BBVA Research’in Mart 2026 tarihli Çin Ekonomi Görünümü raporuna göre, Çin ekonomisi 2025 yılında ihracatın desteğiyle yüzde 5 büyüme kaydetti. Zayıf iç talep ve gayrimenkul sektöründeki daralmaya rağmen dış talep kaynaklı performansın büyüme hedefinin tutturulmasını sağladığı ifade edildi. 2026 yılı için büyüme beklentisi ise yüzde 4,5 seviyesinde korunuyor.
İHRACAT BÜYÜMENİN ANA MOTORU
Raporda, iç talepteki zayıflığa rağmen üretim rekabetçiliği ve ihracat performansının büyümeyi desteklediği vurgulandı. ABD ile ticaret gerilimlerine rağmen Çin’in ihracatını ABD dışındaki pazarlara yönlendirmesiyle ticaret fazlasının genişlediği belirtildi.
İÇ TALEP VE GAYRİMENKUL BASKISI
Zayıf iç talep ve gayrimenkul sektöründeki çöküşün büyüme üzerinde baskı oluşturduğu ifade edilirken, bu unsurların ekonomide kırılganlık yaratmaya devam ettiği kaydedildi.
EMTİA FİYATLARI VE ENFLASYON ETKİSİ
İran savaşıyla birlikte küresel emtia fiyatlarında yaşanan artışın reflasyon anlatısını güçlendirdiği, ancak iç talep zayıflığının sürdüğü belirtildi. Orta Doğu’daki çatışmaların Çin ekonomisine makro düzeyde sınırlı etkisi olacağı, ancak enerji fiyatları nedeniyle enflasyonu hafifçe artırabileceği ifade edildi.
SANAYİ POLİTİKASI VE REFORM ADIMLARI
Raporda, kapasite fazlası sektörlerde uygulanan politikaların fiyat savaşlarını ve deflasyon riskini azaltmayı amaçladığı belirtildi. Bu kapsamda vergi avantajlarının azaltıldığı ve üretim dengesinin sağlanmaya çalışıldığı ifade edildi.
PARA POLİTİKASI DESTEKLEYİCİ OLACAK
2026 yılında 1-2 faiz indirimi ve zorunlu karşılık oranı indirimleriyle proaktif bir para politikası izlenmesinin beklendiği kaydedildi. Bu adımların büyümeyi destekleyici nitelikte olacağı ifade edildi.
ORTA VADELİ HEDEFLER VE RİSKLER
15. Beş Yıllık Plan kapsamında 2035’e kadar “sosyalist modernizasyon” hedefinin benimsendiği belirtilirken, 2026 için yüzde 4,5-5 büyüme hedefinin daha sürdürülebilir ve kaliteli büyümeye işaret ettiği vurgulandı. ABD-Çin ilişkilerinde kısmi iyileşmeye rağmen Japonya’nın tutumu ve Tayvan kaynaklı gelişmelerin yeni riskler oluşturabileceği ifade edildi.