Cuma23 Ekim 202609:41İSTPİYASAKAPALI

Sanayinin yeni stratejik malzemesi hurda

Demir-çelik başta olmak üzere küresel sanayide hammadde olarak hurda kullanım oranı yüzde 30 seviyesinde. Türkiye’de ise bu oran yüzde 70. Savaşlar ve tedarik krizleri sebebiyle üretim zorlaşırken, dışarıdan hurda temini ve yerli kaynakların dönüşümle ekonomiye yeniden kazandırılması hayati öneme sahip. Sanayinin yeni stratejik malzemesi olan hurda, ihracat hedefleri için de zorunlu bir hammadde.

Yayınlanma

Paylaş
Sanayinin yeni stratejik malzemesi hurda

Savaşlar ve tedarik krizleri sanayiyi zorlarken, hammadde konusunda ‘hurda’ giderek daha fazla öne çıkıyor. Hurda, demir-çelikten alüminyuma, kağıttan plastiğe kadar ana imalat sektörlerinde sadece geri dönüşüm konusu değil, ‘stratejik hammadde’ olarak değerlendiriliyor. Çünkü hurda hammadde, cevherden üretime oranla enerji sarfiyatı açısından daha düşük maliyetle üretim ve emisyon avantajı sağlıyor. Dünya genelinde sanayide hurdadan üretim ortalaması yüzde 30. Türkiye’de ise sanayide hurda kullanım oranı bazı sektörlerde yüzde 70’i geçebiliyor. Hurda hammaddenin geri kazanımına doğrudan bağımlı olan endüstriler için tedarik zincirlerinin sürekli işlemesi artık bir tercih değil, zorunluluk haline geldi. Küresel çelik üretiminde 7’nci, Avrupa’da ise 1’inci sırada olan Türkiye’de demir-çelik sektörünün üretiminin yüzde 70’ten fazlası hurdaya bağlı. Dünyanın en büyük hurda kullanıcısı olan Türk demir-çelik sektörü hurda hammaddeyi elektrikli ark ocaklarında eriterek üretim yapıyor. Bu sektörde küresel çapta hurda bazlı üretim oranı ise yüzde 28.

GERİ DÖNÜŞÜM VE İHRACAT KISITLAMALARI
Türkiye hurda demir-çelik hammaddeyi büyük oranda AB’den ve ABD’den temin ediyor. Benzer şekilde hurda kağıt işleyen ambalaj firmaları, bakır ve alüminyum dökümü yapan tesisler ile plastik geri dönüşüm fabrikaları da hurda ithal ediyor. Dolayısıyla hurda hammadde tedarikinin yanı sıra yurt içinde hurdaya çıkan veya çöpe giden malzemenin yerinde ayrıştırılması ve geri dönüşüm ile sanayiye yeniden kazandırılması büyük önem taşıyor. Hükümet; ‘Sıfır Atık’ kampanyası, hurda malzeme ihracatının çeşitli şartlara bağlanması, kağıtta geri dönüşümle orantılı olarak hurda ithalatına izin verilmesine dair yönetmelikle, Türkiye’nin kaynaklarının üretime yeniden kazandırılması için gerekli adımları atıyor. Bu çalışmalar, Avrupa Birliği’nin (AB) emisyon ve temiz üretim kriterlerine uyum için somut adımlar anlamına gelirken, yine AB’nin bazı sektörlerde kaynak takibi taleplerine de karşılık verilebilmesini sağlayacak.

DEMİR ÇELİK AVRUPA’YA BAKIYOR
Öte yandan, Türkiye’nin hurda ithalatının tonaj olarak en büyük kısmını yüzde 90’dan fazla payla demir-çelik ürünleri oluşturuyor. Geçen yıl Türkiye, 18.7 milyon ton demir-çelik hurdası ithal etti. Bu ithalatın değerinin ise 7 milyar dolar civarında olduğu hesaplandı. Demir-çelik hurdasının ana tedarikçileri Hollanda, İngiltere ve Almanya başta olmak üzere yaklaşık yüzde 58 pay ile Avrupa ülkeleri. ABD’den gelen hurdanın oranı ise yaklaşık yüzde 20. Hürmüz Boğazı krizi ve Süveyş Kanalı’ndaki riskler sebebiyle navlun fiyatındaki artışa rağmen bu yıl 19 milyon ton demir-çelik hurdası ithal edilmesi bekleniyor.

RENKLİ METALLERİN DEĞERİ YÜKSEK
Demir dışı metallerde ise renkli metaller öne çıkıyor. Bakır, alüminyum, pirinç gibi metallerin yaklaşık 200-250 bin tonu ithal hurda sanayiye kazandırılıyor. Bu ürün grubunda birim fiyatı ise demir-çelikten yüksek, dolayısıyla 700-800 milyon dolarlık hurda ithalatı yapılıyor.

PLASTİK HURDADA ATIK DÖNÜŞÜMÜ
Türkiye’nin plastik sanayisinde ithal hurda hammaddenin payı demir-çelikle karşılaştırıldığında oran olarak düşük. Sektör yüzde 90 oranında petrokimya ürünlerinin ithalatına bağlı olarak faaliyet gösteriyor. Ancak plastik sektörü, hammadde ihtiyacının yüzde 3-4’ünü ithal hurda ile karşılıyor. Bu oranın düşük olması, mevzuata göre üretici firmanın ihtiyacının yüzde 50’sini yurt içinden geri kazanım yoluyla elde etmesi, daha sonra buna bağlı ithalat kotasını kullanması yönündeki düzenlemeden kaynaklanıyor. Yıllık 350-450 bin ton hurda plastik ithalatının parasal değeri ise 300 milyon dolar olarak hesaplandı.

