Pazar11 Ekim 202617:16İSTPİYASAKAPALI

Göçmen kuşlardan 8 bin kene toplandı! İstanbul'da dikkat çeken bilimsel bulgu

İstanbul'da göçmen kuşlar üzerinde yapılan bilimsel araştırmada, Asya uzun boynuzlu kenesinin bölgede yerleşik hale gelmiş olabileceğine ilişkin bulgular elde edildi. UCLA ve dört Türk üniversitesinin yürüttüğü projede, yaklaşık 8 bin kene üzerinden KKKA ve diğer hastalık etkenleri araştırılıyor.

İstanbul Ticaret Gazetesi

Yayınlanma

Paylaş
Göçmen kuşlardan 8 bin kene toplandı! İstanbul'da dikkat çeken bilimsel bulgu

Türkiye ile ABD'den bilim insanları, göçmen kuşların kıtalar arasında taşıdığı kenelerin olası salgın risklerini araştırmak için kapsamlı bir çalışma yürütüyor. İstanbul'da gerçekleştirilen araştırmada, 2025 yılında yaklaşık 10 bin kuş halkalanırken 8 bin civarında kene toplandı. Laboratuvar incelemelerinde Asya uzun boynuzlu kenesinin İstanbul'da yaşam döngüsünü sürdürebildiğine işaret eden bulgulara ulaşılırken bilim insanları, Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) başta olmak üzere viral ve bakteriyel hastalık etkenlerini inceliyor.

İSTANBUL'DA YENİ KENE TÜRÜNE İLİŞKİN DİKKAT ÇEKEN BULGU

İstanbul'da göçmen kuşlar üzerinde yürütülen uluslararası bilimsel araştırmada, halk sağlığı açısından takip edilmesi gereken önemli bir bulgu elde edildi.

Doğu Asya kökenli istilacı bir tür olan Asya uzun boynuzlu kenesinin, İstanbul'da yalnızca göçmen kuşlar tarafından taşınmadığı, bölgede yaşam döngüsünü sürdürebiliyor olabileceği belirlendi.

Bilimsel adı Haemaphysalis longicornis olan kene türü, Türkiye'de ilk kez 2024 yılında İstanbul'da tespit edilmişti. Bu bulguya ilişkin araştırma 2025 yılında yayımlandı.

Yeni çalışmada ise göçmen kuşların üzerinde aynı türün larva ve nimf evrelerine rastlandı. Ayrıca araştırma bölgesindeki bitki örtüsünde de nimf evresindeki örnekler tespit edildi.

Araştırmacılar, bu bulguların Asya uzun boynuzlu kenesinin İstanbul'da yerel bir popülasyon oluşturmuş olabileceğine işaret ettiğini belirtti.

Ancak söz konusu kene türünün bölgede görülmesi, yeni bir salgının başladığı veya bu kenelerin belirli bir hastalığı taşıdığının kesinleştiği anlamına gelmiyor.

UCLA VE DÖRT TÜRK ÜNİVERSİTESİNDEN ORTAK ARAŞTIRMA

Göçmen kuşların taşıdığı keneler üzerindeki bilimsel çalışma, Kaliforniya Üniversitesi Los Angeles (UCLA) ile Türkiye'deki dört üniversitenin işbirliğiyle yürütülüyor.

Koç Üniversitesi İş Bankası Enfeksiyon Hastalıkları Araştırma Merkezi (KUISCID) koordinasyonundaki projede Koç Üniversitesi, İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa, Marmara Üniversitesi ve Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesinden araştırmacılar görev alıyor.

Bilim insanları, Afrika ile Avrupa arasında göç eden kuşların taşıdığı keneler aracılığıyla hastalık etkenlerinin kıtalar arasında nasıl hareket edebildiğini araştırıyor.

2025 yılının mart ayında başlayan proje, özellikle Kırım Kongo Kanamalı Ateşi virüsü başta olmak üzere farklı viral ve bakteriyel etkenlerin belirlenmesine odaklanıyor.

Araştırmanın uzun vadeli hedefi, hastalık etkenlerinin yeni bölgelere ulaşma potansiyelini inceleyerek gelecekte ortaya çıkabilecek halk sağlığı risklerinin daha erken tespit edilmesine katkı sağlamak.

