Perşembe21 Mayıs 202612:00İSTPİYASAAÇIK
SektörelÖne çıkan

Denizde uzayan rota, nakliyede ‘yeni risk değerlendirmesi’ni başlattı

Kızıldeniz'deki saldırılar taşımacılıkta rotayı değiştirirken, geçtiğimiz günlerde ABD'nin Baltimore kentindeki Francis Scott Key Köprüsü’ne çarpan gemi, nakliyat sigortasında ücreti artırdı. Gemilerin uzun yeni rota riskleri, sigortalarda yeni risk değerlendirme süreçlerini başlattı.

İstanbul Ticaret Gazetesi

Yayınlanma

Paylaş
Denizde uzayan rota, nakliyede ‘yeni risk değerlendirmesi’ni başlattı


ÖZGÜR YILMAZ

 

Gün geçmiyor ki, yeni bir global ekonomik risk yaratabilecek durumlar ile karşı karşıya kalmayalım… Eni sonu işin ucu hep sigorta sektörüne dayanıyor haliyle… Katastrofik riskler dünya genelinde reasürörleri etkilerken son birkaç ayda sigorta sektörü Kızıldeniz Krizi ve Baltimore’da ( Amerika) yer alan Francis Scott Key Köprüsü’nün yıkılması ile büyük bir sınavdan geçiyor.

 

Bu iki durum istatistiksel olarak hasar frekansı düşük ama olası hasarlarda da hasar maliyeti yüksek olan nakliyat sigortalarını fazlasıyla etkilemiş durumda. Öyle ki, riskler daha detaylı değerlendiriliyor ve risk arttığı için sigortalılardan daha yüksek bir prim talep edilebiliniyor. 2023 yılının sonlarına doğru başlayan Kızıldeniz riski ile birlikte sigorta şirketlerinin çoğu o hattı kullanacak gemilerden bilgi alarak ona göre prim vermeye ve iş kabul etmeye başladılar. Terör ve savaş risklerinin etkisi ile sigorta şirketlerinin böyle bir adım atıyor olması tabii ki de bu risklerin artmasının yarattığı en doğal sonuçtu. Hem bu hattı kullanan gemilerin mevcut riski hem de bu hattı kullanmamak için daha uzun rotalar ile yol almak durumunda kalan diğer gemilerin yeni uzun rota riskleri nakliyat sigortalarında yeni risk değerlendirme süreçlerini başlattı.

 

GEMİ KAZASI DERİNDEN ETKİLEYECEK

 

Kızıldeniz krizinin etkileri henüz kontrol altına alınamamışken mart ayında bir kargo gemisinin Baltimore’da bulunan Francis Scott Key Köprüsü’ne çarpması sonucu köprünün yıkılması da yine global olarak sigorta sektörünü derinden etkileyeceğe benziyor. Hem geminin hem de köprünün sigortasının mevcut olduğu bilgisi paylaşıldı. Tahmin edilen hasar 3 milyar dolara yakın görünmekte.

 

Deniz sigortalarındaki bugüne kadarki en büyük hasar olduğu muhakkak. Haliyle hangi ülkede olduğuna bakılmaksızın bu ve benzeri büyük hasarlar maalesef ki reasürans piyasasını ve dolayısıyla sigorta şirketlerinin risk kabul kriterlerini fazlasıyla etkilemekte. Görünen o ki önümüzdeki yıllarda bu hasar maliyetini yerine koyabilmek adına primler nakliyat sigortalarında yüksek seyredeceğe benziyor.

 

Spesifik olarak yaşanan bu ve benzeri hasarlar sigortacılığın önemini ve kayba uğrayan bu büyük değerlerin yeniden kısa sürede yerine konmasının ne kadar elzem olduğunu ve bunun ancak sigorta ile mümkün olduğunu kanıtlar nitelikte. Gönül ister ki büyük kayıplar ile karşılaşmadan sigortanın gerekliliği ve ihtiyacı bilinsin ve zorunlu sigortalar dışında özel sigortalarında daha fazla talep edildiği bir noktaya gelinsin.

 

YILSONUNA DOĞRU ‘ZAS’ GELİYOR

 

1999 depremi sonrası hemen aksiyon alınarak hayata geçirilen ve halk genelinde DASK olarak bilinen deprem sigortasının, son yıllarda yaşanan diğer doğal afetlerinde ne kadar büyük kayıplara sebep olduğuna şahit oldukça genişletilmesi ihtiyacı yıllardır gündemde yer almakta. Doğal Afet Sigortaları Kurumu’nun 2024 yılı bitmeden ZAS adı altında Zorunlu Afet Sigortası olarak yeni bir ürüne geçmesi bekleniyor. 2024 Ocak ayı itibariyle zaten zorunlu deprem sigortasında tarife ve uygulama değişikliği gerçekleştiren DASK’ın bu yeni ürünü ile ilgili son gelişmeleri bizlerde yakından takip ederek süreç içerisinde görüşlerimizi ve sektörün ihtiyaçlarını ilgili kurum ile paylaşıyoruz.

