Kurumları tehdit eden siber saldırılara üç yapılı yenilikçi çözüm
Teknopark İstanbul’da faaliyet gösteren Diatics, yapay zeka, veri analitiği ve otomasyon teknolojilerini kullanarak kurumların siber güvenlik risklerini daha proaktif şekilde yönetmesini hedefliyor. Şirketin geliştirdiği Phishup ise phishing ve sosyal mühendislik saldırılarına karşı e-posta güvenliği, saldırı simülasyonları ve güvenlik farkındalığı eğitimlerini tek platformda bir araya getiriyor.

YAPAY zekanın gelişmesiyle birlikte siber saldırılar da daha hedefli, kişiselleştirilmiş ve inandırıcı hale geliyor. Özellikle phishing ve sosyal mühendislik saldırılarında insan faktörü, kurumların karşı karşıya kaldığı en önemli risk alanlarından biri olarak öne çıkıyor. Teknopark İstanbul’da yerleşik Diatics, bu ihtiyaca yönelik geliştirdiği Phishup platformuyla yalnızca saldırıları tespit etmeyi değil, çalışanların güvenlik farkındalığını artırarak insan kaynaklı siber riskleri sürekli ölçmeyi amaçlıyor. Phishup’ın ortaya çıkışını, sunduğu çözümleri ve global büyüme hedeflerini, Diatics kurucusu Osman Bahri Vargeloğlu, İstanbul Ticaret’e anlattı.
TAKLİTÇİ, KİŞİYE ÖZEL SALDIRILAR
Şirketiniz hakkında kısaca bilgi verebilir misiniz?
Diatics olarak teknoloji ve siber güvenlik alanında, kurumların günümüzde karşı karşıya kaldığı dijital tehditlere yönelik yenilikçi çözümler geliştiriyoruz. Özellikle yapay zeka, veri analitiği ve otomasyon teknolojilerini kullanarak güvenliği daha proaktif, ölçülebilir ve yönetilebilir hale getirmeye odaklanıyoruz. Phishup ise kurumların uzun yıllardır karşı karşıya olduğu phishing ve sosyal mühendislik saldırılarından doğuyor. Günümüzde saldırganlar artık kolay fark edilen sahte e-postaların ötesine geçiyor; kurumsal yazışmaları taklit eden, kullanıcıya özel hazırlanan ve yapay zekadan yararlanan çok daha inandırıcı saldırılar gerçekleştiriyor. Biz de yalnızca saldırıları tespit eden değil, insan faktörünü de güvenliğin bir parçası haline getiren bütünleşik bir platform geliştirmek amacıyla Phishup’ı hayata geçirdik.
ÜÇ YAPI ÜZERİNDE ÇALIŞIYOR
Phishup hakkında bilgi verebilir misiniz? Sistem nasıl işliyor?
Phishup, kurumların phishing ve sosyal mühendislik kaynaklı risklerini hem teknolojik hem de insan faktörü açısından yönetmesini sağlayan bulut tabanlı bir siber güvenlik platformu. Platformumuz temel olarak üç ana yapı üzerinde çalışıyor: Defense, Simulation ve Academy. Defense tarafında kurumların e-posta trafiğini analiz ediyor, şüpheli mesajları, bağlantıları, ek dosyaları ve farklı tehdit göstergelerini değerlendiriyoruz. Tespit edilen tehditlere karşı hızlı aksiyon alınmasını ve kurumların e-posta güvenliğinin güçlendirilmesini sağlıyoruz. Simulation modülünde gerçek saldırı yöntemlerini temel alan phishing simülasyonları gerçekleştiriyoruz. Böylece kurumlar, çalışanlarının farklı saldırı senaryoları karşısındaki davranışlarını ölçebiliyor, hangi kullanıcıların veya grupların daha yüksek risk taşıdığını görebiliyor. Academy tarafında ise bu verileri güvenlik farkındalığı eğitimleriyle birleştiriyoruz. Kullanıcının risk seviyesine, simülasyon sonuçlarına ve karşılaştığı tehditlere göre daha kişiselleştirilmiş eğitim süreçleri oluşturuyoruz. Dolayısıyla Phishup yalnızca saldırıyı engelleyen bir ürün değil; tespit eden, test eden, eğiten ve riski sürekli ölçen bütünleşik bir Human Risk Management platformu olarak çalışıyor.
YAPAY ZEKA DESTEĞİ
Geleneksel yöntemlere göre avantajlarınız neler, yapay zeka ya da makina öğrenmesi gibi ileri teknolojiler kullanıyor musunuz?
