Jeotermal soğutmayla enerji tasarrufu
Türkiye'de artan klima kullanımı elektrik talebini yukarı çekerken, enerji sektörü jeotermal kaynakların soğutma amacıyla kullanılmasını öneriyor. Sektör temsilcileri, özellikle sanayi tesisleri, oteller ve büyük ticari yapılarda uygulanabilecek sistemlerin yaz aylarında şebeke üzerindeki yükün azaltılmasına katkı sağlayabileceğini belirtiyor.

Yaz aylarında yükselen sıcaklıklarla birlikte artan klima kullanımı, Türkiye'nin elektrik talebini daha da artırıyor. Son yıllarda rekor seviyelere ulaşan tüketimde soğutmanın payı büyürken, enerji sektöründe elektrik kullanımını azaltabilecek alternatif teknolojiler gündeme geliyor. Bu teknolojiler arasında bugüne kadar daha çok elektrik üretimi ve ısıtmayla gündemde olan jeotermal kaynakların soğutma amacıyla değerlendirilmesi de var.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı verilerine göre hanelerdeki klima sayısı 2025 itibarıyla yaklaşık 11 milyona ulaştı. Önümüzdeki 10 yılda bu rakamın iki katına yaklaşması beklenirken, klima kaynaklı elektrik tüketiminin de 2035 yılında 12 milyar kilovatsaat seviyesini aşabileceği öngörülüyor. Enerji Bakanlığı’nın verilerine göre elektrik talebinin aynı dönemde 510 TWh'nin üzerine çıkacağının tahmin edilmesi, soğutmada yeni çözümlerin enerji politikaları açısından önemini gösteriyor.

YÜZDE 90'I DÜŞÜK VE ORTA SICAKLIKTA
Türkiye'nin jeotermal kaynaklarının bugüne kadar en fazla kullanıldığı alanlar elektrik üretimi, konut ısıtması, sera ve termal turizm oldu. Ancak bu kaynakların niteliği, farklı alanlarda değerlendirilmesini de sağlıyor. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı verilerine göre Türkiye'deki jeotermal kaynakların yüzde 90'ı düşük ve orta sıcaklıkta. Bu kaynaklar doğrudan ısı kullanımına uygun kabul ediliyor. Türkiye'nin görünür jeotermal ısı potansiyeli ise 40 bin MWt seviyesinde. Mevcut potansiyelin yaklaşık yüzde 15'i ısı, yüzde 4'ü elektrik üretimi amacıyla değerlendiriliyor. Jeotermal potansiyelin yüzde 78'i Batı Anadolu'da yer alırken, Marmara Bölgesi'nin payı yüzde 7.
Soğutmada ise farklı teknolojiler devreye giriyor. Jeotermal ve toprak kaynaklı ısı pompaları ile uygun sıcaklığa sahip jeotermal kaynaklardan yararlanan absorpsiyonlu sistemler, elektrikle çalışan klasik soğutma sistemlerinin tüketimini azaltabilecek seçenekler arasında gösteriliyor.
Jeotermal Enerji Derneği (JED) Yönetim Kurulu Başkanı Ali Kındap da bir süre önce yaptığı açıklamada, jeotermal soğutmanın artan elektrik talebini sınırlayabilecek alanlardan biri olduğunu belirterek, bu teknolojilerin enerji politikalarında daha fazla yer alması gerektiğini söylemişti.
BÜYÜK TESİSLERE YENİ SEÇENEK
Jeotermal soğutmanın yaygınlaşmasında kaynak ile tüketim noktasının konumu, ilk yatırım maliyeti ve binanın enerji ihtiyacı belirleyici olacak. Bu nedenle oteller, hastaneler, sanayi tesisleri, organize sanayi bölgeleri, kampüsler ve büyük ticari yapılar uygulamanın ekonomik karşılığının daha ayrıntılı incelenebileceği alanlar olarak öne çıkıyor.
Buradaki mesele her binadaki mevcut klimanın doğrudan jeotermalle değiştirilmesinden çok, binanın soğutma ihtiyacının ne kadarının merkezi sistemler ve ısı pompaları üzerinden karşılanabileceği. Elektrik tüketimindeki tasarrufun yatırım maliyetini ne kadar sürede karşılayacağı ve Türkiye'nin hangi bölgelerinde sistemin ekonomik olacağı ise uygulamanın ölçeğini belirleyecek.
Türkiye'nin toplam jeotermal potansiyelinin bugünkü kullanım oranı düşünüldüğünde, soğutma alanının da enerji verimliliği politikaları içinde daha fazla tartışılması bekleniyor. Sanayi ve ticari yapılarda kurulacak sistemlerin şebekenin özellikle sıcak günlerde karşılaştığı talebi ne ölçüde azaltabileceği, sektörün ortaya koyacağı teknik ve ekonomik verilerle daha net anlaşılacak.

