Cuma2 Ekim 202610:34İSTPİYASAAÇIK
SektörelÖne çıkan

Nükleerde ikinci perde: Mikro reaktörlere hibe ve vergi desteği

Yeni nesil nükleer teknolojiler arasında öne çıkan küçük modüler reaktörler (SMR), daha düşük kurulum maliyeti, esnek kullanım alanı ve modüler yapısıyla enerji üretiminde yeni bir seçenek sunuyor. Türkiye, ilk küçük modüler reaktörü 2030’lu yılların ilk yarısında devreye almayı, 2053’e kadar ise en az 5 gigawattı SMR’lerden oluşan toplam 20 gigawatt nükleer kurulu güce ulaşmayı hedefliyor. Bu doğrultuda yerli reaktör geliştirme çalışmaları hibelerle desteklenirken, SMR yatırımlarına özel teşvik ve muafiyet düzenlemesi hazırlanıyor.

Yayınlanma

Güncellenme

Paylaş
Nükleerde ikinci perde: Mikro reaktörlere hibe ve vergi desteği

Türkiye’nin nükleer enerji programında büyük santral projelerinin yanında mikro reaktörler ve küçük modüler reaktörler (SMR) için teknoloji geliştirme, finansman ve yatırım hazırlıkları yürütülüyor. ‘İkinci nükleer çağ’ olarak tanımlanan bu dönemde amaç, reaktör tasarlayan, fikri mülkiyetine sahip olan ve ihracat yapabilen bir yerli sanayi oluşturmak. Nükleerde ikinci perdenin ekonomik çerçevesini ise Ar-Ge hibeleri, yatırım teşvikleri, vergi istisnaları ve uluslararası teknik işbirliği anlaşmaları oluşturuyor.

YÜZDE 50 HİBE

Mikro reaktörleri doğrudan kapsayan desteklerden biri, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın 2025’te açtığı ‘Yerli Nükleer Reaktör Geliştirilmesi Projesi’ çağrısı oldu. Rekabet Öncesi İşbirliği Programı kapsamındaki çağrı; mikro reaktörleri, küçük modüler reaktörleri ve farklı güç aralıklarındaki yenilikçi tasarımları kapsadı. Reaktör geliştirilmesinin yanında prototip üretimi, test ve belgelendirme süreçleri de destek kapsamına alındı. Uygun bulunan gider kalemlerinin her biri için yüzde 50 hibe öngörüldü.

ÖNCELİKLİ YATIRIM STATÜSÜ

Nükleer santral yatırımlarının genel teşvik sistemindeki dayanağını, 30 Mayıs 2025’te yayımlanan 9903 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı oluşturuyor. Uygun bulunan ve teşvik belgesi düzenlenen projeler; gümrük vergisi muafiyeti, KDV istisnası, vergi indirimi ve faiz veya kâr payı desteğinden ilgili koşullar çerçevesinde yararlanabiliyor.

Öncelikli yatırımlarda vergi indirimi, yüzde 30 yatırıma katkı oranı üzerinden hesaplanan tutara ulaşıncaya kadar yüzde 60 indirimli uygulanıyor. Teşvik belgesi başvuruları için belirlenen son tarih ise 31 Aralık 2030.

VERGİ YÜKÜ AZALIYOR

31 Temmuz 2026’da yayımlanan 7590 sayılı Kanun, nükleer yatırımlar için ilave vergi düzenlemeleri getirdi. Elektrik üretimi amacıyla önlisans veya lisans alan tüzel kişilerin taraf olduğu nükleer santral yatırımlarına ilişkin kağıtlar damga vergisi istisnasına alındı. Yatırım teşvik belgesi kapsamındaki makina ve teçhizat teslimlerine 31 Aralık 2045’e kadar KDV istisnası sağlandı.

İnşaat işlerinde yüklenilen ve altı aylık dönemlerde indirimle giderilemeyen KDV’nin de izleyen bir yıl içinde talep edilmesi şartıyla iadesi düzenlendi. Bu hükümler genel olarak nükleer santral yatırımlarını kapsıyor; yalnızca mikro reaktörlere özgü bir muafiyet oluşturmuyor. Yatırım tamamlanmazsa alınmayan veya iade edilen vergiler, ceza ve gecikme faiziyle geri alınabiliyor.