Siber saldırıların en önemli özelliklerinden biri sürekli değişmeleri. Bu nedenle yalnızca statik kurallara, imzalara veya geçmişte tespit edilmiş saldırılara dayanan güvenlik yaklaşımları yeni nesil tehditler karşısında tek başına yeterli olmayabiliyor. Phishup’ta yapay zeka ve makina öğrenmesini platformun farklı noktalarında aktif olarak kullanıyoruz. e-posta ve tehdit analizlerinden kullanıcı davranışlarının değerlendirilmesine, phishing simülasyonlarının hazırlanmasından kişiselleştirilmiş farkındalık içeriklerinin oluşturulmasına kadar birçok süreçte yapay zekadan yararlanıyoruz.
GLOBAL MARKA HEDEFİ
Geliştirdiğiniz ürünün ticari geleceği hakkında neler söylemek istersiniz? Yurt dışından talep var mı?
Siber güvenlik artık yalnızca büyük şirketlerin veya belirli sektörlerin gündeminde olan bir konu değil. Dijitalleşen hemen her kurum phishing, sosyal mühendislik ve insan kaynaklı siber risklerle karşı karşıya kalıyor. Yapay zekayla birlikte saldırıların daha hızlı, daha kişiselleştirilmiş ve daha inandırıcı hale gelmesi de bu alandaki ihtiyacı büyütüyor. Bu nedenle Phishup’ın hem Türkiye’de hem de global pazarda önemli bir büyüme potansiyeli olduğunu görüyoruz. Yurt dışından gelen talepler de ürünümüzün farklı pazarlarda karşılık bulabildiğini gösteriyor. Bulut tabanlı ve ölçeklenebilir bir mimariye sahip olmamız burada önemli bir avantaj sağlıyor. Aynı zamanda farklı ülkelere ve kurum yapılarına uyum gösteren merkezi olarak yönetilebilen markaya göre özelleştirilebilen çok dilli bir platforma sahibiz. Önümüzdeki dönemde özellikle uluslararası pazardaki varlığımızı artırmaya, iş ortaklığı kanalımızı büyütmeye ve Phishup’ı global ölçekte rekabet eden bir siber güvenlik markası haline getirmeye odaklanıyoruz.

KENDİNİ BESLEYEN GÜVENLİK
Gelecekte farklı alanlarınız olacak mı, hedefleriniz neler?
Phishup’ı tek bir probleme çözüm sunan bir ürün olarak görmüyoruz. Hedefimiz, kurumların insan kaynaklı siber risklerini uçtan uca yönetebildiği bütünleşik bir güvenlik platformu oluşturmak. Bu nedenle e-posta güvenliği, phishing simülasyonu ve farkındalık eğitimini birbirinden bağımsız ürünler olarak değil, birbirini sürekli besleyen bir sistem olarak geliştiriyoruz. Örneğin gerçek bir saldırıdan elde edilen tehdit verisi yeni bir simülasyon senaryosuna dönüşebiliyor. Simülasyonda riskli davranış gösteren bir kullanıcı için uygun bir eğitim önerilebiliyor. Eğitim ve davranış sonuçları ise tekrar kullanıcının risk profiline yansıyor. Böylece sürekli öğrenen ve kendini besleyen bir güvenlik döngüsü ortaya çıkıyor.
Ar-Ge ve işbirliği ekosistemi
Teknopark İstanbul’da yer almak, özellikle Ar-Ge odaklı çalışan bir teknoloji şirketi olarak bizim için önemli avantajlar sağlıyor. Buradaki teknoloji ekosistemi içerisinde farklı alanlarda çalışan şirketlerle, girişimlerle ve akademik yapılarla aynı ortamda bulunuyoruz. Bu durum hem bilgi paylaşımını hem de yeni işbirliği fırsatlarını artırıyor. Siber güvenlik gibi sürekli değişen ve yoğun Ar-Ge gerektiren bir alanda ürün geliştirdiğimiz için araştırma, teknoloji geliştirme ve nitelikli insan kaynağına erişim bizim için oldukça önemli. Teknopark İstanbul’un oluşturduğu ekosistem bu çalışmalarımızı daha sistematik ve verimli şekilde yürütmemize katkı sağlıyor. Aynı zamanda uluslararasılaşma, networking, üniversite-sanayi işbirlikleri ve farklı teknoloji şirketleriyle oluşturulan etkileşim ortamı da global hedeflerimiz açısından önemli bir değer yaratıyor.