GÖÇMEN KUŞLARDAN YAKLAŞIK 8 BİN KENE TOPLANDI

İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Ormancılık Meslek Yüksekokulu Ormancılık Bölümü Avcılık ve Yaban Hayatı Programı Başkanı Öğr. Gör. Dr. Ergün Bacak, proje kapsamında yürütülen saha çalışmalarına ilişkin bilgiler paylaştı.

Araştırmanın 2025 yılının mart ayında başladığını belirten Bacak, İstanbul Avcılar'daki Kuş Halkalama İstasyonu'nda göçmen kuşların düzenli olarak incelendiğini söyledi.

Bacak, geçen yıl yaklaşık 10 bin kuşun halkalandığını ve kuşların üzerinde bulunan yaklaşık 8 bin kenenin toplandığını açıkladı.

Çalışmaların iki yıldır düzenli olarak sürdürüldüğünü ifade eden Bacak, şu değerlendirmeyi yaptı:

"İki yıldır kuşlardan düzenli olarak kene topluyoruz. Geçtiğimiz yıl 10 bin civarında kuş halkaladık ve kuşların üzerinden yaklaşık 8 bin kene topladık. Kuşlar sadece kendileri göç etmiyor, üzerlerinde taşıdıkları parazitleri, özellikle keneleri de bir kıtadan başka bir kıtaya taşıyabiliyor. Dolayısıyla kuşların üzerinde hangi kenelerin bulunduğunu ve bu kenelerin hangi hastalık etkenlerini taşıdığını bilmek önemli."

İSTANBUL'DA GÖÇMEN KUŞLAR NASIL İNCELENİYOR?

Araştırma kapsamında Afrika ile Avrupa arasındaki göç yollarını kullanan kuşlar, İstanbul Avcılar'daki Kuş Halkalama İstasyonu'nda inceleniyor.

Göç sırasında istasyonda yakalanan kuşlar, araştırmacılar tarafından halkalama işleminden geçiriliyor.

Bu işlem sırasında kuşların üzerinde kene bulunup bulunmadığı kontrol ediliyor.

Tespit edilen keneler dikkatle toplanırken hangi kenenin hangi kuş türünden alındığı kayıt altına alınıyor.

İncelemeleri tamamlanan kuşlar daha sonra yeniden doğal yaşam alanlarına bırakılıyor.

Toplanan keneler ise canlı halde laboratuvarlara ulaştırılarak detaylı incelemeye alınıyor.

KENELER HAFTADA İKİ KEZ LABORATUVARA GÖNDERİLİYOR

İstanbul'daki göçmen kuşlardan toplanan keneler, haftada iki kez canlı olarak Marmara Üniversitesine ulaştırılıyor.

Laboratuvara getirilen örnekler öncelikle mikroskop altında morfolojik incelemeden geçiriliyor.

Araştırmacılar, kenelerin fiziksel özelliklerini değerlendirerek hangi cins ve türe ait olduklarını belirliyor.

Her örneğin hangi kuş üzerinden alındığı bilgisi de kayıt altına alınıyor.

Tür tanımlaması tamamlanan keneler, daha sonra hastalık etkenlerinin araştırılması amacıyla hazırlanıyor.

Öğr. Gör. Dr. Ergün Bacak, kenelerin canlı olarak laboratuvara ulaştırılmasının özellikle RNA virüslerinin araştırılması açısından önem taşıdığını belirtti.

KIRIM KONGO KANAMALI ATEŞİ VİRÜSÜ ARAŞTIRILIYOR

Uluslararası projenin temel araştırma başlıklarından birini Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) oluşturuyor.

Araştırmacılar, KKKA ile ilişkili kene türlerinin göçmen kuşlar aracılığıyla farklı coğrafyalara taşınıp taşınmadığını ve bu kenelerde hangi hastalık etkenlerinin bulunabileceğini inceliyor.

İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Öğretim Görevlisi Dr. Ergün Bacak, KKKA açısından Hyalomma türlerinin önemine dikkat çekti.

