tatil-sepeti

Döviz cinsi hesaplar için TL cinsinden tesis edilen ilave zorunlu karşılık oranında artışa gidilmesini içeren 30 Ocak 2024 tarihli uygulama değişikliğinin net etkisi 125.8 milyar lira "sıkılaşma yönünde" oldu.


Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), yılın ilk Enflasyon Raporu kapsamında güncel konuların yüksek ayrıntı düzeyinde geniş kapsamlı olarak değerlendirildiği 8 "Kutu" yayınladı.

 

"Miktarsal Sıkılaştırma Adımları Üzerine Bir Değerlendirme" başlıklı 1.1 nolu kutuda, TCMB'nin, dezenflasyonun en kısa sürede tesisi, enflasyon beklentilerinin çıpalanması ve fiyatlama davranışlarındaki bozulmanın kontrol altına alınması için 2023'ün ikinci yarısında parasal sıkılaştırma sürecine başladığı anımsatıldı.

 

Fiyat istikrarının kalıcı tesisi için gereken parasal sıkılık düzeyi için TL likidite gelişmelerinin yakından takip edildiği ve miktarsal sıkılaştırma kararları ile parasal aktarımın güçlendirildiği belirtilen analizde, TCMB'nin son dönem attığı likidite adımlarının parasal aktarım mekanizmasının etkinliğini artırmayı hedeflediği ifade edildi.

 

Kur Korumalı Mevduat kur farkı ödemeleri ve TL karşılığı döviz işlemleri nedeniyle 2023'ün ikinci yarısından itibaren bazı dönemlerde sistemde TL likidite fazlası oluştuğu ve TCMB'nin Açık Piyasa İşlemleri'nde net borç alan konumuna geçtiği belirtilen analizde şu bilgiler verildi: "TCMB, piyasada oluşabilecek likiditenin sterilizasyonu için birçok politika aracına sahiptir. Nitekim oluşan likidite fazlası, parasal aktarım mekanizmasının etkinliğini artırmak için çeşitli araçlarla sterilize edilmiştir. Bu çerçevede 2023'ün temmuz, eylül ve kasım aylarında miktarsal sıkılaştırma kapsamında yapılan zorunlu karşılık oran artışları ile sistemden toplam 1 trilyon lira sterilize edilmiştir. Sistemin fonlama ihtiyacı, zorunlu karşılık oranlarının artırılması öncesinde Temmuz 2023 ortasında 926 milyar lira iken, 21 Aralık 2023 itibarıyla 1,269 trilyon liraya gelmiştir. Zorunlu karşılıklara ilişkin atılan miktarsal sıkılaştırma adımlarının ardından TCMB, 21 Aralık 2023'te yaptığı duyuru sonrasında parasal aktarım mekanizmasının güçlendirilmesi amacıyla kullanılan sterilizasyon araçlarının çeşitliliği artırılarak TL depo alım ihaleleri düzenlemeye başlamıştır. TCMB, 30 Ocak 2024 tarihli duyurusu kapsamında zorunlu karşılık uygulamasına ilişkin yaptığı düzenlemelerle miktarsal sıkılaştırma sürecine devam etmiştir. Kur korumalı hesaplar için zorunlu karşılık oranları indirilirken, döviz cinsi hesaplar için TL cinsinden tesis edilen ilave zorunlu karşılık oranında artışa gidilerek yapılan uygulama değişikliğinin net etkisi 125,8 milyar lira sıkılaşma yönünde olmuştur."

 

TL DEPO ALIM İHALELERİ

 

Analizde, TCMB'nin 22 Aralık 2023'ten itibaren sistemdeki fazla likiditeyi, gecelik vadenin dışında düzenlediği 1 ve 2 hafta vadeli TL depo alım ihaleleri ile sterilize ettiği, bu tarihten itibaren sistemdeki geçici fazla likiditenin düşmesiyle birlikte depo ihaleleri ile çekilen tutarın da gerileme kaydederek 25 Ocak 2024 itibarıyla 32 milyar lira düzeyine geldiği bildirildi.

