Cuma16 Ekim 202610:30İSTPİYASAAÇIK

Finansmanda iyileşme kademe kademe hızlanacak

Enflasyonun yüzde 30’un altına inmesiyle Merkez Bankası’nın faiz indirimi için hareket alanı genişledi. Yabancı kuruluşlar bu ay 100 baz puanlık indirim beklerken, KOBİ kredilerinde büyüme sınırının yükseltilmesi ve bankaların likiditesine yönelik düzenlemelerle reel sektörün finansman koşullarında iyileşme öngörülüyor. Uzmanlar finansmana erişimde ilk normalleşmenin KOBİ’ler, ihracatçılar ve yatırım finansmanına ihtiyaç duyan şirketlerde görülmesini beklerken, ticari kredi faizlerinde asıl rahatlama için 2027’nin ilk yarısını işaret ediyor.

Yayınlanma

Paylaş
Finansmanda iyileşme kademe kademe hızlanacak

Eylül ayı enflasyon rakamlarının beklentilerin altında gelmesiyle birlikte Merkez Bankası’ndan parasal gevşeme beklentileri güçlendi. TÜFE eylülde aylık yüzde 1.84 artarken yıllık enflasyon yüzde 29.73’e geriledi. Böylece yıllık enflasyon Kasım 2021’den bu yana ilk kez yüzde 30’un altına indi. Enflasyondaki bu gelişme, dezenflasyon sürecinde önemli bir eşik olarak öne çıkarken, para politikasının önümüzdeki dönemde nasıl şekilleneceğine ilişkin beklentileri de güçlendirdi.

100 BAZ PUAN İNDİRİM MASADA
Enflasyon görünümündeki iyileşmenin ardından piyasaların odağı, Merkez Bankası’nın 22 Ekim’deki Para Politikası Kurulu toplantısına çevrildi. Faiz kararı öncesinde yabancı finans kuruluşlarının tahminleri ayrışırken, ekim ayında yayımlanan değerlendirmelerde üç kurum 100 baz puanlık indirim öngördü. Goldman Sachs ise politika faizinin sabit tutulmasını bekliyor. Kurumların son tahminleri şöyle:

Citi: 100 baz puanlık faiz indirimi bekliyor. Yılsonu politika faizi tahminini yüzde 35’te koruyor.

Commerzbank: Politika faizinde 100 baz puanlık indirim öngörüyor.

BBVA: Ekim toplantısında 100 baz puanlık indirim bekliyor. Dış koşullarda yeni bir bozulma yaşanmaması halinde aralık ayında da benzer büyüklükte indirim öngörüyor.

Goldman Sachs: Faiz indirimi için henüz erken olduğunu değerlendirerek, politika faizinin yüzde 37’de sabit tutulacağını öngörüyor.

İŞLETMELERE KREDİ ALANI
Faiz kararına yönelik beklentiler gündemdeki yerini korurken, Merkez Bankası’nın ekim başında attığı adımlar da reel sektörün finansman imkanları açısından önem kazandı. KOBİ kredilerindeki aylık büyüme sınırını yüzde 4.5’ten yüzde 5’e yükselten TCMB, Türk lirası zorunlu karşılıklardaki bloke tesis oranlarında da indirime gitti. Böylece bankaların likidite yönetiminin desteklenmesi ve işletmelere daha fazla kredi alanı açılması amaçlandı.

Söz konusu düzenlemeleri değerlendiren Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek de makroihtiyati adımlarla finansal sisteme ve reel ekonomiye destek verdiklerini belirtti. Kredi büyüme sınırındaki artış ve zorunlu karşılıklardaki esnekliğin bankaların likidite yönetimini güçlendireceğini vurgulayan Şimşek, bu sayede KOBİ’lerin finansmana erişiminin kolaylaşacağını söyleyerek, dezenflasyon sürecini gözeterek hedefli ve seçici adımları sürdüreceklerinin de altını çizdi.

Yeni düzenlemeler özellikle işletme sermayesi ve yatırım finansmanına ihtiyaç duyan şirketler açısından önem taşırken, faiz indirimlerinin ticari kredi maliyetlerine nasıl yansıyacağı da merak konusu oldu. İş dünyası açısından yalnızca kredi imkanlarının genişlemesi değil, finansman maliyetlerinin ne zaman gerileyeceği de önem taşıyor.

ÇOK HIZLI GEVŞEME BEKLENMİYOR
Ahlatcı Yatırım Araştırma Müdür Yardımcısı Dinçer Kurt, enflasyondaki gerilemenin TCMB’nin faiz indirimi için hareket alanını artırdığını değerlendirdi. Ekim toplantısında 100 baz puanlık indirimi olası senaryo olarak gördüğünü belirten Kurt, bunun yeni ve hızlı bir parasal gevşeme sürecinin başlangıcı şeklinde yorumlanmaması gerektiğini vurguladı. Kurt, şöyle devam etti: “Bu indirimi yeni ve agresif bir gevşeme döngüsünün başlangıcından ziyade dezenflasyonla uyumlu ölçülü bir normalleşme adımı olarak okumak daha doğru olur.”

