Cuma9 Ekim 202610:53İSTPİYASAAÇIK

İstanbul Ticaret Kongresi üniversite-iş dünyası platformuna dönüştürülecek

İstanbul Ticaret Kongresi’nin Sonuç Bildirgesi’nde küresel ticarette değişen dengeler, dijital ve yeşil dönüşüm, tedarik zincirleri, ekonomik güvenlik ve Türkiye’nin yeni dönemdeki konumu ele alındı. Kongrenin üç yılda bir düzenlenecek kalıcı bir üniversite-iş dünyası platformu olarak tasarlandığı da açıklandı.

İstanbul Ticaret Gazetesi

Yayınlanma

Paylaş
İstanbul Ticaret Kongresi üniversite-iş dünyası platformuna dönüştürülecek

HABER: ERTAN ERYILMAZ

İSTANBUL Ticaret Odası, İstanbul Ticaret Üniversitesi ve Düşünce ve Proje Üretim Akademisi (DÜPA) işbirliğiyle düzenlenen İstanbul Ticaret Kongresi, iki gün süren oturumların ardından açıklanan Sonuç Bildirgesi ile tamamlandı. Bildirgede küresel ticarette yaşanan yapısal dönüşüm, değişen rekabet koşulları, tedarik zincirleri, dijital ve yeşil dönüşüm, ticari istihbarat, ekonomik güvenlik ve Türkiye’nin küresel ticaretteki konumu ele alındı. Kongrenin üç yılda bir düzenlenecek kalıcı bir üniversite-iş dünyası platformuna dönüştürülmesi hedefi de açıklandı.

KÜRESELLEŞMENİN NİTELİĞİ DEĞİŞİYOR

Sonuç Bildirgesi’nde, son yıllarda art arda yaşanan krizler, salgınlar, savaşlar ve enerji şoklarının küresel ticaretin işleyişini değiştirdiğine dikkat çekildi. İstikrarın artık değişimin olmadığı bir ortam olarak değil, belirsizliği yönetebilme ve değişen şartlara uyum sağlayabilme kapasitesi üzerinden değerlendirilmesi gerektiği belirtildi. Kongrede paylaşılan verilerin, tüm bu baskılara rağmen küresel ticaretin rekor seviyelere ulaştığını gösterdiği ifade edildi. Bu çerçevede küreselleşmenin sona ermediği, ancak yapısının değiştiği vurgulandı. Özellikle ileri teknoloji çipleri, yapay zeka, kritik mineraller, enerji ve ilaç sektörü gibi stratejik alanlarda güvenlik kaygılarının daha belirleyici hale geldiği kaydedildi.

‘YÖNETİLEN KARŞILIKLI BAĞIMLILIK’

Kongrede küresel ekonomideki yeni yapıyı açıklamak için öne çıkan kavramlardan biri, ‘yönetilen karşılıklı bağımlılık’ oldu. Ülkelerin ekonomik olarak birbirinden tamamen kopmadığı, ancak stratejik alanlardaki bağımlılıklarını daha kontrollü biçimde yönettiği belirtildi. Bildirgede, ekonomik dayanıklılığın içe kapanmak anlamına gelmediğine dikkat çekilerek, ülkelerin ve şirketlerin tedarik kaynaklarını, güzergâhlarını ve alternatiflerini çeşitlendirmelerinin önemine işaret edildi. Ticarete açıklık ve tedarik çeşitliliğinin ekonomik dalgalanmaların etkisini azaltan unsurlar arasında bulunduğu belirtildi.

İKİLİ VE BÖLGESEL ANLAŞMALAR

Çok taraflı ticaret sistemindeki karar alma süreçlerinin yavaşlamasıyla birlikte ticaret kurallarının giderek ikili ve bölgesel anlaşmalar üzerinden şekillendiği ifade edildi. Veri koruması, dijital piyasalar, ticari sırlar ve fikri mülkiyet gibi alanların yeni nesil ticaret anlaşmalarının önemli unsurları hâline geldiği kaydedildi. Farklı standartların ve menşe kurallarının oluşturduğu karmaşık yapının özellikle KOBİ’ler ve küçük ekonomiler açısından uyum sorunlarına yol açabildiği belirtilerek, daha kapsayıcı ve kalkınma odaklı bir uluslararası ticaret sisteminin önemine dikkat çekildi.

