Salı8 Eylül 202619:22İSTPİYASAKAPALI
DünyaÖne çıkan

Dünya siyasetinde yeni eksen: Kanada ve AB ittifakı güçleniyor

Kanada ile Avrupa Birliği, küresel güç rekabetinin sertleştiği dönemde ticaret, savunma, enerji, kritik mineraller, teknoloji ve ekonomik güvenliği kapsayan ilişkilerini daha ileri bir seviyeye taşımaya hazırlanıyor. Mark Carney ile Ursula von der Leyen'in Strazburg temasları yeni dönemin siyasi mesajını verecek.

İstanbul Ticaret Gazetesi

Yayınlanma

Paylaş
Dünya siyasetinde yeni eksen: Kanada ve AB ittifakı güçleniyor

ABD ile Kanada arasında ticaret geriliminin yeniden tırmandığı, Avrupa Birliği'nin ise Çin'e bağımlılığı azaltmak ve stratejik özerkliğini güçlendirmek için yeni ortaklıklar aradığı dönemde Ottawa-Brüksel hattında dikkat çekici bir yakınlaşma yaşanıyor. Kanada Başbakanı Mark Carney, 16 Eylül'de Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen'in Strazburg'daki konuşmasına katılacak, 17 Eylül'de ise Avrupa Parlamentosu üyelerine hitap edecek. Görüşmelerin odağında çok daha güçlü ekonomik ve güvenlik ortaklığı bulunuyor.

KANADA VE AB YENİ BİR STRATEJİK EKSEN KURUYOR

Kanada ile Avrupa Birliği arasındaki ilişkiler, geleneksel ticaret ortaklığının ötesine geçerek savunmadan enerjiye, kritik hammaddelerden yapay zekaya kadar uzanan yeni bir stratejik yapıya dönüşüyor.

Kanada Başbakanı Mark Carney'nin 16 Eylül'de Strazburg'da Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen'in Birliğin Durumu konuşmasına onur konuğu olarak katılması bekleniyor. Carney'nin bir gün sonra, 17 Eylül'de Avrupa Parlamentosu Genel Kurulu'na doğrudan hitap etmesi planlanıyor. Avrupa Parlamentosu'nun 14-17 Eylül haftasında Strazburg'da genel kurul toplantıları yapacağı resmi takvimde de yer alıyor.

Ziyaretin diplomatik açıdan sembolik değeri de oldukça yüksek. Avrupa kaynaklarına göre Carney'nin davet edilmesi, Kanada ile AB arasındaki yakınlığın ve ortaklığı daha ileri taşıma iradesinin güçlü bir göstergesi olarak görülüyor.

TİCARETTEN SAVUNMAYA KADAR GENİŞ BİR ALAN MASADA

Yeni dönemde hedef yalnızca Kanada ile AB arasındaki ticaret hacmini artırmak değil. İki tarafın üzerinde çalıştığı çerçevenin güvenlik, savunma sanayisi, kritik mineraller, enerji, teknoloji, dijital altyapı, tedarik zincirleri ve ekonomik güvenlik gibi stratejik alanları kapsaması bekleniyor.

Kanada hükümeti, son bir yılda AB ile ticaret, enerji, iklim ve teknoloji alanlarında yeni bir stratejik ortaklık oluşturulduğunu ve kritik mineraller konusunda Avrupa ülkeleriyle önemli anlaşmalar yapıldığını belirtiyor.

Avrupa Parlamentosu da Kanada ile ilişkilerin daha ileri taşınması yönünde dikkat çekici bir siyasi çerçeve ortaya koydu. Parlamento belgelerinde, büyük güç rekabetinin yükseldiği bir ortamda Kanada ile ilişkilerin "yeni bir seviyeye" çıkarılması, güvenli tedarik zincirlerinden yapay zekaya, enerjiden siber güvenliğe kadar ortak çalışmaların artırılması isteniyor.

ABD İLE TİCARET SAVAŞI KANADA'NIN ROTASINI DEĞİŞTİRİYOR

Ottawa'nın Avrupa ile yakınlaşmasının arkasındaki temel unsurlardan biri ABD ile yaşanan sert ticaret gerilimi.

Kanada, 8 Eylül itibarıyla yaklaşık 20 milyar dolarlık ABD ürününe yüzde 15 ile yüzde 50 arasında değişen misilleme tarifelerini yürürlüğe koydu. Karar, Washington'ın Kanada ürünlerine yönelik yeni tarifelerinin ardından geldi. Tarife savaşı, dünyanın en yoğun ekonomik ilişkilerinden birine sahip iki komşu arasındaki gerilimi daha da artırdı.

