Teknopark İstanbul firmalarından LEOS’un ileri tarım projesi ‘Greenbox’ ile And Dağları’ndaki çiçeği bile evde yetiştirmek mümkün. Sürdürülebilir tarım, beslenme ve enerji alanlarında inovatif çözümler üreten şirket, Refresh projesiyle kadınlara eğitim vererek girişimciliğe teşvik ediyor.



  

 

HABER: ÖMÜR KIRBAŞLI

 

Giderek kirlenen doğa, hızla artan nüfus ve şehirleşme beraberinde sağlıklı ve nitelikli besine ulaşmamızı zorlaştırıyor. İleri teknolojik ürünler, inovasyon, yalın yönetim ve sürdürülebilir tarım ve enerji alanlarında mühendislik ve danışmanlık hizmeti veren Teknopark İstanbul’da yerleşik LEOS’un kurucusu Ertaç Çiftçi, kadınlara iş fırsatları sunan ‘Refresh’ ve yenilikçi tarım projesi Greenbox’ı İstanbul Ticaret’e anlattı. 

 

* Bize kısaca şirketinizi tanıtır mısınız? 

 

Ar-Ge, inovasyon, enerji, yetkinlik ve yalın yönetim alanlarında uzmanlaşmış bir mühendislik ve danışmanlık şirketiyiz. LEOS, geliştirdiğimiz ileri teknoloji ürünler ile sürdürülebilir tarım ve beslenme, yaşam, doğa ve enerji alanlarında mühendislik çözümler üretmek ve bilimsel çalışmalar ile Ar-Ge faaliyetleri yürütmek amacıyla 2018’de Petrol Mühendisi Ertaç Çiftçi, Avukat Melis Çiftçi ve Endüstri Mühendisi Prof. Dr. Sinan Apak tarafından kuruldu.

 

İSKANDİNAV ÜLKELERİNDE İHTİYACI GÖRDÜK

 

* Bu iş fikri nasıl ortaya çıktı? 

 

Aynı zamanda İsveç vatandaşı olan eşimle bir Stockholm seyahati sırasında; aylarca güneşi görmeyen ve ekilebilir tarım arazileri olmadığı için tüm sebze ve meyvelerini ithal etmek zorunda kalan İskandinav ülkelerindeki ihtiyacı görüp, pazara yönelik bir çözüm sunma kararı aldık. Dönüşte Prof. Dr. Sinan Apak ile ortak hobimizi yenilikçi bir teknolojiyle birleştirip çözümü bulduk ve evlerde sağlıklı sebze ve meyve üretme imkânı sağlayan şık bir beyaz eşya ürünü yapmaya karar verdik.

 

TÜBİTAK DESTEĞİ ALDI

 

Giderek kirlenen doğa, hızla artan nüfus ve şehirleşme gelecekte hayatlarımızın fanuslara hapsolacağını düşündürse de, bu fanusların içerisini yaşanabilir kılmak artık mümkün diyerek yola çıktık. Sürdürülebilir tarım ve beslenme alanında inovatif çözümler sunmayı hedefleyen, adını İsveççe ‘fanus’ anlamına gelen ‘lykta’dan alan LEOS’un ilk Ar-Ge projesi ‘lykta‘ ile 2018 yılı TÜBİTAK Bigg Girişimcilik Desteği aldık. Sonrasında bu projenin başarısı ile yepyeni, daha çevreci, daha uygulanabilir ve daha yenilikçi olan ‘Greenbox’ ve sürdürülebilir tarımın yanı sıra başka problemlere de çözüm olan ‘Refresh’ projelerini geliştirdik.

 

DİKEY TARIMIN FARKI 

 

* Refresh hangi konularda çözüm üretiyor? 

 

Refresh, günümüzde en çok kirlilik yaratan ve kaynakların aşırı tüketilmesine yol açan alanlardan biri olan tarım sorununu ele alıyor. Geleneksel tarım; yüksek su tüketimi, kimyasal işlemler, tarım ilaçları nedeniyle hava kirliliğine ve iklim değişikliğine büyük oranda katkıda bulunuyor ve aynı zamanda orman alanlarının yok edilmesinden de sorumlu. Dikey tarım hızla büyüyen bir alan olup, geleneksel tarıma göre daha hızlı ürün yetiştirilmesine, su, pestisit ve diğer kimyasal tedavilerin tüketiminin azaltılmasına olanak sağladığı için bu sistemlerin kullanımı giderek yaygınlaşıyor. Seralarda bitki üretimi yapan dünyanın önde gelen ülkelerinden biri olan Türkiye için tarım önemli bir gelir kaynağı. Aeroponik yöntemi Türkiye’de hızla gelişiyor ve bu yeni yöntemleri kullanan seraların sayısı artıyor.