Merkez Bankası’nın enerji fiyatları, hizmet enflasyonu ve enflasyon beklentileri tarafındaki riskleri gözeterek ilerlemesini beklediğini belirten Kurt, yılsonunda politika faizini yüzde 35 civarında öngördüğünü kaydetti. Kurt, 2027’nin ilk yarısına yönelik tahminini ise yüzde 30-32 bandında koruduğunu bildirdi.

KREDİLERE GECİKMELİ YANSIYACAK
Para politikasındaki olası gevşemenin kredi piyasalarına etkisini de değerlendiren Kurt, ticari kredi faizlerinin politika faizindeki düşüşe aynı hızda tepki vermesini beklemediğini söyledi. Bankaların mevduat maliyetleri, likidite koşulları ve makroihtiyati düzenlemelerin kredi fiyatlamasında önemli rol oynadığını, ilk aşamada faizlerdeki gerilemenin sınırlı kalabileceğini belirten Kurt, şöyle devam etti: “Ticari kredi faizleri tarafında politika faizindeki düşüşün birebir ve eş zamanlı yansımasını beklemiyorum. Kredi maliyetlerindeki düşüşün şirketlerin finansman koşullarına yansımasında bankaların kaynak maliyetleri belirleyici olacak. Faiz indirimlerinin birikimli hale gelmesiyle ticari kredi piyasasında daha belirgin bir iyileşme görülebilir. Bu nedenle politika faizi ile şirketlerin kullandığı kredilerin maliyeti arasında zamanlama bakımından farklılık oluşabilir.”

ASIL RAHATLAMA 2027’DE
Ticari kredi faizlerindeki düşüşün zamanlamasına ilişkin değerlendirmede bulunan Ahlatcı Yatırım Araştırma Müdür Yardımcısı Dinçer Kurt, asıl belirgin rahatlamanın, politika faizindeki indirimlerin birikimli hale geldiği ve fonlama maliyetlerinin aşağı çekildiği 2027’nin ilk yarısında ortaya çıkmasını beklediğini söyledi. Genel kredi faizlerinde de aynı dönemde aşağı yönlü hareket öngördüğünü aktaran Kurt, politika faizindeki düşüşün mevduat ve kredi faizlerine ne ölçüde yansıyacağının önemini koruyacağını vurguladı.

ÖNCELİK REEL SEKTÖRÜN
Finansmana erişimdeki iyileşmenin hangi kesimlerde daha fazla hissedileceğine de değinen Dinçer Kurt, ilk ve daha belirgin rahatlamanın reel sektör tarafında görülmesini beklediğini açıkladı. Özellikle işletme sermayesi ve yatırım finansmanı ihtiyacı bulunan şirketlerin kredi imkanlarındaki gelişmelerden yararlanabileceğini değerlendirdi. Kurt, “Özellikle KOBİ’ler, ihracatçılar ve yatırım finansmanına ihtiyaç duyan şirketler açısından krediye erişimin kademeli biçimde rahatlaması mümkün” dedi. Buna karşılık hanehalkı kredilerinde aynı ölçüde hızlı bir gevşeme öngörmediğini belirten Kurt, finansman koşullarındaki iyileşmenin bütün kredi türlerinde eş zamanlı gerçekleşmesini beklemediğini dile getirdi. TCMB’nin kredi büyüme sınırına yönelik düzenlemesini de bu açıdan değerlendiren Kurt, kararın kredi kanalını tamamen açmaktan ziyade finansal kaynakların yönlendirileceği alanları ortaya koyduğunu söyledi.

YATIRIM İŞTAHINA DESTEK
Ticari kredi faizlerindeki düşüşün yatırımlara etkisini de değerlendiren Kurt, bankaların fonlama maliyetlerinin bu süreçte belirleyici olacağına dikkat çekti. Kurt, “Eğer enflasyon beklentilerindeki iyileşme korunur ve bankaların fonlama maliyeti gerilemeye devam ederse, ticari kredi faizlerinde daha belirgin bir normalleşme görebiliriz. Bu da yatırım iştahını ve işletme sermayesi finansmanını destekleyecektir” dedi.

ÜRETİM VE YATIRIM ODAKLI SEÇİCİ NORMALLEŞME
Merkez Bankası’nın kredi düzenlemelerini de değerlendiren Dinçer Kurt, tüketici kredilerindeki sıkılığın korunmasına karşılık üretim ve işletme sermayesi finansmanına daha fazla alan açılmasının, dezenflasyon süreciyle uyumlu seçici bir yaklaşımı yansıttığını vurguladı. Kurt, “Önümüzdeki dönemin ana teması bana göre geniş çaplı bir kredi genişlemesinden çok, üretim ve yatırım odaklı seçici bir finansal normalleşme olacak” dedi.

YAŞAR KAYA

YAŞAR KAYA

İstanbul Ticaret Gazetesi – Haber Müdürü