Cumartesi1 Ağustos 202613:06İSTPİYASAKAPALI
DünyaÖne çıkan

Kritik minerallerde arz açığı riski: Küresel darboğaz kaçınılmaz olabilir

Kritik minerallere yönelik küresel talep yıllık ortalama yaklaşık yüzde 10 artarken IEA, üretim ve rafinaj kapasitesinin belirli ülkelerde yoğunlaşmasının arz güvenliği açısından ciddi kırılganlık oluşturduğunu bildirdi.

İstanbul Ticaret Gazetesi

Yayınlanma

Paylaş
Kritik minerallerde arz açığı riski: Küresel darboğaz kaçınılmaz olabilir

Enerji dönüşümü, elektrikli araçlar, batarya sistemleri ve yenilenebilir enerji yatırımları kritik minerallere olan talebi hızla artırıyor. IEA’nın Küresel Kritik Mineraller Görünümü 2026 raporuna göre talep artışının yaklaşık yüzde 75’i enerji sektöründen kaynaklandı. Çin ve Endonezya’nın üretim ile rafinajdaki ağırlığı büyürken bazı minerallerde arz açığının kaçınılmaz hale gelebileceği belirtiliyor.

Kritik minerallere yönelik küresel talep, enerji dönüşümünün hızlanmasıyla birlikte güçlü artışını sürdürüyor. Bakır, lityum, nikel, kobalt, grafit ve nadir toprak elementlerinden oluşan temel enerji minerallerine yönelik talep yıllık ortalama yaklaşık yüzde 10 yükselirken üretim ve rafinaj faaliyetlerinin sınırlı sayıdaki ülkede yoğunlaşması arz güvenliği endişelerini artırıyor.

Uluslararası Enerji Ajansının “Küresel Kritik Mineraller Görünümü 2026” raporu, kritik minerallerde talep artışının büyük bölümünün enerji sektöründen kaynaklandığını ortaya koydu.

KRİTİK MİNERAL TALEBİNİN YÜZDE 75’İ ENERJİ SEKTÖRÜNDEN

IEA raporuna göre bakır, lityum, nikel, kobalt, grafit ve nadir toprak elementlerini kapsayan temel enerji minerallerindeki talep artışının 2025 yılında yaklaşık yüzde 75’i enerji sektöründen kaynaklandı.

Bu oran 2024 yılında yaklaşık yüzde 70 seviyesinde bulunuyordu.

Talep artışında elektrikli araç bataryaları ve enerji depolama sistemlerinin yanı sıra elektrik şebekeleri, rüzgâr türbinleri ve güneş enerjisi sistemlerinde kullanılan mineraller etkili oldu.

TALEP ARTIŞI BAZ METALLERİ GERİDE BIRAKTI

Temel enerji minerallerine yönelik talep son dönemde yıllık ortalama yaklaşık yüzde 10 arttı.

Bu oran alüminyum, kurşun ve çinko gibi baz metallere yönelik talep artışının belirgin biçimde üzerinde gerçekleşti.

Enerji dönüşümünün hızlanması ve elektrikli araçların yaygınlaşması, kritik mineralleri küresel enerji sisteminin en önemli girdilerinden biri haline getirdi.

ÇİN VE ENDONEZYA’NIN ÜRETİMDEKİ PAYI ARTTI

Rapora göre Çin ve Endonezya’nın kritik mineral üretimi ile rafinajındaki ağırlığı artmaya devam etti.

Endonezya nikel üretiminde, Çin ise diğer temel enerji minerallerinin büyük bölümündeki rafine üretim artışına öncülük etti.

İki ülke, 2023-2025 dönemindeki toplam rafine arz artışının dörtte üçünden fazlasını tek başına oluşturdu.

RAFINAJDA YOĞUNLAŞMA REKOR SEVİYEYE ULAŞTI

Enerji minerallerinde rafinaj faaliyetlerinin belirli ülkelerde yoğunlaşması 2025 yılında yeni bir rekor seviyeye çıktı.