ÖZEL PAKET HAZIRLIĞI

Mevcut desteklerin yanında SMR yatırımcılarına yönelik ayrı bir düzenleme de hazırlanıyor. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, 23 Eylül 2026’da BM Genel Kurulu için gittiği New York’ta yaptığı açıklamada, SMR yatırımlarına belirli teşvik ve muafiyetler sağlayabilecek bir düzenleme üzerinde çalıştıklarını bildirdi. Açıklamada destek oranları, yararlanacak yatırımcıların koşulları veya yürürlük tarihi paylaşılmadı. Dolayısıyla genel nükleer yatırım teşvikleri ile hazırlanan SMR paketinin hukuki durumu farklı.

ABD’DEN TEKNİK HİBE

Uluslararası işbirliklerinde son adımlardan biri, 22 Eylül 2026’da Türkiye Nükleer Enerji A.Ş. (TÜNAŞ) ile ABD Ticaret ve Kalkınma Ajansı (USTDA) arasında imzalanan hibe anlaşması oldu. Yaklaşık 2 milyon dolarlık bütçesi USTDA tarafından karşılanacak olan çalışma en az bir yıl sürecek. Dört ABD’li şirketin SMR tasarımları ile beş farklı dördüncü nesil reaktör tasarımı; maliyet, lisanslama, tedarik zinciri, finansman, saha seçimi ve güvenlik yönünden incelenecek.

Anlaşma, Türkiye’de belirli bir reaktörün inşasına yönelik bir sözleşme değil, teknoloji seçimine hazırlık niteliğinde. İşbirliğinin çerçevesi, 25 Eylül 2025’te imzalanan Türkiye-ABD Stratejik Sivil Nükleer İşbirliği Mutabakat Zaptı’yla oluşturulmuştu.

TORYUM İŞBİRLİĞİ

Türkiye Enerji, Nükleer ve Maden Araştırma Kurumu’nun (TENMAK) Danimarkalı Copenhagen Atomics ile 7 Eylül 2026’da imzaladığı mutabakat ise yakıt ve yeni nesil reaktör araştırmalarına odaklanıyor. Çalışmalarla ergimiş tuz reaktörlerinde kullanılabilecek nükleer standartlardaki toryum bileşiklerinin Türkiye’de üretilmesi hedefleniyor. Copenhagen Atomics’in Onion Core adlı modüler ergimiş tuz reaktörü yaklaşımı, Türkiye’nin araştırma altyapısı ve sanayi imkânlarıyla birlikte değerlendirilecek.

YERLİ TEDARİK ZİNCİRİ

Özel sektör ve üniversiteler de anlaşmalarla hazırlıklarını sürdürüyor. Türk şirketi Nuclean ile Güney Koreli i-SMRDA, Türkiye’de ve bölgede SMR projeleri geliştirmek ve Türk üreticileri küresel tedarik zincirine katmak amacıyla işbirliği yaptı. i-SMRDA’nın hedefi 2028’e kadar standart tasarım onayı almak, ardından teknolojiyi 2030’lu yıllarda dünya pazarına sunmak. İstanbul Teknik Üniversitesi ile IC Nükleer ve Endüstri (ICN) arasında 31 Mart 2026’da imzalanan protokol de yerli reaktör geliştirme, mühendislik ve araştırma çalışmalarına katkı sağlamayı amaçlıyor.

İLK REAKTÖR TAKVİMİ

Mikro reaktörler ile bütün SMR projelerini aynı kapasite sınıfında değerlendirmemek gerekiyor. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nın sınıflandırmalarına göre SMR’ler genellikle modül başına 300 megawatta kadar elektrik kapasitesine sahipken, mikro reaktörler yaklaşık 10 megawatta kadar kapasitesi olan daha küçük bir alt grubu oluşturuyor. Türkiye’nin ilk işletmeye alma beklentisi ise genel SMR başlığı altında ifade ediliyor.

