Di̇zel tahtını bırakmıyor: Hafif ticaride dönüşüm yavaş
Türkiye’de elektrikli hafif ticari araçların yeni satışlardaki payı, 2026’nın ilk dokuz ayında yüzde 1.6’da kaldı. Batarya teknolojileri ve şarj ağı gelişirken; işletmelerin dönüşüm kararını satın alma bedeli, taşıma kapasitesi ve aracın iş başında kalabileceği süre belirliyor.

Hafif ticari araçlarda elektrikliye geçiş, işletmeler için filo yatırımının geri dönüşünü doğrudan etkileyen bir karar. Gün boyunca teslimat yapan, müşteriye servis götüren veya yük taşıyan araçların elektrifikasyonunda menzil kadar çalışma düzeni de önem taşıyor. Her akşam aynı depoya dönen bir dağıtım filosuyla gün içinde güzergâhı değişen küçük işletmenin ihtiyaçları farklılaşıyor. Araç, batarya ve şarj altyapısının bu ihtiyaçlara birlikte uyarlanması gerekiyor.
TÜRKİYE’DE PAYI DÜŞÜK
Otomotiv Distribütörleri ve Mobilite Derneği (ODMD) verilerine dayanan Ocak–Eylül 2026 sonuçlarına göre Türkiye’de elektrikli hafif ticari araç satışları, geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 134.3 artarak 2 bin 886 adede ulaştı. Ancak hızlı büyüme, henüz pazarın genel yapısını değiştirmedi. Elektriklilerin satış payı yüzde 1.6 seviyesinde kalırken, dizel araçların payı yüzde 91.8 oldu. Rakamlar, dönüşümün düşük bir başlangıç seviyesinden ilerlediğini gösteriyor.

AVRUPA’DA DÖNÜŞÜM
Uluslararası Enerji Ajansı’nın (IEA) 2026 raporuna göre dünyada elektrikli hafif ticari araç satışları 2025’te yüzde 45 büyüyerek 430 bin adedi aştı. Avrupa’da satışlar yaklaşık 200 bine, yeni satışlardaki pay ise yüzde 10’a ulaştı. Bu hesaplamaya tam elektrikli araçlarla birlikte şarj edilebilir hibritler de dahil.
Emisyon hedefleri, düşük emisyon bölgeleri ve mali destekler Avrupa’daki büyümeyi destekliyor. Avrupa Otomobil Üreticileri Birliği’nin (ACEA) daha güncel verileri, AB’de şarj edilebilir hafif ticari araçların payının 2026’nın ilk yarısında yüzde 13.2’ye yükseldiğini ortaya koyuyor.
Geçen yılın aynı döneminde bu oran yüzde 9.5’ti. Dizel ise yüzde 79.1 payla hâlâ pazarın ana motor seçeneği. ACEA’nın şarj edilebilir araç kategorisi de tam elektrikli ve şarj edilebilir hibrit modelleri birlikte kapsıyor.

ABD’DE TEŞVİK ETKİSİ
ABD’de tablo farklı. IEA’ya göre elektrikli hafif ticari araç satışları 2025’te yaklaşık 6 bin adetle önceki yılın yarısından düşük kaldı. Ticari temiz araç vergi desteğinin Eylül 2025 sonrasında sona ermesi, satışları baskıladı. ABD karşılaştırmasında araç sınıfı da belirleyici: Brüt ağırlığı 3.5 ton ve üzerindeki bazı dağıtım vanları, IEA’nın güncel sınıflandırmasında hafif ticari yerine orta sınıf yük araçları arasında yer alıyor.
SATIN ALMADAN FAZLASI
Elektrikli dönüşümün önündeki ekonomik eşik, aracın satın alma fiyatıyla sınırlı değil. İşletmenin finansman gideri, şarj kurulumu, enerji ve bakım harcamaları ile ikinci el değerini birlikte hesaplaması gerekiyor. Daha düşük kullanım giderleri, başlangıç yatırımını zaman içinde karşılayabilir; bunun ne kadar süreceği yıllık kilometreye, elektrik fiyatına ve şarj düzenine bağlı.