En büyük rafine üreticisinin ortalama pazar payı 2020 yılında yaklaşık yüzde 70 düzeyindeyken 2025’te yaklaşık yüzde 72’ye yükseldi.

Lityumda Çin’in kimyasal dönüşüm kapasitesine yönelik yatırımları, nikelde ise Endonezya’daki entegre sanayi bölgelerinde yapılan kapasite artışları bu yükselişte etkili oldu.

REZERVLER YÜZDE 120 ARTTI

IEA raporu, enerji minerallerine yönelik rezervlerin son yıllarda önemli ölçüde arttığını da ortaya koydu.

Bakır, lityum, nikel, kobalt, doğal grafit ve nadir toprak elementlerinin tahmini rezervleri 2010-2025 döneminde ortalama yüzde 120 yükseldi.

Aynı dönemde baz metallerdeki rezerv artışı ise yüzde 7 seviyesinde kaldı.

DOĞAL GRAFİTTE GÜÇLÜ REZERV ARTIŞI

Enerji mineralleri arasında en güçlü rezerv artışı doğal grafitte görüldü.

Lityum rezervleri Şili, Avustralya ve Arjantin öncülüğünde büyüdü.

Nikel rezervlerinde ise Endonezya’nın küresel payı 2010 yılında yaklaşık yüzde 5 seviyesindeyken 2025’te yüzde 40’ın üzerine çıktı.

REZERV ARTIŞI ARZ RİSKİNİ ORTADAN KALDIRMIYOR

Kritik mineral rezervlerindeki güçlü artışa rağmen üretim ve rafinaj kapasitesinin belirli ülkelerde yoğunlaşması arz güvenliği açısından temel risk olmaya devam ediyor.

IEA, enerji dönüşümünün hızlanmasıyla kritik minerallere yönelik talebin güçlü seyrini sürdüreceğini öngörüyor.

Üretim ve rafinaj kapasitesinde yapılacak yeni yatırımların, kritik mineral piyasalarının geleceğini belirlemeye devam edeceği belirtiliyor.

“SAVAŞLAR KRİTİK MİNERAL TALEBİNİ TETİKLİYOR”

Türkiye Kritik Mineral İnisiyatifi Kurucusu Sait Uysal, enerji teknolojilerinin kritik mineral talebini belirleyen en önemli unsur haline geldiğini söyledi.

Uysal, savaşların kritik minerallere olan talebi ciddi ölçüde artırdığını belirterek şu ifadeleri kullandı:

“Yaşanan savaşlar kritik minerallere talebi ciddi anlamda tetikliyor. Hürmüz Boğazı kriziyle yaşanan petrol krizi petrole bağımlı olmanın risklerini bir kez daha ortaya koyarken, Ukrayna’nın Rusya’ya ait petrol rafinerilerine yönelik saldırıları ve Rusya’da oluşan benzin ile dizel yakıt kıtlığı elektrikli araçlara olan talebi önemli ölçüde artırıyor ve dünyaya dikkat çekici bir örnek sunuyor.”

ELEKTRİKLİ ARAÇLAR TALEBİ ŞEKİLLENDİRİYOR

Uysal, elektrikli araçların kritik mineral talebini şekillendiren temel unsur olduğunu ifade etti.

Yenilenebilir enerji üretimi ile enerji depolama yatırımlarındaki artışın da kritik mineral talebini desteklediğini söyledi.

Elektrikli araç bataryaları ve enerji depolama sistemlerinde kullanılan lityum, nikel, kobalt ve grafit gibi minerallere yönelik ihtiyacın gelecek dönemde artmayı sürdüreceği belirtildi.

LİTYUM İYON PİLLER TEMEL TEKNOLOJİ OLMAYI SÜRDÜRECEK

Sodyum iyon pilleri gibi alternatif teknolojilerin gündeme geldiğini belirten Uysal, buna rağmen lityum iyon pillerin önümüzdeki 10 yılda önemini koruyacağını ifade etti.