Kanada yönetimi bu süreçte ekonomik ilişkilerini çeşitlendirmeyi ve ABD pazarına olan yüksek bağımlılığı azaltmayı stratejik hedef haline getirdi. Carney, Avrupa Birliği ile sonbaharda çok daha güçlü ve derin bir ekonomik ve güvenlik ortaklığı kurulması için yoğun görüşmelere başlanacağını daha önce açıklamıştı.

Kanada Maliye Bakanı François-Philippe Champagne da ülkesinin küresel belirsizlik ortamında güvenilir bir transatlantik ortak olarak öne çıktığını belirtirken, Ottawa'nın enerji, dayanıklı tedarik zincirleri ve stratejik sektörlerde yeni ortaklıklar aradığını ifade etti.

ÇİN'E BAĞIMLILIĞI AZALTMA HEDEFİ DE ORTAK PAYDA

Kanada-AB yakınlaşmasının diğer önemli boyutunu Çin oluşturuyor.

Avrupa Birliği özellikle kritik mineraller, nadir toprak elementleri, bataryalar ve bazı ileri teknoloji ürünlerinde Çin'e olan bağımlılığını azaltmaya çalışıyor. AB ile Çin arasındaki ticaret açığı 2025'te 360,6 milyar Euro'ya ulaşırken, açık 2026'nın ilk yarısında da büyümeye devam etti. Brüksel aynı zamanda Çin'in kritik hammaddelere yönelik ihracat kısıtlamalarından rahatsız.

Bu nedenle dünyanın önemli enerji ve mineral kaynaklarına sahip ülkelerinden biri olan Kanada, Avrupa açısından stratejik bir tedarik ortağı konumuna geliyor.

İki tarafın resmi görüşmelerinde güvenli tedarik zincirleri, kritik mineraller ve enerji iş birliğinin öncelikli alanlar arasında sayılması da bu yaklaşımı ortaya koyuyor.

SAVUNMADA KRİTİK ADIM: KANADA SAFE'E KATILAN İLK AVRUPA DIŞI ÜLKE

Kanada ile Avrupa Birliği arasındaki yeni ilişkinin en dikkat çekici ayağı ise savunma alanında ortaya çıktı.

Kanada, AB'nin savunma kapasitesini ve ortak tedariki güçlendirmeyi amaçlayan Security Action for Europe, yani SAFE mekanizmasına katılan ilk Avrupa dışı ülke oldu.

AB'nin 150 milyar Euro'luk savunma yatırım ve ortak tedarik mekanizması kapsamında Kanada şirketleri de Avrupa'daki savunma projelerine erişim sağlayabiliyor. Ottawa ve Brüksel, iş birliğinin savunma sanayisi tedarik zincirlerinin birbirine bağlanmasını ve ortak üretim kapasitesinin artırılmasını sağlamasını hedefliyor.

Haziran ayında bu sistem kapsamında ilk somut sonuçlardan biri de ortaya çıktı. Kanada merkezli Marconi Technologies'in Polonya Siber Komutanlığı'na 10 milyon doların üzerinde değere sahip taktik telsiz tedarik etmesi için sözleşme aldığı açıklandı. Kanada hükümeti bunun SAFE kapsamında bir Kanada şirketine verilen ilk kontrat olduğunu duyurdu.

KANADA AVRUPA SAVUNMA SANAYİSİNE DAHA FAZLA ENTEGRE OLABİLİR

Avrupa Parlamentosu tarafından ortaya konulan öneriler, ilişkilerin SAFE programıyla sınırlı kalmayabileceğine işaret ediyor.

Parlamento, Kanada'nın mümkün olduğu ölçüde Avrupa'nın savunma teknolojisi ve sanayi altyapısına entegre edilmesini; askeri ve endüstriyel tedarik zincirlerinin birbirine bağlanmasını; araştırma, liman altyapısı, buz kırıcı gemiler, insansız hava araçları ve karşı-drone teknolojileri gibi alanlarda ortak çalışmalar yapılmasını destekliyor.

Kanada'nın Avrupa güvenliği açısından önemi NATO üzerinden de güçleniyor. Kanada, Avrupa'daki askeri varlığını son 30 yılın en yüksek seviyesine çıkarırken AB ile savunma sanayisi arasındaki bağlarını da genişletiyor.