Ancak çalışma yalnızca bu kene grubuyla sınırlandırılmıyor.

Araştırmacılar, kuşların üzerinde bulunan Ixodes ve Haemaphysalis gibi farklı kene türlerini de topluyor.

Bacak, bu yaklaşımın nedenini şöyle anlattı:

"KKKA bizim için çok önemli. Çünkü bu hastalıkla ilişkili Hyalomma türleri var. Biz ise sadece Hyalomma'ları toplamıyoruz. Kuşların üzerinde bulunan Ixodes ve Haemaphysalis gibi farklı kene türlerini de topluyoruz. Çünkü hangi kenenin hangi hastalık etkenini taşıdığını önceden bilemeyiz."

BİLİM İNSANLARI SALGIN RİSKLERİNİ ÖNCEDEN BELİRLEMEYİ HEDEFLİYOR

Araştırmanın temel amacı, hastalık ortaya çıktıktan sonra inceleme yapmak yerine hastalık etkenlerinin hareketini daha erken aşamada tespit edebilmek.

Öğr. Gör. Dr. Ergün Bacak, göçmen kuşların yalnızca kendilerinin değil, üzerlerindeki parazitlerin de kıtalar arasında taşınmasına aracılık edebildiğini belirtti.

Bacak, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

"Bizim burada yapmaya çalıştığımız şey bir hastalık ortaya çıktıktan sonra onu araştırmak değil. Daha erken dönemde, hangi etkenlerin nereden nereye taşındığını görmeye çalışıyoruz."

Göçmen kuşların üzerinde taşınan bazı kenelerin hastalık etkenlerini de barındırabileceğini ifade eden Bacak, bu nedenle farklı kene türlerinin birlikte incelendiğini söyledi.

"Olası bir salgın riskini önceden anlamak açısından bu çalışma çok önemli. Bugün KKKA üzerinde duruyoruz ama yarın başka viral veya bakteriyel hastalık etkenleriyle karşılaşabiliriz."

Bacak, kuşların, kenelerin, hastalık etkenlerinin ve insan sağlığının birbirinden bağımsız değerlendirilemeyeceğini vurguladı.

Ekosistemin bir bütün olarak ele alınması gerektiğini belirten Bacak, kenelerde bulunan hastalık etkenlerinin insanlara ulaşma ihtimalinin de araştırıldığını ifade etti.

KENELERDEKİ HASTALIK ETKENLERİ HARİTALANDIRILABİLECEK

Marmara Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Temel Sağlık Bilimleri Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ayşen Gargılı Keleş, projenin farklı üniversitelerin daha önce gerçekleştirdiği ortak araştırmaların devamı niteliğinde olduğunu belirtti.

Keleş, kenelerin birer vektör olarak farklı canlılar arasında hastalık etkenlerinin taşınmasında rol oynayabildiğini söyledi.

Göçmen kuşların da bu süreçte önemli taşıyıcılar olabildiğine dikkat çekti.

Araştırmanın önemli bölümünün tamamlandığını ve son aşamaya gelindiğini belirten Keleş, elde edilen verilerin yalnızca kene türlerini belirlemek için kullanılmayacağını vurguladı.

"Hangi kuş türünün hangi keneyi taşıdığını, bu kenelerin hangi bölgelerde bulunduğunu ve hangi patojenleri taşıdığını birlikte değerlendirmek istiyoruz."

Keleş, araştırma sonucunda herhangi bir riskin belirlenmesi halinde bu riskin haritalandırılabileceğini, gerekli planlamaların yapılabileceğini ve ilgili kurumlarla paylaşılabileceğini ifade etti.

ASYA UZUN BOYNUZLU KENESİ İSTANBUL'DA YERLEŞİK HALE Mİ GELDİ?

Marmara Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Temel Sağlık Bilimleri Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Gürkan Akyıldız, çalışma sırasında Asya uzun boynuzlu kenesine ilişkin dikkat çekici bulgular elde ettiklerini açıkladı.

Bilimsel adı Haemaphysalis longicornis olan tür, ilk olarak 2024 yılında İstanbul'da tespit edildi.

Akyıldız, bu ilk bulguya ilişkin araştırmanın 2025 yılında yayımlandığını hatırlattı.