 

EĞİTİM VERİYOR 

 

Refresh, şehirde tamamen kadınlar tarafından yönetilen, bir topluluk oluşturulmasını teşvik eden, nihai amacı bu alanda iş bulmak ve kendi gelirini elde etmek olan çevre dostu bir aeroponik tarım sistemi sunuyor. Refresh programının ilk bölümünde; hem aeroponik dikey tarım dersleri hem de sağlıklı yemek pişirme dersleri ile restoran işletmeciliğinin ele alındığı bir eğitim programı yer alıyor. İkinci bölümde ise; şehirlerin merkezi bölümlerinde yer alan Refresh Pointler’de eğitim alan bu kadınlar, pratik uygulama tecrübesi ediniyor ve aynı zamanda para kazanma şansı yakalıyor.

 

SAĞLIKLI YEMEK NETWORKÜ 

 

Refresh’in son bölümü ise sürdürülebilir restoran/kafe ve aeroponik seralar için ilk iki bölümden başarı ile mezun olan kadınlara iş fırsatı sunan Refresh Network. Refresh, iş bulması gereken kadınlarla, nitelikli çalışanları arayan şirketler arasında bir bağlantı görevi görüyor. Bu hem kadınlar hem de yenilenen üyelik sayesinde yüksek kalite garantisi sağlayan şirketler için değerli. Kadınlara yönelik Refresh faydaları, sosyal ve ekonomik yönler olarak sınıflandırılabilir. Refresh, kadınları güçlendiriyor ve ekonomik özgürlüklerini kazanmalarına destek oluyor. Kadınların yeni beceriler edinmelerine, iş bulmalarına, para kazanmalarına ve kendi gelirlerini elde etmelerine de olanak tanıyor. Ayrıca Refresh, şehir merkezinde sağlıklı, sürdürülebilir yemeklerin yanı sıra taze sebze ve meyveleri kolayca bulabilecek vatandaşlar için bir buluşma noktası görevi görecek bir temas noktası oluşturacak. 

 

ÇÖLDE ISPANAK, SOĞUKTA DOMATES YETİŞTİR 

 

* Greenbox projenizden de bahsedebilir misiniz? 

 

Eski zamanlarda insanların gıdaya erişimi zordu, ancak bizlerden daha sağlıklı besleniyorlardı. Başta kanser, lösemi, otizm, üreme problemleri gibi birçok hastalığın kaynağı olan tarım ilaçlarından uzak yaşıyorlardı. Greenbox, insanların evlerinde ilaçsız, hormonsuz, organik tohumdan hiçbir zararlı kimyasalla buluşmadan sağlıklı sebze ve meyvelerini yetiştirmesini sağlıyor. Topraksız tarım teknolojisiyle bitkiler geleneksel yöntemden 3 kat daha hızlı yetişiyor ve herhangi bir tarım ilacı ya da kimyasal kalıntısı kalmıyor. Bugünlerde 2 demet roka yiyeceğiz diye 3 saat sirkeli suda bekletiyoruz, 5 kez tuzlu suyla yıkıyoruz. Ancak bunlar bitkinin içine işleyen kimyasallara çözüm olmadığı gibi aşırı su tüketimine yol açıyor. Greenbox ile yıkamanıza bile gerek yok, tohumdan yetiştirdiğiniz bitkiyi direkt dalından koparıp tüketebilirsiniz. 

 

HEM TASARRUF HEM FAZLA ÜRETİM 

 

Greenbox, entegre edilen iklimlendirme sistemi sayesinde mevsiminden ve bulunduğu iklim koşullarından bağımsız bitki yetiştirmeye imkan tanıyor. Örneğin; soğuk bir coğrafyada domates yetiştirilebilir ya da çölde ıspanak. Greenbox, tekrar tekrar kullanımı sayesinde yüzde 98 su ve gübre tasarrufu da sağlıyor. Öte yandan, yer tasarrufu ile kapladığı alanda topraktakinin 10 katı, hatta üst üste konarak 50-60 katı bitki yetiştirmek mümkün.