KAĞITTA TEMİZLİK ÜRÜNLERİNİN ETKİSİ
Sanayide çok öne çıkmayan ama kağıttan mukavvaya, temizlik ürünlerinden ambalaja kadar birçok alanda kullanılan kağıt-karton için de hurda ithal ediliyor. Özellikle temizlikle ilgili kağıt ürünlerinin kullanımı arttıkça kapasite artışı kaçınılmaz hale geldi. Sektörde geri dönüşümle ürünler tekrar sanayiye kazandırılmakla birlikte hurda ithalatı da yapılıyor. Bu sektörde 600-800 bin tonluk hurda ithalatın değeri 140-180 milyon dolar.


Türkiye çelikte dünyanın kesişim noktası
Çelik İhracatçıları Birliği (ÇİB), küresel çelik sektörünün yeşil dönüşüm, yapay zeka, korumacılık politikaları ve tedarik zincirlerinin yeniden yapılanmasıyla şekillendiğine dikkat çekti. Steel Networking Summit 2026 öncesinde ÇİB’den çelik sektörüyle ilgili olarak yapılan açıklamada, “200’den fazla ülkeye ihracat yapan ve inşaat çeliğinde küresel pazarın en güçlü aktörlerinden biri olan Türkiye; Avrupa, Asya, Orta Doğu ve Afrika’nın kesişim noktasındaki coğrafi potansiyelini küresel çelik ve hurda ticaretinin doğal buluşma merkezine dönüştürmeyi hedefliyor” denildi. Bu açıklamada da dikkat çekildiği üzere, dünya genelinde kapasite fazlasının oluşturduğu sorunlara rağmen Türk firmaları, üretim kapasitelerini ve küresel pozisyonlarını korumakta kararlı görünüyor.


'İhracat için zorunlu girdi, sektörün ihtiyacı dikkate alınmalı'
Kağıt Geri Dönüşüm Sanayicileri Derneği (AGED) Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Ciğer, ‘hurda kağıt’ olarak tanımlanan malzemenin, sektör için yeniden sanayiye kazandırılan ‘geri dönüşümlük’ kağıt olduğunu söyledi. İstanbul Ticaret’e konuşan AGED Başkanı Ciğer, “Hurda, ekonomik değeri olan bir sanayi hammaddesi. Yurt içinde sanayiye uygun şekilde toplanıp piyasaya sunulan hammaddenin tamamını sektörümüz değerlendiriyor. Ancak bu miktar, fabrikalarımızın ihtiyacını karşılamaya yetmiyor. Yurt içinde oluşan geri dönüşümlük kağıdın yüzde 100’ü toplansa bile Türk kağıt sanayisinin büyüyen üretim kapasitesinin hammadde ihtiyacı karşılanamaz. Üstelik burada ulaşılabilecek üst sınır yüzde 80–85 düzeyinde. Bu nedenle yurt içi toplama en iyi seviyeye çıkarılsa dahi geri dönüşümlük kağıt ithalatı zorunlu olmaya devam edecek. Ülkemizin cari açığını kapatmak için de çalışıyoruz. Fabrikalarımız ihracat yapmak için de üretim yapıyor. Biz ihracat yapmak amacıyla geri dönüşümlük hammadde ithal ediyoruz. İthalat, yerli toplamanın alternatifi değil, ihracat odaklı üreti- min tamamlayıcı ve zorunlu girdisi” dedi.
“Gerekli hammaddenin zamanında ve uygun maliyetle temin edilememesi, yalnızca kağıt fabrikalarını değil, bu fabrikalardan ambalaj tedarik eden üretici ve ihracatçıları da etkiler” diyen Ciğer, şunları söyledi: “Geri dönüşümlük kağıt ithalatını değerlendirirken temel yaklaşımımız, değerli bir hammaddenin Türkiye’de katma değere ve ihracata dönüştürülmesi olmalı. Bu nedenle ithalat politikalarının sektörün hammadde ihtiyacını dikkate alması gerekir. Toplama sisteminin finansmanı ve izlenebilirliği güçlendirilerek sanayiye düzenli, temiz ve kaliteli hammadde akışı sağlanmalı.”


Emisyonda avantajlı tedarikte zorlayıcı
Avrupa Birliği’nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) ve emisyon kriterleri açısından Türk demir-çelik sektörü avantajlı bir yapıya sahip. Diğer birçok küresel rakip karşısında çok daha temiz üretim yapan Türk firmaları, karbon ayak izinde çok sıkıntı yaşamasa da hammadde açısından dışa bağımlı. AB ülkelerinden ve ABD’den hurda ithal eden Türk firmaları, yaptırım riski sebebiyle Rusya’dan temin edilen hammaddeyi azaltmak zorunda kaldı. AB’nin demir-çelik sektöründe hammadde kaynağını (menşe) belirlemeye ve açıklamaya yönelik yeni regülasyonları da sektörü etkileyen diğer bir gelişme.

ADEM ORHUN

ADEM ORHUN

İstanbul Ticaret Gazetesi – Kıdemli Editör