Satış sonrası pazarında ‘elektrikli’ dönüşüm
Türkiye’de 10 milyar doları aşan otomotiv satış sonrası pazarı, elektrikli otomobil satışlarının hızla artmasıyla birlikte yeni bir dönüşüme hazırlanıyor. Bir yandan 23 milyon adede yaklaşan binek ve ticari araç parkı, bakım onarım ve yedek parça talebini artırırken, diğer yandan elektrikli otomobillerin hızla yaygınlaşması servis alt yapısından çalışan personele kadar sektörün iş yapış biçimini değiştiriyor.

Otomotiv satış sonrası pazarı, elektrikli otomobillerin hızla yaygınlaşması ve araçların teknoloji seviyelerinin yükselmesiyle birlikte yeni bir dönüşüme hazırlanıyor. Eskiden bakım denildiğinde akla gelen yağ filtresi, triger kayışı gibi periyodik bakım kalemleri elektrikli otomobillerde yerini radar kalibrasyonu, kamera sistemleri, batarya soğutma devreleri, elektronik direksiyon sistemleri ve yazılım güncellemelerine bırakıyor. Türkiye’de ise otomotiv satış sonrası pazarı hem araç parkındaki büyüme hem de değişen tüketici alışkanlıklarının etkisiyle büyümeye devam ediyor.
10.2 MİLYAR DOLARA ULAŞTI
Otomotiv Satış Sonrası Ürün ve Hizmetleri Derneği’nin (OSS) paylaştığı ‘2025 Yılı Türkiye Otomotiv Satış Sonrası Pazarının Stratejik Analizi’ başlıklı rapora göre, Türkiye’de binek otomobil ve hafif ticari araçlardan oluşan toplam hafif araç parkı 2025 itibarıyla 22 milyon 826 bin 24 adede ulaştı. Aynı dönemde satış sonrası pazarının hafif araçlarda geliri ise 7 milyar 567 milyon dolar oldu. Orta ve ağır ticari araçlar da eklendiğinde bu rakam 10 milyar 200 bin dolara ulaştı. Böylece satış sonrası gelir, 2023-2025 döneminde araç parkından daha hızlı büyüdü.
ARAÇLARI UZUN SÜRE KULLANIYORUZ
Otomotiv satış sonrası pazarının, hem araç parkındaki büyüme hem de değişen tüketici alışkanlıklarının etkisiyle gelişim gösterdiğini söyleyen Otomotiv Satış Sonrası Ürün ve Hizmetleri Derneği Genel Sekreteri Emirhan Silahtaroğlu, “Türkiye’de araç sahiplerinin mevcut araçlarını daha uzun süre kullanmayı tercih etmesi, bakım, onarım ve yedek parça talebini canlı tutuyor. Özellikle araç parkının yaş ortalamasının yükselmesi, satış sonrası sektörünün stratejik önemini daha da artırıyor” dedi.
SERVİSLER YENİDEN ŞEKİLLENİYOR
Öte yandan, Türkiye’de elektrikli otomobil pazarı Togg’un yarattığı ivme ile hızla büyüyor. TÜİK verilerine göre trafiğe kayıtlı elektrikli otomobil sayısı, mayıs itibarıyla yıllık bazda yüzde 78 artarak 436 bin 474’e yükseldi. Elektrikli otomobillerin hızla yaygınlaşması ve araçların teknoloji seviyelerinin yükselmesi otomotiv satış sonrası sektörünün iş yapısını değiştirirken, sektörde kontrollü değişim başlıyor. Elektrikli araçların pazardaki ağırlığının artması, servislerin sunduğu hizmetleri de yeniden şekillendiriyor. Sektördeki asıl dönüşümün elektrikli otomobillerin garanti sürelerini tamamlamasının ardından bağımsız servis yani üretici veya distribütör markalara doğrudan bağlı olmayan servislerin ekosisteme girmesiyle başlayacağını belirten Emirhan Silahtaroğlu, şunları söyledi: “Bu süreçte sektörün en önemli gündem maddelerinin başında nitelikli insan kaynağının geliştirilmesi geliyor. Elektrikli araç teknolojileri; yüksek voltaj sistemleri, batarya yönetimi, güç elektroniği, yazılım ve ileri teşhis sistemleri gibi yeni uzmanlık alanlarını beraberinde getiriyor. Buna paralel olarak servislerin teknik altyapılarının güçlendirilmesi, yeni nesil ekipman yatırımlarının artırılması ve mesleki eğitimin yaygınlaştırılması büyük önem taşıyor.”

