"PROGRAMIMIZI DAHA DA GÜÇLENDİRECEĞİZ"

 

Bir süredir yalan haberlerle kasıtlı bir şekilde gündem oluşturulmaya çalışılıyor. 

 

Bizim derdimiz memlekete hizmet, gündemimiz yoğun. Bu zor coğrafyada ülkemizin sorunlarını çözmek, potansiyelini ve performansını artırmak için yapacak çok işimiz var.  

 

Enflasyonu düşürmek, cari açığı azaltmak, bütçe disiplini tesis etmek ve yapısal sorunları çözmek konusunda kararlıyız.   

 

Cumhurbaşkanımızın başından beri tam destek verdiği programımızı daha da güçlendireceğiz. 

 

Programımız hedeflerine ulaştığında, vatandaşlarımızın refahı da kalıcı olarak artacaktır.

 

Vatandaşlarımızdan istirhamım; üretilen dedikodulara itibar etmeyiniz ve politikalarımız ile ilgili bizden duymadığınız hiçbir haber veya söylentiye lütfen inanmayınız.

23 Eylül 2024 Pazartesi

Etiketler : Hazine Maliye Bakanlığı Mehmet Şimşek

Bu yıl üç büyük uluslararası kredi derecelendirme kuruluşundan not artırımı alan tek ülke olan Türkiye'nin, S&P Global Ratings'ten kasımdaki değerlendirmede yeni bir not artışı daha alması bekleniyor.


 

Türkiye'nin makroekonomi politikalarındaki değişimin ardından, Fitch Ratings, Moody's ve S&P Global Ratings, ülkenin uzun vadeli yabancı para cinsinden kredi notunu yükseltti. Fitch Türkiye'nin notu son değerlendirmesinde "BB-"ye, Moody's iki basamak artışla "B3"ten "B1"e ve S&P Global Ratings de "B"den "B+"ya yükseltti.

 

Söz konusu kuruluşlardan S&P Global Ratings'in, 1 Kasım'da Türkiye'ye ilişkin bu yılki ikinci değerlendirmesini açıklaması bekleniyor.

 

S&P Global Ratings Kıdemli Direktörü Frank Gill, Türkiye ekonomisindeki gelişmeler ve 1 Kasım'daki değerlendirmeye ilişkin AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türkiye ekonomisinde politika değişikliğinin ardından başta dış göstergeler olmak üzere bazı kredi derecelendirme ölçütlerinin iyileştiğini ve bunlar arasında en önemlilerinden birinin net döviz rezervlerindeki artış olduğunu dile getirdi.

 

Cari açığın da çok hızlı şekilde daraldığını ve bu yıl için cari açığın gayrisafi yurtiçi hasılanın (GSYH) yüzde 1'inin biraz üzerinde seyretmesini beklediklerini ifade eden Gill, Brent petrol fiyatlarının düşmeye devam etmesinin, cari açıktaki daralmaya katkı sunduğunu aktardı.

 

Gill, Türkiye'nin net altın ithalatındaki düşüşün de cari açığın azalmasına olumlu yansıdığını ve bunun çok önemli bir gelişme olduğunu belirterek, net altın ithalatının azalmasının yanı sıra Türk lirası mevduat faizlerinin yüzde 60'lara yaklaştığı göz önünde bulundurulduğunda, altın gibi riskten korunma ürünlerinin hane halkı ve firmalar için daha az cazip hale geldiğini anlattı.

 

Kredi notu kararlarında net rezerv seviyeleri ve cari açıktaki pozitif eğilim başta olmak üzere birçok göstergeyi dikkate aldıklarını vurgulayan Gill, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Bizim için önemli sorulardan biri Türkiye'de kamu maliyesinin yönünün ne olacağı. Enflasyonu tek haneli rakamlara indirmek için yetkililerin tüketici talebini azaltması gerekiyor, bu da daha düşük büyüme anlamına gelir ve daha düşük büyüme genellikle daha zayıf mali sonuçlara yol açabilir. Bahsettiğim gibi not kararı için gözden geçirilecek birçok gösterge var. Türkiye'deki ekonomi politikası değişiminin bir yıllık bir düzeltme değil, ekonomiyi enflasyondan arındırmak için çok yıllık bir süreç olduğu göz önüne alındığında, kendimize Türk hükümetinin önümüzdeki birkaç yıl boyunca politikaya bağlı kalıp kalmayacağını sormak zorundayız. Bizim temel tahminimiz, bağlı kalacakları yönünde. Bunu bir yıldan fazladır sürdürüyorlar ve ancak ana senaryomuza ilişkin 'tasarruf yorgunluğu' riskleri de mevcut. Pozitif bir görünüme sahip olduğunda, (Türkiye için kasımda) not artışı mümkün. Net rezervlerdeki iyileşme ve cari açığın hızlı şekilde daralması çok önemli. Not artışı kararı büyük ölçüde bu iki faktöre bağlı diyebiliriz. Ayrıca, Türkiye'nin enerji ve altın ithalatındaki gerileme de çok önemli gelişme. Bu arada, not kararı için Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının (TCMB) faiz politikasına da bakacağız."