 

ENDEMİK BİTKİ DE YETİŞİYOR 

 

Greenbox, aynı zamanda çok çevreci bir ürün. Şehirlerde ekilebilir tarım arazileri neredeyse yok. Kilometrelerce uzaktan henüz olgunlaşmamış sebze ve meyveler kamyonlarla şehirlere taşınıyor. Bunların olgunlaştırılması ve taşınması esnasında arkasında bıraktığı karbon ayak izi doğamızı kirletiyor. Greenbox ile olgunlaşmamış meyve ve sebze yemeye gerek yok, isterseniz endemik bitkileri bile yetiştirebilirsiniz. Paris’te restoranı olan Şilili ünlü bir şefi düşünün. Onu ünlü yapan tabağına And Dağları eteklerinde yetişen bir çiçeğin yapraklarından koyması için artık Şili’den gelen akrabalarını beklemek zorunda değil.

 

KISA VADEDE HEDEF AVRUPA VE AFRİKA 

 

* Geleceğe dönük hedeflerinizden bahseder misiniz?

 

Geleceğe yön veren, istihdam yaratan çevreci ve eşitlikçi bir teknoloji ve inovasyon firması olmayı hedefliyoruz. Kısa vadede ürünlerimiz ile Türkiye, Avrupa, İskandinavya ve Afrika pazarlarında yer almayı, uzun vadede dünya pazarlarında olmayı, hatta Mars ve kurulacak diğer kolonilerde insanların sağlıklı beslenmesini sağlamayı amaçlıyoruz.

20 Kasım 2023 Pazartesi

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Türkiye nüfusunun yüzde 86,5'inin internet, 67,4'ünün sosyal medya kullanıcısı ve yüzde 93,8'inin mobil bağlantı sahibi olduğunu bildirdi.






Uraloğlu, yaptığı yazılı açıklamada, her yıl dünya genelinde dijital verileri raporlayan We Are Social ve Meltwater kuruluşlarınca hazırlanan Dijital 2024 Global Genel Bakış ve Türkiye Raporu'nun nisan ayı verilerini değerlendirdi.


Dünya genelinde cep telefonu kullanım oranının 2024'te yüzde 69'u aştığını aktaran Uraloğlu, bu yıl itibarıyla dünya çapında 5,65 milyar insanın cep telefonu kullandığını ifade etti.


Uraloğlu, geçen yıl tekil mobil kullanıcı sayısının yüzde 2,4 artış göstererek 133 milyona ulaştığı bildirdi.


Dünya genelinde internet kullanımının büyük artış gösterdiğine işaret eden Uraloğlu, 2024'te dünya nüfusunun yüzde 67,1'inin yani 5,44 milyar insanın çevrim içi olduğunu belirtti.


Uraloğlu, küresel internet kullanıcı sayısının geçen yıla göre yüzde 3,4 arttığına dikkati çekti. Dünya çapında sosyal medya kullanıcı sayısının Kovid-19 salgınının başlangıcından bu yana yüzde 35'e yakın arttığını ve son 3 yılda 1 milyara yakın yeni kullanıcı geldiğini aktaran Uraloğlu, "Kullanıcı sayısındaki büyüme geçtiğimiz yıl önemli ölçüde yavaşlasa da halen artmaya devam ediyor. 2013 yılında 1,7 milyar, 2018'de 3,46 milyar olan kullanıcı sayısı nisanda bir önceki yıla göre yüzde 5,4 artışla 5,07 milyara ulaştı." değerlendirmesinde bulundu.



Türkiye'nin nüfusa göre interneti benimseme oranında yüzde 86,5'le 36. sırada bulunduğunu bildiren Uraloğlu, açıklamasını şöyle sürdürdü: "Ülkemiz internette geçirilen süreye bakıldığında, günde 7 saat 6 dakikayla dünyada 19. sırada yer alıyor. Nüfusumuzun yüzde 86,5'i internet, yüzde 67,4'ü sosyal medya kullanıcısıyken, yüzde 93,8'i mobil bağlantı sahibi. Rapora göre, hücresel mobil internet için ortalama indirme hızı 37,66 megabit, sabit internet ortalama indirme hızı da 41,90 megabit. Türkiye'de internet kullanımının başlıca nedenleri, bilgi bulmak, haber ve etkinliklerden haberdar olmak, bir şeyin nasıl yapılacağını araştırmak, ürün ve marka araştırması yapmak ile aile ve arkadaşlarla iletişimde kalmak olarak belirlendi."



