Cumhurbaşkanı Erdoğan: Türkiye'yi ateş çemberinin dışında tuttuk

Son dakika haberi... Kabine Toplantısı sonrası konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Ülkemizi ateş çemberinin dışında tutmakta kararlıyız. Savaşın bölge ülkeleri arasında yıpratma savaşına dönüşmesini asla istemiyoruz" dedi. Ayrıca Erdoğan "Türkiye olarak bu yeni konjonktüre hazırlıklarımızı yaptık." açıklamasını yaptı

Giriş: 24.03.2026 - 19:19
Güncelleme: 24.03.2026 - 19:19
Cumhurbaşkanı Erdoğan: Türkiye'yi ateş çemberinin dışında tuttuk

Son dakika haberleri... Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kabine Toplantısı'nın ardından açıklama yaptı. 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, uluslararası sistemin teknolojiye yön verme, veriyi yönetme ve üretim-tüketim zincirlerini domine etme mücadelesi içinde olduğunu belirterek, küresel düzenin çok kutupluluğa evrildiği bir süreçten geçildiğini ifade etti. Yeni dünya düzeninin mücadele sahası olarak bir kez daha mevcut coğrafyanın belirlendiğine dikkat çeken Erdoğan, tehlikeler karşısında yeni ittifakların kurulduğu bu dönemde Türkiye’nin çatışma konjonktürüne karşı operasyonel ve stratejik hazırlıklarını tamamladığını vurguladı.


Erdoğan, "Tıpkı bir asır önce olduğu gibi yeni dünya düzeninin mücadele sahası olarak bir kez daha bölgemiz öne çıkmaktadır. Klasik ittifaklar çözülürken benzer tehditlerle karşı karşıya olan ülkeler arasında yeni iş birlikleri kurulmaktadır. Bu süreçte bölgesel iş birliğinin hiç olmadığı kadar önem kazandığını görmekteyiz. Türkiye olarak bu yeni konjonktüre hazırlıklarımızı yaptık. Enerji arz güvenliğimizi güçlendirdik; kaynak çeşitliliğini artırırken yerli kaynaklarımızı devreye aldık. Ulaştırma alanında büyük atılımlar gerçekleştirdik." açıklamasını yaptı.


Erdoğan'ın açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:
81 vilayetimizin yanı sıra dünyanın farklı ülkelerinde bizleri takip eden tüm vatandaşlarıma buradan saygılarımı, sevgilerimi gönderiyorum.


Konuşmamın hemen başında sizlerle birlikte milletimizin ve tüm İslam âleminin geçmiş Ramazan Bayramı’nı tebrik ediyorum. Her sene olduğu gibi bu yıl da Ramazan-ı Şerif’i anlamına ve ruhuna uygun bir şekilde idrak etmeye çalıştık. Ramazan boyunca iyilik, paylaşma ve yardımlaşma duygularımızı en üst seviyede yaşamaya ihtimam gösterdik.


Ramazan sevincimize gölge düşürmeye çalışanlara rağmen 86 milyon olarak hamdolsun birbirimizin derdine derman olmanın, birbirimize dost, kardeş, komşu ve arkadaş olmanın sıcaklığını kalplerimizde hissettik.


Bu sene ikincisini tertiplediğimiz Külliyede Ramazan programımız halkımızın çok büyük ilgisine mazhar oldu. Çoğu çocuk ve genç olmak üzere 592 bin vatandaşımız bu vesileyle külliyemizi ziyaret etti.


Özellikle çocuklarımız kendileri için hazırlanan 12 bin metrekarelik alanda Ramazan sevincini doyasıya yaşadılar; eğlendiler, öğrendiler. Konferanslar, konserler, söyleşiler, imza günleri dâhil 8 binin üzerinde etkinliğin düzenlendiği Külliyede Ramazan programının Ankara’da çok önemli bir ihtiyacı giderdiğini memnuniyetle müşahede ettik.


 "ŞEHİTLERİMİZE CENAB-I ALLAH’TAN RAHMET NİYAZ EDİYORUM"
Buradan Ramazan-ı Şerif’i ve Ramazan Bayramı’nı bir kardeşlik, muhabbet ve dayanışma seferberliğine dönüştüren tüm vatandaşlarıma; düzenledikleri etkinliklerle öğrencilerimize millî ve manevî değerlerimizi aşılayan tüm öğretmenlerimize; ülkemizdeki ihtiyaç sahipleriyle birlikte dünyadaki mazlum ve mağdurlara da el uzatan vakıf, dernek ve hayırseverlerimize; bayram süresince vatandaşlarımızın güvenli bir şekilde seyahat etmelerini sağlayan emniyet güçlerimize teşekkür ediyorum.


Rabbimden niyazım; bizleri bölgemizde silah seslerinin duyulmadığı, bomba ve füze gürültülerinin yerini çocukların sevinç çığlıklarının aldığı, bayramların bayram gibi yaşandığı o müjdeli günlere kavuşturmasıdır.