 

TL depo alım ihaleleri ile fazla likiditenin çekilmesinin gecelik vadede yapılan sterilizasyon tutarının kademeli olarak gerilemesini sağladığı bildirilen analizde, TCMB'nin gecelik sterilizasyon tutarının makul düzeylere inmesiyle gösterge niteliğindeki gecelik repo faizlerinin oluştuğu BIST Repo-Ters Repo Pazarı gecelik vadeli işlem hacimlerinin makul seviyelerde seyrettiği ve bu yolla para piyasalarının etkin çalışmasının desteklendiği belirtildi.

 

Depo alım ihalelerinde oluşan ağırlıklı ortalama faizlerin TCMB politika faizine yakın düzeylerde oluştuğu kaydedilen analizde, "Açık Piyasa İşlemleri kanalıyla gecelik vadede yapılan sterilizasyon tutarının makul düzeylere düşürülmesinin BIST repo pazarı işlem hacimlerine olumlu yansımaları yanında TCMB para politikası duruşunun gecelik faizlere aktarımında iyileşme kaydedilmiştir. Düzenlenen depo ihaleleri ile fazla likiditenin vadeli çekilmesi sonucunda BIST Repo-Ters Repo Pazarı gecelik repo faiz oranları, TCMB politika faizine yakın seyretmiştir." ifadesine yer verildi.

 

TCMB, temel iletişim aracı olan Enflasyon Raporu'nu her yıl önceden duyurulan bir takvim çerçevesinde 3 ayda bir yayınlıyor. Enflasyon Raporu'nda TCMB'nin orta vadeli öngörüleri ve enflasyon tahminlerinin yanı sıra genel makroekonomik gelişmeler kapsamlı olarak ele alınarak enflasyonu etkileyen unsurların genel değerlendirmesi yapılıyor. Enflasyon Raporu'nda ayrıca güncel konuları irdeleyen geniş kapsamlı analizlerin yer aldığı "kutular" yer alıyor.

13 Şubat 2024 Salı

İmalatçı KOBİ'lerin yalın üretim teknikleri ve dijital dönüşümleri Model Fabrika uygulamalarıyla hızlandırılacak.


 

Yetkinlik ve Dijital Dönüşüm Merkezleri (Model Fabrikalar) eğitim ve danışmanlık hizmetleriyle sürekli iyileştirme, yalın üretim, dijital dönüşüm gibi konularda işletmelerin mevcut yapısını değiştirip insan, makine, ekipman, ham madde, malzeme, zaman ve enerji kaynaklarını verimli kullanmalarını ve rekabet güçlerini artırmayı amaçlıyor.

 

Milli Teknoloji Hamlesi vizyonu kapsamında odak alanlarda stratejilerin hazırlanması, sanayiye ilişkin analizler yapılması, verimliliğin artırılması, çeşitli kamu politika araçlarıyla yerli üretimin ve teknolojik kabiliyetlerin geliştirilmesi, üreticilerin yatırım, üretim ve finansman sürecinin kolaylaştırılması, Teknoloji Odaklı Sanayi Hamlesi Programı ile öncelikli sektörlerle yüksek teknolojili ürün üretiminin desteklenmesi hedefleniyor.

 

Model Fabrika uygulamaları ile imalatçı KOBİ'lerin yalın üretim teknikleri ve dijital dönüşümlerini hızlandırmaları sağlanıyor.

 

MODEL FABRİKA SAYISI 14'E ÇIKACAK

 

Adana, Ankara, Bursa, Gaziantep, İzmir, Kayseri, Konya ve Mersin'de Model Fabrikalar hizmet veriyor. Malatya, Samsun, Denizli, Trabzon, Kocaeli ve Eskişehir'de kurulması planlanan söz konusu fabrikalar için illerde yürütücü kuruluşlarla Stratejik Araştırmalar ve Verimlilik Genel Müdürlüğü arasında işbirliği protokolleri imzalandı.

 

Model Fabrika kurulacak illerde bilgilendirme toplantıları düzenlendi. Yeni kurulumlarda, mevcut Model Fabrika deneyimlerinden faydalanılması amacıyla danışman Model Fabrika eşleşmeleri yapıldı ve gerekli bilgilendirmeler sağlandı. Eskişehir ve Samsun'da Model Fabrikaların bu yıl faaliyete geçmesi planlanıyor.

 

5 ODAK NOKTASI BULUNUYOR

 

Model Fabrikalarla hata yapma özgürlüğünün olduğu gerçek bir üretim ortamında, deneyimsel öğrenme teknikleri kullanılarak verimlilik temelli dönüşümün öğretilmesini ve yaygınlaştırılmasını sağlayan eğitim ve danışmanlık hizmetlerinin verilmesi amaçlanıyor.

