İSO Başkanı Bahçıvan, küresel ekonomi, finans piyasaları ve sanayinin geleceğine ilişkin değerlendirmelerinde savunma sanayisindeki modelin yüksek katma değer, teknoloji ve koordinasyon açısından önemli bir örnek oluşturduğunu vurguladı. Bahçıvan’a göre bu modelin diğer sektörlere taşınması, Türkiye’nin rekabet gücünü artırabilecek temel adımlardan biri konumunda bulunuyor.
KÜRESEL DENGELER VE FAİZ BEKLENTİLERİ
Dünyadaki jeopolitik dengelerin hızlı ve çok boyutlu şekilde değiştiğini ifade eden Bahçıvan, son gelişmelerin ABD’de faiz indirimlerine yönelik beklentilerde temkinli olunması gerektiğini gösterdiğini söyledi. Bahçıvan, küresel finans piyasalarının önümüzdeki aylarda her yöne açık bir stres testinden geçeceğini belirterek, 2026 yılında ABD kaynaklı gelişmelerin diğer piyasalara etkisinin yakından izleneceğini kaydetti.
CDS VE FİNANSMAN MALİYETLERİ
Türkiye’nin yurt dışından borçlanırken ödediği faiz oranlarının zaman içinde düşmesinin ülke ekonomisi açısından olumlu olacağını vurgulayan Bahçıvan, 5 yıllık kredi risk primi CDS oranlarının 700’lerden 200’lere gerilemesinin önemine dikkat çekti. Bu sürecin hızlanmasının Türkiye’nin pozitif görünümünü güçlendireceğini ifade etti.
AB İLE GÜMRÜK BİRLİĞİ VURGUSU
Avrupa Birliği ile Gümrük Birliği’nin tüm boyutlarıyla yeniden ele alınması gerektiğini belirten Bahçıvan, her sektörün kendi durum analizini yapacağı, güncel risk ve fırsatları içeren yeni bir Gümrük Birliği çalışmasına ihtiyaç olduğunu dile getirdi.
TÜRKİYE–ABD TİCARETİ İÇİN FIRSAT DÖNEMİ
Bahçıvan, Türkiye ile ABD arasındaki ilişkilerin olumlu seyretmesinin ikili ticarete de yansıyacağını belirterek, ABD’nin Türkiye için önemli bir fırsat ülkesi olduğunu söyledi. ABD yönetiminin müzakere ve pazarlık odaklı bir strateji izlediğini kaydeden Bahçıvan, sektörlerin bu süreci doğru analiz ederek değerlendirmesi gerektiğini vurguladı.
COP31 VE YATIRIM POTANSİYELİ
Türkiye’nin Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi kapsamındaki COP31’e ev sahipliği yapacak olmasının önemli bir fırsat sunduğunu belirten Bahçıvan, bunun özellikle Avrupa’dan yatırım çekilmesi açısından değerli bir imkan oluşturacağını ifade etti.
ENFLASYON VE SANAYİ ÜZERİNDEKİ YÜK
Finansal istikrarın bozulmasının enflasyonu tetiklediğini ve bunun bedelinin ağır olduğunu söyleyen Bahçıvan, sanayinin bu süreçten en fazla etkilenen kesimlerden biri olduğunu kaydetti. Bahçıvan, mevcut sürecin ciddi zaman, sabır ve katkı gerektiren bir tedavi dönemi olduğunu dile getirdi.
VERİMLİLİK VE REKABET MESAJI
Sanayi sektörünün kendini yeniden değerlendirmesi gerektiğini vurgulayan Bahçıvan, verimlilik ve yapılan işin dünya rekabetinde karşılık bulabilmesinin artık kaçınılmaz bir gereklilik olduğunu söyledi.
2026 İÇİN YAPISAL REFORM ÇAĞRISI
2026 yılını yapısal reformlar için bir fırsat dönemi olarak gördüklerini belirten Bahçıvan, geçmişte bazı sektörlerde kapasite fazlası ve verimsiz yatırımlar oluştuğunu hatırlattı. Hızla değişen küresel rekabet ortamında, Türkiye’nin hangi alanlarda başarılı olabileceğinin artık netleştiğini ifade etti.
SAVUNMA SANAYİSİ MODELİ ÖNE ÇIKIYOR
Savunma sanayisindeki başarıya dikkat çeken Bahçıvan, “Savunma sanayisinin başarı hikayesinde bütüncül bir yaklaşım var. Buradaki başarı hikayesini, bu doğru modeli Türkiye'nin diğer sektörlerine de taşımamız gerekiyor. Yüksek katma değerli diğer sektörlerde de aynı hikaye, aynı ivme yakalanabilmeli.” dedi.
SANAYİNİN BÖLGESEL YAYILIMI
Türkiye’nin doğusu, güneyi ve kuzeyini kapsayan yeni sanayi alanı çalışmalarına değinen Bahçıvan, sanayinin bölgelere dengeli şekilde dağılmasının hem maliyetleri düşüreceğini hem de sosyoekonomik açıdan daha dengeli bir büyüme sağlayacağını vurguladı. Bu sürecin, Türkiye sanayisinin kaliteli büyümesine ve uzun vadeli rekabet gücüne katkı sunacağını ifade etti.