Bakan Bayraktar, 23 Eylül’de ilk SMR’nin 2030’lu yılların ilk yarısında devreye girmesini ümit ettiğini söyledi. Dolayısıyla 2030 sanayi vizyonunu, mikro reaktörler için kesinleşmiş bir açılış tarihi olarak değerlendirmemek gerekir. Bakanın 10 Mart 2026’da açıkladığı uzun vadeli hedef ise 2053’e kadar en az 5 gigawattı SMR’lerden sağlanmak üzere toplam 20 gigawatt nükleer kurulu güce ulaşmak.

HEDEF TEKNOLOJİ ÜRETEN TÜRKİYE

Türkiye’nin küçük modüler reaktör (SMR) pazarına üretici olarak girmesi gerektiğini belirten Enerji Uzmanı Altuğ Karataş, bu teknolojinin elektrik üretiminin yanı sıra sanayi ve ihracat açısından da fırsatlar sunduğunu söyledi. Türkiye’nin 2050’ye kadar hedeflediği yaklaşık 20 GW nükleer kapasitenin 5 GW’ının SMR’lerden sağlanmasının öngörüldüğünü anlatan Karataş, ilk SMR’nin 2030’ların başında devreye alınması hedefinin, nükleer teknolojilerde üretici ülke olma yolculuğunun başlangıcı olarak değerlendirilmesi gerektiğini kaydetti.

Karataş, SMR ve mikro reaktörlerin gelecekte sanayi tesisleri, madenler, veri merkezleri ve kritik altyapıların kesintisiz enerji ihtiyacını karşılayabileceğini belirterek, Türkiye’nin mühendislikten ekipman üretimine, yazılımdan bakım ve işletmeye uzanan değer zincirinde yer almasının önemini vurguladı.

SMR’ye özgü yatırım ve lisanslama modelleri geliştirilmesine ihtiyaç duyulduğuna dikkat çeken Karataş, teşviklerin Ar-Ge, yerli üretim ve nitelikli insan kaynağıyla desteklenmesi gerektiğini belirtti. “Muafiyet güvenlikten değil, bürokrasiden olmalı” diyen Karataş, yatırım süreçleri kolaylaştırılırken, nükleer güvenlik ve denetim standartlarından taviz verilmemesi gerektiğini vurguladı.

Savunma sanayindeki teknoloji geliştirme tecrübesinin nükleer alana taşınabileceğini kaydeden Karataş, hedefin kendi mühendisini yetiştiren, ekipmanlarını üreten ve nükleer teknolojiyi ihraç edebilen bir Türkiye olması gerektiğini ifade etti.

SMR YATIRIMLARIYLA ENERJİ VE SANAYİDE DÖNÜŞÜM

Türkiye’nin küçük modüler reaktörlere (SMR) yönelik adımlarının, enerji arz güvenliğini güçlendirme, ithal fosil yakıtlara bağımlılığı azaltma ve sanayinin rekabet gücünü destekleme açısından önemli olduğunu vurgulayan SETA enerji uzmanı Büşra Zeynep Özdemir, şu değerlendirmeyi yaptı: “İlk SMR’nin 2030’ların ilk yarısında devreye alınması beklentisi, yatırım ortamının geliştirilmesini ve uluslararası işbirliklerinin somut projelere dönüşmesini gerektiriyor.

TÜNAŞ ile USTDA arasındaki anlaşma da yeni nesil nükleer teknolojilerin Türkiye’de uygulanabilirliğini değerlendirmeye yönelik bir hazırlık adımı oluşturuyor. Yürürlükteki nükleer yatırım destekleriyle hazırlık aşamasındaki SMR teşvik düzenlemesinin birbirinden ayrılması gerekiyor. Desteklerin yerli sanayinin katılımı, mühendislik yetkinlikleri ve nitelikli istihdamla ilişkilendirilmesi, enerji yatırımlarının katkısını elektrik üretiminin ötesine taşıyabilir. Böylece Türkiye, nükleer kapasitesini artırırken teknoloji geliştirme ve üretim kabiliyetlerini de güçlendirebilir.”

OSMAN KUVVET

OSMAN KUVVET

İstanbul Ticaret Gazetesi – Teknoloji Editörü