Avrupa Birliği’nin yeşil mutabakat hedefleri doğrultusunda hayata geçirilen Kurumsal Sürdürülebilirlik Raporlama Direktifi (CSRD) ve Kurumsal Sürdürülebilirlik Özen Yükümlülüğü Direktifi (CSDDD), şirketleri doğrudan etkileyecek. Türkiye’deki birçok şirket ve tedarik zinciri de bu direktiflerin kapsam alanına giriyor.
İstanbul Ticaret Odası (İTO), iş dünyasını etkileyecek kurumsal sürdürülebilirliğinin sağlanmasını, düzenlediği webinarda masaya yatırdı.

DOLAYLI VEYA DOLAYSIZ ETKİLEYECEK
Webinarın açılışında konuşan İTO Yönetim Kurulu Üyesi Münir Üstün, Türkiye’nin dış ticaretinin yarısının AB ülkeleriyle yapıldığına dikkat çekerek, AB’nin yeşil mutabakat hedefleri doğrultusunda hayata geçirilen Kurumsal Sürdürülebilirlik Raporlama Direktifi ve Kurumsal Sürdürülebilirlik Özen Yükümlülüğü Direktifi’nin şirketleri doğrudan etkileyeceğini vurguladı. Üstün, “Birçok şirketimiz ya doğrudan bu işin kapsamına giriyor ya da tedarik zincirleri üzerinden dolaylı olarak buradaki kurallara uyum sağlamak zorunda kalıyor” dedi.
GÜÇLÜ MARKA İTİBARI
Üstün, 2028 itibarıyla başlayacak raporlama yükümlülükleri ve özen yükümlülüğü gerekliliklerinin pazara erişimi, itibarı ve rekabet gücünü belirleyeceğine işaret ederek, dönüşümün sadece risk yönetimi olarak görülmemesi gerektiğinin altını çizdi. Üstün, “Direktiflere uyum sağlayan şirketler, daha düşük finansman maliyetleri, yeni yatırım fırsatları ve güçlü marka itibarı kazanacak. Sürdürülebilirliği bir maliyet değil, rekabet avantajı olarak görenler güçlenecek” mesajını verdi.
Üstün, Türkiye’de Kamu Gözetimi Kurumu öncülüğünde yürütülen Türkiye Sürdürülebilirlik Raporlama Standartları çalışmalarının işletmelerin uyum sürecini kolaylaştırdığını belirtti. Ayrıca Ar-Ge merkezlerinde sürdürülebilirlik ve yapay zeka gibi alanlara yapılan yatırımların dönüşümün yenilikçilik boyutunu güçlendirdiğini dile getirdi.
HİÇ BİTMEYEN SÜREÇ
NRM Danışmanlık Kurucusu ve Yönetim Danışmanı Özlem Narman da “Kurumsal sürdürülebilirlik nedir, nasıl algılanmalı; kurumsallık ne demek, sürdürülebilirlik buna nasıl entegre edilmeli? Kurumsal iletişimle birlikte harmanlayarak en ideal perspektife nasıl taşıyabiliriz?” sorularını sunumuyla yanıtladı.
Narman ayrıca, sürdürülebilir yönetimin nasıl kurulacağı, hedeflerin bu yaklaşıma göre nasıl şekillendirileceği, kurum içinde sürdürülebilirlik stratejisinin gerekip gerekmediği ve stratejinin hangi aşamalarla hayata geçirileceği başlıklarını da ele aldı. Narman, sürdürülebilirliği ‘değişimle beraber gelen ve hiç bitmeyen bir süreç’ olarak tanımladı.
BİLİM TEKNOLOJİSİ BELİRLEYİCİ
Orego Pack Kalite ve Ar-Ge Müdürü Ceyda Özatalı ise kalite ve argesel kalitesizlik odağında sürdürülebilirlik perspektifini aktardı. Özatalı, sürdürülebilir Ar-Ge yaklaşımını, “Gelecek nesillerin ihtiyaçlarını bugünden tehlikeye atmadan, bugünün ve geleceğin teknolojisi ile bilimiyle ilerlemeyi sağlayan bir Ar-Ge anlayışı” olarak tanımladı. Bilim ve teknolojinin Ar-Ge’de belirleyici rolüne dikkat çeken Özatalı, günümüzde ve gelecekteki bilim ve teknolojilerin mutlaka takip edilmesi gerektiğini vurguladı.