Günümüzde şirketler ve kurumlar dijital teknolojiyle hızla dönüşüyor. Bu dönüşümle birlikte gelişen teknolojiye ayak uydurmaya çalışan insanlara yönelik çözümler üreten Yutoriverse, çocukların güvenli dijital ortamlarda öğrenmesini, yetişkinlerin ise teknolojiyle daha bilinçli ve dengeli bir ilişki kurmasına destek olmayı hedefliyor. Yutori ve House of Ma markalarıyla farklı yaş gruplarına hitap eden iki platform geliştiren girişimin kurucusu Ahmet Düzduran, çıkış hikayesini, hedeflerini ve geliştirdikleri ürünleri İstanbul Ticaret’e anlattı.
ANLAM ARAYIŞI
Şirketinizin ismi nereden geliyor? Bu fikir nasıl doğdu?
Şirketimizin ismi, Japonca ‘iç rahatlığı, sakinlik ve baskı altında olmama hali’ anlamlarına gelen Yutori kelimesinden geliyor. ‘Verse’ ise evren anlamındaki ‘universe’ sözcüğünden türettiğimiz bir ifade. Bu nedenle Yutoriverse, yalnızca bir şirket adı değil; insana alan açan, nefes aldıran ve daha anlamlı bir dijital evren fikrini temsil ediyor. Bu fikir, kişisel bir yolculuğun sonucu olarak ortaya çıktı. Yurt dışında çok uluslu bir şirkette makina öğrenimi mühendisi olarak çalıştım. Aynı zamanda yüksek lisans eğitimime devam ederken, insanların hayatına doğrudan dokunabilecek bir değer üretme isteği ağır bastı. Güvenli görünen kariyer yolundan ayrılarak Türkiye’ye dönme kararı almam, Yutoriverse’in doğuşundaki en önemli dönüm noktası oldu. Biz teknolojiyi yalnızca ticari bir araç olarak değil, insanın kendini tanımasına, sakinleşmesine ve hayatla daha derin bir bağ kurmasına yardımcı olabilecek bir alan olarak görüyoruz. Teknolojinin geleceğinin yalnızca daha güçlü algoritmalar üretmekten ibaret olmadığına inanıyoruz. Bize göre asıl önemli olan, bu teknolojilerin insanların hayatına nasıl dokunduğu ve ne kadar değer kattığı. Bu yolculukta en büyük destekçilerimden biri de pazarlama departmanımızın başında yer alan ablam Melike Düzduran oldu. Onun desteği ve emeği, şirketimizin gelişiminde önemli bir rol oynuyor.

AİLELER ÇOCUKLARI TAKİP EDEBİLİYOR
Ürün veya hizmetiniz hakkında bilgi verebilir misiniz?
Ürünlerimizi, insanın teknolojiyle daha güvenli, sakin ve anlamlı bir ilişki kurması fikri üzerine geliştiriyoruz. Bu kapsamda iki temel markamız bulunuyor: Yutori ve House of Ma. Yutori, 4-18 yaş arası çocuklar ve gençler için geliştirdiğimiz yapay zeka destekli eğitici bir platform. Kullanıcılar burada kendi üç boyutlu avatarlarını oluşturabiliyor ve biz bu avatarlara ‘Yutori’ adını veriyoruz. Çocuklar, yaşlarına uygun içeriklerle öğrenirken aynı zamanda keşfetmeye ve soru sormaya teşvik ediliyor. Platformun temel unsurlarından biri de ebeveyn kontrolü. Aileler, çocuklarının dijital deneyimini yakından takip edebiliyor. House of Ma ise yetişkinlere yönelik bir öz farkındalık platformu olarak konumlanıyor. Meditasyon, nefes çalışmaları, günlük tutma, ruh hali takibi ve kişisel ritüeller gibi özelliklerle kullanıcıların kendilerine zaman ayırmalarına yardımcı oluyor.
KİŞİSELLEŞTİRİLMİŞ YAKLAŞIM
Geleneksel yöntemlere göre avantajlarınız neler, yapay zeka ya da makina öğrenmesi gibi ileri teknolojiler kullanıyor musunuz?