UCLA ile yürütülen proje kapsamında daha önce göçmen kuşlardan toplanan kene örneklerinin geriye dönük olarak yeniden incelendiğini belirten Akyıldız, Asya uzun boynuzlu kenesinin larva ve nimf evrelerinin de tespit edildiğini söyledi.

Araştırmacılar, kuşların üzerindeki örneklerin yanı sıra bölgede bulunan bitki örtüsünde de aynı türün nimf evresine rastladı.

Bu bulgular, söz konusu kenenin İstanbul'da yalnızca geçici olarak bulunmadığına, yerel yaşam döngüsünü sürdürebildiğine işaret ediyor.

ASYA UZUN BOYNUZLU KENESİNE İLİŞKİN ARAŞTIRMA YAYIMLANDI

Dr. Gürkan Akyıldız, yeni kene türüne ilişkin elde edilen sonuçların uluslararası bilimsel yayına dönüştürüldüğünü belirtti.

Araştırmada Asya uzun boynuzlu kenesinin kuşlar üzerinde farklı gelişim evrelerinde bulunduğu ve çevredeki bitki örtüsünde de tespit edildiği ortaya konuldu.

Akyıldız, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

"Bizim çalışmamızın önemli tarafı, daha önce Türkiye'de tespit edilmiş olan bu türün İstanbul'da artık yerleşik hale geldiğine ilişkin kanıtları ortaya koyması. Bu çalışmayla ilgili makalemiz de Parasites & Vectors dergisinde yayımlandı."

11 Eylül 2026'da yayımlanan bilimsel araştırma, İstanbul'un Avrupa Yakası'nda bu kene türünün yerleşik bir popülasyon oluşturmuş olabileceğini destekleyen bulgular içeriyor.

Araştırmada kuşlar üzerindeki örneklerin yanı sıra çevreden toplanan kenelerin incelenmesi, türün bölgedeki varlığının değerlendirilmesi açısından önem taşıyor.

ASYA UZUN BOYNUZLU KENESİ HANGİ HASTALIKLARI TAŞIYOR?

Doğu Asya kökenli olan Asya uzun boynuzlu kenesi, farklı coğrafyalarda yerleşebilen istilacı bir tür olarak biliniyor.

Dr. Gürkan Akyıldız, bu kene türünün taşıyabileceği hastalık etkenleri açısından yakından izlenmesi gerektiğini ifade etti.

Ancak araştırmacılar, İstanbul'da bulunan örneklerin belirli bir hastalık etkenini taşıdığının henüz gösterilmediğine dikkat çekiyor.

Akyıldız, bu konudaki değerlendirmesinde şunları söyledi:

"Bizim için önemli olan nokta, Türkiye'de yeni yerleşmiş olan bu kenenin burada hangi hastalık etkenlerini taşıyabileceğini ortaya koymak. Burada hemen bu kenenin şu hastalığı taşıdığını söylemek doğru olmaz. Bizim yapmaya çalıştığımız şey zaten bunu araştırmak."

Bilim insanları, kenenin bölgede bulunmasının hastalık bulaştırdığı anlamına gelmediğini, asıl önemli konunun hangi viral veya bakteriyel etkenleri taşıyabileceğinin belirlenmesi olduğunu vurguluyor.

ARAŞTIRMA ERKEN UYARI SİSTEMİ GİBİ ÇALIŞIYOR

Koç Üniversitesi İş Bankası Enfeksiyon Hastalıkları Araştırma Merkezi Kurucu Direktörü ve enfeksiyon hastalıkları uzmanı Prof. Dr. Önder Ergönül, projenin temel hedeflerine ilişkin açıklamalarda bulundu.

Ergönül, araştırmanın önemli sorularından birinin Kırım Kongo Kanamalı Ateşi virüsünün Türkiye'de neden ve nasıl ortaya çıktığını anlamak olduğunu söyledi.

ABD'deki UCLA araştırmacılarıyla Türkiye'deki ekiplerin çalışmalarını sistematik hale getirdiğini belirten Ergönül, kuşların düzenli takip edilmesi, kenelerin toplanması, türlerinin belirlenmesi ve laboratuvar ortamında incelenmesi üzerine kurulu bir sistem oluşturduklarını anlattı.