Bayramın üçüncü günü Katar’dan aldığımız acı haber maalesef hepimizin yüreğini dağlamıştır. Katar Türk Birleşik Müşterek Kuvvet Komutanlığı bünyesinde eğitim faaliyetleri icra eden bir helikopterin kaza kırıma uğraması sebebiyle 1 Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) ve 2 ASELSAN personeli şehit oldu. Şehitlerimize Cenab-ı Allah’tan rahmet niyaz ediyorum.


"MİLLETİMİZİN SİNİR UÇLARIYLA OYNAMAYA ÇALIŞANLARLA İLGİLİ GEREKEN YAPILIYOR"
Değerli basın mensupları, malumunuz bu yıl Ramazan Bayramı’nın ikinci günü, baharın müjdecisi, tabiatın yeniden dirilişinin sembolü olan Nevruz gününe tekabül etti. Nevruz; Anadolu’dan Kafkaslara, Orta Asya’dan Orta Doğu’ya pek çok yerde kardeş halklar tarafından asırlardır bayram havasında kutlanmaktadır.


Daha önceki yıllarda Nevruz’un ruhuna hiç yakışmayan bazı tatsız hadiseler yaşanmakla birlikte, terörsüz Türkiye sürecimizin de etkisiyle son iki yıldır bu olayların ciddi şekilde azaldığını görüyoruz. Diyarbakır ve İstanbul başta olmak üzere, Nevruz’u bahane ederek milletimizin sinir uçlarıyla oynamaya çalışanlarla ilgili gerekeni yapıyoruz.


Nevruz’un temsil ettiği değerlere gölge düşüren hiçbir provokasyona izin vermeyiz. Bugünlerde stratejik önemi daha iyi anlaşılan terörsüz Türkiye sürecimizi baltalamayı amaçlayan bu tür tahrikler, bizden gereken cevabı alacaktır.


Türkiye’yi girdiği bu hayırlı yoldan döndürmeye ne provokatörlerin ne de onların arkasındaki odakların gücü yetecektir.


Büyük bir sağduyuyla yürüttüğümüz süreci inşallah menziline ulaştıracağız. Yolumuz yokuş olabilir ama ülkemizin önü açıktır, ufku açıktır. Allah’ın izniyle yarınları aydınlıktır.


'TERÖRSÜZ TÜRKİYE' MESAJI
Burada şunun da bilinmesini isterim: Terörsüz Türkiye sürecimiz nasıl yarım asırlık kanlı bir oyunu bozuyorsa, terörsüz bölge idealimiz de Türkler, Kürtler, Araplar ve Farslar arasına nifak duvarları örmek isteyenlerin planlarına set çekmektedir.


Bunu önce Suriye’nin kuzeyindeki gelişmelerde gördük. Son olarak bunu İran’a yönelik kotarılmak istenen kirli planda gördük. Sadece bu iki bölgesel gelişmeye bakmak bile, ortaya koyduğumuz vizyonun isabetini ve stratejik değerini anlamak için kafidir.


Birlik ve beraberliğimiz güçlendikçe, kardeşliğimiz pekiştikçe, silah ve şiddetin devri kapandıkça –bunu özellikle vurguluyorum– kazananı hep söylediğimiz gibi ülkemiz olacak, milletimiz olacak, bölgemizdeki kardeş halklar olacaktır. Bundan hiçbir vatandaşımızın şüphesi olmasın.


Bakınız, biz bu coğrafyada bin yıldır beraber yaşıyoruz. Bölgenin kadim sakinleri olarak üzüntümüzde de sevincimizde de hep bir olduk. Bugün de kalbimiz birlikte atıyor, gözyaşlarımız birlikte akıyor. Şiddetin, kinin ve nefretin diline teslim olmayacak; bölgemizde sevginin, barışın ve kardeşliğin evrensel dilini yüceltmeye inşallah devam edeceğiz.


"YENİ KONJONKTÜRE HAZIRLIKLARIMIZI YAPTIK"
Aziz kardeşlerim, küresel sistem 2008 krizinden bu yana sancılı ve sarsıntılı olduğu kadar köklü bir değişim ve dönüşüm geçirmektedir. Söz konusu değişim dört ana eksende aktörler arasındaki rekabeti ciddi manada kızıştırmaktadır.

Kutuplaşmaya doğru evrilen dünya düzeninde yeni güç merkezlerinin kimler olacağı da bu soruların içinde saklıdır. Tıpkı bir asır önce olduğu gibi yeni dünya düzeninin mücadele sahası olarak bir kez daha bölgemiz öne çıkmaktadır.


Klasik ittifaklar çözülürken benzer tehditlerle karşı karşıya olan ülkeler arasında yeni iş birlikleri kurulmaktadır. Bu süreçte bölgesel iş birliğinin hiç olmadığı kadar önem kazandığını görmekteyiz.


Türkiye olarak bu yeni konjonktüre hazırlıklarımızı yaptık. Enerji arz güvenliğimizi güçlendirdik; kaynak çeşitliliğini artırırken yerli kaynaklarımızı devreye aldık. Ulaştırma alanında büyük atılımlar gerçekleştirdik. Londra’dan Çin’e uzanan kesintisiz demiryolu hattında ülkemizin inşa ettiği altyapı kritik rol oynamaktadır.