 

Söz konusu fabrikaların, farkındalık ve deneyimsel eğitimler, öğren-dönüş programları, proje uygulama ve işbirliği faaliyetleri gibi 5 ana odak noktası bulunuyor. Belirlenen işletmelere öğren-dönüş programı kapsamında deneyimsel eğitimler ve danışmanlık/koçluk hizmetleri de veriliyor.

 

Türkiye'nin verimlilik odaklı ulusal kalkınması için önemli araçlarından olan Model Fabrikalar, yalın ve dijital dönüşüm uygulamaları ile Öğren-Dönüş programlarını daima merkezde tutan, verimlilik ekosisteminin temel aktörleri ile işbirlikleri kuran, kurumsal kapasite ve yetkinlik gelişim esasıyla kendisini sürekli yenileyen, stratejik bir anlayışla yönetilen ve faaliyetleri sonucunda izlenebilir, etkisi ölçülebilir ve ölçeklenebilir çıktılar üretmesi için kurgulanan eğitim ve danışmanlık merkezleri olarak kabul ediliyor.

 

VERİMLİLİKTE YÜZDE 76'YA, ÜRETİMDE YÜZDE 140'A VARAN ARTIŞ

 

Öte yandan Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, işletmelerde verimliliğin artırılması ve dijital dönüşüm süreçlerinin hızlandırılması adına "Model Fabrika"ları hayata geçirdiklerini, bu fabrikalarda işletmelerle birlikte dijital dönüşüm, sürekli iyileştirme, yalın üretim gibi alanlarda eğitim ve danışmanlık hizmetleri sunduklarını, destek sağlanan işletmelerde önemli düzeyde performans artışlarına tanık olduklarını anlatmıştı.

 

Verimlilikte yüzde 76'ya, üretimde yüzde 140'a varan artışın yanı sıra ürün maliyetinde yüzde 18 tasarruf sağladıklarını aktaran Kacır, "Elde edilen rakamlar, gelecek adına bizleri umutlandırıyor. Önümüzdeki dönemde de 8 olan model fabrika sayımızı 14'e çıkarmak için çalışmalarımızı sürdürüyoruz." diye konuşmuştu.

25 Şubat 2024 Pazar

Akademisyenler, piyasalarda riskli enstrümanlara da erişimi kolaylaştıran teknolojik gelişmelerden, finansal okuryazarlığı artırmak için yararlanılabileceğini belirterek, küçük yatırımcılara finansal okuryazarlıklarını artırmaları önerisinde bulundu.


 

sermaye piyasalarında farklı yatırım araçlarına yönelim giderek artarken finansal okuryazarlığa yönelik çalışmalar da hızlandı. Bu anlamda sivil toplum kuruluşlarının çalışmalarının yanında, finansal okuryazarlık 2024 Yılı Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı'nda da yer aldı.

 

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz başkanlığında gerçekleştirilen şubat ayı Ekonomi Koordinasyon Kurulu (EKK) toplantısında konu ele alınırken, sermaye piyasalarının derinliği ve etkinliğinin artırılarak kaynakların daha üretken alanlara yönelmesi amacıyla finansal okuryazarlığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdüğü belirtildi.

 

Toplantı sonrası yapılan açıklamada, bu çalışmalarla bireysel tasarrufların daha etkin kullanılması ve makro düzeyde tasarruf oranlarının artırılmasının amaçlandığı vurgulandı.

 

ÖĞRENCİLERE FİNANSAL OKURYAZARLIK DERSLERİ

 

Gaziantep Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İşletme Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. İbrahim Halil Ekşi, finansal okuryazar olabilmek için ileri düzeyde finansal bilgiye sahip olma zorunluluğunun olmadığını söyledi.

 

Serbest piyasa ekonomisinin yaygınlaşması ve sermaye piyasalarına sunulan enstrümanların çeşitlenmesinin finansal farkındalığın oluşmasını sağladığını belirten Ekşi, son yıllarda özellikle bireysel yatırımcıların varlıklarını, borsada ve kripto paralarda değerlendirdiğini ifade etti.