VERİ VE TİCARİ İSTİHBARATIN ROLÜ

Bildirgede, günümüzde karar vericilerin karşı karşıya olduğu temel meselenin veri eksikliğinden çok veri bolluğunu doğru analiz edebilmek olduğu belirtildi. Ticari verinin yalnızca mevcut durumu ortaya koyan değil, farklı senaryoları öngörerek karar süreçlerini destekleyen bir yapıya dönüşmesi gerektiği ifade edildi. Kongrede ele alınan rekabet istihbaratının ekonomik analizin yerine geçen değil, onu tamamlayan bir karar kapasitesi olduğu kaydedildi. Gelecekte rekabet avantajının yalnızca daha fazla veriye sahip olmaktan değil, farklı olasılıklara yönelik kararları önceden hazırlayabilmekten kaynaklanacağı belirtildi.

YEŞİL VE DİJİTAL DÖNÜŞÜM

Sonuç Bildirgesi’nde yeşil ve dijital dönüşümün küresel ticaretin temel unsurları arasına girdiği belirtildi. Çevresel verilerin ticari süreçlerin bir parçası hâline geldiğine dikkat çekilirken tek pencere sistemleri, dijital gümrükler ve elektronik belgelerin yeni ticaret altyapısında daha önemli bir rol üstleneceği ifade edildi. Farklı sistemlerin ortak standartlar üzerinden birbiriyle çalışabilmesinin önemine işaret edilerek, özellikle KOBİ’lerin dönüşüm sürecinin dışında kalmaması için erişilebilir ve uygulanabilir çözümlerin geliştirilmesi gerektiği kaydedildi.

FİNANSMAN VE SİGORTA

Kongrede finansman ve sigortanın küresel ticaretin dönüşümündeki rolü de değerlendirildi. Sigortanın yalnızca zarar sonrasında devreye giren bir mekanizma olmadığı, risk paylaşımı ve yatırımların finansmanı açısından stratejik önem taşıdığı ifade edildi. Güvenilir risk verilerinin sigorta kapasitesini, sigorta kapasitesinin ise yatırımları desteklediği belirtilerek, afetlere ve ekonomik şoklara karşı kamu ve özel sektör işbirliğinin geliştirilmesi gerektiği vurgulandı.

‘DÜĞÜM EKONOMİSİ’ FIRSATI

Bildirgede, küresel ticarette yaşanan dönüşümün Türkiye açısından önemli fırsatlar oluşturduğu belirtildi. Türkiye’nin farklı ekonomik ve siyasi güç merkezleri arasında bağlantı kurabilecek bir konumda bulunduğuna dikkat çekilerek, ülkenin yalnızca bir geçiş noktası olarak değil, malın, hizmetin, sermayenin ve insanın dolaşımını kolaylaştıran bir ‘düğüm ekonomisi’ olarak konumlanmasının önemine işaret edildi. Türkiye’nin bu konumunu güçlendirmesinin; işleyen hukuk sistemi, güvenilir tahkim, öngörülebilir düzenlemeler ve uluslararası standartlarla uyumlu bir ticari altyapıdan geçtiği ifade edildi.

KÜRESEL TİCARET MERKEZLERİ ENDEKSİ

Kongrede DÜPA tarafından geliştirilen ‘Küresel Ticaret Merkezleri Endeksi’ne ilişkin çalışmalar da paylaşıldı. Endeksin ülkelerin yalnızca gerçekleştirdikleri ticaret hacmini değil, küresel ticaret merkezi olma kapasitelerini değerlendirmeyi de amaçladığı bildirildi. Çalışmada bağlantısallık, kurumsal kalite, beşeri sermaye, lojistik, dijital ve finansal kapasite ile sürdürülebilirlik gibi göstergelerin birlikte ele alındığı belirtildi. Pilot çalışmanın ilk bulgularının ekonomik büyüklüğün tek başına küresel ticaret merkezi olmak için yeterli olmadığını, kurumsal kalite ve beşeri sermayenin önemli rol oynadığını gösterdiği ifade edildi.