Ramazan’da evlerde ve restoranlarda artan gıda israfına karşı İstanbul Ticaret Odası, ‘Gıdada İsrafa Dur De’ projesi kapsamında yaptığı uyarıları bir kez daha gündeme getirdi. İTO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ahmet Özer, “İsraf gereğinden fazlasını, ihtiyaçtan çoğunu yok etmektir” derken; TURYİD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ebru Koralı ise iftar sofralarında ‘yarısı çöpe giden tabaklar’ tablosuna dikkat çekti. Uzmanlar, ‘bereketin çokluk değil, ölçü’ olduğunu vurgulayarak, planlı alışveriş ve porsiyon kontrolünün önemini hatırlatıyor.

İSRAF EMEĞİ VE ENERJİYİ ÇÖPE ATMAKTIR
İTO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ahmet Özer, israfın toplumda çoğu kez yanlış tanımlandığını belirterek, “Her şeyden önce israfı tanımlamak gerekir; zira birçok insan israfı çok kullanmak ya da lüks kullanmak gibi görüyor. İsraf, üretilen ya da elde edilen kaynakların dikkatli ve gerektiği gibi kullanılmaması anlamına geliyor” dedi.
Özer, israfın imkan varken lüks olanı kullanmak ya da varken tüketmek olmadığını, asıl meselenin ihtiyaçtan fazlasını yok etmek olduğunu vurgulayarak, şöyle konuştu: “İsraf gereğinden fazlasını, ihtiyaçtan çoğunu yok etmektir; çöp etmektir. Günümüzde üretmek zorundayız. Üretim enerjiyle doğrudan bağlantılı. Enerji de insanın çalışması ya da makinaları çalıştırmasıyla ortaya çıkıyor. Enerji üretimi ve temininde dışa bağımlılık, dış ticaret açığını büyütüyor. Bu da daha fazla çalışmak, daha az kazanmak anlamına geliyor. Ayrıca israfın emek boyutu var. Her israfın arkasında enerji ücreti olarak ödediğimiz emekler yer alıyor. Bu yüzden israf, sadece çöpe giden gıda değil, aynı zamanda işgücünün ve gelir kaynaklarının heba edilmesi demek.”
Özer ayrıca, israfın toplumsal barışa etkisini de değinerek, şu çağrıyı yaptı: “Bir kesimin çok var diye çok tüketmesi, diğer kesimlerin temel ihtiyaçlara erişimini zorlaştırıyorsa bu insani değil. Yokluk, toplum huzurunu bozarak gerilimleri artırılabilir. Bu nedenle kaynakları doğru kullanalım.”
SIFIR ATIK RESTORAN ZOR DEĞİL
Sektör temsilcileri, Ramazan döneminde restoranlarda kurulan iftar sofralarında artan israf eğilimine dikkat çekiyor. Özellikle sabit fiyatlı menü uygulamalarının ve “geleneksel zengin sofra” anlayışının, işletme pratiği haline gelerek gıda kaybını büyüttüğü belirtiliyor.
Temsilcilere göre birçok restoranda masalara kapasitesinin üzerinde ürün sunuluyor; tüketilmeyen yemeklerin önemli bir kısmı ise çöpe gidiyor. Bu durumun hem ekonomik hem de etik açıdan sorgulanması gerektiği ifade ediliyor.
Ramazan’ın özünde paylaşma, ölçülülük ve başkasının ihtiyacını gözetme bilinci bulunduğu hatırlatılırken, iftar sofralarının bu ruhla yeniden kurgulanması gerektiği vurgulanıyor. Sektör temsilcileri, “sıfır atık restoran” yaklaşımının zor olmadığını; asıl meselenin bu anlayışı benimsemek, operasyonel süreçlere entegre etmek ve misafire doğru şekilde anlatmak olduğunu dile getiriyor.
Bu çerçevede, porsiyon planlamasından menü tasarımına kadar birçok alanda daha dengeli ve sürdürülebilir uygulamaların hayata geçirilebileceği belirtiliyor.