 

İTO’DAKİ KOMİTE TOPLANTISINDA DEĞERLENDİRİLDİ

 

DASK’ın 2024 yılı Ocak ayında gerçekleştirdiği uygulama ve tarife değişikliğinin daha net anlaşılması adına İTO Sigortacılık Meslek Komitesi olarak mart ayında bir bilgilendirme toplantısı gerçekleştirdik. Konu toplantıda hem zorunlu deprem sigortası hem de deprem tarifesindeki değişiklik nedeni ile konut ve işyeri sigortalarında verilen ihtiyari deprem teminatının ne şekilde etkileneceğini birlikte değerlendirerek katılımcı meslektaşlarımızı konu ile ilgili bilgilendirdik.

 

Sektörümüzü ilgilendiren her konuda sektör paydaşlarının konunun muhatabı kurumlardan bilgi alması çok önemli, bu nedenle gerek TOBB-SAİK olarak gerek ise İTO Sigortacılık Meslek Komitesi olarak ilgili kurumlar ile sürekli irtibatta olarak sektörün tüm paydaşlarını bir araya getirmeye önem veriyoruz. Sigortacılığın gelişmesi ve doğru şekilde yapılabilmesi için en önemli aşama doğru bilgi ile bu işi yapabilmekten geçiyor.

 

MALİYETLERİN BÜYÜKLÜĞÜ ÖLÇÜLEBİLİR DEĞİL

 

Doğal afetler sonrası oluşabilecek hasar maliyetlerinin büyüklüğü maalesef ölçülebilir değil. Maddi kayıplar bir yana en büyük kayıp can kayıpları ve maalesef bu kayıpları yerine koyabilecek dünya üzerinde hiçbir güç yok. En azından doğal afetler sonrası maddi kayıpları telafi edebilmek, eski düzene birebir dönülemese de en azından tekrar yaşanabilir ve hayata devam edilebilir bir noktaya getirebilmek önemli. Burada muhakkak ki eğer sigorta işin içinde varsa sigorta sektörüne büyük iş düşüyor. Sigorta yoksa da devlet ekonomisi bu kayıpları telafi etmekle yükümlü kalıyor.

 

Dünya genelinde bazı ülkelerde doğal afet hasarlarında devlet desteği var iken bazı ülkelerde de tamamen hasar maliyetleri sigorta sektörüne devredilmiş durumda görünmektedir. Bu tür risklerin sigorta sektörü güvencesi altında olabilmesi ancak o toplumda sigorta bilincinin oldukça yaygın olması ve sigortalılık oranının bütüne yakın olması ile mümkün olabilir.

 

RİSK GERÇEKLEŞMEDEN ÖNCE ÇALIŞMA YAPILMALI

 

Son yıllarda yaşanan büyük spesifik hasarlar bize gösteriyor ki risk olduktan sonra değil de risk gerçekleşmeden önce kaybı minimuma indirmek adına çalışmalar yapılması daha önemli. Geldiğimiz yüzyılda teknoloji bu kadar gelişmişken, insanların eğitim düzeyleri gitgide artarken sigortalılık oranında hâlâ istenilen seviyeye gelinememiş olması şaşırtıcı olsa da sigortalanma talebinin aslında eğitim seviyesi ve teknoloji ile değil de kaygı ile artıyor olması işin daha şaşırtıcı tarafı.

 

KAYGI AZALDIKÇA TALEP DE AZALIYOR

 

Yaşanan büyük risklerden sonra kaygı ile sigorta talebi artarken, zaman geçtikçe olayın etkisinden uzaklaştıkça azalan kaygı ile birlikte sigorta talepleri de azalmaya başlıyor maalesef. Aslında risk sonrası artan sigorta talepleri var iken sigortayı sunan sigorta şirketlerinde de riskten dolayı arzın azalmasını da anlamak lazım.

 

SİGORTA HAFTASI EKİMDE KUTLANACAK

 

2011 yılından bu yana her mayıs ayının son haftası kutlanan sigorta haftası, 2024 yılı itibariyle ekim ayının ilk haftasında kutlanacak. Geçtiğimiz yıllarda pandemi ve 6 Şubat Depremi sonrası Sigorta Haftası tarihleri ileri aylara atılarak kutlanmıştı. Bu sene itibariyle sigorta haftası için ekim ayının ilk haftası Sigorta Haftası olarak belirlenerek yine eskisi gibi bir düzen yaratılacak.

 

Sigorta bilincinin artırılması, sektör liderlerinin ve sektör temsilcilerinin bir araya gelerek istişare edebilmesi, inovatif yeni ürün ve süreçlerin sektöre tanıtılması adına Sigorta Haftası oldukça önem arz ediyor.

Haber: Yönetici

İstanbul Ticaret Gazetesi – Süper Admin

Yorumlar

Yorum yazmak için .

Yorumlar yükleniyor…