CARNEY'NİN "ORTA GÜÇLER" STRATEJİSİ

Yeni Kanada-AB yakınlaşmasının arkasında Başbakan Mark Carney'nin son dönemde savunduğu "orta güçler" yaklaşımı bulunuyor.

Carney, ABD ve Çin gibi büyük güçlerin ekonomik ve siyasi ağırlığının arttığı yeni dünya düzeninde orta büyüklükteki ülkelerin tek başına hareket etmek yerine koalisyonlar kurması gerektiğini savunuyor.

Carney'nin haziran ayında İrlanda'da yaptığı konuşmada ortaya koyduğu çerçeveye göre Kanada ve Avrupa, birlikte hareket etmeleri halinde dünyanın en büyük ekonomik, teknolojik, kültürel ve askeri bloklarından birini oluşturabilecek kapasiteye sahip. Kanada Başbakanı, büyük güç rekabetinin yaşandığı dünyada orta güçlerin ortak hareket ederek "üçüncü bir yol" yaratabileceğini savunuyor.

Bu nedenle Ottawa'nın Avrupa ile yakınlaşması yalnızca Washington ile yaşanan son tarife anlaşmazlığına verilen kısa vadeli bir cevap olarak görülmüyor. Kanada'nın uzun vadeli dış ticaret ve güvenlik politikasını ABD dışındaki ortaklarla çeşitlendirmeye çalıştığı daha geniş bir stratejinin parçası niteliğinde.

CETA'NIN ÜZERİNE YENİ BİR YAPI İNŞA EDİLECEK

Kanada ile AB'nin ekonomik ilişkilerinde sıfırdan başlanmıyor. Taraflar arasında 2017'den beri geçici olarak uygulanan Kapsamlı Ekonomik ve Ticaret Anlaşması CETA bulunuyor.

Yeni dönemde amaç, CETA'nın sağladığı ticari altyapının üzerine çok daha kapsamlı bir ekonomik güvenlik ve stratejik ortaklık inşa etmek.

Carney yönetimi özellikle enerji, yapay zeka, kritik mineraller ve yeni ticaret koridorlarına büyük yatırım yaparken Avrupa ile Pasifik ülkelerini birbirine bağlayabilecek daha geniş ticaret yapıları üzerinde de çalışıyor. Carney, AB ile Trans-Pasifik ortakları arasında kurulabilecek daha güçlü bir bağlantının yaklaşık 1,5 milyar kişilik dev bir ekonomik alan ortaya çıkarabileceğini dile getirdi.

16 VE 17 EYLÜL'DE VERİLECEK MESAJLAR KRİTİK

Bu nedenle gözler 16 ve 17 Eylül'de Strazburg'da olacak.

Von der Leyen'in 16 Eylül'deki Birliğin Durumu konuşması AB'nin önümüzdeki dönemdeki siyasi, ekonomik ve güvenlik önceliklerini ortaya koyacak. Kanada Başbakanı Mark Carney'nin konuşmayı yerinde izlemesi, Ottawa'nın Avrupa'nın yeni stratejik yapılanmasında üstlenmek istediği role ilişkin güçlü bir siyasi mesaj olarak değerlendiriliyor.

Carney'nin 17 Eylül'de Avrupa Parlamentosu üyelerine hitabı ise Kanada'nın Avrupa ile nasıl bir ekonomik ve güvenlik mimarisi kurmak istediğinin daha ayrıntılı biçimde ortaya konulabileceği ikinci kritik aşama olacak.

Bunun ardından Kanada ile AB arasındaki süreç devam edecek. Kanada Başbakanlığı'nın açıkladığı takvime göre bir sonraki Kanada-AB Zirvesi 29-30 Ekim'de Kanada'da gerçekleştirilecek. Böylece Strazburg'da verilecek siyasi mesajların sonbahardaki zirvede somut anlaşma ve projelere dönüştürülmesi gündeme gelebilecek.

Ortaya çıkan tablo, Kanada ile Avrupa Birliği'nin klasik bir serbest ticaret ortaklığından daha geniş bir ilişkiye yöneldiğini gösteriyor. ABD ile ilişkilerde artan belirsizlik, Çin kaynaklı ekonomik güvenlik kaygıları ve küresel güç rekabetinin sertleşmesi, Ottawa ile Brüksel'i ticaret, savunma, enerji, teknoloji ve kritik hammaddeleri aynı stratejik çatı altında ele almaya itiyor.

METE DİRİCE

METE DİRİCE

İstanbul Ticaret Gazetesi – Genel Yayın Yönetmeni