Prof. Dr. Ergönül, araştırmanın yalnızca mevcut hastalıkları incelemekle sınırlı kalmadığını vurgulayarak şu ifadeleri kullandı:

"Biz Afrika kökenli kuşlarla gelen kenelerde hangi virüslerin olduğunu görmek istiyoruz. Bunları Türkiye'deki virüslerle karşılaştırmak istiyoruz. Acaba kuşlar yeni bir virüs veya yeni bir virüs tipi getiriyor mu? Eğer getiriyorsa bu etken nerede yayılıyor? Bunları ortaya koymak istiyoruz."

Ergönül, bu nedenle yürütülen çalışmayı olası salgın risklerini önceden belirlemeye yönelik bir erken uyarı sistemi olarak değerlendirdi.

İSPANYA'DAKİ 2016 KKKA VAKALARINA DİKKAT ÇEKİLDİ

Prof. Dr. Önder Ergönül, göçmen kuşların hastalık etkenlerinin farklı coğrafyalara taşınmasındaki rolüne ilişkin İspanya örneğini hatırlattı.

2016 yılında İspanya'da Kırım Kongo Kanamalı Ateşi vakalarının ortaya çıktığını belirten Ergönül, Afrika'dan gelen göçmen kuşların taşıdığı kenelerin bu süreçteki rolüne ilişkin bulgulara dikkat çekti.

Göçmen kuşların üzerlerinde bulunan keneleri farklı bölgelere taşıyabilmesinin, hastalıkların yayılma dinamiklerini anlamak açısından önemli olduğunu söyledi.

Ergönül, araştırmanın yalnızca KKKA virüsünü tespit etmeye odaklanmadığını belirterek daha önce bilinmeyen virüslerin de araştırıldığını ifade etti.

"Biz sadece Kırım Kongo'yu aramıyoruz. Daha önce bilmediğimiz başka virüsleri de bulabiliriz. Bu nedenle yaptığımız çalışma aslında bir anlamda erken uyarı sistemi gibi çalışıyor."

ARAŞTIRMANIN KAPSAMLI SONUÇLARI 2026 SONUNDA BEKLENİYOR

KUISCID Kurucu Direktörü Prof. Dr. Önder Ergönül, yaklaşık iki yıldır devam eden saha ve laboratuvar çalışmalarıyla önemli miktarda veri toplandığını belirtti.

Araştırmada 2025 yılında başlayan örnek toplama faaliyetleri, kuşların göç dönemlerine göre farklı mevsimlerde sürdürüldü.

İlkbaharda Avrupa'ya, sonbaharda ise Afrika'ya göç eden kuşlardan elde edilen örneklerin karşılaştırılmasıyla daha kapsamlı bir veri seti oluşturulması hedefleniyor.

Ergönül, kuşlar ve kenelerle ilgili daha ayrıntılı sonuçların 2026 yılının sonuna kadar ortaya konulmasının planlandığını açıkladı.

Çalışmadan elde edilen verilerin, hastalık etkenlerinin hareketinin erken dönemde izlenmesine katkı sağlaması bekleniyor.

Prof. Dr. Ergönül, "Bizim amacımız bir hastalık çıktıktan sonra onun peşinden gitmek değil. Daha ortaya çıkmadan önce riskleri görebilmek. Kuşları, keneleri ve taşıdıkları etkenleri düzenli olarak izleyebilirsek gelecekte ortaya çıkabilecek hastalıkları daha erken fark etme şansımız olabilir." ifadelerini kullandı.

KENELERİN DNA VE RNA'SI LABORATUVARDA İNCELENİYOR

KUISCID'den Doç. Dr. Mert Ahmet Kuşkucu, keneler üzerinde yürütülen moleküler analizlerin ayrıntılarını anlattı.

Marmara Üniversitesinde tür tanımlaması yapılan kenelerin daha sonra Koç Üniversitesi KUISCID laboratuvarlarına ulaştırıldığını belirten Kuşkucu, örneklerin viral ve bakteriyel etkenler açısından incelendiğini söyledi.