FİLOLARDA MALİYET
İşletmelerin elektrikli araç tercihinde toplam sahip olma maliyetinin belirleyici olduğunu ifade eden Türkiye Elektrikli ve Hibrid Araçlar Derneği (TEHAD) Başkanı Berkan Bayram, “Satın alma kararlarında yakıt maliyetlerindeki fark, bakım avantajı, vergi ve amortisman giderleri birlikte değerlendiriliyor. Menzilin ve aracın çalışma sahasındaki verimliliği de önemli. Şarj altyapısı ile şarja erişim kolaylığı da seçimleri doğrudan etkiliyor” dedi.
Türkiye’de şarj altyapısının hızla yaygınlaştığına ve elektrikli araçlarda model çeşitliliğinin arttığına dikkat çeken Bayram, bu gelişmelerle birlikte elektrikli araçların işletmeler için alternatif bir seçenek olmaktan çıkarak öncelikli yatırım tercihlerinden biri haline geldiğini ifade etti.
SOKETTEN DEPOYA
Türkiye’de şarj ağı büyüyor. Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu’nun Ağustos 2026 raporuna göre şarj soketi sayısı 47 bin 908’e ulaştı. Bunun 27 bin 44’ünü alternatif akımlı (AC), 20 bin 864’ünü doğru akımlı (DC) soketler oluşturuyor. Bu sayı, ayrı istasyonların veya yalnızca ticari araçlara hizmet veren noktaların sayısı anlamına gelmiyor.
Ticari filolarda ihtiyaç, halka açık soket sayısının ötesine uzanıyor. ABD Enerji Bakanlığı’nın filo rehberi, araçların bekleme sürelerine uygun şarj planlamasını ve tesisin elektrik kapasitesinin önceden incelenmesini öneriyor. Gece depoda bekleyen araçlarda AC şarj kullanılabilirken kısa sürede yeniden yola çıkması gereken araçlar daha yüksek güç gerektirebiliyor.
Tesisin mevcut elektrik bağlantısı, kurulum maliyetini doğrudan etkiliyor. Akıllı şarj yönetimi de bu yatırımın parçası. Araçların aynı anda şarja bağlanmasını sınırlamak, enerji alımını uygun saatlere kaydırmak ve çıkış saatlerine göre önceliklendirmek, elektrik altyapısına binen yükü azaltabiliyor. Böylece filo dönüşümünde araç alımıyla birlikte deponun enerji yönetimi de yeniden düzenleniyor.

DÖNÜŞÜMDE İTİCİ GÜÇ ENERJİ VE BAKIM GİDERLERİ
Otomotiv Distribütörleri ve Mobilite Derneği (ODMD) Genel Koordinatörü Dr. Hayri Ece, Türkiye’de elektrikli hafif ticari araç pazarının gelişiminin henüz erken aşamada olduğunu belirtti. Ece, 2026’nın ocak-eylül döneminde toplam pazar yüzde 5.1 daralırken elektrikli model satışlarının ise yüzde 134.3 artarak 2 bin 886 adede ulaştığını söyledi.
Elektriklilerin payının yüzde 0.7’den yüzde 1.6’ya yükseldiğini, dizelin ise yüzde 91.8 payla hâkimiyetini koruduğunu belirten Ece, dönüşümün hızını satın alma maliyeti, finansman, menzil, yük kapasitesi ve şarj altyapısının belirlediğini kaydetti. Ticari kullanıcılar için toplam sahip olma maliyetinin önemine dikkat çeken Ece, elektrikli araçların yüksek başlangıç maliyetine karşılık düşük enerji ve bakım giderleriyle avantaj sağlayabildiğini belirtti.
Güzergahı belli olan, sık dur-kalk yapılan ve düzenli şarj imkanı bulunan şehir içi dağıtım faaliyetlerinin öne çıktığını kaydeden Ece, “Maliyet avantajının büyüklüğü; günlük kilometre, elektrik tarifesi, araç doluluk oranı, finansman maliyeti ve kullanım süresine bağlı olarak değişiyor” dedi.
Yalnızca halka açık şarj istasyonlarına bağımlı kalmanın ticari faaliyetlerde verimliliği sınırlayabileceğini vurgulayan Ece, depo ve işyerlerindeki şarj yatırımları için bağlantı kapasitesinin artırılması, kurulum süreçlerinin kolaylaştırılması ve finansman imkanlarının geliştirilmesi gerektiğini söyledi.
Avrupa’da düzenleme ve desteklerin, ABD’de ise büyük lojistik filolarının dönüşümü yönlendirdiğini belirten Ece, “Türkiye’nin üretim deneyimi ve Avrupa’yla entegrasyonu önemli avantajlar sunuyor. Bu potansiyelin değerlendirilmesi için uygun finansman, ticari ihtiyaçlara yönelik altyapı ve kamu ile sektörler arasında koordinasyon gerekiyor” diye konuştu.

Yorum yazmak için giriş yapın.
Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yazın.