REKOR TÜKETİMİN YÜZDE 18'İ SOĞUTMADAN
Jeotermal Elektrik Santral Yatırımcıları Derneği (JESDER) Yönetim Kurulu Başkanı Ufuk Şentürk, yaz aylarında yoğunlaşan klima kullanımının elektrik şebekesi üzerindeki etkilerine dikkat çekti. Enerji düşünce kuruluşu Ember'in analizine göre Türkiye'de alan soğutması kaynaklı elektrik tüketiminin 2024 yılında 10 milyar kilovatsaate ulaştığını hatırlatan Şentürk, 28 Temmuz 2025'te rekor elektrik talebinin yaşandığı saatte tüketimin yüzde 18'inin soğutma kaynaklı olduğunu belirtti. Artan talebin özellikle sıcak hava dalgalarında elektrik altyapısı üzerindeki baskıyı güçlendirdiğini söyleyen Şentürk, “İşte tam bu noktada, şebekeyi bu kadar zorlayan bir tüketim kalemini yönetmek ve elektrik faturasını hafifletmek için alternatif yollar aramak zorundayız” dedi.
Jeotermal kaynakların soğutma amacıyla değerlendirilmesinin bu yükü hafifletebileceğini ifade eden Şentürk, uygulamanın başarısında kaynak özelliklerinin belirleyici olduğunu vurguladı. Uygun sıcaklık ve debiye sahip jeotermal kaynaklardan elde edilen ısının absorpsiyonlu sistemlerde kullanılmasıyla elektrikli kompresörlere duyulan ihtiyacın azaltılabileceğini anlatan Şentürk, “Jeotermal enerji, doğru koşullar ve doğru planlamayla klasik soğutma sistemlerinin karşısına çok güçlü bir alternatif olabilir” diye konuştu.
SANTRALLERDEKİ ISIYA YENİ İŞLEV
Türkiye'de mevcut jeotermal elektrik santrallerinin de soğutma yatırımları açısından değerlendirilebileceğine işaret eden Şentürk, elektrik üretiminin ardından kullanılabilir durumda kalan ısının uygun tesislere yönlendirilmesinin kaynak verimliliğini artırabileceğini söyledi. Bu yaklaşımın özellikle jeotermal sahalara yakın sanayi kuruluşları, oteller ve toplu iklimlendirme ihtiyacı bulunan işletmeler için ekonomik fırsatlar sunabileceğini belirten Şentürk, “Bu santrallerin teknik imkanları elverdiği sürece, elektrik üretiminden arta kalan ya da uygun sıcaklıktaki jeotermal ısıyı soğutma için devreye sokabiliriz” dedi.
Sistemin çalışma biçiminin kullanılacak teknolojiye göre farklılaştığını anlatan Şentürk, uygun sıcaklıktaki jeotermal ısının absorpsiyonlu soğutma cihazlarında soğuk su üretmek amacıyla kullanılabildiğini, toprak kaynaklı ısı pompalarının ise yer altındaki nispeten sabit sıcaklıktan yararlandığını aktardı. Şentürk, mevcut santral altyapısının uygun olduğu sahalarda birden fazla enerji ihtiyacının aynı kaynak üzerinden karşılanmasının yatırımın ekonomik değerini artırabileceğini ifade etti.
YATIRIMIN GERİ DÖNÜŞÜ SAHAYA BAĞLI
Jeotermal soğutma yatırımlarında maliyetin kaynağın konumuna, tesisin büyüklüğüne ve mevcut altyapıya göre değiştiğini belirten Şentürk, özellikle yeni kuyu açılması gereken projelerde sondaj, boru hatları, eşanjörler ve soğutma ekipmanlarının önemli gider kalemleri oluşturduğunu söyledi. Jeotermal sahaya yakın bir işletmede mevcut altyapıdan yararlanılmasının yatırım avantajı sağlayabileceğini kaydeden Şentürk, yeni sondaj gerektiren projelerde teknik risklerin ve kurulum giderlerinin artabileceğine dikkat çekti.
Yatırımların geri dönüş süresine ilişkin İzmir'de yapılan akademik bir çalışmayı örnek gösteren Şentürk, belirli kaynak sıcaklığı, debi ve işletme koşulları esas alınarak hazırlanan analizde basit geri ödeme süresinin yaklaşık 5.7 yıl olarak hesaplandığını aktardı. Söz konusu sonucun çalışmada kullanılan varsayımlara bağlı olduğunu vurgulayan Şentürk, “Kaynağın derinliği, tesisin boyutu, kullanılan cihazların maliyeti değiştikçe bu süre uzayabilir veya kısalabilir” dedi. Türkiye genelinde sağlanabilecek toplam elektrik tasarrufunu hesaplamak için de jeotermal sahalar ile yüksek soğutma ihtiyacı bulunan tesisleri birlikte ele alan ayrıntılı bir envanter çalışmasına ihtiyaç duyulduğunu belirtti.