En büyük avantajımız, herkese aynı deneyimi sunmak yerine kişiselleştirilmiş bir yaklaşım benimsememiz. Kullanıcının yaşı, ihtiyaçları ve kullanım alışkanlıklarına göre daha uygun ve anlamlı içerikler oluşturmayı hedefliyoruz. Bu noktada yapay zeka ve makina öğrenmesi teknolojileri ürünlerimizin merkezinde yer alıyor. Kendi makina öğrenimi modellerimizi geliştiriyor ve bu alanda aktif Ar-Ge çalışmaları yürütüyoruz. Özellikle mobil cihazların içerisinde çalışan modeller sayesinde veriyi mümkün olduğunca cihaz üzerinde tutabiliyoruz. Bu yaklaşım hem kullanıcı gizliliğini güçlendiriyor hem de üçüncü taraf yapay zeka servislerine bağımlılığı azaltarak uzun vadede önemli maliyet avantajları sağlıyor. Böylece daha güvenli, hızlı ve sürdürülebilir bir teknoloji altyapısı oluşturuyoruz.
OKULLARA KURUMSAL ÇÖZÜMLER
Geliştirdiğiniz ürünün ticari geleceği hakkında neler söylemek istersiniz? Yurt dışından talep var mı?
Geliştirdiğimiz ürünlerin ticari geleceğini oldukça güçlü görüyoruz. Çünkü hem çocuklar için güvenli dijital deneyimlere hem de yetişkinlerin kendilerine zaman ayırabilecekleri kişiselleştirilmiş platformlara yönelik talep giderek artıyor. Yutori tarafında ailelere yönelik abonelik modeli planlarken, aynı zamanda okullar ve eğitim kurumları için kurumsal çözümler üzerinde de çalışıyoruz. Bu nedenle ürünümüzün eğitim teknolojileri alanında önemli bir potansiyel taşıdığına inanıyoruz. Dijital ürün geliştirmenin sağladığı avantajla uygulamalarımızı dünya genelindeki kullanıcılara ulaştırabiliyoruz. Bu nedenle hedefimizi belirli bir bölgeyle sınırlandırmıyor, Yutoriverse’i ilk günden itibaren küresel ölçekte konumlandırıyoruz. Şimdiden farklı ülkelerden kullanıcı ilgisi ve işbirliği talepleri almaya başladık.

DAHA İNSANİ TEKNOLOJİ
Gelecekte farklı alanlarınız olacak mı, hedefleriniz neler?
Yeni alanlara açılmayı hedefliyoruz, ancak bunu yalnızca yeni ürünler geliştirmek olarak görmüyoruz. Yutoriverse’in temelinde teknolojinin insanı yormayan, aksine ona alan açan bir deneyime dönüşmesi fikri yer alıyor. Amacımız; yapay zeka, mobil teknolojiler ve etkileşimli dijital deneyimler alanında derinleşen bir teknoloji şirketi olmak. Çocuklardan yetişkinlere kadar farklı yaş gruplarının öğrenme, kendini ifade etme ve gelişim süreçlerine eşlik eden ürünler geliştirmeyi sürdüreceğiz. Bizim için büyümek sadece kullanıcı sayısını artırmak değil; teknolojinin daha güvenli, bilinçli ve insani kullanılabileceğini göstermek anlamına geliyor. Teknolojiyi yalnızca bir araç olarak değil, insanların hayatına değer katan ve anlam oluşturan bir ekosistem olarak konumlandırıyoruz. Uzun vadede Yutoriverse’i global ölçekte değer üreten güçlü bir teknoloji markasına dönüştürmeyi hedefliyoruz.
Küresel pazarlara Teknopark İstanbul’la hazırlanıyoruz
Teknopark İstanbul’da yer almak hangi faydaları sağlıyor?
Teknopark İstanbul’da bulunmak bizim için yalnızca bir ofis ortamına sahip olmak anlamına gelmiyor. Aynı zamanda teknoloji ve Ar-Ge odaklı güçlü bir ekosistemin parçası olmayı ifade ediyor. Burada yer almak, benzer hedeflere sahip girişimlerle bir araya gelmemizi, bilgi paylaşımında bulunmamızı ve doğru iş bağlantıları kurmamızı kolaylaştırıyor. Ayrıca kurumun teknoloji odaklı yapısı, girişimimize önemli bir kurumsal güvenilirlik de kazandırıyor. Bu ekosistem sayesinde yalnızca ürün geliştirmiyor; aynı zamanda ürünlerimizi ticarileştirme, ölçeklendirme ve küresel pazara hazırlama konusunda da güçlü bir zemin elde ediyoruz.