 

Ekşi, bu durumun finansal okuryazar olmayı gerekli kıldığına dikkati çekerek "Finansal piyasalarda ürün çeşitliliğinin artması, ekonomik değişimler ve nüfusun artması yatırımcı sayısının yükselmesine sebep olmuştur ancak sadece yatırımcı sayısının çoğalması değil aynı zamanda nitelikli ve bilgili yatırımcının artması gereklidir." dedi.

 

Araştırmaların, Z kuşağı olarak tanımlanan 18-25 yaş arası gençlerin dörtte birinin borsaya yöneldiğini gösterdiğini ifade eden Ekşi, bu gençlerin sadece üçte birinin finansal bilgiye sahip olduğunu aktardı. Ekşi, son yıllarda sosyal medyanın gençlerin kararları üzerinde etkili olabildiğini ve bunun riskleri artırdığı değerlendirmesinde bulunarak, şunları kaydetti: “Gençlerin yatırım kararı alırken sosyal medyanın etkisi altında kaldığı, kişi veya kişilerin tutumlarına göre karar verdiği açıktır ancak sırf moda veya bir trend olarak finansal okuryazarlığa sahip olmayan kişilerin yatırım kararı almaları, alınan kararların riskli olabileceğini göstermektedir. Sadece sosyal medyaya bakarak yatırım kararı almak veya finansal bilgi öğrenmeye çalışmak doğru değildir.”

 

Türkiye için de finansal okuryazarlığın gelişmesinin önemli olduğunu vurgulayan Ekşi, gelişmiş bir finansal okuryazarlığın o ülkenin ekonomik politikalarının istikrarlı ve başarılı şekilde uygulanmasına olumlu yansıdığının altını çizdi. Ekşi, bu anlamda finans dersleri, üniversitede çeşitli konferans ve etkinliklerle gençlerin finansal okuryazarlığını artırmaya çalıştıklarını belirtti.

 

BAZI SOSYAL MEDYA PLATFORMLARI FİNANSAL OKURYAZARLIĞI DESTEKLİYOR

 

Doğu Akdeniz Üniversitesi İşletme ve Ekonomi Fakültesi Bankacılık ve Finans Bölümü Başkanı Yrd. Doç. Dr. Nigar Taşpınar ise sermaye piyasalarına artan ilgiye paralel bir şekilde finansal okuryazarlığın artmadığını ifade etti.

 

Taşpınar, bireylerin geleceğe dair güvensizlik, belirsizlik ve kaygı gibi psikolojik faktörlerden etkilenmelerinin, finansal okuryazarlık seviyesinin katılımcı sayısıyla aynı doğrultuda artış göstermemesinin temel sebepleri olduğunu söyledi.

 

Sosyal medyanın, finansal okuryazarlık üzerindeki etkilerinin çok yönlü olduğunu belirten Taşpınar, bu alandaki platformların, çevrim içi eğitim imkanlarına erişim sağlamasıyla finansal okuryazarlığı desteklediğine dikkati çekti.

 

Taşpınar, sosyal medyanın olumsuz etkilerine yönelik ise "Sosyal medya platformları, yatırımcıları spekülatif davranışlara itebilir. Popüler trendlere katılma arzusu, bilinçli yatırım kararlarının yerine spekülatif eğilimlere yol açabilir. Bu tavsiyelerin güvenilirliği konusunda dikkatli olunmalı. Herkesin finansal uzman olmadığı unutulmamalıdır." değerlendirmesinde bulundu.

 

Teknolojinin ilerlemesiyle finansal okuryazarlığı artırmak için birçok dijital platform ve mobil uygulamanın hayata geçtiğini ifade eden Taşpınar, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, Finansal Okuryazarlık ve Erişim Derneği, birçok banka ve sivil toplum kuruluşunun bu konuda çalışmalar yürüttüğünü de hatırlattı.

 

Taşpınar, üniversitelerdeki bu alana yönelik çalışmalara dair şunları kaydetti: "Akademik çalışmaların, finansal okuryazarlığın artırılmasına yönelik stratejilerin geliştirilmesinde önemli bir rol oynadığı düşünülmektedir. Bu çabalar, bireylerin finansal konularda daha bilinçli olmalarını sağlayarak ekonomik refahlarını artırmayı hedefler ve toplum genelinde finansal okuryazarlık seviyelerini iyileştirmeyi amaçlar."

25 Şubat 2024 Pazar