PİLOT PROJELERE FİNANSMAN DESTEĞİ
Jeotermal soğutmanın yaygınlaşmasında finansman imkanları ve kamunun sağlayacağı desteklerin önemine dikkat çeken Jeotermal Elektrik Santral Yatırımcıları Derneği (JESDER) Yönetim Kurulu Başkanı Ufuk Şentürk, mevcut enerji verimliliği ve yenilenebilir enerji teşviklerinin bu alandaki yatırımları da kapsayacak şekilde değerlendirilmesini önerdi. Özellikle yüksek ve sürekli soğutma ihtiyacı bulunan işletmelerde hayata geçirilecek pilot projelerin, uygulamaların teknik performansını ve ekonomik sonuçlarını ortaya koyabileceğini belirten Şentürk, sahadan elde edilecek verilerin yatırımcıların karar süreçlerine katkı sağlayacağını söyledi. Yatırım ortamının geliştirilmesi için izin süreçlerinin kolaylaştırılması ve uygun koşullu yeşil finansman imkanlarının artırılmasını öneren Şentürk, “Üniversiteler, kamu kurumları, jeotermal işletmecileri ve iklimlendirme sektörü ortak çalışmalar yürütmeli. Kaynakların yıl boyunca farklı ihtiyaçlara hizmet verecek biçimde planlanması gerekir. Aynı kaynakla hem elektrik üretip hem de kışın ısıtma, yazın soğutma yapacak entegre modeller kurmalıyız” dedi.
Jeotermal soğutma uygulamalarında ilk pilot projelerin, Türkiye'nin en güçlü jeotermal havzasını oluşturan Aydın-Denizli-Manisa-İzmir hattında hayata geçirilmesi bekleniyor. Kaynak sahalarına yakın organize sanayi bölgeleri, oteller, sağlık kampüsleri ve büyük ticari yapılar uygulama açısından en uygun alanlar arasında gösteriliyor.

Yorum yazmak için giriş yapın.
Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yazın.