Türkiye olarak bu yeni konjonktüre hazırlıklarımızı yaptık. Enerji arz güvenliğimizi güçlendirdik; kaynak çeşitliliğini artırırken yerli kaynaklarımızı devreye aldık. Ulaştırma alanında büyük atılımlar gerçekleştirdik. Londra’dan Çin’e uzanan kesintisiz demiryolu hattında ülkemizin inşa ettiği altyapı kritik rol oynamaktadır.


"FİNANSAL SİSTEMİMİZİ GÜÇLENDİRDİK"
Diğer taraftan finansal sistemimizi güçlendirdik; bankacılık altyapımızı olası şoklara karşı dayanıklı hale getirdik. Toplam 47 ülkeyle yüksek düzeyli iş birliği konseyleri kurduk. Afrika ve Latin Amerika başta olmak üzere farklı coğrafyalarla ilişkilerimizi geliştirdik. Sanayi ve üretimde 182 yeni organize sanayi bölgesi ve 85 yeni teknopark kurarak altyapımızı genişlettik. Savunma sanayinde elde ettiğimiz başarılar ise artık akademik çalışmalara konu olan önemli bir dönüşümü ifade etmektedir.


Türkiye, doğruya doğru, yanlışa yanlış diyebilme cesareti gösteren nadir ülkelerden biridir. 28 Şubat’tan sonra, komşumuz İran’a yönelik İsrail’in baskısıyla başlayan saldırılar sonrasında, ülkemizin bu vasfı daha çok konuşulmaya başlanmıştır.


Türkiye, bölgemizi kan ve barut kokusuna boğan bu süreci ilk günden itibaren doğru okuyan, doğru analiz eden ve devlet aklının temsilcisi olarak adından övgüyle söz ettiren ülkelerin en başında yer alıyor.


Hamdolsun ki tarihimizin hiçbir döneminde oyuna gelmedik. Bugün de birilerinin bizi çekmek istediği tuzaklara düşmüyoruz. Tedbirli, temkinli ve soğukkanlı bir şekilde, sükûneti elden bırakmadan; kardeşlik ve komşuluk hukukuna riayet ederek bu süreci yönetiyoruz.


"ÜLKEMİZİ ATEŞ ÇEMBERİNİN DIŞINDA TUTMAKTA KARARLIYIZ"
Tekrar ediyorum: Ülkemizi bu ateş çemberinin dışında tutmakta kararlıyız. Savaşın, bölge ülkeleri arasında bir yıpratma savaşına dönüşmesini asla istemiyoruz.


Şurası bir gerçek ki savaş, sadece şehirlerde ve üretim tesislerinde değil; zihinlerde ve gönüllerde açtığı tahribatla da derin izler bırakmaktadır. Özellikle Körfez’deki ülkelere yönelik misillemelerin böyle bir riski vardır. Bunlar karşılıklı öfkeyi büyütecek, nefreti körükleyecek, kardeşler arasına yeni nifak tohumlarının ekilmesine zemin hazırlayacaktır. Buna fırsat verilmemelidir.


Savaş uzadıkça maalesef başka komplikasyonlar da ortaya çıkıyor. Bilhassa, dünya enerji ticaretinin yüzde yirmisinin geçtiği stratejik Hürmüz Boğazı’nın kapanması, küresel ekonomiyi ciddi bir türbülansa sokmuştur.


28 Şubat’tan bu yana Brent petrolün varil fiyatı yüzde 40 artmıştır. Bunun üzerine kimi ülkeler, yakıt tüketimini düşürmek amacıyla depolara litre kısıtlaması getirmekten, okulların tatil edilmesine kadar bir dizi tedbiri devreye almıştır.


"NETANYAHU'NUN İLBAL SAVAŞI AMA CEREMESİNİ DÜNYA ÇEKİYOR"
Günden güne kabaran ekonomik fatura karşısında, savaşın bir an önce sona erdirilmesine yönelik çağrılar hız kazanmıştır. Son yirmi beş gün bize şunu göstermiştir: Savaş, İsrail’in savaşı olmakla birlikte, bedelini tüm dünya ödemektedir. Savaş Netanyahu'nun ikbal savaşı ama ceremesini 8 milyar bütün dünya çekiyor. Her ülke bu konuda cesur ve ön alıcı bir tutum sergilemelidir. 


Daha cesur ve inisiyatif alan bir tutum sergilemek gerekiyor. Daha fazla yıkım yaşanmadan, daha fazla insan hayatını kaybetmeden, işler daha da kötüye gitmeden harekete geçilmeli. Aynı zamanda küresel ekonomide telafisi yıllar sürecek zararlar oluşmadan bu anlamsız ve hukuksuz savaşın sona ermesi şart. Bunun için de bir an önce diyalog kapısı açılmalı ve somut sonuçlar getirecek müzakerelere hızla başlanmalıdır.