TÜRKİYE’YE TEKNOLOJİ AKTARIMI
OSS’nin elektrikli otomobil dönüşümünü çok yönlü bir bakış açısıyla ele alındığı belirten Silahtaroğlu, “Bir yandan sektörün ihtiyaç duyacağı nitelikli insan kaynağının geliştirilmesine yönelik üniversiteler, eğitim kurumları ve ilgili paydaşlarla işbirlikleri yürütüyor, diğer yandan uluslararası gelişmeleri yakından takip ediyoruz. Yönetim Kurulu’nda temsil edildiğimiz FIGIEFA aracılığıyla Avrupa’da elektrikli araçlar, bağlantılı araç teknolojileri, araç verilerine erişim ve bağımsız satış sonrası sektörünün geleceğine ilişkin yürütülen çalışmalara katkı sağlıyor; bu bilgi birikiminin ülkemize aktarılması için çalışıyoruz” dedi.
PAZAR KÜÇÜLMEYECEK
Öte yandan, elektrikli otomobillerde motor yağı, yağ filtresi, debriyaj, triger kayışı ve egzoz sistemi gibi birçok bakım kaleminin bulunmamasının yedek parça sektörünü nasıl etkileyeceği merak ediliyor. Bu durumun söz konusu ürün gruplarında zamanla talebi azaltacağını söyleyen Silahtaroğlu, elektrikli araçlarla birlikte otomotiv satış sonrası pazarının tamamen küçüleceği değerlendirmesinin doğru olmadığını vurgulayarak, şöyle devam etti: “Otomotiv sektöründeki dönüşüm yalnızca tam elektrikli araçlardan ibaret değil. Hibrit araçlar da pazarda hızla büyüyen önemli bir segment oluşturuyor. Hibrit araçlar, bir yandan içten yanmalı motorun bakım ve yedek parça ihtiyaçlarını büyük ölçüde korurken, diğer yandan batarya, elektrik motoru, güç elektroniği, invertör ve yüksek voltaj sistemleri gibi yeni komponentleri de satış sonrası ekosistemine kazandırıyor. Dolayısıyla hibrit teknolojisi, mevcut ürün gruplarının devamlılığını sağlarken, yeni ürün ve hizmet alanları oluşturarak sektörün dönüşümünü kademeli şekilde yönetmesine de katkı sunuyor.”
KONTROLLÜ DÖNÜŞÜM
Türkiye’de trafikteki araç parkının çok büyük bölümünün hâlâ içten yanmalı motorlu araçlardan oluştuğunu belirten Silahtaroğlu, otomotiv satış sonrası sektörünün bir anda değil, yıllara yayılan kontrollü bir dönüşüm yaşayacağına dikkat çekti. Silahtaroğlu, ”Batarya sistemleri, batarya soğutma bileşenleri, güç elektroniği, invertörler, şarj sistemleri, yüksek voltaj kablolamaları, termal yönetim sistemleri, sensörler, yazılım destekli teşhis süreçleri ve elektronik komponentler satış sonrası pazarında giderek daha fazla yer tutacak. Ayrıca unutulmaması gereken önemli bir nokta; elektrikli araçların da lastik, fren sistemi, süspansiyon, direksiyon, yürüyen aksam, klima sistemi, silecekler, aydınlatma ekipmanları, rulmanlar ve birçok mekanik komponent açısından düzenli bakım ve yedek parça ihtiyacını sürdürmesidir. Hatta elektrikli araçların yüksek ağırlıkları nedeniyle süspansiyon ve lastik gibi bazı ürün gruplarında kullanım koşullarına bağlı olarak farklı bakım ihtiyaçları da oluşabiliyor” dedi.

Jeopolitik gelişmeler sektörü etkiliyor
Sektörün yalnızca iç piyasa dinamiklerinden değil, küresel ekonomi ve jeopolitik gelişmelerden de etkilendiğini belirten Emirhan Silahtaroğlu, şöyle konuştu: “Pandemi sonrası yaşanan tedarik zinciri sorunları, artan maliyetler, yüksek enflasyon, döviz kurlarındaki dalgalanmalar ve değişen tüketici davranışları sektörümüz üzerinde önemli etkiler oluşturdu. Özellikle Orta Doğu’daki çatışmalar sırasında zarar gören petrokimya tesisleri, motor yağı, antifriz ve benzeri otomotiv ürünlerinin üretiminde kullanılan bazı temel hammaddelerin arzını olumsuz etkiledi. Bu durum üretim maliyetlerinde baskı oluştururken, sektörümüzde faaliyet gösteren firmalar yoğun rekabet ortamı nedeniyle maliyet artışlarını mümkün olduğunca kendi stok yönetimleri ve operasyonel verimlilikleriyle dengelemeye çalıştı. Böylece fiyat artışlarının son tüketiciye kontrollü şekilde yansıması sağlandı.”









Yorum yazmak için giriş yapın.
Yorumlar yükleniyor…