 

YIL SONU ENFLASYON BEKLENTİSİ YÜZDE 43, 2025 İÇİN YÜZDE 23

 

Frank Gill, Türkiye'ye ilişkin enflasyon beklentilerini de paylaşarak, Türkiye'de yıllık manşet enflasyonun yüzde 52 ile hala oldukça yüksek seviyede bulunduğunu ve enflasyonu düşürmenin zaman aldığını vurguladı.

 

Çok yüksek kalmaya devam eden hizmet enflasyonuna karşın gıda enflasyonunun hafiflediğini aktaran Gill, "Enflasyonu düşürmek muhtemelen birkaç yıl alacak. Bu nedenle Türkiye'de enflasyonun 2027'ye kadar tek haneli rakamlara düşeceğini öngörmüyoruz. Kademeli bir dezenflasyon süreci bekliyoruz. Bu yıl sonu için enflasyon öngörümüz yüzde 43, 2025 sonu için yüzde 23 ve 2026 sonu için yüzde 10 seviyesinde. 2027 sonunda enflasyonun yüzde 10'un altına gerileyeceğini öngörüyoruz." ifadesini kullandı.

 

Gill, yavaş gerçekleşmesi beklenen dezenflasyon sürecinin önemli bir ayağının Türk lirasının dolar ve avro karşısında "çok az değer kaybetmesinin sürdürülmesi" olduğunu belirterek, "Gelecek yıl Türk lirasının enflasyonun altında değer kaybedeceğini düşünüyoruz." dedi.

 

TCMB, KASIMDA "TEMKİNLİ GEVŞEME" BAŞLATABİLİR

 

TCMB'nin para politikası kararlarını yakından izlediklerini söyleyen Gill, manşet enflasyonun yüzde 50'nin üzerinde olduğu düşünüldüğünde, Bankanın para politikasını çok erken gevşetmesinin bir risk olduğunu dile getirdi.

 

Gill, "Bizim temel senaryomuz Merkez Bankasının yılın son çeyreğinde çok temkinli şekilde faiz indirimine başlayabileceği yönünde. Bu muhtemelen kasımda olabilir ancak buradaki 'temkinli yaklaşımı' vurgulamak gerek." değerlendirmesinde bulundu.

 

TCMB'nin politika faizinin bu yıl sonunda manşet enflasyonun üzerinde olacağını öngördüklerini ifade eden Gill, "Enflasyonun yıl sonunda yüzde 42-43 seviyesinde olacağını düşünüyoruz. Bu nedenle politika faizinin kesinlikle yüzde 45'in altına inmesini beklemiyoruz." diye konuştu.

 

Gill, özellikle 2025'in mali konsolidasyon açısından önemli olduğunu ve Orta Vadeli Program'da iddialı mali sıkılaşma tedbirlerinin bulunduğunu vurgulayarak, "Mali sıkılaşmanın büyük bir kısmı 2025'te devreye girecek. Bu nedenle ilk olarak iddialı mali hedefler ve ayrıca talepteki yavaşlama nedeniyle 2025 biraz zor olabilir. Bu yüzden, önümüzdeki yıl politika yapıcıların yeniden dengeleme programına bağlı kalıp kalmayacaklarının gerçekten test edilebileceğini düşünüyoruz." görüşünü paylaştı.

 

"RESESYON ÖNGÖRMÜYORUZ"

 

Gill, Türkiye'de tüketici talebinin yavaşlamaya başladığını belirterek, "Bu yıl yüzde 3,6 ekonomik büyüme bekliyoruz, büyümenin gelecek yıl yüzde 2 seviyesine gerileyeceğini tahmin ediyoruz. Ancak biz Türkiye'de bir resesyon beklemiyoruz. 2025'teki yavaşlamanın ardından, 2026'da yüzde 3'e ulaşan bir toparlanma öngörüyoruz. Türkiye ekonomisinde 2019'daki gibi keskin bir yavaşlama olabilir ancak herhangi bir takvim yılı için negatif bir büyüme beklemiyoruz." öngörüsünü dile getirdi.

 

Türkiye'nin oldukça güçlü, çeşitli ve açık bir ekonomisi olduğunu kaydeden Gill, özel sektörün dirençli olduğunu belirtti.

 

Gill, Türkiye'nin Avrupa Birliği ile Gümrük Birliği anlaşmasının birçok avantaj sağladığına işaret ederek, "Türkiye, özellikle ekonomik açıklık açısından diğer gelişmekte olan ülkeler olan Arjantin ve hatta Brezilya'nın sahip olmadığı avantajlara sahip, özellikle ekonomik açıklık noktasında. Bu da iç talep zayıfsa şirketlerin ihracata odaklanabileceği anlamına geliyor." dedi.

23 Eylül 2024 Pazartesi

Etiketler : NotArtışı derecelendirme kredi