Uysal, “Her ne kadar sodyum iyon pilleri gibi alternatif teknolojiler gündeme gelse de önümüzdeki 10 yılda lityum iyon pillerin özellikle elektrikli araçlar ve enerji depolama sistemlerinde temel teknoloji olmayı sürdüreceğini söyleyebiliriz. Bu da lityum pillerde kullanılan minerallere yönelik talebin daha hızlı artacağı anlamına geliyor.” değerlendirmesinde bulundu.

BAKIR TALEBİ ELEKTRİFİKASYONLA ARTIYOR

Elektrikli araç motorları ve rüzgâr türbinlerinde kullanılan nadir toprak elementlerine yönelik talep yükselirken elektrifikasyon süreci bakır ihtiyacını da hızla artırıyor.

Sait Uysal, yeni bir bakır madeninin keşfedilmesinden üretime geçmesine kadar geçen sürenin ortalama 17 yılı bulduğunu hatırlattı.

Bu uzun süre, artan talebe karşı yeni üretim kapasitesi oluşturulmasını zorlaştıran temel unsurlardan biri olarak öne çıkıyor.

“BAZI MİNERALLERDE ARZ AÇIĞI KAÇINILMAZ GÖRÜNÜYOR”

Uysal, 2035 yılına kadar tamamlanması planlanan projelerin tamamının zamanında devreye girmesi halinde dahi bazı kritik minerallerde arz açığı oluşmasının beklendiğini söyledi.

Sait Uysal, konuya ilişkin şu değerlendirmede bulundu:

“2035’e kadar tamamlanması planlanan projelerde hiçbir iptal ya da gecikme olmasa bile kritik minerallerin bazılarında açık oluşması bekleniyor. Bununla birlikte daha az konuşulan fakat daha tehlikeli unsur coğrafi kırılganlık. Baskın tedarikçiyi devre dışı bıraktığınızda geriye kalan arz talebi karşılamaya yetmiyor. Bu açığın sebebi jeolojik değil, siyaset.”

ASIL RİSK ÜRETİM VE RAFİNAJDAKİ YOĞUNLAŞMA

Bakır dışındaki birçok kritik mineralde rezerv sorunu bulunmadığını belirten Uysal, asıl riskin üretim ve rafinaj kapasitesinin belirli ülkelerde yoğunlaşması olduğunu ifade etti.

Kritik minerallerin yer altında bulunmasına rağmen üretim, işleme ve rafinaj kapasitesinin sınırlı sayıda ülkenin kontrolünde bulunması küresel arz güvenliğini kırılgan hale getiriyor.

Bu durum, baskın tedarikçilerden birinde yaşanabilecek siyasi, ekonomik veya jeopolitik bir sorunun küresel piyasaları doğrudan etkilemesine neden oluyor.

“ARZ DARBOĞAZI PROGRAMLANMIŞ BİR SONUÇ”

Sait Uysal, mevcut yatırım eğiliminin değişmemesi halinde arz darboğazının kaçınılmaz hale geleceğini söyledi.

Uysal, “Arz darboğazı artık bir ihtimal değil, mevcut yatırım eğilimi değişmediği sürece programlanmış bir sonuç. Asıl soru darboğazın gelip gelmeyeceği değil, hangi mineralde, ne zaman ve hangi şiddette yaşanacağıdır.” ifadelerini kullandı.

TEDARİKÇİ BAĞIMLILIĞININ AZALTILMASI GEREKİYOR

Enerji dönüşümünü hızlandıran ülkelerin kritik minerallerde sınırlı sayıdaki tedarikçilere olan bağımlılığını azaltması gerektiği belirtiliyor.

Sait Uysal, ülkelerin kritik mineral arz güvenliği için uzun vadeli stratejiler geliştirmesinin önem taşıdığını ifade etti.

Üretim ve rafinaj kapasitesinin daha fazla ülkeye yayılması, alternatif tedarik kanallarının oluşturulması ve kritik minerallere yönelik yatırımların artırılması arz güvenliği açısından temel öncelikler arasında yer alıyor.

METE DİRİCE

METE DİRİCE

İstanbul Ticaret Gazetesi – Genel Yayın Yönetmeni