KITLIK ALGISI SOFRAYI BÜYÜTÜYOR
Psikolojik Danışman Senanur Damar Sağlamer, Ramazan ayında israfın artmasının temelinde gün boyu yaşanan açlığın zihinde oluşturduğu ‘kıtlık algısı’nın bulunduğunu belirtti. Sağlamer’e göre iftarı bilinçdışı bir ödül gibi görmeye yol açan ‘telafi duygusu’ ve ‘eksik olmasın’ düşüncesini besleyen sosyal onay ihtiyacı, alışveriş ve sofra kararlarını doğrudan etkiliyor.
Sağlamer, çözümün sofrayı küçültmekten önce zihni yeniden çerçevelemekle başladığını vurgulayarak, “Bereket çokluk değil, ölçüdür. Bu yaklaşım hem bireysel farkındalığı hem de toplumsal sorumluluğu güçlendirir” dedi.
BOLLUK VE SUNUM İHTİYACI
Uzmanlar gıda israfının yalnızca ekonomik bir mesele olmadığını, psikolojik dinamiklerle yakından ilişkili olduğunu vurguluyor. Uzun süreli açlık sonrası ‘yoksunluk telafisi’ mekanizmasının devreye girdiğini belirten uzmanlar bunun ‘ihtiyaçtan fazlasını hazırlayarak kontrol ve rahatlama hissi yaratma çabası’yla bağlantılı olduğunu belirtiyor.

UZMANLAR NE ÖNERİYOR?
Beslenme ve Diyetetik Uzmanı Kübra Dal, Ramazan ayında israfı artıran nedenleri; uzun süreli açlığın etkisiyle ihtiyaçtan fazla yemek hazırlama, misafirperverlik adına masaları abartılı donatma, indirim-kampanyaların fazla alışverişe yöneltmesi ve planlama eksikliği olarak açıkladı. Dal, önerilerini şöyle sıraladı:
* Doğru ve dengeli menü planı yapın.
* Porsiyonları kişi sayısına göre belirleyin.
* Alışverişe listeyle çıkın, açken alışveriş yapmayın.
* Sunumunuzu küçük porsiyonlarla hazırlayın, artan yemekleri ertesi gün değerlendirin.
* Restoranlarda fiks menü yerine tüketilebileceğiniz kadar sipariş verin.
* Yemeklerinizi komşularla ve ihtiyaç sahipleriyle paylaşın; böylece hem israfı azaltır hem de dayanışma ruhunu güçlendirirsiniz.
MENÜLER İHTİYACA GÖRE HAZIRLANMALI
Sektör temsilcileri, Ramazan ayının bereket ve paylaşma ruhuna uygun şekilde geçirilmesi gerektiğini vurgulayarak, ölçüsüz tüketimin hem ekonomik hem de vicdani sonuçlar doğurduğuna dikkat çekiyor. Bereketli sofraların “ölçü” içinde kalmasının önemine işaret eden temsilciler, küresel açlık verilerinin de bu konuda güçlü bir uyarı niteliği taşıdığını belirtiyor.
Birleşmiş Milletler’in 2024 raporuna göre dünyada yaklaşık 700 milyon insanın açlıkla mücadele ettiğini hatırlatan sektör paydaşları, bunun her 11 kişiden birinin açlık riskiyle karşı karşıya yaşadığı anlamına geldiğini ifade ediyor. Bu tablo karşısında özellikle Ramazan ayında tüketim alışkanlıklarının gözden geçirilmesi gerektiği dile getiriliyor.
Evlerde ve davet sofralarında tüketilemeyecek ya da kısa sürede bozulabilecek ürünlerin gereğinden fazla bulundurulmaması gerektiği belirtilirken, alışverişte de aynı ölçülü yaklaşımın benimsenmesi çağrısı yapılıyor. Sofraların nefsi dürtülerle değil, ihtiyaç doğrultusunda hazırlanması; iftar ve sahur menülerinin günlere yayılarak dengeli şekilde planlanması öneriliyor.
Restoranlara yönelik değerlendirmelerde ise “çok çeşit” anlayışı yerine, ortalama bir bireyin tüketebileceği miktarları esas alan, sağlıklı ve dengeli içeriklerden oluşan menülerin tercih edilmesinin hem fiyatları dengeleyeceği hem de israfı azaltacağı vurgulanıyor.
Sektör temsilcileri, Ramazan ayının ruhuna uygun bir tüketim bilinci oluşturulması gerektiğini belirterek çağrılarını şu mesajla özetliyor: “Ramazan’da israfa iki kez dur de.”