Uraloğlu, Türkiye'de kullanıcı başına aylık sosyal medya kullanımında ilk sırayı 21 saat 24 dakika ile Instagram'ın, ikinci sırayı da 20 saat 54 dakika ile TikTok'un aldığını bildirerek, "Türkiye'de sosyal medya hesaplarından takip edilen profillerin başında arkadaşlar, aile ve tanıdığımız insanlar geliyor. Bunu, satın aldığımız ve satın almak istediğimiz markalar, televizyon şovları ya da kanallar ile eğlence içerikleri, fenomenler ve parodi hesaplar takip ediyor. Türkiye, dünyada sosyal medyada fenomenlerini takip etme oranında diğer ülkelere göre yüzde 11,7'yle 49. sırada bulunuyor." ifadesini kullandı.


Dünya genelinde her hafta çevrim içi satın alım yapan internet kullanıcılarının oranına bakıldığında, Türkiye'nin yüzde 64,6'le 3. sırada yer aldığını belirten Uraloğlu, şunları kaydetti: "Ücretsiz teslimat, kolay iade politikası, kuponlar ve indirimler, hızlı ve kolay ödeme ile müşteri yorumları gibi etkenler vatandaşların çevrim içi alışverişe yönelmesinde en önemli tercih sebepleri olarak karşımıza çıkıyor. Yeni marka, ürün ve hizmetleri keşfeden kullanıcılar incelendiğinde yüzde 36,8'inin sosyal medya reklamları aracılığıyla bu markaları keşfettiği belirlendi. Bu sıralamayı, arama motorları, televizyon ve uygulama reklamları ile marka veya ürünlerin internet siteleri takip etti."

12 Temmuz 2024 Cuma

TÜBİTAK Uzay Teknolojileri Araştırma Enstitüsü Müdürü Mehmet Nefes, "Türksat 6A ile Türkiye, kendi haberleşme uydusunu yapıp uzaya gönderebilen 11 ülke arasındaki yerini alacaktır" dedi.


 

TÜBİTAK Uzay Teknolojileri Araştırma Enstitüsü (TÜBİTAK UZAY) Müdürü Mehmet Nefes, Türkiye'de geliştirilen ilk yer sabit yörünge haberleşme uydusu olarak dışa bağımlılığı azaltan ve bu gece 00.20'de uzaya fırlatılacak olan Türksat 6A projesini ve Türkiye'nin uzay misyonunu değerlendirdi.

 

Soru: Türksat 6A projesi nasıl yürütüldü? Kimlerle çalışıldı?

 

Nefes: Türksat 6A Projesi, TÜBİTAK 1007 Kamu Kurumları Araştırma ve Geliştirme Projelerini Destekleme Programı kapsamında yürütüldü. Proje, TÜBİTAK ve Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı tarafından finanse edildi, Türksat AŞ ise son kullanıcı olarak yer aldı. Proje yönetiminde TÜBİTAK UZAY öncülüğünde, TUSAŞ, ASELSAN ve CTech gibi önemli kuruluşlar da yer aldı. Ayrıca, projenin gerektirdiği ekipmanların geliştirilmesi için birçok yerli firma ile işbirliği yapıldı.

 

Soru: Türksat 6A’nın teknik özellikleri neler? Uzaya fırlatılan diğer uydularımızdan farkı ne?

 

Nefes: Türksat 6A, 42 derece doğu boylamında görev yapacak ve yaklaşık 4,2 ton kütleye sahip ilk yerli haberleşme uydu platformudur. Hizmet ömrü yaklaşık 15 yıl olan bu uydu, 16 yıldan uzun yakıt ömrüne ve 22,5 yıl üzerinde bir tasarım ömrüne sahip, üzerinde 16 ana ve 4 yedek Ku-Bant aktarıcı bulunuyor ve 9,2 kilovata kadar güç üretebiliyor.

 

Türksat 6A'nın, BİLSAT, RASAT, GÖKTÜRK 2 ve İMECE gibi diğer milli uydulardan farkı, yer gözlem uydusu olmaması ve haberleşme ihtiyaçlarını karşılamasıdır. Türkiye, Türksat 1B ile kendi uydusundan haberleşme hizmetleri vermeye başladı, ardından Türksat 1C, 2A, 3A, 4A, 4B, 5A ve 5B gibi uydular devreye girdi. Ancak bu uydular yabancı yükleniciler tarafından yapılmıştı. Türksat 6A ise Türkiye'de geliştirilen ilk yer sabit yörünge haberleşme uydusu olarak dışa bağımlılığı azalttı.

