Torosların kadim ırkı korunuyor: Güney Karaman koyunu yeniden çoğaltılıyor

Bahri Dağdaş Uluslararası Tarımsal Araştırma Enstitüsü’nde, nesli tükenme tehlikesi altındaki Toroslara özgü Güney Karaman koyunu özel bir projeyle korunuyor. 2001’de 5 hayvanla başlayan çalışma kapsamında sürü yaklaşık 100 başa ulaştı.

Giriş: 28.02.2026 - 13:22
Güncelleme: 28.02.2026 - 13:53
Torosların kadim ırkı korunuyor: Güney Karaman koyunu yeniden çoğaltılıyor

Tarım ve Orman Bakanlığı Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü bünyesindeki enstitüde yürütülen “Hayvan Gen Kaynaklarının Korunması ve Geliştirilmesi Projesi” kapsamında Güney Karaman koyununun genetik saflığı korunarak çoğaltılması hedefleniyor.


GENETİK SAFLIK TAKİP EDİLİYOR

Projede her bir hayvanın soy kütüğü bilgisi, verim özellikleri ve morfolojik karakterleri düzenli olarak izleniyor. Amaç, genetik ırk özelliklerinin korunması ve sürdürülebilir şekilde çoğaltılması.


Enstitünün Küçükbaş Hayvan Yetiştirme Bölümü Başkanı Tülay Canatan, kontrolsüz melezleme ve yetiştirici tercihlerindeki değişim nedeniyle ırkın tükenme noktasına geldiğini belirtti.


“Güney Karaman koyunu, şu anda safkan olarak sadece enstitümüzde bulunuyor. 2001'deki taramalarda Torosların eteklerinde bulunabilen sadece 5 hayvanın enstitümüze getirilmesiyle başlayan bir proje. Şu anda erkek ve dişisiyle 100 civarında hayvanımız var. Kombine, yağlı kuyruklu, yerli bir ırk. Annelik içgüdüsü çok yüksek. Eti de çok güzel. Bu, bizim coğrafyamızın hayvanı.” dedi.


Torosların kadim ırkı korunuyor: Güney Karaman koyunu yeniden çoğaltılıyor

AKRABALIK KONTROLÜ VE GEN BANKASI

Canatan, erkeklere babalık testi uyguladıklarını ve akrabalık derecesi olmayan dişilere tohumlama yaptıklarını belirterek, “Akrabalık derecesi arttığında sürünün genetik özellikleri bozuluyor. Bunu engelleyerek sürünün genetik ilerlemesini sağlıyoruz. Ayrıca, gen bankasında spermleri de saklanıyor. Türün yok olması durumunda yeniden geliştirilmesi sağlanabilir.” ifadelerini kullandı.


İKLİM VE HASTALIKLARA DAYANIKLI

Dağlık ve kurak alanlara adaptasyonu, dayanıklılığı ve hastalıklara karşı direnciyle öne çıkan ırkın, Anadolu’nun biyolojik mirası olarak gelecek nesillere aktarılması amaçlanıyor.


Canatan, “Bu, Anadolu'muzun kadim bir ırkı. Bu coğrafyaya uyum sağlamış bir hayvan. Melezleme çalışmasıyla elde edilen ırklardan daha kaliteli ırklar. Bu sürüyü saldığın zaman her türlü otu tüketerek kendi geçimini sağlayabilir. Taşın arasından dahi otu çıkarıp yiyen bir hayvan. Sayıları yükseldikten sonra yetiştiricilere tekrar vereceğiz. Bu konargöçerlerin beslediği bir ırktı. Bu ırkı bozdukları ve kaybettikleri için çok pişmanlar.” dedi.