Araştırmada öncelikle kenelerden DNA ve RNA gibi nükleik asitler çıkarılıyor.

Ardından zenginleştirme ve kütüphane hazırlama işlemleri yapılıyor.

Bu aşamaları dizileme çalışmaları takip ediyor.

Elde edilen genetik veriler, biyoinformatik analizlerle değerlendirilerek örneklerde hangi viral veya bakteriyel etkenlerin bulunabileceği araştırılıyor.

Kuşkucu, kullanılan ileri teknoloji sayesinde yalnızca tek bir hastalık etkeninin değil, daha geniş bir mikroorganizma grubunun taranabildiğini belirtti.

BİR KENE ÖRNEĞİNİN ANALİZİ 1,5 AY SÜREBİLİYOR

Doç. Dr. Mert Ahmet Kuşkucu, moleküler analiz sürecinin birden fazla aşamadan oluştuğunu ifade etti.

Kenelerden alınan örnekler üzerinde gerçekleştirilen DNA ve RNA çıkarma, zenginleştirme, dizileme ve biyoinformatik analiz işlemleri, hastalık etkenlerinin belirlenmesi amacıyla kullanılıyor.

Kuşkucu, "Bir örneğin baştan sona analiz edilip sonuçlandırılması yaklaşık bir ila bir buçuk ay sürebiliyor." dedi.

Araştırmanın öncelikli hedefinin KKKA virüsünü incelemek olduğunu ancak bununla sınırlı kalmadıklarını belirten Kuşkucu, farklı viral ve bakteriyel hastalık etkenlerinin de araştırıldığını vurguladı.

İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ KENE TÜRLERİNİN DAĞILIMINI ETKİLEYEBİLİYOR

Doç. Dr. Mert Ahmet Kuşkucu, iklim değişikliğinin göçmen kuşların hareketleri ve bazı kene türlerinin coğrafi dağılımları üzerindeki etkilerine de dikkat çekti.

İklim koşullarındaki değişimlerin kuşların göç güzergahlarında ve hastalık etkenlerini taşıyabilen canlıların yayılım alanlarında farklılıklara neden olabildiğini belirtti.

Bu nedenle göçmen kuşlarla taşınan kenelerin düzenli olarak takip edilmesinin önem taşıdığını ifade etti.

Kuşkucu, açıklamasında şu değerlendirmeyi yaptı:

"Yeni bir kene türünün Türkiye'de yerleştiğini görmek bizim için önemli bir erken uyarı. Çünkü o türün hangi viral veya bakteriyel etkenleri taşıyabileceğini bilmemiz gerekiyor. Biz bu nedenle yalnızca bugün bildiğimiz hastalıklara bakmıyoruz. Örneklerde başka etkenler var mı, bunu da araştırıyoruz."

İNSAN, HAYVAN VE ÇEVRE SAĞLIĞI BİRLİKTE DEĞERLENDİRİLİYOR

Uluslararası araştırma, insan sağlığı, hayvan sağlığı ve çevre sağlığını birlikte ele alan "Tek Sağlık" (One Health) yaklaşımı kapsamında yürütülüyor.

Bilim insanları, göçmen kuşların ekolojik sistemdeki rolünü, üzerlerinde taşıdıkları keneleri ve bu kenelerde bulunabilecek hastalık etkenlerini bir bütün olarak değerlendiriyor.

Araştırmada farklı mevsimlerde ve yıllarda toplanan örneklerin karşılaştırılmasıyla hastalık etkenlerinin coğrafi hareketine ilişkin daha kapsamlı bilgiler elde edilmesi amaçlanıyor.

Elde edilecek sonuçların, olası risklerin haritalandırılmasına ve ilgili kurumlarla paylaşılmasına katkı sağlaması hedefleniyor.

Böylece araştırma, mevcut hastalıkların izlenmesinin yanı sıra gelecekte ortaya çıkabilecek risklere karşı bilimsel hazırlık yapılmasına yönelik veri oluşturmayı amaçlıyor.

METE DİRİCE

METE DİRİCE

İstanbul Ticaret Gazetesi – Genel Yayın Yönetmeni