 

Soru: Dünyada bugüne kadar kaç ülke kendi ürettiği uydusunu uzaya fırlattı? Türksat 6A'nın yerli ve milli oluşu dünya çapında ne ifade ediyor?

 

Nefes: Türksat 6A ile Türkiye, kendi haberleşme uydusunu yapıp uzaya gönderebilen 11 ülke arasındaki yerini alacaktır. Bu uydu, Avrupa, Kuzey Afrika ve Asya kıtasındaki geniş kapsama alanı ile çok sayıda kullanıcıya hizmet verebilecektir. Türksat 6A’nın yerli ve milli oluşu, Türkiye'yi sadece kendi haberleşme uydusunu yapan ülkeler arasına sokmakla kalmayıp, aynı zamanda uydu ve uydu kapsamında geliştirilen birçok ekipman ve alt sistemin ihracatını da mümkün kılacaktır.

 

Soru: Bu projenin Türkiye’nin uzay çalışmalarına katkısı nedir? Yerli ve milli Türksat 6A yeni bir dönemin başlangıcını mı temsil ediyor?

 

Nefes: Türksat 6A'nın yörüngede göreve başlaması ile birlikte, Türkiye’nin haberleşme uyduları alanındaki ihtiyacının önemli bir bölümü 15 yıl boyunca karşılanmış olacak ve gelecekteki talepler için yerli bir çözüm sunulacaktır. Ayrıca bu proje kapsamında yerli olarak geliştirilen ekipman ve alt sistemler, gelecekteki farklı uzay misyonlarında kullanılabilecektir. Proje, uzay alanında çalışan birçok kurumu bir araya getirerek, bu alanda yetişmiş bir insan gücü oluşturdu ve yerli firmalara yeni fırsatlar sağladı.

 

Türksat 6A ile Türkiye, uzay alanında rakiplerine karşı bir adım daha ilerledi ve seri üretim yapan uydu üreticileri ile benzer sürede ilk defa yerli olarak geliştirilmiş bir uydu üretti. Bu uydu, Türkiye’nin bugüne kadar ürettiği en yüksek değere sahip teknolojik üründür ve uzayda ulaştığımız en uzak nokta olan 35 bin 786 kilometrede faaliyet gösterecektir.

 

Soru: Türksat 6A dışında Türkiye'nin hangi alanlarda hangi uzay projeleri bulunuyor ve Türkiye'nin uzay misyonu nasıl bir yelpazeye yayılıyor?

 

Nefes: Türkiye’nin uzay projeleri 3 ana başlık altında toplanabilir: Yer gözlem uyduları, haberleşme uyduları ve derin uzay görevleri. Yerli olarak üretilen yer gözlem uydusu İMECE, 15 Nisan 2023 tarihinde fırlatıldı. Devam eden yer gözlem uydu projelerimiz arasında İMECE 2 ve İMECE 3, GÖKTÜRK 1 Yenileme ve GÖKTÜRK 3 bulunuyor. Türksat 6A haberleşme uydumuz ise 9 Temmuz 2024 tarihinde uzaya fırlatılacaktır.

 

Türkiye’nin ilk derin uzay görevi olarak başlatılan Ay Araştırma Projesi'nin tasarım çalışmaları devam ediyor. Bu proje ile Türkiye, Ay yörüngesine yerleşebilen sayılı ülkelerden (7 ülke) biri olmayı hedefliyor. Ay uydusundaki bilimsel görev yükleri ile Ay’daki suyun kaynağının ve yerel manyetik alan yapılarının keşfedilmesi hedefleniyor. Ayrıca milli imkanlarla geliştirilen Hibrit İtki Sistemi’nin uzayda ve Ay yörüngesinde ilk defa ateşlemesi gerçekleştirilecektir. Bu projeyle, milli geliştirilen ekipmanlara derin uzay tarihçesi kazandırılacak ve yeni Ay görevleri için kritik bilgi ve teknolojiler elde edilecektir.

 

TÜBİTAK Uzay Teknolojileri Araştırma Enstitüsü olarak, ülkemizin uydu ve gelecekteki uydu teknoloji ihtiyaçlarını karşılamak için hizmet vermeye hazırız. Sıradaki uyduyu biz yapalım.

08 Temmuz 2024 Pazartesi